SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nihilizm

Konu: Ağzın Bir Buzdağı!

Sayfa: [ 1 ] 2

17.07.2006 23:35:53
Söylemde her zaman cesurdur:

"Dikkat et! Pek uzun kaldın aynı yolda! Pek dar hem bildiğin! Sürüngenler bile kendi yurdunu terketti de, dolaşadurdu başka mezarlar üzerinde!

Başka kentler görenler, başka yıldızlara şahit olanlar  bilir ne demek istediğimi!
"



"Şeyler imkanlı yalındır. Görmeyi, duymayı istemede, imkan yalını bıkkındır.  Biraz yaklaş kendine! Duymak istedin; 'onları söylemek istediklerinden' ne kadar yakın sana! Söylemek isterken dile geliyorsun, "hadi ben nerdeyim?" diyorsun! Ağzın bir buzdağı!..

Oluş halkan var. Bir halka... Pek tabiki, azı'ndan olma, bir halka ile etraflı! Etrafın ile döner, dönersin: Bırak şeylerin tabiatını! Raks ile döner dönersin, sıvanaydı,  unutmadın, bildin iken, "bu dengeliyse de işte!" demeyi kes! Rakset!

Denge ile bir mandana bulaşır haricine, ucuna! Ağzın bir buzdağı! Heyhat! Kimler var, nedir halkanı susatan! Halkanın bağını kopar sanı!

"Uzun çok uzun! Çok uzun geldi bana! Çok uzun! Bu kör sunak, açık ağzıma çok sözlendi! Görmüyordum, duymuyordum. Ağzım yutkunaç! Buz kayalarının dağlanı!"

Ağzımla varlığını bilinçlendir! Hadi benim olan! Benden olan! Sen' Ağzım senin ol kılıcın! Ne! Bir şey mi söyledi taklit salıcın? Açık ağzında ben yokum! Sende kesin olan şey bende yokum! Sende eşsiz olan bende yokum! Benden enlice savrulan sendeki yokum! Ağzımlar varlığın, bilinçlendir!

Hadi ben olan! Ağzım koca bir sonsuzluk! Bir tıkkın, kurtarılmak istenecek kadar laf söyleyebilir ancak!

Şeyler imkanlı yalındır! Kurtarıcı ise lafta pek kalındır! Pek tabiki!

Hadi ben nerdeyim? Uzun uzun anlatın bana! Hızlı mı pek? Rüzgar savrulmak isteyen için esiyor! Hey, bu ne geceydi, ne gaybana!"

18.07.2006 19:56:27
q=m*c*#t

Önce beklemeyi tercih edersin
güneşi seyr-edersin
bulutlara bahane bulursun
dolaylı bir kaynak beklersin
Anlarsın ki harici kaynaklar duymaktan yoksun!
İçinden çağlıyan bir nefes, belki de bir haykırış, cinnet gibi ama daha sessiz ve sinsi!
Aslında kırılmasını değil de yavaş yavaş erimesini diliyorsun
Ama an ve an sıçramak istiyorsun

20.07.2006 23:58:45
Düşünün:

Merkezdeki noktasınız! Biliyorsunuz!
Size sonsuz kez çarpmakta olan şeyler, sonsuz kez size dokunan şeyler(den); çizgilerden ve yönlerinden tırsak sizce yakınuzak yayılyorsunuz... Ve aktığınız için genişliyorsunuz... Sınırlandırdığınız şey, buzdağını her oynatışta, her geçişinde yeni sınırlarını elde ediyor. Bildiğinizi gülümsüyorsunuz!

İlerliyor, ilerlerken korkuyor ama bitmiyorsunuz. Genişliyorsunuz... Genişliyorsunuz...

Bir evren olduğunuzu sanıyorsunuz...

14.09.2007 23:07:26
Sürüngen düşüne söyleyin, düş kırıklığı vebasına tutulmuş, olabilirli herşeyin kasık-akatı bir düşüncesi...
Sanki bilmek istediği tüm herşey derinlerde, çok derinlerde saklanmış bir sürüngen... Sanki "ben" tanınmamış gibi söyleyin, sanki iç "im"de hamile kalır, kaskatı - ki hiç im mum sönüyor -gebece!

Ne zaman düşsem, bu nehrin üstünde herşey yerinde duruyor... Boğulmuş ıstırapların kanı azaplı vicdan dibinde bitmiştir. Bir eski kuruntu vardır: Bu buz, köprüleri çökertir.

Aslında herşey kımıldamadan dururmuş, eskimo dostum, aslında her şey bir kuruntudur demeliymişim, düşüyorum, düşüyorsun... Demek, uzun güvensizlik ve tiksintiymiş. Oysa diyormuşum, oysa herşey gayet "yağmur yağıyor" demek gibi, "kendimi iyi hissediyorum, patlayan çok şey var ama, demek arıyorum" gibi... Düşüyoruz... Çevremizde dönüyor, halkamızı turluyoruz... Onlara düşüyoruz.

Düşmek güzelmiş oysa, olsa...

Düştüğüm "bekliyorum" tesellisi tahta parmaklıklar gibi o nehrin üstünde... Hep yerinde duruyormuş, biz ilerliyormuşuz da bizimle birlikte geldiğini düşünüyormuşuz, arkamızda bir akın var zannediyormuşuz?

Bütün sokaklar boyunca, caddelerin her taşıtı bütün "iyi" ve "kötü"lerine boğduğu hareketsizliği boyunca gördüğümüz tek şey "bir kısa devre için kör!" Düz gitmeliyiz dostum, "ben bozdum bu uykuyu dediğin vakitte bile" hedefini arşınlayan bir kaçışın belirtileri görünüyormuş. Kendinde teksik yakalamak,  o ıstırabın kanını ağırlamaktır - kendine dönmek, kendinden başka kimse bilmiyor henüz. Ve bize yolu soranmış başkası ve o da kendinden biriymiş.

Yolunu kaybeden bir denizci, bir başka denizciye kazara ulaşıyor: "Budur senin yolun işte! Ve bu yolu tekrar tekrar soracaksın, istiyorsun çünkü!" Bir cevap mı bu, görüntü ve şekiller mi yaratıyorsun yoksa; kendine cevap veriyor denizci, yolunu başkalarından istemeye istemeye soran kişi.

Herşeyi kaçırmak, kendini erginlemek, kendi başına iniş saatini bulmak,  yavaşça kendi insanını anlatmaktan doğan; kendi utancının, etiğin ötesinde, herşeyin sen olduğuna boğulduğun, bir mide migreni ve bir başkası tarafından - asli kendi imgelemin içinde, sen levhasını sana gösteren olduğunu görerek...

Nehir sen, yolu sorduğun denizci sen, caddeler ve taşıtlar sen, tahta parmaklıklar ve sürüngen o tüm dönüşüm ve düşün, sen!

Henüz hiçbir ağırlığı uzak geleceklerin, tanrılarının... Kendi raksından asla tiksinmeyeceksin... çünkü sadece kendini görürsün; - tüm simgeler geçmiş ve gelecek çürükleri, inkarda bezgin, ihtiyatsız öde-leklik, yoksun, - hiç ancak hiçlik tükürür!

Kutlu bir alayın kendine doğru kaçtığı yerlerde gülen bir yüze sahip olmaman nedensizdir...

Hiç bağıl bulunumu desisedir, ağız söylemde bulantısına akar, sözcükler kuyuda beklenti "eker", tanrı doğurur, saldırır, sonra düşer... Kendine döner, kendine döner, kendine...

"Bana ettiğini bağışlıyorum ece!"
"Ya kendine ettiğini!"
"Bu söylemle kendimi de bağışladım!"

Kendini gören doğmamıştır... Gören, kendini dahi gören sanıdır.


Alıntı kahtalı_nietzsche                                           

Sanki kaybettiklerim, bana dönecek olan yegane kazanımın yatırımı -bedeli- gibi gelirdi.
Bu sayede, uzandığım yerden kalkardım.


Şimdi yine kalkabiliyorum,tek bir farkla; eskiden 'oraya bir daha dönmeyeceğimi' düşünürdüm, şimdi ise 'dönemeyeceğimi' düşünerek...

Hayatın tadı, tuzu herşeyi, sanki gelecekte beni beklemekteydi o zamanlar...

Hayatım, yaşadığım 'tarajedi'lerin tekrarından ibaret !

Bizi biz yapan 'trajedi' tekerrür ediyor, onarılmak ve öyle yola devam etmek...

''Yük'üm sadece sen değilsin!'
'Sen 'trajedi'min devamı ya da sonu olacak en son şanssın!'
'Seni; terkedilişimle, yalnızlığımla, vicdanımla, düşman halinle muhasebe ediyorum ve öyle yaşıyorum!'

16.09.2007 00:05:42
- Düşümde son doğumluydum... 
- Onunla ahbaplık ederken, ben de biraz kamburlaşmıyor muydum?

Sivir atre tuhaf güç, saplantıdan yapılmış büyük bir çanta. Bu apartmanın zemin katında bir buzdağı var, ama bu rutubetli dairenin kirasını ödeyen benim!

Sigara izmaritinden oluşmuş bir apartmanın düşerken duman çıkartığını ve dumanın buharlaştığını gördüm.

İçime girmişim, kiraladığım bu yer ağzım!

prensesistar 16.09.2007 00:32:31
Ilık bir nefes dolarak hiçliğimize bir ansızlık dokunur,
Tel tel durak durak tenimize.

Şimdi vakti dolmuş bir duşun dallarından düşerken,
Kırası bedenlerimizden ödenirken,
Ağaran her yanımız,
Bir günün bedelidir.
Üşümemizin yegâne nedenidir...


Çarptığımız her kapının bir noktasında duruyoruz.
Zamanı belli değil ki doğumuzun kimin ki aleni.
Hepimiz bir düş görüyoruz.
Ya içimizdedir bu acı anlatımsız yâda bedeni…

08.02.2008 01:05:02
Bir daire dışına çizilmiş düzgün dışbükey bir buzdağı, daire içindeki esası pek genel bir metod olan anlam hesaplarını aşan müstesna bir yakınsamdır.  Hükmün bir "doğru" derecesi kısaca müphem kavramlara dayanması ve izahı kendi doğrultularına sevk etmesine saplanabilir.

Ağzıma niyetlendim de göremedim, eksenimi. Sözlendim ve esini-yorumum.

"Bana prensip sahibi olduğumu söylüyorlar."  Mesele, kendi dairemde meşhur elem tekniiklerini çuvaldız dehasıyla gerçekleştirirken ilmime muhtıra ve tebliğler yayınlatmaları.

Bir araştırıcı hüviyet bana devrinin normal programını öğretme azmi ininde revaçta kaldı. Kısır yorum ve hiçbir veçhile havanın bu ağırlığına dayanamadı. Rutubetin özel hallerine "usul-i hendese" ile  elem öğretiyor.

Siv'ir atre tuhaf güç, saplantıdan yapılmış büyük bir çanta. Saplantıdan doğmuş bir nahv  ellif gözüyle iddia yağmuru yağdırıyor. Bu apartmanın zemin katında bir buzdağı var, ve en büyük iddiası bu rutubetli dairenin kirasını ödeyen benim!

Ağzım bir buzdağı. Kütüp dolabını sıkıca kapalı tutup muhafaza etmekten başka bir kıyas istimlağı Antikite diline sürmek. Ne kadar sürer, bu konuda parlak bir idrakım yok.

08.02.2008 01:06:04
raks ile dönerken kendi kendinle
merkezine mi itersin kendi kendini?
yoksa çemberindeki noktaların
savruluşunu mu izlersin?
halkalar sıralanmış içi içine
bir karanlık daire sanıyor insan kendini
döndükçe açılan...
ağzın buzdağı sıcaklıĞında
içindeki büyüklüğe esir etmiş kendisini
sunsanda sen anladığını sandığına
içinin büyük sıcaklığını
o gördüğüyle raksedeR
yine kendi kendine...
aldanış en büyük mutluluktur
ağzın buzdağında(?)
bir değildir işte sıRf bundan!..


08.02.2008 01:06:46
ellerınde sonsuz dua
ve dılınde bıtmez bır amac
ne mı oldu kork kac
bır korku dıpsız
bır dua nedensız
agzın bır buzdagı
suyun yok
nehırlerın
ıcınde sensız ıcsız bedensız

08.02.2008 01:07:26
Bir gün dilsiz olduğunu düşünerek uyanabilirsin.
Kimse söylediklerini senin biçiminde olduğu sürece anlamıyor anlamak istemiyor ve hatta.
Bile isteye ya da inadına bu tarz içe bükük bir dil kullanıyorsun sanıyor olabilir.
Ve sanki diline dikiş attıkları için sesler senin istemediğin biçimler alıp havaya saçmalık olarak yayılıyormuş gibi gelmeye başlayabilir..
O zaman ... senin gibi konuşan birilerini görmen şarttır.

Kanat

08.02.2008 01:08:05
kanatların sonsuz
Dilin havalansın
Kimse senı anlamıyorsa sasırma
sen yuksekde ucansın
Nedenın duyulmamak anlamlandırılmamak degıl
Ama unutma yerde cok kaza olur carpısır ınsanlar
Arabalar hayvanlar
Ama havada hıc kaza olmaz ucaklar herzaman carpısmaz
Bır savas durumu yoksa
Senınle savascak kadar ucan varsa
Sevınmelısın
Kımse yerde olene sehıt demez anlamaz
Şımdı dılınden dusen herkese bır ars deyımı yakıstırılır
Adı da savas erı dır
Kımse anlamıyorsa bızlerı nedenımız
Ucmamızdır
Sacmalarımız ıse duyulmayan yankılarımızdır
Agzın bır buz dagı unutma ıcım
%85 nerde saklı kımse bılmez
Duyulan yanın %15

08.02.2008 01:09:24
Dağ, buz ve "ağ-ız"...

Ağına takılan dilin mi?

Kendini çekiyorsun, kendi iç-inine!

-İçine bükülen- büyük gövden, bir kılıç gibi yırtsa atsa artık kendini ve çıksa ceseT'in-den...

Diril-SEN!

Kendine benzeyeni bulma sakın ve uyumlanma -uyumsuz ahengine-(!!!)

Dil-inin'de eriyen! Dev-in'gen...

Ağ-ız buzdan içeri ve dağ büyük değil! Ağ'ını kendi ören dilin-den!

08.02.2008 01:09:58
...

Dil içine büküldüğü vakit, -iç- diline çelme takıyor!

İnsan, dilin içine mi bakıyor?

Dil, insanın dışına mı akıyor?

08.02.2008 01:10:26
Servane gibi dolaş ileri mahlas atlasında...
Ağzın cep, iyen doruk katlanmış aslında.

Düşüş kendi içinde çengel, çengel kendiliğinden yük'lü, lal'lı pay!
Sus ruh! Hükmetme! Ağzınla dilini, sadece kendin say!

08.02.2008 01:11:03
Sözün hangi makamı bu... şehnaz
Hangi dile vurulur ki kilit bu ne naz
Beklediğin hangi dalda hangi yorgun kuş
Ve bahara kalmış uykusuz tek baykuş
Suskunlugun oncesınde bır damla... heyhat
Ve sıradanlıgı normal adı hayat
Hangimiz yaptık ki içimizdeki yığın çalgılı
Sözü yokmu sanarsın ince sancılı
Hepimizin cebinde değil s
Kimimizde kin kimimizde öç


Sayfa: [ 1 ] 2