SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Bilim

Konu: İnsan düşünüşünün izlediği yolve diyalektik mantık

Sayfa: [ 1 ]

04.09.2004 20:05:28
İnsan düşünüşünün izlediği yol ve diyalektik mantık farkı

İnsan düşüncesinin izlediği yolla yapay zekaların işleyişi arasındaki farkın daha iyi anlaşılması için konumuzu örnekler ve mantıksal formlar düzeyinden açıklayalım. Düşüncenin hareketinin en gelişkin ve yetkin bir açıklanışı ancak diyalektik mantık ilkeleriyle olabilir, onu izleyeceğiz ve bu konu bağlamında bir kez daha doğrulanışını göreceğiz.

Herhangi bir konuda insan düşüncesi tek yönlü bir yol izlemez, sözgelimi tekil, pratik/deneysel bilgilerden genele doğru değildir sadece. Tümevarım karşıt formuyla tümdengelimle birlikte ve içiçe uygulanır; duyumsal iletilerin alınışından itibaren canlı algıyı oluşturan etmenlerden biri olarak önceki bilgilerimiz sürece dahil olmaktadır. Karşıt formların birliği tüm bilgi sürecinde vardır ve insanın bilgi sürecinde bilgilerimizin nesnel gerçeğe uygunluğunu -doğruluk ve hakikatini- sağladığı gibi, düşünmede, insana özgü bir yöntem farkını da çıkartır ortaya.

Nesne ve olaylara ilişkin önceki bilgilerimiz -tarihsel bilgi birikimi- ve bu bilgilerin çeşitli düzeyde sentez ve sonuçlamalarla kavram, kategori, şekiller olarak belleğimizde yer etmiş oluşu, yeni bir durumun bunlarla ilişkilendirilmesiyle bütünsel ve niteliksel bakabilme, stratejik düşünebilme olanağını kazandırmaktadır. İnsanın, biçimleri tanıma ve kavramsal düşünebilme gibi yeti ve özellikleri buradan gelmektedir. Bunu bir örnekle açıklayalım. Bir kibrit kutusu ve sigara paketini yan yana koyalım. (Bu arada araya kaynak yapıp sigara içenler niye hala sigara içmeye devam ediyor?!!! soralım.) Kutu ve paketten hangisinin büyük olduğunu ve diğerinin, büyük olanın içerisine girip giremeyeceğini, bigisayara ve insana soralım. Bilgisayar önce her birinin ayrı ayrı en-boy, yükseklik ölçümlerini, alan ve hacim hesaplarını yapacak, bunları karşılaştırdıktan sonra hesaplamaların sonucu olarak sigara paketinin büyük olduğunu, kibrit kutusunun onun içerisine girebileceğini söyleyecektir. Her bir işlemi yapmadan önce de kullanacağı ölçüm aracını, yöntemini, keza hesaplamada hangi yöntemi kullanacağını da ayrı ayrı belirlemesi gerekmektedir. Görüldüğü gibi, basit bir sorunun yanıtlanması dahi sıralı çok sayıda işlemi gerektirir. Bilgisayarlar, saniyede milyarlarca işlem yapabilme kapasiteleriyle tüm bu işlemleri çok kısa sürede yaparlar. İsterseniz, size kibrit kutusunu yerleştirdikten sonra kalan hacmi de söylerler. Belirlenmiş bir çözüm sistemi dahilinde ya da farklı sistemleri uygulayarak matematiksel bir problemi insana göre kat be kat daha hızlı ve doğru olarak çözebilirler. Fakat işleyiş ve karar verme süreleri anlatıldığı biçimde olacaktır.

İnsan ise, iki cisme bakar ve baktığı anda görür ve karar verir! İnsan, biçimleri tanıma özelliğine sahiptir; canlı algı, kavrayış, kestirim, karar verme çok kısa bir sürede gerçekleşir. İnsan da iki cismi karşılaştırır, fark şuradadır: Cisimleri bütün olarak görür ve iki cisme aynı anda birlikte bakar. Analizle sentezi, soyutlama ile somutlamayı içiçe gerçekleştirir. Soyutlama aynı zamanda somutlamadır. Bundan dolayı bilgisayarın yaptığı biçimde bir işlem sıralılığı -algoritmanın zorunluluğu- yoktur.

Biçimleri tanıyabilmenin ötesinde insanın, konum ve pozisyonları tanıma ve değerlendirebilme -bütünsel, temel özellikleri içerir somutlamalar ve tümdengelimle- olanağı (kendiliğinden oluveren bir şeyden değil, tecrübe ve kafa emeği gerektiren bir şeyden söz ediyoruz!) bulunmaktadır. Örneklersek, satranç, futbol, savaş pozisyonlarını geometrik düzlemlere yerleştirebiliriz. Satrançta farklı işlevleri olan taşlar ve satranç tahtası, futbolda oyuncular, top ve saha, savaşta, askerlerle silahlar ve savaş alanı (topografik olacaktır), hareket ve hedef konsepti içerisinde stratejik ve taktik düzeylerde birbirleriyle ve rakibin olası karşı hareketleriyle ilişkilendirilerek birlikte, konumsal ve dinamik olarak değerlendirilir. Taşların, oyuncuların ve askerlerin yer ve rolleri, etki dereceleri başlangıçta ve her pozisyon içerisinde farklı olduğu gibi, pozisyon değişiklikleriyle de sürekli değişir. Yerinden kıpırdamamış olan için dahi! Tek tek her birinin konumunun ötesinde yoğunlaşma noktalarında pozisyon olarak ve alanın bütününde durumun ne olduğudur. İnsan burada yukarıdan bir bakışla bir pozisyonu konumsal olarak olduğu gibi kavrayabilir. Taşların konum içi değişiklikleriyle birlikte düşünüp pozisyonu farklı yönlere doğru hareketlendirip taşıyabilir. Bunda insanın bütün ve niteliksel bakabilme, stratejik düşünme özelliğini görürüz. Sürdürelim. Satrançta tek bir taşın yer değişimi, en yakındakilerden başlayarak diğer taşların her birinin durumunu ve pozisyonun bütününü etkiler, bazen önemli derecede bazen tümüyle değiştirir. Savunmada, zor bir durumda olan bir oyuncu iyi bir hamleyle taktiksel üstünlük hatta oyunu kazandıracak stratejik bir üstünlük durumuna geçebilir. Taşlar, pozisyonlar ve satranç tahtasının bütünü, tekil, parça ve bütün olarak iki yönden, taktiksel ve stratejik, stratejik ve taktiksel birlikte ve içiçe değerlendirilerek oynanması gereken bir oyundur satranç.

Satranç oynamak için hazırlanmış yapay zeka bilgisayar, her hamlede oynanan taş, yakın pozisyon içerisindeki diğer taşlar ve kendisinin ve rakibinin diğer bütün taşlarının durumunu sıralı bir şekilde, milyonlarca sıralı işlem yaparak bir sonuca varırken, insan, biçimleri tanıma, konumsal ve stratejik düşünebilme özelliğinden dolayı çok daha az hamle sayısını düşünerek karar vermektedir. Satrancın büyük ustaları bir pozisyonu analiz ederken kaç hamle öngördükleri sorusuna ''Tek bir hamle, ama iyi bir hamle'' yanıtını vermişlerdir.(5)

Buradan hareketle bilgisayara, insanın izlediği yolu izlemeye yönelik programlar hazırlanılmaya çalışılmaktadır. Deep Junior, kendinden önce gelen Deep Blue'ya göre 100 kat daha az sayıda, saniyede 200 milyon işlem yapabilmesine karşın ''stratejik düşünme''ye göre programlanmaya çalışılmıştır. Satrancın geometrik yapısı bu tür konumsal stratejilere belli ölçülerde olanak tanısa da, ilişkilendirmeler şematik ve mekanik olmanın ötesine geçmeyecektir.

Uzmanlar, satrancı bilinegelen sıralı ve taktiksel oyun tarzına göre oynayan bilgisayarların önceden ondört hamleyi hesaplayabilecek yani saniyede bir milyar düğümü işleyebilecek düzeyde programlanabildiklerinde insanla oynayacakları bütün oyunları kazanacaklarını ileri sürmektedirler. Burada eksik ve tek yanlı bir bakış vardır. Buna karşın bu sav gerçekleşse bu, bilgisayarın işleyiş düzeneğinin insan düşüncesinin izlediği yol ve yöntemlere daha üstün olduğu anlamına mı gelecektir?! Sadece, çok sayıda sıralı işlemin sistematik çözümü ve sonuçlandırılmasında bilgisayarın daha başarılı olduğu anlamına gelir, o kadar! Üstelik bu başarının mimarı da kendisi değil, programı hazırlayanlardır.
İnsan düşüncesinin izlediği yol ve yöntemler, tek biçimli değildir. Geometrik bir düzlemden -oyun alanından- çıkıp yaşamın içerisine girildiğinde algoritmik çözüm sıralılığına indirgenemeyecek olan olay, durum ve süreçlerde, önceden belirlenmiş, çerçevesi belli ve sınırlı durumlar dışında bu tür işlemsellik işe yaramayacaktır. Zeki olmanın ölçütü olarak, önceden hiç karşılaşılmamış bir durumla ilgili karar verebilme, daha ileri bir örnek, teori ve pratiğin -deneyselin- karşılıklı ilişkilendirilmeleri ve kavramlar düzeyinden üst ilişkilendirmelerle yeni bir kuramın -ya da sanatsal tasarımın- ileri sürülebilmesi olmayacaktı bilgasayarda. Bir satranç oyununa bilgisayarın kendisinin kattığı bir şey yoktur. Örneğin modern futbolda önemli olan ''topsuz oyun''u bir bilgisayar bulamazdı.

Mantıksal bilgi formları açısından toparlayarak söylersek, basit mantık formları, modern mantığın çeşitli kipleri ve ayrık biçimde diyalektik mantığın bazı formlarına yapay zekalarda uygulanabilirlik -teknolojik yönden de yapılabilir olması koşuluyla- kazandırılsa da formelliğin sınırları içerisinde kalacaktır. Bir diğer deyişle bu, insan duygu ve düşüncesinin elementerleştirilmeye -analog ve algoritmik ifadelendirmeye göre- uygun formları davranışsal olarak, benzetim, kopya, taklit biçimlerde gerçekleştirilebilir. Bedensel öğrenme, motor hareketler gibi çok karmaşık olmayan ve bir sıralılık oluşturabilecek davranışlar... İnsan ile yapay zeka, robotsal sistemler arasında çeşitli düzeylerde ve daha ileri bir sibernetik uyum ve birleştirimi de olanaklı kılmaktadır bu. Bu konuda, biyomekaniksel düzeyde bir uyum oluşturabilme -nörofizyolojik düzeyde bir uyum sağlayabilmek için plastiteye uygun metal dışı maddeler de kullanılarak- çalışmaları sürüyor. Nörofizyoloji, moleküler -gen- biyoloji, elektromanyetik okuma, nanoteknoloji, yeni malzemeler, tıkanılan kimi sorunların çözümü yönünde yeni olanaklar da çıkartmıştır ortaya.

Bütün bu bilgileri de içerecek biçimde ve ileriye doğru da taşıyarak söylersek; yapay zeka ve robotsal sistemler insan duygu ve düşüncesinin yüksek yoğun, içiçe gelişen biçim ve düzeylerine ve bunların oluşturduğu indirgenemez bütünlüğe ulaşmayıp formel, tekil elemanter davranış ve hareketler düzeyinde kalacaklar, davranış ve hareketleri de mekanikselliğin sınırları içerisinde kalıp insandaki esnekliğe ulaşamayacaktır. Bu, insandaki fizyolojik, nörokimyasal, organik yapı farkıdır. İnsanın düşünce, duygu, davranışı da bu organik yapı bütünlüğünden gelen indirgenemez bir bütünlük oluşturur. İnsan beyninin organik yapısı vücudun diğer kısım ve organlarından da farklı olarak çok daha yüksek örgenliktedir. İnsan düşüncesinin en ileri şekli, diyalektik düşünüş-diyalektik mantık formları da, ancak böylesi yüksek örgenlikteki organik maddesel yapıda gerçekleşebilir. Diyalektik mantıksal formlar, analiz/sentez; tümevarım/tümdengelim; soyut/somut; teorik/pratik (deneysel) bilme formları, diyalektik materyalist bir sentez ve bütünleştirme ile birlikte uygulanır.(6)

Diyalektik mantıksal formlar, içiçe geçmiş karşıtların, nitelik ve niceliklerin ve daha üst nitelikselliklerin, parça bütün ilişkilendirmeleri, üst soyutlama ve pratikleştirme ile süreç, olgu ve olaylarda birleşik uygulanımı- ayırdedici ve algoritmik işlemler düzlemine indirgenemez olan budur.

Tarihsel (nesne ve nesnel süreçlere ilişkin bilgilerimizin basitten karmaşığa, özsel bilgiden daha özsel ve daha derin olana doğru gelişimi) ile mantıksalın birliği ilkesi, ve insan bilgi/düşünme sürecinin gelişimi bütünüyle gözönünde tutulduğunda, bir kez daha insan düşünüşünün en yüksek şekli/yöntemi olarak diyalektik materyalizm temelinde, diyalektik mantıksal düşünme formlarının ve onların indirgenemez bütünlüğünü görürüz.

Bilim ve teknolojideki gelişmelerin bu ileri düzeyi her türden burjuva oportünist teori için fidelik olarak kullanılıyor; kimilerinin dinsel korkularını, kimilerinin siyasal korku ve teslimiyetini büyütmektedir. Kapitalist egemen sınıf yeni teknolojilerde sömürü ve egemenliğini güçlendirmenin araçlarını görürken, neoliberalizme eklemlenmiş sosyal oportünizm teknodeterministik, ''üretici güçler teorisi'' uzantısı bir kendiliğinden sosyalizm hayali kuruyor. Bilgisayar destekli, bilgisayar kontrollü sistemlerin, robotların üretim alanlarında kullanılmasıyla da bunu, ideolojik bir saldırı ve manipülasyona çeviriyor, burjuvazinin kendi varoluşunun koşulu olarak gördüğü artı değer üretimi yapan proletarya, oportünizmin teorik illüzyonu ile yokediliveriyor! Olmayan bir işçi sınıfı dolayısıyla olmayan bir sosyalizm formülasyonuna da en kısa yoldan ulaşıveriyorlar. Bu durumda, adına sosyalizm de denilse, geriye kalan kapitalizm içi tercihler oluyor.

İleri sürülen sözde bilimsel görüşler, işçinin üretim sürecinde makineye tabi kılınması ve makinenin uzantısı haline getirilmesi, robotsal bir düzenek içerisine sokulan insan yaşamının salt davranışsal olarak değil, zihinsel yönden de robotlaştırılması yaşamın her alanında nesneleştirme ve yabancılaştırmanın ideolojik-teorik argümanlarıdır.
Kafa karışıklıkları, çarpıtma ve başaşağı etmeler ve bu gelişmelerin toplumsal düzeyde ortaya çıkarttığı büyük yıkım ve acıların önlenmesi için, fizikçilerin aradığı türden çok yalın bir formül vardır aslında! İnsanlığın tarihsel bilgi birikiminin, ortak aklının ürünü olan bilim ve teknolojinin ürünlerinin -makinelerin, sermaye durumuna, kapitalist sömürücü sınıfın baskı ve egemenlik araçları olma durumuna son verilmesi... Bir diğer deyişle üretim araçlarının toplumsal mülkiyet düzeyine çıkartılması. Bu gerçekleştiğinde yanılsama ve korkuların, bilinçlice üretilen yapay çelişkilerin çözülüşünü ve ortadan kayboluşunu göreceğiz. Açık bir biçimde ortaya çıkacak olan da, yeni bir toplumsal sıçramanın olanakları, toplumsal yaşamın bütünüyle farklı bir temelde örgütleneceği bir bilimsel teknik temel, yaşamın her düzeyde ve her yönden geliştirilebilmesi, komünizmin ufuk çizgisi ve evrenin bilinmeyen yıldız ve gezegenlerinin keşfi yönünde büyük serüvenlere atılabilmenin yepyeni olanakları olacaktır.


--------------------------------------------------------------------------------

(1) Matematikçi ve teorik fizikçi Roger Penrose, Kralın Yeni Usu III-Us nerede? isimli kitabında beyin nöron sistemi ile bilgisayarları karşılaştırıyor. Mantıksal felsefi yönden bilgi formlarının kavranılmayışı ve insan düşüncesinin izlediği yola ilişkin karışık ve yanlış bazı çıkarımlar olmasına karşın, ''Bilinçli düşünme sürecinde, algoritmik olmayan çok önemli bir etkenin varolduğu'', ''Bilincin göstergesinin algoritmik olmayan bir karar verme işlemi olduğu'' görüşünü ileri sürüyor. Bilgisayar modelleri sf. 111; Paralel Bilgisayarlar ve Bilincin ''Tek Oluşu'', sf. 118 vd.

(2) Chess Tiger bilgisayarının yaratıcısı Christophe Theron:
''Bilgasayarların zekası dışardadır. Bilgisayar'a karşı oynandığında bir anlamda, bu makineyi yaratan insanların ortak entellektüel üretimine karşı oynanmış olur. Ancak ben 'zeka' yerine 'entellektüel üretim' terimini tercih ediyorum, çünkü şimdiye kadar insanoğlu, özellikle yeni ortaya çıkan sorunları çözebilecek kapasiteye sahip, kendi zekasının yeniden üretimini başaramadı. Makinenin oyunda hatalı bir hamleyi yeniden denemesini engelleyecek öğretme yöntemleri mevcut, ancak bu zekayı kanıtlayan bir faktör değil. Böyle bir durumda sadece biraz daha az aptallıktan söz edilebilir. Satranç programı, rakibinin zayıf noktalarından birini keşfetmeye çalıştığını belirleyip bu hatasını giderebilecek seviyeye ulaştığı zaman bu programın zeki olduğunu söyleyebilirim. Ancak şu anda bu noktadan oldukça uzağız.

(3) Önceki animasyonlarda itmeye ve çekmeye dayalı simülasyon ve aynı karakterlerin dijital çoğaltılması gerçekleştirilirken Yüzüklerin Efendisi filminde Mossive adlı bir program kullanıldı.
Mossive programı benzersiz ve önceden belirlenmemiş tercihlere dayanan bireysel karakter yaratan bir yazılım. Mossive, mekanik hareketleri kopyalamak yerine, her bir karakteri, dijital bir beyin ve kendi kendine karar verme gücüyle donatır. Yapay zeka duyusuna sahip olan karakterler, Miğferdibi'nde gerçekten savaşırlar...
Mossive, fuzzy mantığı (sisli mantık) denilen alternatif bir mantıksal çerçeve kullanıyor. Bu mantıkta karakterler, iki değişkenli sinyaller değil, çok değişkenli veriler ve sonsuz bir algoritmik olasılık dizisi kullanıyorlar.
Böylece ajanlar, A veya B seçenekleri arasında basit bir seçim yapmıyorlar.
Mantık ''öngörülmeyen'' unsuru dijital ekrana taşımak için, rastlantı ve değişken oyunların desteklenmesi için gereklidir. Regelous'a göreyse sonuç böyle ''çok daha insani'' oluyor.
Bir ''mossive'' okçusunun tek yaptığı yalnızca hedefi vurmak veya ıskalamak değil. Okçu, kendine bir hedef seçerken, oku da birbirinden farklı ve rastlantısal yol izler. Hedefi vurma veya ıskalama, okçunun programlandığı yetenek seviyesi, hava şartları ve hatta o andaki ruh halini içeren, kimi zaman birbiriyle ilişkili ve karmaşık etmenlere bağlıdır.

(4) Bilimlerin ve bilimsel bilginin nesnel süreçlerle ilişkili gelişiminin zorunlu kıldığı yeni çıkarımlarla ve diyalektik materyalizmin baskısıyla mantığın, salt düşünceci çizgisinden ve basit formel mantık sınırları içerisindeki idealist ele alınışından, daha ayakları yere basar ve diyalektik düşünme formlarına daha yaklaşan bir gelişimini görmekteyiz.

Mantıksal formların objektif bilimsel süreçlerle bağıntılandırılması ve soyut düşünceci temelden görece uzaklaşılması, bu zeminden diyalektik mantık formlarına yaklaşılması en ileri haliyle dahi eklektisizmin ötesine geçemez. Diyalektik mantık formları, diyalektik materyalist ilkelere bağlıdırlar. Ancak böyle bir temel üzerinde, onlarla birlikte ve bağlantılı olarak anlaşılabilir ve değerlendirilebilirler. İkincisi, her bir diyalektik mantık formu, karşıtıyla içiçelik oluşturarak varolduğu gibi, diyalektik mantık formları birbirleriyle bağıntılı bir bütünlük oluştururlar. Ayrılmaz ve indirgenemez bir bütün. Belirttiklerimizin temeline de, materyalizmsiz diyalektiğin, diyalektiksiz de materyalizmin olamayacağını, ikisi arasındaki kopmaz bağ ve bütünlüğü koymalıyız.

Bilimler, mantık ve matematiğin birbirleriyle ilişkilendirilmeleri belirtilen yönde bir gelişme gösterse de onlar, diyalektik materyalist ilke ve mantıksal formları oluşturmuyor; eklektik, parçalı ilişkilendirme ve genellemeler düzeyinde kalıp, öz-içerik-biçim bütünlüğünü somut ve tarihsel olarak kuramıyor. Mantıksal pozitivizm, matematiksel pozitivizm kapsamı içerisindeki bu yönelişler bilimsel çalışmalarla bağlantılı olarak pozitivizme diyalektiği eklemleme çabalarıdır.
Öte yandan, soyut düşünceci imsel ve dilsel mantık türleri, post- yapısalcı ve post- modernist ''yeniden kurma'' ve zırvalamalara bir temel ve oyun alanı oluşturmaktadır. /DİPNOT]

(5) İşte insan ile makine arasındaki fark: Makine ani hesaplama kapasitesi sayesinde kombinazonları bulabilen başarılı bir taktik uzmanı; insan ise, oyunun tümüne yönelik vizyonuyla yapıları tanıyabilen bir konumlandırma, strateji şampiyonu.
Psikolog Fermand Gobet'nin simülasyonlarına göre büyük bir ustanın belleği en çok 300.000 konumu kapsayabilse de -olası konumlarla karşılaştırıldığında oldukça komik bir rakam- değişik durumlara uyarlanabilme yeteneği sayesinde çok çabuk gereken tanıyı koyabiliyor.
Deney sonuçlarından yola çıkan Fermand Gobet, biçimleri analiz etmek ve en karmaşık denklemleri gerçekleştirebilmek amacıyla, büyük ustaların belleği ve algısından yararlanan ilk yapay zekalı satranç oyuncusunu geliştirmeye çalışıyor. Bu düşünceyle psikolog Fermand Gobet, satranç tahtasındaki bir pozisyonu 5 saniye gözlemleyen oyuncuların göz hareketlerini inceledi. Sonuç: Büyük bir ustanın gözü çarpıcı bir biçimde oyun alanının tümünü tararken, amatör bir oyuncu satranç tahtasının ufak bir bölümüne odaklanıyor.

(6) Konuyla ilgili matematiksel bir karşılaştırma için “Matematiğin Seyir Defteri” (Philip Davis-Reuben Hersh) isimli kitabın ''Algoritmik ve Diyalektik Matematik Karşı Karşıya'' (209-216) başlıklı bölümüne bakılabilir. Yazarlar, diyalektikle ilgili bütünden ve tümdengelim çerçevesi içerisinde kalan tek yanlı ve doğru kavrayıştan uzak bir yaklaşım içerisinde kalsalar da konumuzu anlaşılır kılar matematiksel örnekler sunuyorlar. Ayrıca bu sınırlı kavrayışa karşın diyalektikle ilgili ''Diyalektik kavrayış özgürlük getirir. Neyin varolduğuna dair bilgimiz, hesaplayabildiğimiz ya da yaklaşabildiklerimizin çok ötesine geçebilir'' biçiminde bir değerlendirmede bulunuyorlar.

 
 

06.09.2004 03:24:59
düşünce,zincirleme reaksiyon aynen ...
-ya ben en son ne demiştim ?  denir bazen oraya ulaşmak için de hemen birbirine bağlanır konular ve ilişki kurulur beyinde ,göreceleği kullanarak sonuca ulaşıyor beyin  ...

06.09.2004 11:07:48
Tam ustune bastin Gate afro  

06.09.2004 20:19:17
Görecelik derken birşeyin varlığının baska birşeye bağlı olma durumumu? Yani bir düşüncenin varlığı bir öncekine bağlı mı? Oluşumunu tetikliyor mu?

Düşünce üretimi aslında daha çok sembolizasyon ya da bilinç akışıyla oluyor gibi düşünmüştüm...

06.09.2004 22:59:46
düşünce de herşey zincirin parçası birini oynatırsan diğeri de oynar...evet düşüncenin varlığı bir öncekiyle elbette alakalıdır...sembolizasyon dediğin olguda bu zincirleri birbirine rahat bağlayabilmek için kullanılır. eyvallah ...

06.09.2004 23:04:33
Ben sembolizasyon ile tam olarak çağrışımı kastetmiştim. Çağrışımın varoluşun yöntemi olduğu fikri çok ilginç bu arada! Düşünmek gerekli! Saol...

06.09.2004 23:06:23
rica... Wink

07.09.2004 17:20:38
Yok gate düşündüm ve çağrışım varoluşun yöntemi yine olamıyor. Çünkü birşeyin bir başka şeyi çağrıştırması için ikisininde önceden varolması gerekiyor. Bu noktada çağrışım ancak varolanlardan bir dize oluşturabilme yöntemi olarak sınırlı kalıyor...

07.09.2004 18:25:54
beyin zaten varolanlar üstünde bunu kullanıyor ,var olmayanlar üstünde çağırışım ve zincirleme reaksiyon zaten oluşturamaz dima ,eee düşündün ama yanlış sonuca ulaştın demek ki ...başa dön bence Wink

08.09.2004 02:18:56
Niye onadın o zaman önceki söylediğimi!  Aslında son bulduğum doğru ilk söylediğim yanlış şu durumda!

08.09.2004 09:20:37
Insan dusu neden farklidir dersek herkez zamaninda yasadigi dunyadaki farkliliklari hatirliyor.cagrisim varolusun nedeni olamaz veya dusunce uretimi bilinc akisiylada olmuyor-´Hatirlamak buda obur yasantidan kalan kisimlar 1000 sene evvel unutulan ysananlar.


Sayfa: [ 1 ]