|
||
| Paradigma için algı dayanağımız, farkına varmadan taktığımız psikolojik gözlük diyebiliriz. İç dünyamızı olduğu kadar dış dünyamızı da bu gözlük aracılığıyla görüyoruz. Şimdi şöyle bir şey düşünün; bir yavru kedi görüyorsunuz ve o kedi için size, annesini kaybettiğini,etrafındaki insanların onu beslediğini, çok sevecen bir kedi olduğunu...falan söyleseler kediye merhamet ve sevgi ile yaklaşırsınız. Ama bir de tam tersi olarak mesela kedinin çok saldırgan bir kedi olduğunu, hatta yakın zamanda küçük bir çocuğu tırmaladığını, mahallelinin bu kediden hiç hoşlanmadığını söyleseler... Her iki durum zihninizde farklı davranış şekilleri kodlayacaktır. İşte paradigmalar oluşturulmuş zihin haritalarımızdır. Aile, okul, toplum, kültür...sürekli bize pradigmalar empoze eder. Eğer aktif değilse paradigmalarınız çakılıp kalırsınız bir yere... Bir harita düşünün İzmir yerine Ankara yazılmış yanlışlıkla, siz yolculuk yapıp yapıp sürekli Ankara'ya varıyorsunuz. Tekrar başa dönüyor ve yeniden yol katediyor ama yine Ankara'ya geliyorsunuz(ya da öyle olduğunu sanıyorsunuz). Harita da yanlış olma ihtimali aklınızın ucundan bile geçmiyor. İşte hata burada başlıyor. Bunun sebebi ise İzmir hakında gerçek bilgiye sahip olmamanız. Daha vahim tipler de vardır; İzmir'e küfredip gitmekten vazgeçenler... Oysa ki çözüm herzaman yanlışlık payı olacağını düşünerek bilgiyi almak ve örnekte olduğu gibi Ankara'nın da İzmir'in de gerçek bilgisine ulaşmak... Ayrıca iç dünyamızda da herkes kendi gerçeğini aramalı diye düşünüyorum... Gelişmiş insanları paradigmalar yönetmemeli... |
||
|
||
Alıntı Bunun sebebi ise İzmir hakında gerçek bilgiye sahip olmamanız. Daha vahim tipler de vardır; İzmir'e küfredip gitmekten vazgeçenler... Oysa ki çözüm herzaman yanlışlık payı olacağını düşünerek bilgiyi almak ve örnekte olduğu gibi Ankara'nın da İzmir'in de gerçek bilgisine ulaşmak... gercek bilgi yerine bizi tatmin eden bilgi demek daha dogru olur. |
||
|
||
| Türkçe karşılığını araştırdığımda "dizi" ya da " değerler dizisi " karşılıklarının önerildiğini ama yeterince benimsenmediğini gördüğüm bu kavram, günlük yaşamda yerli yersiz kullanılıyor. Yunan kökenli olmasına karşın fransızcadan dilimize girdiği anlaşılıyor, sözlük karşılığı da model, örnek, numune olarak tanımlanmış. Vikipedia'nın yorumu da şöyle; Paradigma çok basit bir ifadeyle insanların olaylara, konulara bakış açısıdır denilebilir. Bir olayı, bir kavramı ya da durumu yorumlarken insan mutlaka kendinden bir şeyler katarak olayı ‘kendince’ ifade eder. Büyürken anne-babamız, okulda öğretmenlerimiz, siyasi partiler, devlet ve hatta haftalık olarak size ulaşan elinizde tuttuğunuz gazete, belirli paradigmaları size öğretmeye çalışıyor. Çocuk yetiştirirken iki ana paradigma ön plandadır. Bunlar “kalıplanmış” ve “gelişmiş” insan paradigmalarıdır.Kalıplanmış insan paradigmasına sahip anne-baba, çocuğunu bildikleri, gördükleri şekilde yetiştirirler. Çocukları da “kalıplanmış” olur. Çocuğun “gelişmiş” insan paradigmasıyla yetiştirilebilmesi için anne-babanın bu paradigmadan haberdar olması şartı vardır. Bunun koşulu nedir? Kendini geliştirmek… Çok okumak… Eğer anne-baba kendini geliştirmiş ve iki farklı paradigmanın (kalıplayıcı ve geliştirici) varlığından haberdar olmuşsa, çocuklarını yetiştirirken hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğuna da karar verebilecektir. Anne-baba az gelişmiş ise, doğrunun varlığından haberdar bile olamayacak, kendi bildiklerini okuyacaklardır. |
||
|
||
| paradigma bir anlamda şartlanmışlıkla gelen bir bakış açısı degil mi? öyleyse paradigmalar yararlı olabilir, insanın kendini şartlayabilmesi bazı şeylere ulaşmasını kolaylaştırır, rasyonel bir bakış açısı herzaman tatmin edici degildir.. |
||
|
||
| her bolume bir şey yazacağım ya yazıyorum PARADİGMANIN İFLASI |
||
|
||
| Ruler, bu bakış açısıyla hareket edersek dogmaların da doğru kavramlar olarak kabul edilmesi gerekir. Oysa ancak aklın ve mantığın süzgecinden geçenleri doğru kabul ederek bilimsel yöntemi oluşturmak olasıdır. Başka bir deyişle şartlanmanın olumlu ya da olumsuz olup olmadığını anlamak için tek referans bilimsel bilgiyle denenmiş akılsal yöntemdir. Bu yöntemi de kişinin düşünmesini engelleyen dogmalardan kurtulmak için kullanmak zorundayız. Vikipedia'da İki türlü paradigmadan söz ediliyor: 1-Gerçeğin ne olduğu ile ilgili paradigma 2-Nelerin nasıl olması gerektiğini gösteren değerler paradigması. Buradan çıkarılacak sonuç; gerçeği bulma yolunda ilerlerken bilgili olmamız ve aynı zamanda kendimizi iyi bir insan olarak eğiterek erdemlerle donanmaya çalışmamız gerektiğidir. |
||
|
||
| Yok zaten doğru kelimesini kullanmadım yararlı dedim bilerek.. bireyin yararı dogmalara da baglı olabilir tabi.. "Gelişmiş insanları paradigmalar yönetmemeli..." Algı varsa yorumda vardır yorum varsa paradigmada olur, gelişmiş olmak için bir taslaga ihtiyaç duyuluyorsa bu taslak paradigmaların dışında olamaz.. |
||
|
||
| taslağın paradigmalardan seçilmesi gerekmiyor.. ilkeler olmalı. bilinçsel, yaşamsal vs. |
||
|
||
| ilkeler belirli bakış açılarına uydurularak seçilir, dış etkenlerin yorumlanışınında ilkelerin seçimine etkisi çoktur.. | ||
|
||
Alıntı Algı varsa yorumda vardır yorum varsa paradigmada olur, gelişmiş olmak için bir taslaga ihtiyaç duyuluyorsa bu taslak paradigmaların dışında olamaz.. Problem bizzat paradigmaların varlığı değil zaten. "Kalıplaşmış" ve "Gelişmiş" insanların paradigmaları farklıdır. Çünkü algılamaları ve değerlendirmeleri birbirinden farklı işlevler görür. Mesela kalıplanmış insan yeni bir düşünceyle karşılaşınca, o düşüncenin kendi bildiği kalıba uyp uymadığıyla ilgilenir sadece. Kalıba uyanlar doğru, uymayanlar yanlıştır. Gelişmiş insanın da paradigmaları vardır, dediğin gibi ihtiyaçtır belki de. Ama aralarında ki fark paradigmalarının durağan değil, aktif olmasıdır. Gelişmiş insan baştan kendini kalıplara adamamış olduğundan verilen düşünceyi başka bir düşünce ile karşılaştırarak mukayese yapabilir. Her düşünceyi kendi özel durumu için de inceler ve daha etkili bir düşünce ortaya çıkarabilir. |
||
|
||
| Dedigin tanıma göre gelişmiş insan olmamalı bence.. Sözcükler ve tanımlar en temel paradigma en temel kalıptır, duyguların ve hayatın anlamını standartlaştırır, dedigim gibi bu tutsaklık bir anlamda olmak zorunda fakat gelişmiş insanın bile yargılamaları yeterli degildir çünkü tanımlamalar hayatı insan beynine uydurmak içindir ve asla yeterli olmaz.. Tabiki "gelişmiş" 'e yakın ve "kalıplaşmış" insanların paradigmaları arasında farklılık vardır buna birşey demiyorum yukardaki cümleler laf salatası ![]() Ama dedigim şuydu bir insanı gelişme yoluna iten "kalıplaşmış" insan şeklinden çıkartan ilk kalıplaşmış düşünceler ve ona olan sabit bakış açılarıdır, insan dedigin gibi aktif paradigmaları elinde yeterli malzeme olunca kazanır o süreç içindede ona yardım eden sadece bilgiye ve gerçeğe açlığıdır.. çok yönlü bakabilmek için ilk tek açıdan da olsa görebilmek lazım.. |
||