|
||
| OSMANLI’YI KİM YÖNETİYORDU? Bakalım Türkmenlerle ilişkisi açısından bu makamlarda 700 yıl boyunca hangi milliyet mensupları oturmuştur. Ya da, Osmanlı’yı kimler yönetmiştir. Osmanlı’da 700 yıl boyunca birkaç kez göreve gelip gidenler sayılmazsa yaklaşık; 36 padişaha karşın; 235 Vezir-i Azam göreve gelmiştir. Bunların milliyet dağılımına baktığımızda; 150’si dönme devşirmedir. Yani kökeni; Sırp, Hırvat, Rum, Ermeni v.s.’dir. Türk olan Vezir-i Azam sayısı ise 85’dir. Yani Osmanlı’yı yöneten yaklaşık 235 Sadrazam’ın ya da Vezir-i Azam’ın 150’si dönme-devşirme iken, 85’i Türk kökenlidir. Bunun yıllara ya da padişahlara dağılımına bakarsak; dönme devşirme sadrazamlar döneminin Fatih Sultan Mehmet ile başladığını görüyoruz. 1323-1453 yılları arasında 11 sadrazam görev almıştır. Bunların tümü Türk kökenlidir. İlk dönme-devşirme Vezir-i Azam 1453’de Fatih tarafından Çandarlı Halil Paşa’nın yerine tayin olunan Rum Mahmut Paşa’dır. O’nu Rum Mehmet Paşa izlemiştir. 1453-1520 yılları arasında Sadrazam olan 20 kişinin 18’i dönme-devşirme, 2’si Türk’tür. 1520-1700 yılları arasında ise; 90 Vezir-i Azam’ın yaklaşık 75’i dönme-devşirme 15’i Türk’tür. Bu rakamlar Osmanlı’yı kimlerin yönettiğini ve Türkler’in yönetim erki içindeki etkinliğinin ağırlığını gösteriyor. O zaman Osmanlı’nın ne kadar Türk olduğu da gözüküyor. Siz; Sadrazam Davut Paşa’nın Arnavut, Kuyucu Murat Paşa’nın Hırvat, Hekimoğlu Ali Paşa’nın İtalyan olduğunu biliyor muydunuz? Benzer dağılım Kaptan-ı Deryalar da da görülüyor. Denizler o dönemde Osmanlı açısından oldukça önemlidir. İlk Kaptan-ı Derya Kara Mürsel Bey, 1324’de bu göreve tayin olur. O’nu Saruca Paşa ve Çavlı Bey izler. Ama yine Fatih Sultan Mehmet ya da 1400’lü yıllara gelince bu görevde de; Bulgar, Arnavut, Rum milliyetine mensup kişiler görülmeye başlıyor. Bu gelenek 1453’de Arnavut Hamza Bey ile başlıyor. 700 yıl boyunca Osmanlı’da yaklaşık 170 kişi Kaptan-ı Derya oluyor. Yine birden fazla göreve gelenleri saymazsak yaklaşık; 115’i çeşitli milliyetlere mensup dönme-devşirmelerden oluşurken, 55 kişi ise Türk kökenlidir. Siz Kaptan-ı Derya olan; Sokullu Mehmet Paşa’nın, Boşnak, Koca Sinan Paşa’nın Hırvat, Piyale Paşa’nın Macar, Damat İbrahim Paşa’nın Hırvat, Cağaloğlu Yusuf Paşa’nın İtalyan olduğunu biliyor muydunuz? Osmanlı’da önemli bir kurum da Başdefterdarlık denilen ve bugün Maliye Bakanlığı’na tekabül eden kurumdur. Bu göreve getirilenlerin de milliyetlerine baktığımızda Türk kökenli Başdefterdarların yine sayılarının az olduğunu görüyoruz. Birkaç kez göreve gelenler sayılmazsa Osmanlı’da yaklaşık 210 Başdefterdar görev almıştır. Bunların 160’ı milliyet olarak dönme-devşirmelerden oluşurken, 50’si Türk kökenlilerden oluşuyor. Görüldüğü gibi Osmanlı devletini Türkler’den çok dönme-devşirmeler yönetmiştir. Türk milliyetçilerinin “ecdad”lık adına Osmanlı’da savunabilecekleri fazla bir şey yoktur. Çünkü tarihte kurulan bir çok Türk devleti için de üst yöneticileri açısından Türk olup olmadığı en rahat tartışılabilecek devletlerden birisi Osmanlı’dır. alıntı |
||
|
||
| OSMANLI’DA PADİŞAH EVLİLİKLERİ Osmanlı’nın kurucusu olarak kabul edilen ismi önce Otman olup sonra Osman olan 1. Osman; öz amcası Dündar Bey’i boğdurduktan sonra padişah oldu. Kendisinin Şeyh Edebali’nin nüfuzunu arkasına almak için de kızı Balhun Hatun ile evlendiği kabul edilir. Bazı kaynaklar ise; Bal ve Mal Hatun’ların iki ayrı kişi üstelik kardeş olduklarını ve Moğol asıllı olduklarını yazıyor. Osman’dan sonra padişahlık oğlu Orhan’a geçti. Orhan, Türk olmayan Moğol anneden dünyaya gelmiştir. Kendisi; Türk olmayan ismi sonradan değişerek Nilüfer Hatun olan Horofira ile evlenmiştir. Padişah Orhan’ın diğer iki eşinin isimleri ise; Prenses Asporçe ve Teodora’dır. 3. Osmanlı padişahı olan I. Murat tahta kardeşleri Halil ve İbrahim’i öldürerek oturdu. Kendisi Orhan’ın Horofira’dan doğan çocuklarından biridir. Annesi Rum asıllıdır. I. Murat’ın ilk eşi Bulgar Kralı İvan Aleksandr’ın Yahudi eşinden doğan Marya’dır. Marya’nın adı daha sonra değiştirilmiş Gülçiçek Hatun olmuştur. Diğer eşi ise bulgar Kralı Susmasun’un kızı Tamara’dır. I. Murat’tan sonra Osmanlı Padişahı olan I. Beyazıt’ın annesi Bulgar asıllı Gülçiçek Hatun (Marya)’dur. Beyazıt taht için on kardeşini peşpeşe öldürmüştür. Beyazıt’ın eşlerinden biri, Sırp Kralı Lazar’ın kızı Olivera diğeri ise, Bulgar asıllı Olga’dır. Tarihçiler; annesi Bulgar Prensesi Olga olan Çelebi Mehmet’in Fetret Devri denen dönemde kardeşleri ile 12 yıl savaştığını ve kardeşi İsa’yı öldürttüğünü yazıyor. Çelebi Mehmet’in; Veronika’dan doğan, Murat, Ahmet, Yusuf, Anna’dan doğan Mahmut ve Sofia’dan doğan Kasım adında çocukları oluyor. Daha sonra Osmanlı tahtına oturan 2. Murat taht kavgasında; kardeşi Mustafa’yı öldürmekle yetinmedi, amcasını saltanatı için Edirne surlarında astığı gibi diğer kardeşlerini etkisiz kılmak için gözlerine mil çektirdi. 2. Murat’ın annesi Veronika’dır. 2. Murat Sırp asıllı Despina ve İtalyan asıllı Stella ile evlenir. Adı daha sonra değişerek Hüma Hatun olan Despina Fatih’in çok etkisinde kaldığı annesi Mara Despina’dır. Tarihçiler Fatih Sultan Mehmet’in hayatına 17 kadının girdiğini yazıyorlar. Bunlardan bazılarının isimlerini verelim. Bunlardan biri Rum Zaganos Paşa’nın kızı Kornelya’dır. Daha sonra adı değiştirilip Hatice Sultan olmuştur. Dİiğer bir eşi; Trabzon Kralı David Kommen’in kızı Prenses Anna’dır. Bir diğeri Mora Valisi’nin kızı Helen ile Phrantzes’in kızı Tamara’dır. Görüldüğü gibi Fatih fethettiği yerlerin krallarının kızlarını da kendine eş almıştır. Gülşah Hatun takma adlı bir Fransız kızı, Bizanslı Prenses İren, yargıcın kızı Maria’da bunlara dahildir. Fatih tahtının geleceği için kundaktaki kardeşi Ahmet’i bile boğdurmuştur. Fatih Kanunnamesi ile de taht için; baba, amca ve kardeş katlini kanunlaştırmıştır. Fatih’ten sonra Osmanlı padişahı olan 2.Bayezit taht için; İtalya’ya kaçan Cem Sultan’ı ve çocuklarını öldürttü. 2. Bayezit, Fatih’in eşlerinden Rum Zaganos Paşa’nın kızı Kornelya’dan doğmuştur. Kendisinin Sırp, Rum, Romen, Bulgar asıllı eşlerinden bazılarının isimleri şunlardır: Beti, Anita, Suzi, Litiana, Katherin, Nina, Martha ve Danilava’dır. Yavuz Sultan Selim, saltanatı için akrabalarından canlı kimse bırakmadı. Tümünü öldürdü. Eşlerinden bazılarının adları ise şöyle:Hafza Hatun olarak bilinen Lehistan Yahudisi Helga, Ayşe Hatun olarak bilinen Aleksandra ve Taçlı Hatun olarak bilinen Kırım Tatar Hükümdarının kızı Katarina’dır. Kanuni Sultan Süleyman tahtını garantiye almak için, oğlu Mustafa’yı cellatlara öldürterek seyretti. O da yetmedi dört torununu daha öldürttü. Evliliklerindeki eşlerinin adları ise şöyle:Polonyalı Anna, Hürrem Sultan olarak meşhur olan Rus papazın kızı Roksalan Sultan ve Gülfem Sultan olarak bilinen Sicilyalı Rozalina’dır. Kanuni’den sonra padişah olan Sarı Selim’in eşlerinden birisinin adı; Roksalan Sultan’ın kızı Nurbanu olarak bilinen Raşel’dir. I. Süleyman’ın annesi Hafza Hatun Hristiyan Kafkas’lardandır. 2. Selim’in annesi Hürrem Sultan ise Slav’dır. 3. Murat’ın annesi Nurbanu Valide Sultan ve 3. Mehmet’in annesi Safiye Sultan ise Venedikli’dir. 3. Murat da tahta çıkma konusundaki geleneği evlilikler konusundaki gelenek gibi sürdürmüştür. Tahta çıkar çıkmaz beş kardeşini birden öldürtmüştür. 2. Osman’ın annesi Mahfiruze Sultan ile 4. Murat’ın annesi Mahpeyker Sultan yani Kösem Sultan Rum kökenli Hıristiyandırlar. 2. Osman taht için kardeşi Şehzade Mehmet’i öldürtürken, 4. Murat da padişahlık uğruna üç kardeşini birden öldürtmüştür. Padişah 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan Rus kökenlidir. Annesi Rus kökenli olan bir de 3. Osman vardır. 2. Mustafa ve 3. Ahmet’in anneleri ise, Giritli Rum olan Rabia Sultan’dır. Padişah 2. Mahmut’un annesi Nakşidil Valide Sultan ise Fransız asıllıdır. Son dönemde ise Osmanlı sarayına Hıristiyan kökenli Kafkas gelinler alınmaya başlanmıştır. Sakın yanlış anlaşılmasın. Bu satırların yazarı İslam dışındaki din ve milliyetleri asla küçümsemiyor. Böyle bir yaklaşımı “İnsanın kendi inkarı” olarak görüyor. Ama Osmanlı Tarihi’nde saraydaki evliliklere baktığımızda “ecdadımızın durumu” Türk milliyetçiliği açısından pek parlak gözükmüyor. Osmanlı sarayında olup bitenler; Türk milliyetçiliği açısından olduğu gibi, bir yönü ile İslam adına da savunulacak şeyler olamaz. Bu olup bitene bir de 600 yıl boyunca Osmanlı’yı; Türklerin ve Müslümanların değil de devşirme ocaklarından yetişen yöneticilerin yönettiği varsayılırsa Türk milliyetçiliği ve İslam ümmetçiliği üstüne “ecdat edebiyatı” yapanlar kendilerini ikna etmekte hayli zorluk çekecekler gibime geliyor. Çünkü; Osmanlı’da devlete her düzeyden yönetici yetiştiren devşirme ocaklarına “Türk” ve “İslam” kökenli çocukların alınması yasaktır. Oralara “Türk” ve “İslam” olmayan “gayri müslim” yani müslüman olmayan kesimlerin çocukları alınıp yetiştirilir. Bu kanallardan gelen ve Türkçe’yi bile bilmeyen yöneticiler Osmanlı’ya yıllarca sadrazam olmuştur. |
||
|
||
| nasıl bir soru bu | ||