SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nihilizm

Konu: Uy Bana, Melankoli!

Sayfa: [ 1 ] 2 3

07.07.2006 22:36:20
Bozuntularım beni cümle korku fısıltılarından hızlıca büyük hiçliğe doğru akıtıyor. Yalnız kalmamam gerekiyor, daha iyisini saçlarından kavrayıp karanlık kurtların pelerinleri altında, o büyük hangarın çevresini işiten uçurumların diyarında, avutmam gerekiyor. İsteme kurtarır, öğrenmeyi ve işlemeyi doğrular bu. 'Öğreneceksen öğrenmeyi, çıkarken yola vaat edilecekler arasından sıyrmalısın kendini!'

Neler istediğimi bilmiyorum. 0rada duruyor sonsuzluk gemisi, ta ebeddiyyet pınarının üstünde. Ölmeyen, o solmayan diyarlar hızlıca beni terkediyor. Nihayet buluyor beni yorgunluklar, hastalıklar ve nefesin tüm o zindanları! Duvarlardan bile ürküyorum, ışığı üstüme doğrultup pencere miskinleri ile örtecekler çağıltılı tüm karanlıkları.

Dünyanın baktığı tüm kuru kenntler beni anımsayamaz, çünkü yükseklik gerektiren de çokluca olmuşluk haykırıyor. Yüksek kentlerin altında seyir ederken, bu karanlıkaltında belirlerken yazgımı, kulaklarıma çınlayan o derin vaazlar, o serin rüzgarlar, hür nefesimi, çıktığı yolda hapsedilmiş ruhlar içine itiyor.. İyi öğrenmeyi öğütle biçimlendiriyor ve asılı levhaları boynuma köleliyor. İçimde yorgunluk levhaları dururken sert esişe kayıtsız kalıyorum. Burunları aksıracak türlü levhalar zehirlidir - o sert rüzgarlar ve cümleleri için! -

Kötüce öğrendiklerimin parçalayıcıları kulağına hoş gelen seslerin midelerini izliyor, erken ve pek çabuk ilerliyor peşlerinden. Ah! Neşe kaynağı! Aslan iradeli bir tavın estiği tüm dalgaların denizine doğru sonunu getiriyor. Oluşa dalarken parçalayan bir irade kendi kendinden kaçıyor. Şu hale bakın, ey ruh! Ebedi yazgım, bütünlenen karşı akıntım! Parçalarken duracak mısın böyle?

Güçlülerin zayıf olduklarını öğrendiğinde tüm dolaşıların en al çağı sarmalamamış mıydı seni? O çağda gezip dolaşan dil dökücüler, çemberine sahip olmayı arzulamamış mıydı? Ah' Herşeyin akıntısına, ve karşı akıntısına, ve yükselişine, ve inişine o kadar yabancısın ki!

En tatlıca dil dökeninin yanına uğradın ve sadece azabın gemini buldun! Oysa azabın kendisine hayran değil miydin sen?

Tüm hüküm sürenlerin ve ışığa muhtaçların yanından uzaklaş! En yüksek en alçağı karşılarken hala ne kadar derine sevdirebilirsin kendini haykıran ruh! Korkunç ruh! Bitir artık kendini!

20.07.2006 22:53:23
Bütün defineler içinde sanatların en incesini ve en ağır yüklüsünü taşıyan kurnaz bir körlük vardır. Öyle ki soylu süslerle bezenmiş ve saygı sahibi seçkinliğini kaygan ve kabuklu bir kayaya toslamış bir körlük. Bugün yanıbaşımda duran oydu.
"Aslında benim bahsettiklerimi kendilerine bahsedenlerin, uslu durmayan, çevik ve sinir bozucu küçük çoçukların yaklaşımlarına benzer tavırlar öne sürdüğünü bilmeniz gerekiyor.  Pek kabuğum olmaması beni kabuklu bir kayaya yuvarlamış olabilir. En iyi olasılık tedirginliği kırıp savuşturmaktan geçiyor."

20.07.2006 23:44:09
Tanrıya yakınız bugün! Kulaklarınıza, kuklalarınıza iplikten sözler geçiririn!

Arınmış bir halka değiliz biz ... neyin neden sonsuza kadar sürdüğünü bir bilgelik,  kayırıcı bir edayla bize açıklar belki...

Tanrıya duyulan tutku onunla savaşmaya dek varabilir. Temelde estetik olan yalındır, insanda sürekli olarak canlı bir oyunu görmek, her zaman tinsel olan varlıkla yaşamak için bir dürtü vardır, buna, nedense yete(r!)nek deniliyor.

İçsel Bir'in içinde durmuyor muyuz şu an, başka bir kişiliğe geçmedik mi?.. Fazla dramatik.

Büyülenme her dramcı sanatın, bir tasarımıdır. Bu nedenle ölçülü ve dengesiz olan dünyanızda bunu yeterince tadın!  Bilinçsiz bir oyuncu topluluğu ile çevredeki ışıltıyı seyredin!

Herşey ışıldıyor, farkedin!

Oluşun lanetinden sizi kim kurtarabilir!


07.08.2006 17:37:39
Nihilistik çercevenin melankoliye uyan herhangi bir ağı yoktur. Nihil bir başına çerçevenin keskisidir. Çerçevenin bir keskisi olmadığına göre keskinin huylu huyluz herşeyin de nihil yatabilir. Önce, çerçevenin aklınıza yatan ilk görüntüsü,  yatkıya izin veren temasınızdan kaynaklanıyor. Melankoli bir buz ağıdır. Ağda buz mu gördünüz, ağın kendisini mi? Nihilistik çerçeve de yoktur, sevgili okuyucu ve nihilast!

Sözler yuvarlanır, melankoli kalır!

07.08.2006 17:43:47
Melankoli Nihil'in farkındalığının- iç açıçı buzdan ağıdır! Ağ gevşer, buzlar çatırdar! Kaskatı teklik belirginleşir! Herşey bir ve tek şeydir!
Öngörüde sakatlık!

08.08.2006 01:40:24
"...hangi göyaşı acıtır düştüğü yeri? çocukların gözyaşları analarının yüreğine akarmış, acıtırmış... ölümlüler nasıl giderler, dönüşleri dolu dolu, giderken bırakılan boşluk; ateşi ve suyu içine alırken kana kana içtik gözyaşlarımızı.
Anlamayın!
Farketmeyin!
 An'lar fısıldadılar, geçtiğim yollar, kapandığım odalar...
Dağıttık mı bulutları?
Bu yorgunluk neden?
Derinleştikçe acıtan düşler gördüm, derin uykularımı böldüm, tek gözlü, tek kulaklı, dilsiz adamlar gördüm...
yakalarına soluk karanfiller takmışlar... iyice sıkıca kapadım içimi...
Yazmayın!
... zaman kendini çürüttü, düşleri hisse senetlerine endeksledi...
masallar anlattım, ninniler söyledim...
içimden geldi çığlıklar attım kimileri çoksesli...
Ad'ları sildik
Yaşları..
acıtmadı göz yaşları, düştükleri yerler arındı.
Aramaya çıktık. Kandilsiz. Sesleri toplamaya başladık, ıslıkları, şarkıları, kahkahaları, çığlıkları...
Tanrımız yok ki bizim. Şarabımız ve sesimizle düştük yollara.
Su.
Ayışığı.
Yağmur.
Karanlıkta kaldık. Sıradan mekanların, sıradan mırıldanışlarla içimizi daralttığı karanlıkta. Tükendi(mi) soyumuz!
Sürdük bedenlerimizi kar kaplamış yollara, bahara doğru
Sormayın!
İklimler değişmiyordu. Değişen suretler.
Söz bitti. Düşlerin ve gülüşlerin başladığı yerdeydik...
Kılavuzumuz yoktu.
Bitmeyen bir ayışığında, karda yürüdük.
Öncesi ve sonrası olmayan hayatlar yaşandı kervansaraylarda...
buluttan bahçelerde yapraksız dallar uzadı.
Martı ölüleri vurdu karaya, ağıtlar da dağlamadı içimizi.
Söz unutuldu iyice.
Yalnızlık ne renktir?
Keşişler gölgelerini bıraktılar geçerken. Öldük(mü).
Görmeyin!
Karagözlü bir çocuk besledim içimde. Şarkılar dilsiz kaldı...
Büyümedim.
sonu yok, dönüyoruz...
acı parmakuçlarımıza yürüyor.. dönüyoruz...döndükçe...
Nasılda akşam oldu neleri ertelemişken, nasılda birçırpıda sabaha döndü yürünecek yolları bitirmeden...
çocuk yüzü öptükçe aydınlanır!
dokundukça parlar!
Hoyratsa elleriniz ,
Dokunmayın!
.... sonra mavi bir martı havalandı. En uzak iklimlerden düş toplamaya...
Yaralı kanadını rüzgara verdi, iflah olmaz düşlerle buluştu. kanat çırptıkça kanadı, kanadıkça düş topladı...
Bırakın!
topraktan gelip toprağa dönenlerin aşkına!
rüzgarın üzerine bıraktığı hafifmeşrep tohumlar aşkına...
tutmayın yollarını, yataklarında aksınlar
okyanuslar içlerini sızlatarak beklemekte,
Acıtmayın!
yalman kaya diplerinde bütün gizlerini harmanladı hercailer,
gümüş yeleli atlar bakışlarını sundular doludizgin,
çöl kumları parlıyordu
içinde arsız çığlıklar flamenko yapıyorken bütün sesleri bağrına bastı gökyüzü...
Esrarlı bulutlar hüzünle ıslandı.
İncitmeyin!
Anlamlar çarpıştı.
Nemli ve yosunlarla kaplı bir dehlizde, bütün lafları boğduk.
Söze dökülmüş ne varsa dondu.
Susun!!!"
Sevda Turgut/ nihilart'dan...




08.08.2006 01:46:11
Ne kadar küçük kafesleriniz! yazık ormanı ve gökyüzünü unutmuşsunuz.
Görünürdekiler ve karın tokluğu.
Uçmanın zamanı yoktur. sahi ne söylüyorum ben?
ne uçması?
ne ormanı?
Gökyüzü de ne?
Siz deli misiniz ki?
Ancak deliler kanatsız uçabilirler...
O der ki; melankoli iyi geliyorsa güzeldir.
kimseyi rahatsız etmez.

08.08.2006 12:15:28
Net! Çok şey! Net! Bir kaya nedir? Kaya dibi hörgücü göğe yönelmişken, balçıkta sıvazlanan bir arabe! Beni alazla!

Herşey çiğ! Herşey geçkin! Beni dağla! Öldürdüğün yüzle!

Net! Çok şey! Bir oluk nedir? Kuyuda ayım! Ordunu kur- limle derimi! Boşluğuma felaketini kur!

Etraf heyelanım, çehremi tut! Hattımı ayarlama! Mevzilen boyunduruğuma! As!

Melankoli duvarıma ör kendini! Kabar seddim, kabar! Alazla beni!

24.09.2006 21:39:52
Melankoli! Çık ininden dışarı! Boş özümlerin elgisi!

Sıran sırf mahv?
Güz tahtında çetin bir gece evveli sırrı bulup, yalımlıca kısırlıkla dilini ateşler altından çıkarman sessizliğinin gözde iblisliği mi?

Sustur, yavuz köşenin misafirlerini, gök gibi gürülde, bana ıssızlaş! Ayışığı konutum ol!
Kabart seddini kabart!

30.09.2006 19:49:25
Sarkacını öne yığmış, çıplak bir heykel var burada. Kaskatı bir dille gözlerimi perdeledi çoktan...

"Lacrima, Lacrima Dreadful!"

"Ked'dinle dolu bir havayı üstüne boşalttığında sanma ki tenezzülü idrak eden bir mayın mavi göğünü kızıllaştırır. Sersemce bir katl eri yığına yaklaşır ve belki ilk kez bir keyfiyet anında sadece katlin erimini sızlar...

Çok dolu günler geçiriyorsun, bir intizar harlanınca uzağı görebileceğini düşünüyorsun...
Çok uzağım sana, melankoli devi!  Avuçlarımı say, bir "toz koğu" çemberine doladımsa kendimi, korku dolu iblislerim sunağımı arzuladığı içindir. Sen binlerce avını saklamadın mı oraya?
Kurbanlarını kendi içine gömdün sen? Sana benzemiyorum ben!"



17.10.2006 21:38:37
Devrim: Hasta bu gezgin bugün ruh cömertliğini toprakla inceleyerek evren-elgili tüm in-sanılarını hayatından sildi...

Büyük bir yük ağırlığını unuttu. Herşey çıplak! Melankoli suskun!

Devrim, hiçbir gerçeği yok! İn-sanıların nehir gibi akmaları ile çiriş çanağında kaybolmaları aynı şey değil mi?

26.10.2006 23:27:03
Zaman -dönüştüren, zaman- yok eden; büyüleyen zaman,
yeni sallantılarla mı geliyorsun, binlerce hileyle, bana yaşamı sunmak için
küçük bir tohum gibi, çöreklenmiş bir yılan,
                            denizin ortasında bir kaya gibi
Zaman -katilsin sen- benden uzaklaş!

26.10.2006 23:45:37
Büyülenme her dramcı sanatın, bir tasarımıdır. Bu nedenle ölçülü ve dengesiz olan dünyanızda bunu yeterince tadın!  Bilinçsiz bilinçli bir oyuncu topluluğu ile çevredeki ışıltıyı seyredin!

Herşey ışıldıyor, farkedin!

Oluşun lanetinden sizi kim kurtarabilir!

27.10.2006 16:35:45
Bitirmeliyim, bitmeli! Durak bir nevidir. Neviden her durak ise belirler iştahlıca. Her şey ister, naif istençler. İster, sonra bitirir kendini. Ve ben o durağı atlamadan ve geçmeden üstünden, bitirmeliyim.

01.11.2006 23:28:27
Son adı-mı attım, son asım-ı tamamladım! Art kaybediyorum, irtifa değil bu! Yukarı çekildim, kendimi tasımlayıp, kurtardım - asımlayıp. Üstteki, asttaki de benim!

Sahlarımı kazıtmalıyım, vücü(fu)mu emdirmeliyim! Tam istenç, tek küt istenç, hedefim yarım asımlık!Düzce!

İrin çekimi, deltası! Gökten düşüyorsun, koca bir dalga yarattın mı irinde, kaybettiğinden mi kendini, her şey bir kelebek düşü gibi?

İm)seyi( umman! Bel hizasında boğum!

İrgin olma şöleni! Maslak düz! Ummanın yok! Gökten yağ! Tam da bir kay-ağının "seni" örmüş meleğinden -ezil-gi(yi)yorsun...

Kim? ... KimKimKimKimKimKimKim!

İşte bak! Üst de sensin, ast da!


Sayfa: [ 1 ] 2 3