|
||
| insanoğlu sosyal, siyasal ve felsefi konularda milyonlarca kitap yazmış, fikir üretmiş, okullar açmış vs. yani her şey bilimsel olarak didik didik edilmiş vaziyette. ancak hala bu kadar akademik değeri arkasında bulunduran devletler, amacı insan öldürme yoluyla hakimiyet kurmak olan savaşları meşru görüp buna programlanabiliyorlar. medeniyetin bugün gelmiş olduğun noktada henüz insan öldürmek ve şiddet için aksi bir kültür geliştirerememiş olması çok ilginç.. sizce şiddetin resmi olarak halen kullanılıyor olmasının siyasi sebepleri nelerdir ? |
||
|
||
| doğada ilk kirlenmedir sınırlara bölünmesi yeryüzünün fazıl hüsnü dağlarca |
||
|
||
| mülkiyet ediniminin topluluk boyutu yani ?? | ||
|
||
Alıntı medeniyetin bugün gelmiş olduğun noktada henüz insan öldürmek ve şiddet için aksi bir kültür geliştirerememiş olması çok ilginç.. Medeniyet başka şey, modernizm başka şey bence. Bugün modern toplumlar var sadece, ben henüz medeni bir topluma şahitlik etmedim. Modernizimde insan en ucuz şey, medeniyetler de ise kıymetli olan... İyi geceler bu arada herkese. |
||
|
||
mülkiyet ediniminin topluluk boyutu yani ?? aslında tam böyle değil elbet. önce şunu belirtmek gerek, savaş, ille de medeniyet dışı olacak diye bir kural yok. sonuçta doğada da mutlaka çatışma vardır. karşıt kutuplar vardır. medeniyet, belki de savaşın biçimini değiştirebilirdi. belki bir gün, silahları bırakıp mahalle kavgalarında olduğu gibi "erkekçe" yumruk yumruğa dövüşmek medeni olacak, bilemeyiz. ne dersiniz, eğlenceli olmaz mıydı? koca amerika ile koca çin karate yapıyor ![]() belki de bir makineye bağlanıp kimin iradesi, kimin düşüncesi daha güçlü, kimin stratejileri daha mantıklı diye ölçülebilir ve silah kullanmaya gereksinim duyulmazdı. savaşı, "silahlı çatışmalar" olarak ele alırsak, belki bu mümkün olabilir. ama genel olarak savaştan söz edeceksek, bunun sonlanması neredeyse olanaksız gibi. |
||
|
||
| aslında savaşsız bir gelecek yaratamıyor olması, şu an siyaset biliminin ve felsefesinin olması gerektiği konumdan çok farklı bir noktada pozisyonlanmış olmasına işaret ediyor. yani bir yerlerde yanlış yapılıyor ve her nasılsa büyük bir çoğunluk hiç bir şeyin farkında değil. yoksa bu özel olarak yaratılan bir durum mu ?? |
||
|
||
bu gerçekten niyetli bir soru ![]() evet, özel olarak yaratılıyor ![]() bugünkü çekişmeler nelerdir? dünya zenginliğinin paylaşımı, yeryüzü siyasetinde belirleyici olmak, uygarlığı besleyen doğal kaynaklara egemen olmak vs. bunlara egemen olmak isteyen elbette bu özel durumu yaratıyor. bunları kaldırdığımızda da "savaşın bugünkü biçimine" belki son vereceğiz. ancak "medeniyet" açısından konuşursak, daha bir çok konuyu aydınlatmamız gerekecektir. insan düşüncesinde aşılması gereken bir eşik var. insan kendisini evrenin merkezi sanıyor. halbuki uzay düzlemden bakan herhangi bir göz (diyelim bir uzaylı) için, insanla karınca arasında bir ayrım gözetmek mümkün mü? tabi ki fiziksel görünümden söz etmiyorum. bütün mit'ler (ve özellikle din) bu düşünüşü destekliyor. bütün evren, insan için yaratılmış. o zaman insan kendinde onu dilediği gibi kullanma hakkını görüyor. bu düşünüş, ulus bazında biçimleninçe daha tehlikeli bir hal alıyor. "en büyük asker, bizim asker!" bu düşünüş, toplumsal yapılanma (sınıf) bazında biçimlenince daha da tehlikeli bir hal alıyor. "en iyisi, en fazlası, en lüksü benim hakkım!" böyle sürüp gidiyor. bence bir medeniyet olacaksa, artık insan merkezli olmayacak. insan merkezli medeniyetin çatışma ve savaştan kurtulabileceğini sanmıyorum. dünyanın, evrenin merkezi olmadığını çözdüğümüzde pozitif bilimler hızla gelişti. insanın, evrenin merkezi olmadığını çözdüğümüzde de, belki sosyal bilimler (medeniyet) hızla gelişecek! |
||
|
||
bu gerçekten niyetli bir soru ![]() ![]() .. yaptığımız periyodik felsefe söyleşilerinden birinde egoizmi tartışmıştık. bunun aslında doğal ve gerekli bir dürtü olduğunu, yine insan tabiatında var olan özveri ile dengelenmesi gerektiğini konuşmuştuk. insanı topluluk olarak yaşamaya mahkum bir varlık olarak, oluşturduğu topluluklara bazı etkenlerle oranları belirlenmiş, ego ve özveri pompalar. medeniyet insanı yalnız kaldığında ve güç kullanımı serbestliğinde yönlendirme imkanını kaybeder; pis işler ıssız yerlerde görülür ve güçlü olan dilediğini yapar. ayrıcalık elde etme peşindeki otorite ve egolarını tatmin etmede saplantıya düşmüş insanların, sahip oldukları imkanları şiddete yatırım yapmasını kaçınılmaz kılıyor. çünkü güç ve otorite elde etmenin araçlarından birisi para diğeri de şiddetdir. günümüz siyaset, felsefe, sosyal bilimler ve ekonomi akademisyenleri otorinin kontrolündedir ve ona hizmet etmek için vardır. sistemin kirli yüzü bu akademik çevrelerin meşrulaştırması ve desteği ile gizlenir ve beslenir. mehmet akif'in dediği gibi; "medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar." |
||
|
||
| Medeniyet kavramı denge'nin de ayırdığı gibi modernizmin dayattığı bir gelişmişlik ölçüsü olarak algılandığı sürece insan davranışlarının nedeni hakkında bir sonuca varma olasılığımız söz konusu olamaz. Asıl sorun insanın hayvandan uzaklaşma sürecinde aldığı yolun çok zor ve sıkıntılı olmasından kaynaklanıyor. Bu evrimsel yolun henüz başında olan insan, kendi içgüdülerini kontrol altına almaya çalışsa da çok başarılı olduğunu söyleyemeyiz. Deniz'in yukarıda anlattığı içgüdüler bu süreçte bizim davranışlarımızı belirlerken olayın mülkiyetle doğrudan ilişkilendirilmesi sorunun yanıtı için yeterli olmayabilir. Kanımca insanın savaşma zorunluluğunun iki önemli temel nedeni olabilir. 1) Doğadaki seçilme ve rekabet güdülerinin bir sonucu olarak başkasından üstün olduğunu kanıtlama ve hayatta kalabilme isteği, insanın başkalarının yaşamını ortadan kaldırma hakkını kendisinde görmesini sağlıyor. Böylece ben ölme aşamasına gelmeden onu öldüreyim mantığıyla hareket edilmeye başlanıyor, gücü elinde bulundurduğu için de kimsenin kendisine karışma olasılığı bulunmuyor. Bugün İsrail ve Lübnan'daki durumu böyle açıklayabiliriz. 2) Öte yandan doğadaki tüm canlıların kendi neslini sürdürme amaçlarına baktığımızda, her canlının başka bir canlı tarafından yok edilerek sayısının kontrol edildiğini görüyoruz. Örneğin bir ceylan sürüsündeki hasta, sakat ve farklı olanlar öncelikle arslanlar tarafından yakalanır ve yok edilir. Bu şekilde hem ceylanların üremesi kontrol altına alınır hem de arslanların beslenme yoluyla kuşaklarca devamı sağlanmış olur. Ancak insanın sayısını kontrol edecek ve onun doğal şekilde ölmesini sağlayacak bir mekanizma bulunmadığından savaş denilen kavram ortaya çıkmıştır. Böylece insan kendi cinsini öldürerek yok etme şerefine nail olarak hem kıt kaynakların bölüşümünde bir adalet sağlamış hem da insan sayısının artarak yer sorunu yaratmasına engel olmuştur. |
||
|
||
| Konuyla çok alakası yok ama şu tatil sırasında doğayla başbaşa kalma imkanım oldu. Yarasalar geceleri sinekleri, böcekleri yiyor,köpekler kedileri boğuyor, kediler kertenkeleleri... tüm hayvanlar birbirini katlediyor beslenmek ya da güçlenmek için, bazen de sadece hayvan oldukları için. İnsan da doğada bir hayvan sadece. Ama o en acımasızı... çünkü kendi cinsine ihanet ediyor sürekli. İnsan güce doymuyor, bence problem şurada başlıyor. İnsan doğanın bir parçası olduğunu kabul etmek zorunda... Kendini doğanın hakimi olarak görmekten vazgeçtiği anda gücün peşinde koşmayacak artık, durulacak ve belki insan olma yolunda birkaç adım atacak. Ama hayvanız işte...Bugün Irak'ta hergün ortalama 100 kişi ölüyor... Bu başka nasıl açıklanabilir ki... |
||
|
||
| hayır anne ben insanım | ||
|
||
| hayır baba ben cocugumm | ||