|
||
| yüzçiçek arkadaşımızın şöyle bir sözü var: "kişisel olan bedenimiz bile değildir" sizce de bize ait kişisel hiç bir şey yok mudur ? ben yaşanan her şeyin ve anın kişisel malımız olduğunu dşünüyorum. ne dersiniz ? |
||
|
||
kimse bişey demiyor anlaşılan
|
||
|
||
| yaşadığımız her an'ın bizim olduğunu kabul etmemekten yana olduğumuzu düşünüyorum, çünkü bu; attığımız adımın yada düştüğümüz çukurun sorumluluğunu sahiplenmek olurdu. "şuan yerdeyim çünkü yanlış bir adım attım" demektense birinin bizi itelediğini yere düşürdüğünü söylemek hatta buna kendimizi bile inandırmak çok daha kolay oluyor beyin otomatik olarak buna inandırıyor kendini ki belki de böyle olmalı yoksa akıl sağlığını kaybeden daha fazla insan olabilir di diye düşünüyorum.. | ||
|
||
| doğu felsefesi şöyle der: en az en çoktur! şöyle açımlayabiliriz: bedenimiz bile kişisel değil iken, en çok bizimdir! (uzun uzun açıklayamayacağım, bugün biraz yorgunum )
|
||
|
||
| kendimizden daha ne kadar kaçacağız | ||
|
||
| kendini buldun mu ki ondan kaçıyorsun. | ||
|
||
yüzçiçek arkadaşımızın şöyle bir sözü var: "kişisel olan bedenimiz bile değildir" sizce de bize ait kişisel hiç bir şey yok mudur ? ben yaşanan her şeyin ve anın kişisel malımız olduğunu dşünüyorum. ne dersiniz ? evet yaşadıklarımız, duygu ve düşüncelerimiz bizimdir. ama düşünce empozeyse, dogmatikse o da bizim değil demektir. |
||
|
||
| Bedenimiz perde önünde Bakanlar arkasında görüyor. Ne zaman arkasına bakabilenlerden olursak Bedenimiz dahi kişisel olmaktan çıkar Toplum malı olur. Din ile mal arasındaki ilişki Senin bedenin ile olan ilşkine benzer Bedenin size ait olmasın.. Ama duygularınız sizindir. Tepe tepe kullanmakta geç kalmayın Tıpkı zekanız gibi. |
||
|
||
yüzçiçek arkadaşımızın şöyle bir sözü var: "kişisel olan bedenimiz bile değildir" sizce de bize ait kişisel hiç bir şey yok mudur ? ben yaşanan her şeyin ve anın kişisel malımız olduğunu dşünüyorum. ne dersiniz ? evet yaşadıklarımız, duygu ve düşüncelerimiz bizimdir. ama düşünce empozeyse, dogmatikse o da bizim değil demektir. Bu tesbitten yola çıkarsak, kişisel hiçbir şeyimiz yok. Doğduğumuz günden beri, öğrendiğimiz herşey empoze, yönlendirme ve çaldıklarımızdan ibarettir. her düşüncenin oluşumunda, mutlak bir dış katkı vardır. Yaşadığımız ve düşündüğümüz an dahil, hiç birşey kişisel değildir... |
||
|
||
| acı,mutluluk vs bu hisler kiralik olarak bizimdir. | ||
|
||
| niye değildir bunu da yazsak | ||
|
||
| Bedenim, bedenin sana ait değildir diyenlere direnebildiğim kadar benimdir. Düşüncelerim de , hislerim de. Anılarım zaten benim. Önyargılarım da benim. Korkularım hep benim. Öfkelerim en bi benim. Tersten gidersek, tüm bunlar kişisel değilse, bana ait değilse kime ait? |
||
|
||
Düşüncelerin, hislerin nasıl oluştu MrsBrown? ![]() Hiç mi katkısı olmadı, annenin, babanın ve diğer yakınlarının? Arkadaşlarının, öğretmenlerinin, okuduğun kitapların, yaşadığın olayların hiç mi katkısı olmadı? Anılarını hep yalnız mı yaşadın? Önyargıların, korkuların, öfkelerin sebepsiz yere niçin oluştu? Tüm bu duygu ve kavramları dışımızdaki insanlardan öğrenmedik mi, onlardan dolayı yaşamak zorunda kalmadık mı? Biz sadece öğrendiklerimiz kadar yaşama intibak etmedik mi? Hiç kimseden, hiçbir şeyden öğrenmeden yaşamak mümkün mü? O zaman, gerçekten bize ait ne kaldı geriye? Bedenemiz mi dedin MrsBrown... Varlık olarak o da bize ait değil; diğer herşey gibi bedenimizin de sonucuyuz sadece. Ama bak şunu itiraf etmem gerekir; Bedenin duyduğu acıyı insanın sadece kendisi hisseder... ![]() Kime ait tüm bunlar? İnsanlığa, diyeyimde ciddi görünsün bari...
|
||
|
||
Düşüncelerin, hislerin nasıl oluştu MrsBrown? ![]() Hiç mi katkısı olmadı, annenin, babanın ve diğer yakınlarının? Arkadaşlarının, öğretmenlerinin, okuduğun kitapların, yaşadığın olayların hiç mi katkısı olmadı? Anılarını hep yalnız mı yaşadın? Önyargıların, korkuların, öfkelerin sebepsiz yere niçin oluştu? Tüm bu duygu ve kavramları dışımızdaki insanlardan öğrenmedik mi, onlardan dolayı yaşamak zorunda kalmadık mı? Biz sadece öğrendiklerimiz kadar yaşama intibak etmedik mi? Hiç kimseden, hiçbir şeyden öğrenmeden yaşamak mümkün mü? Tamam da bunda şaşıracak ne var? Bu durumda sosyal bir yaratık olmayan, atıyorum, iguananın kendine ait olan neyi vardır ki? Aitlik kavramı nasıl oluşmuştur? Boşlukta hiçbir şeye ait değil iken ve ait olmamışken neye sahip olabilirsin mesela? Hem bütün bunların kaynağının önemi var mı, etki ve tepki bizle alakalı oluştuğu sürece? "Gerçekten bize ait" demek anlamsız bir kere en başta, herşeyden bağımsız ve bize ait bir şeyi tanımlıyorsunuz--> bizden daha bağımsız ve bize ait o halde --> bize ait ve bize sahip dolayısıyla. |
||
|
||
| diğer boyutlarını geçtim, sadece bedene taktım: evet, bedenimiz bizim değildir. tanrının da olabilir. Ama ondan önce sevgilinizindir bedeniniz, mesela ![]() ciddiyim, sevginin beden üzerinde bir hak iddasını inkar etmezsiniz sanırım. |
||