|
||
![]() Eğitim [Ruler of the Ruins]: Egitim konusunu kavram olarak sorgulamak istiyorum ilk başta, yani konu genelden özele akmalı kanımca. Türkiye de yada dünyada egitim gibi konulara doğal akış sırasında varırız. Egitim, normlara uygun bireyler üretme çabasıdır tabi ki eğitimin görünen ve olması gereken amacı bu değildir.. Magara devrinde birinin digerine ateş yakmayı, yada ceylan avlamayı ögretmesi de bir egitimdir kavramsal olarak ve o günden bugune egitim düşüncesi gelişme istemiyle birlikte doğmuştur doğal olarak, daha rahat yaşamak veya zorlukların üstesinden gelebilme yolları söz gelimi.. Egitim sosyallikten ve iletişim kurabilmekten gelir, toplum hayatı yaşamayan herhangi bir canlının ihtiyacı olan egitim sadece hayatta kalabilme içgüdüsünün onu getirdigi noktadır.. Ama egitimin tanımı veya egitim yolları insanın gelişmiş toplum yapısıyla yoğrulmuştur,bu toplum içinde hayatta kalabilmenin yollarıdır ve dolayısıyla toplum kuralları ve toplum sözleşmelerini öğretmek bu egitimin ilk amacıdır. Yani egitim toplum hayatına uygun ve dolayısıyla standart insanlar üretmek anlamına gelir çünkü hazır düşünce kalıpları ögretilmek zorunlulugu vardır, her bireye göre özel bir egitim şekli olamayacağına göre Kısacası egitim birey için degil kitleler içindir ve bireylerin kişisel gelişiminden öte toplum ihtiyaçlarına göre ve toplumun bekâsı için gerekli bilgiler ögretilir.. Buda kölelik demektir toplum sözleşmelerine, ahlak, hukuk ve din kurallarına. Egitim özgürlügün düşmanıdır ama özgürlükten taviz verilmeden hayatta baskın bir tür olarak kalabilmek imkanlı degildir.. [denge]: Ruler yine muhalif bi tavırla başladın ![]() Ben çok genel bir tanımla başlıyım konuya, eğitim bence doğumdan ölüme kadar her yerde etkilenmek ve etkileyebilmektir. Daha özel tanımlar da yapılabilir tabi çok geniş bir konu neresinden tutacaz bilmiyorum aslında, ama işe ne olduğundan değil de ne olmadığından başlayabiliriz. En çok yapılan hata eğitim ile öğretim kavramlarının birbirinin yerine yanlış olarak kullanılması, buna biraz değinmek istiyorum. Mesela eğitimli diyince aklınıza ne geliyor. Meslek sahibi, etiketli falan aslında eğitim öğretimi kapsıyor tabi kesiştikleri noktalar var ama farklı şeyler. -Eğitim doğumdan ölüme kadar olan süreç, öğretim zamanla sınırlı -Eğitim toplumun tüm bireylerini içine alır, öğretim istediği bireyleri -Eğitimle varılmak istenen amaç geneldir ama amaçlar öğretim programlarına göre şekillenir ben foruma daha önce bir yazı yazmıştım eğitimle ilgili, bu kavramların Avrupa da endüstri çağıyla beraber nasıl değiştiğini. Avrupa da da daha önceleri educare =terbiye anlamında kullanılan bu kelime daha sonraları education olarak nasıl değiştirildiğini falan yazmıştım çünkü artık amaç farklılaşmıştır terbiye endüstri çağında çok da önemli bir kavram değildir artık. Bizde de aynı şekilde terbiye yerine eğitim öğretimle eşdeğer hale gelmiştir, ben şunu anlamıyorum şimdi iyi eğitimli dediğimiz etiketli insanlar niçin egoları en çok gelişmiş insanlar oluyorlar? Bu anlamda kullanılan kavramların yerine doğru oturtulması lazım diye düşünüyorum. Eğitimli, demek başka bişey olmalı bunu sonra konuşalım. [deniz]: Ruler kardesim guzel bir giris yapti bana bu cephede soylicek pek bir sey birakmadi ![]() Hakkatende egitim sistemi normlara uygun adam yetistirmek icindir, bunun bundan daha guzel bir tanimi olmaz ayrica yine rulerin dedigi gibi egitimin tek model olusu farkli yaratilistaki insanlari tek bir kaliba sokmakla da ayri bir problemdir. Bu ayni o dar elbiseyi herkese giydirmek gibidir Denge de guzel tespitler yapti. Educare ve education ayrisimi hos oldu, bu da aslinda modenrizmin insani sekillendirmede ki amaclarini yansitiyor. Belki de buna kapitalizmde denebilir Aslinda sorun belli burdaki herkes, buranin disindaki pek cok kisi bu soylenenleri inkar etmez sanirim, peki biz ne konusacagiz? Mevcut egitim sistemine dahil olmali miyiz yoksa alternatif egitim projeleri mi yaratmalıyız yada baska bir bakis acisi ile egitimi tumden reddetmeli miyiz? Simde yine dengenin dedigi gibi egitim kacinilmaz, egitimi reddecek sistemi kurgulamak bile bir egitim gerektirir. Anarsist ve kaos yanlısı bile olsak belli bir misyonun tasiyilarini uygun forma getirmek ve donatmak gerekiyor , olseyse maalesef egitimden kacinamayiz gibime geliyor. Öleyse baska bir seylerden bahsetmeliyiz nasil ki modern yasam kendi gelecegini yaratmak icin educareden educationa, terbiyeden egitime gecmisse oleyse dengenin soylemeye calistigi gibi baska bir kavramla karsiligini bulacak olan farkli bir sey yaratmaliyiz. [torq]: Güzel bir gelişme sürecini izledik, Şimdi olaya iki yönden yaklaşmak gerekiyor. Birincisi eğitimin hayatımızı devam ettirme konusunda bize yararlı olan bölümü. İkincisi, bireysel olarak kendimizi hayvandan uzaklaştırmaya çalışma çabasındaki çalışmalarımız, ancak her iki durumda da sorulması gereken önemli soru, neden eğitim almalıyızdır. Yaşamın temelinde ölmemek için gerekli donanımlara sahip olma içgüdüsü olduğundan, doğduğumuz andan itibaren hayatta kalmak için ne yapmamız neyi yapmamamız gerektiğini öğrenme zorunluluğumuz var. Bu dönemde korkuları, endişe etmeyi, kuralları da öğrenerek başlayan eğitim sürecimiz bizim kişisel beceri ve kapasitemizle orantılı olarak bir yerde duruyor. O yer genellikle daha fazla öğrensek de bizim yaşamda kalmamızı etkilemeyen bir yer oluyor. Örneğin bir köyde yaşıyorsak, hayatta kalmamızı sağlayan temel bilgi hayvanlar, bitkiler ve doğa olaylarıdır. Okuma yazma öğrenmenin bir lüks olarak algılanması söz konusu olabilir ancak bir kentte yaşıyorsak, kırmızı ışıkta durmayı öğrenmemek hayatımızın sonu olabileceğinden çok önemli bir bilgi olacaktır. Kendi kapasitemiz ve becerimiz bizim öğrenim hayatımızı belirler ve biz gidebildiğimiz yere kadar gidip orada durarak kendimizi hayatın kollarına atarız. Böylece kişisel eğitim süreci başlamış olur. Bu süreç ise tümüyle kişisel çabanın öne çıktığı, insanın erdemlere ulaşma amacının bulunup bulunmadığı ile ilgili önemli bir zamanı ifade eder. Çoğunlukla kimse tarafından fark edilmeyen, ancak kişinin kendi benliğini (nefs) yok etme çabası olarak değerlendirilebilecek zor ve önemli bir çalışmadır. İşte dengenin sorusu burada devreye girer, neden kişiler yeterli öğrenim düzeyine geldikleri halde, insanca davranışlardan uzaklaşırlar? Çünkü onlar kendi kişisel eğitimlerini tamamlayamamış, hayvana benzer takım elbiseli yaratıklardır. Önce biraz insan olma çabası ile hareket etme isteklerinin olması, başka bir deyişle kendilerini adam etmeye yöneltmeleri için daha iyi araba almak yerine daha az yalan söyleyen biri olmaya çalışmak gerektiğine inandırmaları gerekir Bu ayırım hayatımızın her anında yaşadığımız ancak farkına varmakta güçlük çektiğimiz bir ayırımıdır. [Ruler of the Ruins]: Çok teşekkür ederim güzel yazınız için, ben devam edeyim, son sözümde de sizin dediginize bir cevap vereceğim. Egitimde ki (ögretim degil illa), ne taraftan bakarsak bakalım, gelişim anlamı itibariyle bir menfaat ilişkisini tanımlamaz mı? Bir köpek kemik kapabilmek için ölü taklidi yapar, yerde yuvarlanır vs ögretim veya egitimin her hangi bir farkı varmı bundan? Yani bireysel olarak varılan nokta bilinçlenme olabilir ama egitilmenin esas amacı hiç bir zaman bu olmadıki. Bir çocuktaki onur, kişilik veya gerçegi bulabilmek ve kendini geliştirebilmek için olan merak gibi şeyler egitimin meyvası degildirki.. Egitimin amacı somut bir kazanımdır, çünkü egitim toplum içidir, ve toplumda bazı kişiler belirli işleri yapmalı, belirli sayıda insan mühendis olmalı bazıları doktor avukat falan olmalı, bazıları da çöpçü olmalı mesela dikey bir hiyerarşi var, ama hepsinin toplum için önemi var.. Burada ki eliminasyonda ki kriterlerde egitimle verileni ne kadar alabildiğine yani toplumun biçtiği elbiseye ne kadar girebildiginle alakalı. İnsanlar rejim yapıp o dar elbiseye girmeye ve hiyerarşide üst basamaklara tırmanmaya çalışıyorlar. Tek amaç bu, gelişim bir yere varabilme arzusunun altında kalıyor hayat mücadeleyi barındırdıgı için.. Aslında bu dogal bir süreç hatta dogada güçlünün güçsüzü yenmesiyle benzerlik taşıyor, ama insanlıgın doğa kanunlarından baştan ayrılması zaten sosyal adalet içinse mücadeleyi zorunlu kılan ve egoları tahrik eden gene şuan ki egitim sisteminin kendisi.. Yani egitim adalet kavramının tamamen dışında oldugu gibi bireyleri baskı altında bırakır ve onları kendi olmaktan uzaklaştırır. Ama işin diger yanı, bir insanın ögrenmek ve gelişmek için nedene ihtiyacı vardır, bir mağara adamı dogada rahat yaşamak için ateşi bulduysa mesela şu anki egitimin bireylere sundugu menfaat ilişkiside hayatta kalabilmeye dayanır, ve bundan daha zorlayıcı daha iyi bir neden olamaz sanırım.. Eger ögrenmek zorunluluktan değil de meraktan olsaydı şuan ki gelişimin onda birini bile yakalayamazdık Tabi gelişim önemli mi oda ayrı bir soru.. Buarada taner abinin lafına da şu yönüyle karşı çıkmak istiyorum. Egitimin sonunda gelen kişisel gelişim kim içindir? kimler için olmalıdır? Tabiki bu herkezi kaplayabilmelidir ama bunun olmaması zihinsel bir sakatlıktan degil, bireylerin menfaat ilişkilerine ne kadar battıkları kendilerini ne kadar kaybettikleriyle alakalıdır. İnsanın kendini kaybetmesi bir zorunluluk halinden kaynaklanır, doğuştan gelen sakatlıklar veya kişilik özellikleriyle açıklayamayız her zaman bunun böyle olmasında sistemin ve egitimin de kuşkusuz payı vardır. [deniz]: Egitim konusunda netlestirilmesi gereken seyler var. Bu yuzden biraz tartisma dagiliyor gibi oncelikle ruler biraz once ogretim unsurlarini sen yine egitime katin, benzer sekilde taner abinin de kirmizi isik olayini ben yine egitime katmiyorum. Egitim kulture ozel bir sey eger iki toplum arasinda farkliliklar varsa bu egitimin unsurlarindan kaynaklanir Yani kopru yapmak, kirmizi isikta durmak bunlar kulturlere ozgu seyler degildir. Bu yuzden egitimin alnini sinirlandirip uygun alanda konusmaliyiz. Mesela bir turk icin askerlik bir hollandalidan fakli seyler ifade eder bir alman icin adalet bir arabinkinden farklidir iste buna benzer toplumsal normlar egitimle kazandirilir. Siz hic turk egitim sisteminde adaletten bahdedildigini duydunuz mu veya ozgurlukten? ama cocuklari asker gibi tek tip elbise giydirip her sabah and ictirirler. İste bu sekilde buyuyen cocuklar bu kucuk nuans faklarindan dolayi bir isvicreliden fakli olur bir araptan farkli olur japondan da. Sonra, ileride neden turkiyede fasizm horluyor diye tartisiriz iste dikkatiizi cekmeye calisitigim sey bu egitimin unsurlarina dogru tespit edilmis sekilde yaklasmaliyiz ogretim ve sosyal bilgiler yasamsal egitim degildir. İdeoloji ve kultur ailamaya yonelik cabalari ayirt etmeliyiz [Ruler of the Ruins]: Senin dedigin noktada egitimle, ögretim arasında bir fark yok bence. [denge]: Aslında rulere bir cevapla başlıyım. Eğitim ve öğretim artık farklı değil buna da gireyim bari benim ortaya attığım şey, bu iki kavramın nasıl birbiri içinde kaybolduğu ve bundaki kasıtı ortaya çıkarmaktı. Kültür de eğitimin içine girer bu da ayrı bir konu, şu anda konuşurken eğitimden kastımız genel anlamda hepimizin anladığı eğitim olmalı galiba yoksa iş çok karışacak. Ruler, öğrenmek zorunluluktan değil de meraktan olsaydı, gelişimin onda birini yakalayamazdık dedin ya ben tam tersini düşünüyorum; zorunluluklar öğrenme kapılarını kapatıyorlar kapasiteleri sınırlıyorlar doğal bir süreçte sadece merak ve ilgi duyulan konulara yoğunlaşılabilinen ortamlar en uygun ortamlardır gelişim için. Bugün sistem bu zorunlulukları dayatarak insanlara kendilerini gerizekalı gibi hissettiriyorlar. Öğretim anlamında ki yanlış burda başlıyor bence, bir sürü kabiliyet yok ediliyor. Eğitim anlamında da zaten bir çaba yok hiç yok ama yani sistem için bilge insanın önemi yok bilgili insan önemli sadece. İyi vatandaş olmak ve üretime katkıda bulunmak o kadar bu nokta da sıkıntı başlıyor işte. Taner abinin dediği gibi takım elbiseli yaratıkla dolaşıyor ortalıklarda, olgun olmayan egoları gelişmiş insanlar hal böle olunca da modernizmi yakalayabiliyoruz belki ama bir türlü medeni olamıyoruz ve her ne kadar görüntümüz fena değilse de bir türlü kendimizi gelişmiş hissetmiyoruz işte. Bu iki kavramın içi iyice doldurulmalı eğitim öğretimi kapsarken altında ezilir bir duruma geldi. [Ruler of the Ruins]: Işınlanma diye bir şey olsaydı adamın biri kıçını kaldırırda tekerleği icat eder miydi? Senin dediğin şekil şu anki modern yaşamda olabilir ki insanlar bunu gelişmek için degil hobi olarak yaparlar, yapılmak istenen şeyi engellemekte bir şeyi dayatmakta tabi ki kabiliyeti yok eder ama bu gelişimle alakalı degil bir kedinin elinden oynadıgı ip yumagı alınırsa da aynı tepkiyi verir. [denge]: Bence asıl gelişim bu. [Ruler of the Ruins]: Öyle olsaydı gelişim diye bir şey baştan olmazdı. [denge]: Herkesin potansiyelini ve ya kabiliyetini ortaya koyabileceği bir ortam yaratılsa gayet dengeli bir toplum olurdu. Böle zorlama meslekler mutsuz insanlar falan azalırdı. [Ruler of the Ruins]: Toplum hayatının da gerisine gidiyor yalnız bu. Avrupa da niye rönesans ya da reform hareketleri oldu. Ya da o adamlar niye Amerikayı keşfetti; tamamen zorunluluk.. [denge]: Zorunluluktan mı? Sen çok genel şeylerden bahsediyorsun oğuz ben lokal olarak öğretim felsefesini açmaya çalışıyorum. [Ruler of the Ruins]: Gelişim toplumsal olduğu için bunca zaman şuan bireysel gelişimden bahsedebiliyoruz. [torq]: Şimdi konuya başka bir açıdan yaklaşmaya çalışalım. Bilgilenme sürecini eğitim ve öğretimin birlikteliği olarak algıladığımızda öğrendiklerimizi neden farklı olarak değerlendiriyoruz? Aldığımız bilgiler önce aileden, sonra okuldan ve en son da toplumun kurallarından oluştuğuna göre öncelikle bu süreci bitirip bilgilenmenin temel ölçüsünü oluşturmuş oluyoruz. Ancak sorun bize verilen bilgileri denetleme ve sorgulama gibi bir yöntemin öğrenme sürecinde bize verilmemiş olmasında yatıyor. Yani yaşamın bir bölümünde bize verilenler, daha sonraki dönemde hiç bir işe yaramayan bireyler olarak toplumda yer almamıza neden oluyor. Ancak sorgulama tekniğini biz aileden de alabileceğimize göre nasıl bireyler olacağımız konusunda çok net yargılara varmamız kolay olmayacaktır öte yandan öğrenme sürecinde hem zorunluluklar hem de merak etkin olmakla birlikte bilim kuşku ile başlamıştır diyebiliriz. İnsanın öğrenme süreci yaşamını daha uzun ve kaliteli hale getirme zorunluluğundan uzamış, öte yandan bilim de merak konusuyla her şeye kuşkulu bakmayı bilmiştir. Örneğin aydınlanma çağına kadar dünyanın yuvarlak olup olmadığı ile ya da yerçekiminin var olup olmadığı hatta havanın ne işe yarayacağı konusunda kimse kafa yormamıştı çünkü bu konuda bilgilenmek gerekmiyordu. Ne zaman ki Newton neden düşen bir cisim havada kalmıyor diye düşünüp araştırmaya başladı, o zaman yerçekimi konusunda bir düşünce oluştu. Bir bilgi olarak kullanılmaya başlandı ve bu bilgi bize şimdi ilkokulda okutuluyor yani sonuçta bilgilenme süreci ilkelden başlayarak hayatın her alanında bize bazı konuları anlatıyor. Ancak biz bir meslek sahibi olmak ve hayatta kalmamızı sağlayacak becerileri elde ettikten sonra bilgilenme sürecini sürdürüp sürdürmemeye kendimiz karar veriyoruz. Yani burada iki saattir kafa patlatmak yerine maçı seyretmeyi seçmemek bizim bilgilenme sürecimizin başka bir deyişle eğitimimizin bitmediğini gösteriyor. Bir de ruler ın söylediği bir sözle ilgili örnek vereyim. Bir meslek sahibi olmak ve erdemler farklı kavramları ifade eder. Önemli olan meslek sahibi olmak için yeterli bilgiye sahip olmak değil, o bilginin kullanımında yeterli erdeme sahip olmaktır. Örneğin bir bilgisayar mühendisi bir fabrikada iş bulup çalışıyor ve üretilen programlarda bir yenilik buluyor. Bu aşamaya kadar mühendisini eğitimi onun ne kadar başarılı olacağını etkileyen önemli bir unsurdur. Bu buluşunu fabrika sahibine götürüp ( örneğin bütün bilgisayarlara bir komutla ulaşma tekniği olsun) durumu anlattığında, büyük bir para karşılığında bu buluşunu rakip firmanın bilgisayar programlarını kullanan kişilerin bilgisayarlarını yok edecek bir şekle sokmanı isterse bu durumda paranın büyüklüğü ile erdemlerin arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilirsin. İşte eğitimin yukarıda anlatmaya çalıştığım bireysel kısmı burada başlar. Kişinin kendisini eğitmesi, insanlaşmaya çalışması, erdemlere ulaşmasıdır. Bu da bilge insan demektir. [Ruler of the Ruins]: Çok güzel yazdın Taner abi ama bir şeyi yinelemek istiyorum. Bilimin temeli kuşkuşuz merak ve ilgidir ama bunların yönelimlerini zorunluluklar belirler. Şuan bilim adamları endüstriye yönelik gelişim için çalışıyor mesela sürtünmeyi yok etmek için yada nano teknoloji gibi hususlarda buda bilimin insanlıgın gelişimi için zaruri olmasından geliyor. Egitim yada ögretim ne derseniz diyelim buda zorunluluklardan geliyor her manada, maddi yada manevi olarak hayatta kalabilmek için. Zaten senin dedigin seçimde bu 2si arasında bir seçimdi. Egitimi onca eleştirdim ama gelişim ve gelişme isteği ve merak bitmeyeceğine göre yani şimdi yeniden magara adamlarına dönsek bile, aynı kısır döngüye girmek zorundayız. Bu yüzden egitimin alternatifi yok ama okuldaki ögretimin onlarca alternatifi çıkabilir tabi ![]() [denge]: Ben diyorum ki eğitim toplumu değiştirmenin anahtarı bu sebeple bunu fark eden güçler bu mekanizmayı elde etmenin peşinde, savaşlarda ilk önce kütüphanelerin yakılma sebebi bu sanırım. Benim rahatsız olduğum şey bu konuda, eğitimin ideolojilere ya da devlete hizmet eder durumdan çıkıp bireyin gelişimi ve kabiliyetlerini ortaya çıkarabilmesini sağlayacak bir sisteme dönüşmesi gerektiği, ayrıca yine kitleye değil bireye hizmet etmeli. Ama bu tartışma içime sinmedi söyleyim, kavramlar yerine oturmadı, bence bir oturum daha yapalım eğitimle ilgili. [deniz]: Egitimde tek unsur devlet degildir, bunu da gözden kacirmayalim. Aile, ordu, calistigimiz sirketler yani uzerimizde otorite kurabilen her yer bir sekilde bizi egitir veya egitmeye calisir. Sonucta egitimi sadece devletle iliskilendirerek biraz sorumluluktan kaciyor olunabilir ama benim dedigim gibi bakarsaniz sozunuzun gectigi her alanda sizinde bir egitimci oldugunuzu anlarsiniz ve dolayisiyla sorumluluk almaniz gerekir, burda egitimin unsurlarinin neler olmasi gerektigi uzun konu ancak bu dedigimi gozardi etmemnizi dilerim. [Ruler of the Ruins]: Evet dedigin gibi egitim birlikte yaşayabilmenin yada birlikte yaşama gerekliliginin getirdigi bir kavramdır. [torq]: Evet ben de son sözlerimi kısaca söyleyeyim, eğitim kavramı yaşamın başlangıcından sonuna kadar geçen süreci ifade ettiği için her aşamada başka kavramlara, başka sözcüklere ve yorumlara dönüşüyor. Bazen bir annenin yemek yedirmesi, bazen babanın balık tutmayı öğretmesi, bazen öğretmenin okuma yazmayı öğretmesi, bazen karşı cinsin cinselliği anlatması, bazen de kendimizin kandırılmamayı öğrenmesi gibi değişik isimlerle karşımıza çıkıyor. Bu nedenle dengenin kavramları yerine oturmadığını düşünmesi normal ancak genelleme yapmak gerekirse yaşamın kendisi bir öğrenme/bilgilenme süreci bu süreci nasıl yaşayacağımıza bir dönem başkaları karar veriyor ve başkaları bizim kişiliğimizi şekillendirirken geleceğimizi de bir ölçüde belirlemiş oluyor. Verilen bilgilerle geldiğimiz noktada, bilgilenme sürecini yeterli görüyorsak verilen eğitimle sürünün bir parçası olarak yaşamaya devam ediyoruz. Genelde hayatımızın geri kalanı geyik, laga luga denilen boş kavramlarla bitiyor ancak bir fark yaratmak, değişmek gibi düşüncelere sahipsek verilen bilgi/eğitim bizi doyurmuyor ve bu nedenle eğitimimize devam ederek hem kendimizi geliştiriyoruz hem de başkalarına aldığımız bilgileri vermeye başlıyoruz. Bu forumda yaptığımız da bize verilen bilgilerle yetinmeyip eğitimi devam ettirmek bilgileri doğrulatarak bu forumu okuyanları aydınlatmaya çalışmaktır. Hepimize kolay gelsin bitti. |
||
|
||
Alıntı Magara devrinde birinin digerine ateş yakmayı, yada ceylan avlamayı ögretmesi de bir egitimdir kavramsal olarak neden öyle olsun ki? bu şahıs bilgisini diğeriyle paylaşmak istiyor olamaz mı? ya da ben burada bilgilendirici bir şey yazdığımda amacım diğerlerini eğitmek ve bu bilgileri öğrenmelerine zorlamak mı doğrusu anlayamadım?... ayrıca eğitim kavramsal olarak mağara devrinde zaten bir şey ifade etmiyor ki, o devirde öyle bir terminoloji yok ki bir kere 'eğitim' kavramı hayatlarına sinsin ve biz de gün ışığına çıkartalım. baskın olabilmek için özgürlükten taviz gerektiği tesbiti isabetli ama burada verilen taviz diğer tarafa bilgiyi kontrol etme özgürlüğünü sunuyor (diğer taraf-üniversiteler,şirketler vs. hatta zamanında yaşamış manastırlar ) Alıntı Eger ögrenmek zorunluluktan değil de meraktan olsaydı şuan ki gelişimin onda birini bile yakalayamazdık Bu duruma kaideyi bozan istisnalar oldukça mevcut. Kendi bildiğim alandan örnek verirsem bilgi teknolojileri konusunda bilgilerini paylaşan sıradan halk her zaman diğerlerinden(şirketlerden) bir adım önde oluyor. Evet çok kararlı çalışmıyor olabilir ve bu yüzden satımı uygun olmayabilir ama önemli olan önce keşfin yapılması ve daha da geliştirilmesi için halka sunulması. Aynı şeyi işletim sistemlerinin atalarından unix'in geliştirilmesinde de görebiliriz. Unix'i, batan bir projeyi devralan bir kaç meraklı insanın 'acaba şöyle olsa nasıl olur?' demesine borçluyuz. Her neyse demek istediğim aslında herkes kendi ilgilendiği alanda böyle bir kaç örnek bulabilir herhalde. Bence gelişimi ilk etapta bilimde devrimler yaratanlara ya da çığır açanlara borçluyuz. Yine örneğe vurursam bilgisayar bilimini ortaya koyan adam (alan touring) bunu hayalinde oluşturduğu teorik bilgisayar sayesinde gerçekleştirmiştir, daha önce böyle bir şey bilinmiyordur. Bu aletin geliştirilmesini ve kullanabilmeyi ise tabiki şirketlerin bu teoriyi kullanmalarına ve ar-ge çalışmalarıyla pratiğe dökmelerine borçluyuz demek isterdim ama ne yazıkki programlanabilir ilk bilgisayarı yapan adam da bunu meraktan ve herhangi bir şirketten ya da üniversiteden önce yapıyor (bkz. konrad zuse - Z3). adam bunu üniversitede aldığı bilgi kırıntılarıyla geliştirmiyor, kaldı ki mühendis olduktan sonra boole cebirinin voltaj değerleri ile temsil edilebileceği bulunuyor. mantıkla düşünürsek bilgisayarı bu adamın değil touring ve boole konusunda eğitilmiş olanların yapması gerekiyordu. |
||
|
||
Alıntı Magara devrinde birinin digerine ateş yakmayı, yada ceylan avlamayı ögretmesi de bir egitimdir kavramsal olarak neden öyle olsun ki? bu şahıs bilgisini diğeriyle paylaşmak istiyor olamaz mı? ya da ben burada bilgilendirici bir şey yazdığımda amacım diğerlerini eğitmek ve bu bilgileri öğrenmelerine zorlamak mı doğrusu anlayamadım?... ayrıca eğitim kavramsal olarak mağara devrinde zaten bir şey ifade etmiyor ki, o devirde öyle bir terminoloji yok ki bir kere 'eğitim' kavramı hayatlarına sinsin ve biz de gün ışığına çıkartalım. Ben eğitimi gelişme istemiyle, gelişme istemini de zorunluluklarla açıklamaya çalıştıgım için o cümleyi kurdum. Zaten arkasından öyle devam etmişim. Eğitim kelimesinin mağara devrinde bir şey ifade etmemesi bizim yorumlamamız açısından birşey ifade eder mi? "Eger ögrenmek zorunluluktan değil de meraktan olsaydı şuan ki gelişimin onda birini bile yakalayamazdık" konusunda.. Kastım şuydu ki, gelişim, gelişimin şekli veya yolu elbette tek kaynağa baglanamaz ama gelişmin yönü ve işe yararlığı, diyelim, çoğunlukla çeşitli zorunluluklarla alakalıdır. Yoksa sınırsızlık ve rastgelelik vardır,sistemli bir gelişim olmaz.. Tabi öyle daha iyi olabilirdi, orasını bilemiyecem.. ![]() |
||
|
||
tabi canım ben de demedim zaten üniversiteler bir şey geliştirmiyor diye ![]() ama üniversiteler genel olarak işe yararlılığı daha çok gözetiyor, kazanca göre fon ayrılıyor filan... ya da adam kendisi bağımsız değil de sistemden istenen tezleri hazırlıyor vs. gelişim ise aslında ister sistematik olsun, ister rastgele olsun aslında bunun dışında bir sistemin içinde sanırım yani basit aletlerden daha karmaşık aletlere doğru sistemli bir gelişim var tarih boyunca; basitten karmaşığa hangi metotla geliştirilmiş olursa olsun bu kurala bağımlı kalıyor gelişim... kimse temel hammedelerden doğrudan elektronik cihazlar üretmemiş yani.. |
||
|
||
| EĞİTEBİLİRMİYİM ACABA BENİ EĞİTTİĞİNİ ZANNEDENLERİ..!!!. ÖGRETEBİLİRMİYİM ÖGRENDİM ZANNETTİKLERİMİ...!!!!!!! |
||
|
||
aşk ve nefreti bekliyorum bu konuya sabırsızlıkla ![]() yalnız dikkat edelim yazıların üstüne sprey boya sıçrmasın
|
||
|
||
aşk ve nefret askerde oldugu için birşey diyemez sanırım..onun yerine ben gelsem ?
|
||
|
||
aa valla ben de ne zamandır görünmüyor, niye ki diyordum. öyle adam askere gider mi beee ![]() neyse burdan selam olsun kendisine.
|
||
|
||
| gönüllü olarak gitmedi zaten | ||