|
||
| Halkımızın çok kullandıgı etken maddesi Asetilsalisilik asit olan ASPIRININ yararları ve zararları hakkında neler biliyoruz .... | ||
|
||
| Hipokrat söğüt ağacı kabuğunu kaynatıp hastalarına içirdiğinde, aslında mucize ilaç Asprin'in hammaddesi Asetil Salisilik Asit'i bulmuştu, ama bu ateş düşürücü, ağrı dindirici karışıma adını o koymadı. Asetil Salisilik Asit'in 'Asprin' adıyla markalaşması yüzyılları buldu. Bugün 107 yaşına giren Asprin'in hala keşfedilmemiş faydaları bulunuyor. İnsanoğlunun her zaman "ağrıyla" sorunu olmuştu. İnsanın yardımına da ilaç endüstrisinin gelişmediği dönemlerde doğa koştu. Ancak aradan geçen yüzyıllar insanın gelişmesine, geliştikçe de doğanın dilini daha az anlamasına yol açıyordu. Tıbbın babası Hipokrat doğayı günümüzün modern doktorlarından daha fazla tanıyordu. Bizler gibi "a ne güzel bir söğüt ağacı" diye geçip gitmek yerine, diğer ağaç ya da bitkilere yaptığı gibi, söğütün de kabuklarını kaynatıp ne işe yaradığını denemişti; ateş ve kırıklıklara iyi geldiğini görmüştü. Ancak zamanla Hipokrat da onun çağdaşlarının ilaçları unutuldu. Hatırlanması için de yüzyılların geçmesi gerekti. Hipokrat'ın yüzyıllar önce bulduğunu 1800'lü yılların ortalarında ilaçlar üzerine çalışan bir kimyager olan Fransız Gerhartd yeniden keşfetti. Hipokrat'la başlayan Gerhartd'la devam eden zinciri Felix Hoffman tamamladı. Gerthartd asetilklorürün sodyumsalisilatla etkileşimini sağladı. Onun bu buluşu 1899'da Bayer laboratuvarlarında yine bir kimyager Felix Hoffman tarafından saf ve bozulmaz Asprin oldu ve piyasaya sürüldü. Üstelik o dönemde büyük salgın halinde gelen Avrupa'yı kasıp kavuran gribe de çare olunca, daha ilk günden "mucize" muamelesi gördü. Asprin tam 105 yıldır hayatımızda... Renklere, ırklara, ülkelere bakmadan insanlara yardım ediyor. Diğer ilaçlar gibi Asprin konusunda da doktorlara danışmak en iyisi ama. Asprin öylesine hayatın içindeki, evlerde buzdolabındaki peynir muamelesi görüyor. Coca-Cola içecek sektöründe neyse, Asprin markası da ilaç sektöründe öyle bir şey. Marka adı Asprin olmakla birlikte bu ilacın asıl adı Asetil Salisilik Asit (ASA). Keşfinden bu yana aktif hammaddesi aynı kalan bu ilaç, girdiği her ülkede çok kısa sürede popüler olmasıyla tanınıyor. Asprin, satıldığı pek çok ülkede her yaşta insanın sağlık problemlerine çözüm getiren eski ama modern bir ürün. Aktif maddesi aynı olmasına rağmen, önceleri ateş düşürücü ve romatizmal tedaviler için kullanılan Asprinin her gün yeni bir faydası ilan ediliyor. Özellikle son yıllarda kan sulandırıcı etkisiyle özellikle belirli bir yaşın üzerinde kalp hastalığı potansiyeli taşıyan ya da kalp hastası olanların tedavisinde de kullanılan Asprin'in zaten var olan popülaritesi daha da artıyor. Türkiye'de Asprin Asprin ile Türkiye'nin tanışması 1925 yılına dayanıyor. Asprin Türkiye'deki çıkışını ilandaki şu metinle yapıyor: "Bu baş ağrısı hayatınızın lezzetini zail eder. Yegane çaresi yalnız ASPRİN tabletleri isti'mal etmedketir. Kırmızı bondrol ile Bayer markasına dikkat ediniz." Dünyadaki diğer ülkelerde olduğu gibi Asprin Türkiye'de de büyük ilgiyle karşılanıyordu. Hem ilacı kullananlara etkin çözüm sağlaması hem de fiyat uygunluğu ile Asprin bir anda "halk ilacı" olarak ünleniyordu. Bayer firmasının Türkiye ile tanıştırdığı Asprin halka yoğun reklam kampanyalarıyla tanıtılıyordu. Kampanyalarda Aspirin'in faydaları şöyle anlatılıyordu: "Romatizmaya en müessir tedbir Asprin tabletleridir", "Baş ağrıları için en mükemmel ve müessir ilaç", "Her türlü Alam ve Ecva'dan Kurtuluş. Asprin komprimelerinin şayan-ı hayret ve te'sir -i şifa bahşı sayesinde umum başve diş ağrıları, nikris, romatizma, nevralji vesaire tedavi olunur" Asprin Türkiye'de öylesine bir başarı elde ediyordu ki, çok geçmeden taklitleri ortaya çıkıyordu. Bu taklitlerin en ilginçleri "Assipin Kenan", "Asabrin İsmet", "Asporal"dı. Hatta Asprol'ın üreticisi Hüsnü Bey, Bayer soyadını da aldığından aynı zamanda Bayer firmasının ismini de kullanabiliyordu. İşte Asprinin Türkiye'deki ilk yolculuğu böyle başlamıştı. Dünyada 107 yaşını kutlayan Asprin Türkiye'de 81 yaşını kutluyor. Bu 81 yılda Asprin Türkiye'de de büyük mesafe kat etti. Günümüzde Türkiye, Bayer firmasının en önemli merkezlerinden biri. Aspirin'in hammaddesini dünyada üreten büyük ölçekli on tesisten biri bugün Türkiye'de. Ve yılda 900 milyon adet tablet, yani 300 ton Aspirin üretiliyor. Asprin nasıl bir ilaç? Asprin'in diğer tüm ilaçlar gibi doktor kontrolünde kullanılması gerekiyor. Ama şu da bir gerçek ki, pek çok evde bir kutu asprin mutlaka bulunuyor. Asprinin faydaları üstüne pek çok görüş var. Üretici firma ise bu faydaları üç maddede toplamış: "İltihabi durumlarda: örn. akut ve kronik romatizmal hastalıklarda. Ağrılarda; örn. baş ve diş ağrısı, bel ağrısı (lumbago), nevralji, siyatik, migren, soğuk algınlığı, grip ve hafif enfeksiyonlarda görülen ağrı ve ateş durumlarında." Ama her ilaç gibi Asprin'in de dikkat edimesi gereken özellikleri ve kullanılmaması gereken durumlar var: "Salisilatlara ve diğer steroid olmayan antienflamatuar ilaçlara karşı aşırı duyarlılığı olanlarda, kanama eğiliminin arttığı patolojik durumlarda, gebeliğin son üç ayında, glukoz-6-fosfat dehidrogenaz eksikliğinde, gastrointestinal kanalda kronik ve aktif ülseri olanlarda kullanılması sakıncalıdır." Üretici firmanın bir de uyarısı var: "Astma, nazal polip veya nazal allerjisi olanlarda, gastrointestinal şikayetleri, karaciğer harabiyeti, böbrek fonksiyon bozukluğu olanlarda ve cerrahi müdahale geçirecek kişilerde dikkatle kullanılmalıdır." Ve en önemli uyarıları da büyük harflerle yazıyorlar: "Çocuklarda ve gençlerde grip ve su çiçeğine eşlik eden yüksek ateşte, reye sendromu konusunda hekime danışılmadan kullanılmamalıdır." Asprin'in faydaları... Asprin söz konusu olduğunda faydaları say say bitmez bir şekilde sıralanıyor. Gerçi, bu faydalar henüz ilacın prospektüsüne girmedi ama, doktorlar bu faydalar konusunda hem fikir. Bu faydalar neler mi? 65 yaşın üzerinde 5 bin kişi arasında 3 yıl boyunca yapılan bir araştırma, Aspirin kullananlarda Alzheimer hastalığına yakalananların oranının yarı yarıya azaldığını ortaya koydu. Minnesota Üniversitesi 7 yıl süreyle, menopoz dönemine giren 28 bin 283 kadını izledi. Haftada 2 ile 4 adet Aspirin kullanan kadınlarda pankreas kanseri riskinin yüzde 43 oranında azaldığı belirlendi. Harvard Üniversitesi'nde laboratuvar farelerine yüksek dozda ASA verilerek kan şekeri büyük ölçüde düşürüldü, ancak fazla miktarın insanlara zararı dikkate alınarak, şeker hastaları üzerinde deneme yapılmadı. Amerikan Kanser Derneği tarafından 1803 kişi üzerinde yapılan araştırma, bir yıldan daha fazla bir süreyle haftada en az bir Aspirin alan kişilerde akciğer kanserine yakalanma riskinin yüzde 40 oranında azaldığını ortaya koydu. ABD'nin Florida Tıp Koleji'nde kanser kültür hücreleri üzerinde yapılan araştırmada, Aspirin'in yumurtalık kanseri hücrelerinin çoğalmasını yüzde 68 önleyebildiği belirlendi. İngiltere Tıp Araştırma Konseyi Aspirin'i yüksek riskli insanlarda ilk kalp krizini önlemede de yararlı olduğunu saptadı. Almanya'da, Dartmouth Medical School adlı tıp kuruluşundaki araştırmalarda ASA'nın bağırsak kanseri riskini yüzde 40 oranında azalttığı belirlendi. Amerikan Diyabet Cemiyeti, özellikle kalp hastalığı, aşırı kilo, sigara kullanımı, kanda yüksek kolesterol gibi risk faktörlerinin bulunduğu durumlarda şeker hastalarına Aspirin kullanımını tavsiye etti. Ağırlıklı olarak çeşitli ağrılarda ve ateşi olan hastalarda kullanılan ASA, günümüzde kalp ve damar hastalıklarında da "acil terapi ilacı" olarak kullanılıyor. Aspirin, damar sertliği ve kolon kanserine yakalanma riskini de yüzde 40 oranında azaltıyor. Dünya çapında damar tıkanıklığı olan hastalara uzun dönemli ASA tedavisi uygulandığında her yıl 100 bin ölüm önlenebilir. Düzenli olarak günde iki kez 500 mg'lık aspirin kullanımı, migren hastalığındaki atakların sıklığını da azalttığı gibi, ağrının şiddetini de azaltıyor. Eklem iltihaplarında da etkili bir madde olduğu kanıtlanan Aspirin'in, romatizmada da ağrı giderici etkisi tıp literatüründe kabul görüyor. http://urban5.com/?q=node/14248 |
||
|
||
bu önemli bilgiler için sağolun.........
|
||