|
||
| Halkımızı tanıyalım Türkiye'nin yüzde 40'ı askeri yönetim istiyor, yüzde 49'u 'Lokantalar iftardan sonra açılsın' diyor, yüzde 60'ına göre başarısızlıkların nedeni dini inançsızlık İSTANBUL - Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Ersin Kalaycıoğlu ve Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Ali Çarkoğlu tarafından hazırlanan 'Türkiye'de Sosyal Tercihler Araştırması' ilginç sonuçlar ortaya koydu. Mart-Nisan 2006 arasında İstanbul, Tekirdağ, Balıkesir, Bursa, Bilecik, İzmir, Denizli, Antalya, Kayseri, Adana, Eskişehir, Konya, Aksaray, Ankara, Zonguldak, Samsun, Rize, Erzurum, Kars, Van, Diyarbakır, Malatya ve Gaziantep'te toplam 1846 kişiyle yüz yüze görüşme yöntemiyle yapılan araştırmaya göre, sol-sağ dağılımında sağ ağırlığını sürdürüyor. Araştırmanın çarpıcı sonuçları şöyle: # Bir yandan özgürlük konusunda duyarlılık ve demokrasiye bağlılık ifade edilirken, askeri bir yönetimin seçilmiş hükümetlerden daha iyi olacağı fikrini çeşitli ölçülerde kabul eden seçmenin oranı yüzde 40'a ulaşıyor. # Yüzde 28.5'i demokrasinin işleyişinden hiç memnun değilken, yüzde 29.4'ü memnun. # Seçim sonrası AKP hükümetiyle yüzde 74'e ulaşan AB desteği, Nisan 2006 itibarıyla yüzde 57.3. 1996'da AB'ye verilen destek yüzde 55'ti. Sonuca göre Türkiye 10 yıl öncesine geri döndü. # Türkiye kendi sorunlarını kendi çözebilir diyenler yüzde 56.6. 'Sorunlar AB'ye üye olarak çözülebilir' diyenler yüzde 29. # Türkiye'de dindar insanlara baskı yapıldığını düşünenlerin oranı yüzde 25. Bunların yüzde 68.5'i, türban-başörtüsü dayatmasını baskıya ilk örnek veriyor. Bunların sadece yüzde 2.3'ü imam-hatip liselerinin statüsünü baskı unsuru olarak görüyor. # 1999'da Müslümanların ibadetlerini serbestçe yerine getirebildiğini düşünenlerin oranı yüzde 63.8'di. Bugün yüzde 74.2. # Araştırmaya katılanların yüzde 65'i devlet memurlarının, yüzde 68'i öğrencilerin türban takabilmesi gerektiğini düşünüyor. # 1999'da halkın yüzde 42.4'ü dindar insanlara baskı yapıldığını söylerken, 2002'de bu oran yüzde 40'tı. Bu araştırmaya göre ise bu oran yüzde 25'e düştü. # 'Kızımın Müslüman olmayan biriyle evliliğine karşı çıkarım'a katılanın oranı yüzde 61. # 'Müslümanlık dışındaki dinleri yaymaya çalışan misyonerlerin çalışmaları kısıtlansın'a katılanların oranı yüzde 65. # 'Çocuğumu imam-hatip lisesine göndermeyi düşünürüm'e katılanlar yüzde 46. # Lise çağındaki kız ve erkeklerin aynı sınıfta okumasını doğru bulmayanlar yüzde 31. # Din derslerinin mecburi değil de seçmeli ders olarak okutulmasına katılanlar yüzde 50. # 'Son bir yılda hükümet politikaları ailemin durumunu iyi etkiledi' diyenlerin oranı yüzde 26. 2002'de bu yüzde 1.8'di. # 'Son bir yılda hükümet politikaları ailemin durumunu kötü etkiledi' diyenlerin oranı ise yüzde 39.1. 2002'de bu fikirde olanların oranı yüzde 86.7'ydi. # 2002'de halkın yüzde 55'i hayatından memnun değilken, bugün araştırmaya katılanların yüzde 60'ı hayatından memnun. # 'Ailemin ekonomik durumu önümüzdeki bir yıl da aynı olacak' diyenlerin oranı yüzde 43.1. Türkiye'nin ekonomik durumunun bir yıl aynı kalacağını düşünenlerin oranı yüzde 38.3. # Hükümetten memnun olanların oranı yüzde 54. Hiç memnun olmayanlar yüzde 25.9. # 2002'de enflasyonu sorun görenlerin oranı yüzde 19.7 iken 2006'da oran düşerek yüzde 9.6 oldu. 2006 da sorun olarak görülen diğer bir başlık ise yüzde 14.9 ile terör ve ulusal güvenlik. # 'Kişinin namusuna yöneltilen saldırı her zaman cezalandırılmalı' fikrine katılanlar yüzde 87. Yüzde 51'ine göre ailenin namusu önce kadından sorulur. # Yüzde 92'si uyuşturucu kullananı, yüzde 91'i ise homoseksüelleri komşu olarak istemiyor. Bunu 88.5 ile AIDS'liler izliyor. # 'Gençlerin büyükleriyle çatışmalarının temelinde Batı'ya özenme var' diyenler yüzde 67. # Evlilik için 'resmi nikâh yeterli değil, imam nikâhı da yapılmalı' diyenler yüzde 67. # Yüzde 66'sı ahlaksız filmlerin sinemada gösterilmemesinden yana. Yüzde 34'üne göre çocuk olmayacaksa evlilik anlamsız. # Yüzde 49'u ramazanda iftar saatine kadar lokanta ve kahvelerin kapalı olmasına katılıyor. # Yüzde 60'ına göre hayatta başarılı olamamanın nedeni dini inanç eksikliği. # 'Hükümete başvurmanın bir anlamı yok, yalnızca kendilerini düşünüyorlar' cümlesine katılanların oranı yüzde 52. # 'Bugünlerde insan yarını düşünmeden günü kurtarmaya bakıyor'a katılanlar yüzde 66. # Yüzde 68'i devlet memurluğuna atanmak için bilgiden çok torpilin olması gerektiğini düşünüyor. Yüzde 63'e göre çok para hilesiz kazanılmaz. Araştırmaya katılanların yarısı ise insanın amacına ulaşması için her yolun mübah olduğunu düşünüyor. # 'Fikir özgürlüğü değerli araç olsa da bazı siyasi görüşleri kısıtlamak lazım' diyenler yüzde 51. # 'Ülkenin çıkarları büyük tehlike altında olduğu zaman insan hakları ihlal edilebilir' düşüncesinde olanlar yüzde 51. # 'Radikal uçlardaki ideolojik gruplara kamu düzenini bozmasalar da gösteri ve yürüyüş izni verilmemeli' diyenler yüzde 47. # 'Turistler ülkemizin ahlakını bozuyor' diyenler yüzde 42. 'Ülkemize yerleşen yabancılar kültürümüze zarar veriyor' diyenler yüzde 46. 'Ülkemize yerleşen yabancılar iş bulmamızı zorlaştırıyor' diyenler yüzde 49. alıntı |
||
|
||
| die iyi is cıkarmıs | ||
|
||
| sağolsun karga da atmış bukonuyu ama daha önce açılmış bir başlıktı.. hakkaten ilginç ama bir o kadar da gerçeklere ışık tutan bir anket olmuş.. insanların yarısı ülke güvenliği tehlikeeye girdiğinde insan hakları ihlal edilebilir diyor mesela. bence az bile olmuş bu oran.. yine çocuğunu imam hatip lisesine göndermeyi düşünenlerin sayısı da nerdeyse %50 kamu düzenini bozmasalar da yürüyüşlere izin verilmesin diyenler ve siyasi fikirlerin kısıtlanmasını savunanların yani ifade özgürlüğünü kısıtlamayı onaylayanların oranı da %50 gibi. |
||
|
||
| Halkmı ne halkı? türk halkımı? Halt etmişizsiniz Alt edilmişsiniz |
||
|
||
| zaten bızım olan herseyı sadece yıne baskaları ıcın bnırakmıyormuyuz zıhnımız ve fıkırlerımızde oyle hayır muygun bızım kı ıstatıstıklere karsıyapılan yorumlar yoksa mılletıne laf soyleyecek kımseler degılız |
||
|
||
| Hay benim örümcek ağlı, bağnaz kafama!!! Ne haddime...Ne haddime Haddi ve vadeyi aşmak lazım değilmi güzeli bulmak için İmam isem sanene Hatip olmak istemem kime zarar veriyor. Tehdit ise tehvidim. Terk-i diyarı hak-edinirim. Az kaldı yurdunuz dan göç edişime. Merak etmeyin bedeni engelleyeni ruh kovacak yakında. |
||
|
||
| Işık Üniversitesi Rektörü Prof. Ersin Kalaycıoğlu ile Sabancı Üniversitesi'nden Doç. Ali Çarkoğlu'nun birlikte yaptığı, " Türkiye'de Sosyal Tercihler Araştırması " yayınlandı. Araştırma medyada farklı başlıklarla sunuldu. Mesela Milliyet, " Türkiye sağa kaydı " diyordu. Hürriyet, " Şeriat isteyenler sadece yüzde 9 "u tercih etmişti. Radikal, " Halkımızı tanıyalım: Dindar, askerci, özgürlük karşıtı " demişti. Cumhuriyet ise " Siyasetin yeni yüzü: Merkezde hiçbir parti bulunmuyor " başlığıyla vermişti haberi. Bu farklılıklar normaldir. Nihayetinde her gazetenin belli bir çizgisi vardır ve haberlerin sunuluşu o politikanın sınırları içinde yer alır. Mesela " Şeriat tehlikesinin farkında mısınız?" diye bas bas bağıran Cumhuriyet'in, şeriat isteyenlerin yüzde 9 olmasını öne çıkaracak hali yok. Bunlar iyi güzel de... Önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Araştırmaya bakan özgürlükçü bir kişi, gerçekten karamsarlığa düşebilir. Mesela " Ramazanda lokantalar iftara kadar kapalı olmalı mı " sorusuna... Yüzde 49 oranında " Evet, katılıyorum " cevabı verilmiş. Liberal ve özgürlükçü bir açıdan baktığınızda umut kırıcı bir cevap... Halbuki bir nokta gözden kaçırılıyor: Bu ve benzeri araştırmalar ' gerçeği' değil, ' insanların tutumunu, tavrını, görüşünü' ölçüyor. Yıllar önceydi... 1972-73 olsa gerek. Ramazan ayında, bayrama bir iki gün kala otobüsle geziye çıkmıştık. Turda uzun saçlı delikanlılar da vardı. Derken Kayseri'ye geldik. Açız, şehir merkezinde lokanta arıyoruz. Hepsi kapalıydı. Bununla kalsa iyi: Uzun saçlı delikanlılara, Kayserili veletler taş atmış ve yuhalamıştı. Acaba şimdi durum nasıl? Eminim değişmiştir. Birçok açık lokanta vardır ve saçı uzun delikanlılar taşlanmıyordur. Ama Kayserililere sorsanız, birçoğu yine ' Evet, lokantalar ramazanda kapalı olmalı' cevabını verir. Yani 'gerçek' başkadır, 'tutum' başka. Anket yaparak gerçeği değil ancak insanların tutumunu öğrenmek mümkündür. Türkiye'de sıradan insanlara, " Dindar mısınız " derseniz, " Evet, epey " cevabını alırsınız. Ama o kişileri 365 gün boyunca izlerseniz... Sadece cumalara ve bayram namazlarına gittiklerini... Ramazanın ancak yarısında oruç tuttuklarını... Arada sırada meyhanede kadeh tokuşturduklarını görürsünüz. (Bunca rakıyı, şarabı, birayı kim tüketiyor sanıyorsunuz?) Bir başka örnek.. Araştırmaya göre halkımız, yüzde 40 oranında, " askeri hükümet, seçilmiş hükümetten daha iyidir " demiş. Peki siz onların gerçekten askeri hükümetten yana olduğunu mu sanıyorsunuz? Hatırlayalım: Askerlerin güdümünde hazırlanan 1982 Anayasası'na yüzde 91.5 oranında 'evet' diyen bu halk... 1983'te darbeci Kenan Evren'in desteklediği partiye yüz vermemiş, Turgut Özal'ın ANAP'ını tek başına iktidara getirmişti. Emniyet ve huzur gibi konularda orduya güvenen Türkler, askerin, başta ekonomi olmak üzere diğer meselelere bulaşmasını istemez. Ama mevcut yönetimlere tepkisini, böyle cevaplar vererek gösterir. Yani anketi ' kendi sesi' gibi kullanmaya çalışır. Yanlış anlamayın: "Halkımız pek demokrattır, özgürlükçüdür, liberaldir" demiyorum. Sadece, bu anketler toplumumuz hakkında fikir veriyor ama 'derin gerçeği ölçemiyor' diyorum. Emre AKÖZ (Sabah) |
||
|
||
| ya konuyla alakasız ama darkmoonun yazdıgı yazı aklıma getirdi, radikal aydın doganın gazetesi degilmidir izledikleri özgürlükçü çizgi neyin nesidir acaba ?? | ||
|
||
| yıllar yılı doğuyla batı arasında köprü olmaktan imanı gevremiş bir toplumun istatistik verilere yansıttığı yüzü genellikle türlü komplekslerle, savunma mekanizmalarıyla, kendince kurnazlıklarla örülü.. mesela klasiktir, sorsan hazretlerin hepsi televizyonda belgesel seyretmek ister.. ama tabi digitürk reklamında ki gibi olanından.. insan neslinin üremesiyle ilgili.. ![]() ..radikal aydın doganın gazetesi degilmidir izledikleri özgürlükçü çizgi neyin nesidir acaba ?? sanırım Aydın Doğan için herhangi bir şirketinden daha farklı değildir Radikal.. onun tuturduğu özgürlükçü çizgide ancak şirketin kâr grafiklerinden takip edilen bir tür verimlilik unsuru, şirket politikası, PR filan.. |
||
|
||
| Hiçbir ankete katılmadım halkmının içindeyim halkımdan ankete katılan birini de göremedim.. Halk kavramımı yanlış yoksa ben halkın için de değil miyim? Garip... |
||
|
||
| istatistiklere hiç güvenmem, hele birilerinin halkı yönlendirme çabasını yadsıyamazken.. | ||
|
||
bencde ıstatıstıkler gerçekcı değil o kadar mılletın içinde bellı bı sayıdakı kışılerın goruşu bence toplumu yansıtmıyor10 tane ıyıy gelmıştır 1000 tane kotu vardır amaaaaaaaaaaannnnnnnnnnnnn .......
|
||
|
||
| Bunun yönledirmerli bir anket ve tepki ölçmek için bir eylem olduğunu düşünüyorum, birileri bize hişşşş uyanın bakın neler oluyor demek istiyor. Şimdi olmasa bile ki kesinlikle değil ilerde olacak budur. Bunun için bir mülteci olmak yerine, ezip hor görmek neden sende benim gibi değilsin demek yerine, konuşan anlatan ve bilgilendiren bir toplum olmamız şart. Tamam yıllarca kendi anladığımız gibi anllattık belki ama vakit şimdi herkesin anlayabileceği şekilde anlatmak. | ||
|
||
| halkımızın üçüncü sınıf olduğu olduğunu söyleyebilirim. | ||
|
||
| mike'ım kandırmaca bunlar yav, inanma.. tepki azaltmaya çalışıyorlar.. | ||