|
||
| Akıl,hiç bir zaman hiçbirşeyi mutlak olarak izah edemez. Bilim;karanlıklar içinde bir mumdur. Evreni anlamlandırmaya çalışan filiozoflar birbirilerini yanlışlamaya varadursunlar,bu bile tek başına aklın yetersizliğine bir kanıttır. Neden uzakları görebilmek için bir dürbüne ihtiyaç duyarız. Ya akıl,uzakları nasıl görecek,peygambersiz. Hey kendi aklıyla mağrurlaşıp firavunlaşan ve aklı Tanrısallaştıran filozof efendi sana buradan acımalar gönderiyorum. Akıl;Evreni anlamlandırma hususunda hüküm koymaktan ziyade önüne gelen bilgilerin yanlışlığını ve doğruluğunu test etmek için vardır. Bu sebepten ötürü akıl Haddini aşmaya. Eğer akıl haddini aşarsa,NİEZÇHE gibi herşeye ''saçma'' ve CAMUS gibi herşeye ''boş'' demeye başlar. Ondan sonra da, gel de ''ANLAMSIZ'' bir dünya da yaşamaya çalış. İnsanın hayvandan bir farkı da onun süreki bir anlam arayışı içinde olmasıdır. ANLAMSIZLIĞA tahammül eden bir ''KALP'' zaten ateizme yataklık edecek bir mekandır. Bizim nazarımızda bir damla gözyaşı, bir damla tuzlu su değildir. Biz evrene hep bu perspektifde bakarız. Evren, mecazlı bir Tanrısal söylemdir takılma fenomenlere. Sözcüğün içinde görünmez saklı bir anlam vardır. Kurtul yüzeysellikten. Not:Kürsüden MİHENK sesleri. |
||
|
||
| evet akıl tıkanır bu gün aslında hekes bilir ki bütün bilim adamlarıda bilir ki mechuller içinde yaşıyoruz kendinizi kandırmayın bir gü bütün erbabı bilim bütün bilim adamları islamiyeti ilan edeceklerdir delil istersen Allah indinde din islam dinidir fermanı kainat islamı ilan ediyor insanlar Hakikati aramak sevdasıyla kostukca bir gün bütün bilim adamları ilan edecekler islamı |
||
|
||
| Yazıdan çıkardığım sonuç yazının ateizmle alakalı olmayışıdır. Kuyruk acılarını bu reaksiyoner tedirgin tepkilerle dile getirmeyin... Öncelikle zaten bir çok hatayla dolu; Akıl,hiç bir zaman hiçbirşeyi mutlak olarak izah edemez. Hiçbir şeyi izah edemez derken bir çok şeyi eder. Yemek yemezsem öleceğim kesindir ve bunu aklımla açıklarım. Ayrıca felsefe yapmaya çalışırken bu kadar kesin konuşmayın komik oluyor. Evreni anlamlandırmaya çalışan filiozoflar birbirilerini yanlışlamaya varadursunlar,bu bile tek başına aklın yetersizliğine bir kanıttır. Filozoflar birbirlerinin fikirlerini yanlışlayarak gelişmeyi sağlıyorlarlar -eh düşüncenin ilerlemesinin vahiyle sağlandığına inanılırsa olacağı budur. Ayrıca bu ilerlemeye kanıttır aklın yetersizliğine değil. Mantık hatası var cümlende. Eğer akıl haddini aşarsa,NİEZÇHE gibi herşeye ''saçma'' ve CAMUS gibi herşeye ''boş'' demeye başlar. Ondan sonra da, gel de ''ANLAMSIZ'' bir dünya da yaşamaya çalış. Sana "çüşş" derler bu lafın üstüne başka da bir şey demezler. İnsanın hayvandan bir farkı da onun süreki bir anlam arayışı içinde olmasıdır. İnsanı hayvandan ayıran ellerini kullanabilmesidir. ANLAMSIZLIĞA tahammül eden bir ''KALP'' zaten ateizme yataklık edecek bir mekandır. Anlamsız çıkarımın sakat olduğundan bu yataklık mevzuda saçma oluyor. Kurtul yüzeysellikten. Paranoyak isterik dürtülerinizle yazmayın. Bilgisiz ve kör inançlarla derinleştiğinizi sanıyorsunuz ya çok acaip gülüyorum. Not: Yazdıklarının %80 i mantık hatası dolu olan biri, çok bilmiş tavırla "bunu mu çıkardın" demiyor mu nasıl da zevk alıyorum çürütmekten. |
||
|
||
| Eğer akıl haddini aşarsa,NİEZÇHE gibi herşeye ''saçma'' ve CAMUS gibi herşeye ''boş'' demeye başlar. Ondan sonra da, gel de ''ANLAMSIZ'' bir dünya da yaşamaya çalış. Bunun kadar igrenç mi olması gereken mi belirsiz bir durum yoktur.Çevrenizdeki herkes boş ve saçma konuşuyordur (yada size öyle geliyordur)insanların nasıl bu kadar meraksız ve monoton yaşabildiklerine anlam veremezsiniz ve git gide kimseyle konuşmamaya başlarsınız çünkü konuşup onlara bildiklerinizi anlatmaya gerek bile duymazsınız(nası olsa anlamazlar) ve asosyalleşmeye başlarsınız.işte ben. |
||
|
||
Eğer akıl haddini aşarsa,NİEZÇHE gibi herşeye ''saçma'' ve CAMUS gibi herşeye ''boş'' demeye başlar. Ondan sonra da, gel de ''ANLAMSIZ'' bir dünya da yaşamaya çalış. Bunun kadar igrenç mi olması gereken mi belirsiz bir durum yoktur.Çevrenizdeki herkes boş ve saçma konuşuyordur (yada size öyle geliyordur)insanların nasıl bu kadar meraksız ve monoton yaşabildiklerine anlam veremezsiniz ve git gide kimseyle konuşmamaya başlarsınız çünkü konuşup onlara bildiklerinizi anlatmaya gerek bile duymazsınız(nası olsa anlamazlar) ve asosyalleşmeye başlarsınız.işte ben. Venüs, NİEZÇHE değil nietzsche. "Bunun kadar igrenç mi olması gereken mi belirsiz bir durum yoktur"demişsiniz hiçbirşey anlamadım. Siz yazdığınız gibi okuyorsanız ters anlarsınız herşeyi. Sanırım irdelemenin ,sizi topluma yabancılaştıracağını anlatmak istemişsiniz. Asosyal olacaksam da olayım,derdim sosyal olmaksa ne diye kafa yorayım. Madem derdiniz anlam, o halde bedel ödemeye hazır olacaksınız. Ha birde ilk yazı da akıl diyerek anlatılmak istenen ,mantık olsa gerek. Yoksa akıl kendi başına hiçbirşeydir! Peki mantık nasıl şekillenir? Mantık,mana ile şekillenir bu sebepten inananların bu mana sorgusunda bulup bulacağı da budur! Mana Tanrı demektir onlara göre,ait olmaktır,itaat etmektir. Bu yüzden ateistlerin mana mevzusunu algılayamazlar! |
||
|
||
| kahtalı_nietzsche ; yukardan yazının o kısmını alıntı yaptıgım için aynen gelmiş yazılışını biliyorum:) yani demek istedigim ; yaşamdaki herşey saçma ve boş gelmeye başlayınca yani düşünme araştırma sınırını aşınca insan hayat dahamı çekilmez oluyor ne diyorum:) sanki herşeyden bi haber boş boş yaşıyan insanlar dahamı mutlu. |
||
|
||
Alıntı Hiçbir şeyi izah edemez derken bir çok şeyi eder. Yemek yemezsem öleceğim kesindir ve bunu aklımla açıklarım. Ayrıca felsefe yapmaya çalışırken bu kadar kesin konuşmayın komik oluyor.(penniless) Eleştirilen cümlemiz:Akıl,hiç bir zaman hiçbirşeyi mutlak olarak izah edemez Açalım... sınırlı duyu organlarımızla sınırsız(mutlak) olanı kuşatıp algılayamayız.filin sırtında gezinen küçücük bir karınca filden gafildir.karınca için fil değil büyük bir meydan vardır. bilmediklerimize oranla bildiklerimiz okyanustan bir damla kadardırdır. Bu sınırlı kapasitemizle herşeyi biliyormuşuz gibi ''insanı'' ve ''sınırsız bir evreni'' tanımlayamaya kalkışarak, insanı; düşünen bir hayvan mertebesine alçaltıp evreni de bir tesadüf oyuncağı konumunda göstermek ve bunu da yüzde yüz doğruymuş gibi yutturmaya çalışmak komik değil de nedir. Alıntı Yemek yemezsem öleceğim kesindir ve bunu aklımla açıklarım. penniless Sokretes:bildiğim bir şey varsa o da hiç bir şey bilmediğimdir. penniless:Yemek yemezsem öleceğim kesindir ve bunu aklımla açıklarım(o halde akıl herşeyi bilir) alemsin penniless yavv ![]() |
||
|
||
| Bilimi tanrılaştırıp sürekli ona sığınmaktan vazgeçin bilim herşeyi bilmiyor malesef. İşte cehaletinizin kanıtını sunuyorum,göze alacağınız cesaretiniz ve merakınız varsa okuyun Karıştırılan en önemli hususlardan birisi, bilimsel bilgilerin aslını oluşturan sonuçlar (veriler) ile bilimcilerin yorumlarının aynı sınıflandırma içinde “bilim” olarak değerlendirilmesidir. Bir bilimci, falanca denizanasının falanca organı hakkında dünyada en fazla bilgiye sahip kişi olabilir. Hatta nadiren de olsa, bunun dışında derinleştiği birkaç farklı bilimsel alan bile bulunabilir. Fakat bu bilimci, hayatın kökenleri, evrenin ortaya çıkışı veya yaşamın amacı gibi konularda konuşmaya başladığında, ağzından “mutlak doğruları” duymayı beklemek, mantıken beyhude bir çabadır. Bırakınız mutlak doğruyu, herhangi bir ‘uzman’ın, kendi uzmanlık alanı dışındaki alanı ilgilendiren ifadeleri, aslında bilimsel bile değildir çoğu zaman. Zira bilimcilerin yorumlarını bilimin kendisinden ayıran en önemli özellik, yorumların, kişisel inanç ve zihinsel yapılar tarafından şekillendirilmesidir. Bilimsel veriler ise bunlardan bağımsız, nesnel (objektif) veriler olmak zorundadır. Örneğin, helyumun sıvılaştığı sıcaklık derecesi ölçülerek bulunabilir ve her bilimci laboratuvar koşullarında ve verilen şartlarda bu veriyle hemfikir olmak durumundadır. Çünkü bu veri kişilerden bağımsız bir ölçüm sonucudur ve aynı şartlarda hep aynı şekilde arz-ı endam eder. Fakat, sözgelimi, yaşamın kökenine dair konuşan binlerce bilimci, bir türlü aynı zeminde konuşmayı beceremez, zira bilimsel öncülleri kullansalar da, ifadelerinde kullandıkları savlar, bir çok bilimsel olmayan öncül içermek durumundadır (zira elde konuyla ilgili yeterli bilimsel veri yoktur). Bu tip “insani” olumsuzluklara eklenmesi gereken bir başka önemli yan ise, özellikle eğitimli kesimde gözlenen malumatfuruşluk ve kibirli zihin yapısıdır. Bilimsel verileri kafada arşivleyerek, belli konular hakkında fikir sahibi olabilirsiniz; fakat bunları bir anlam çerçevesi içinde bir bütünün parçaları olarak açıklayabilmeniz için, belli bir takım bilim dışı öeröevelere gereksiniminiz olacaktır. Pozitivizmin sorgusuz sualsiz hükümferma olduğu modern bilim dünyasında, bilimsel verilerin nesnelliği (objektifliği) ile, kendi inançlarının öznelliğini (subjektifliğini) gizlemeyi bilinçsiz bir adet haline getirmiş sayısız bilimci mevcuttur. Yetersiz ve hatta tam olarak doğrulanamamış veriler üzerinde, verilerin boyunu kat kat aşan yorumlarla karşılaşmak, başta popüler bilim dergileri olmak üzere, bilimsel dünyada çok yaygın bir davranış bozukluğu haline gelmiş durumdadır. Uzmanlaşmanın fetişizm düzeyine yükseldiği günümüzde, gerçekliğin daracık bir penceresinin sağladığı verilerle yaşamını dolduran insanlar, gerçekliğin tümüne dair fikirler ileri sürerken, tüyler ürpertici bir pervasızlık segileyebiliyorlar. Temel bir algılama yanlışlığından olsa gerek, bilgisi arttıkça mütevazılığı derinleşmesi gereken insanoğlu, tam tersine, malumatla doldukça, malumatfuruş ve dikkatsiz bir hal alıyor artık. Konuyla dışarıdan ilgilenen ve yaşam görüşlerinde bilime önemli değerler atfeden milyonlarca insan da, bu kafa karışıklığının dalgaları içinde yanlış kıyılara savrulmaktan korunamıyorlar bir türlü. Zira onların elinde bilim ile bilimcinin yorumlarını birbirinden ayırabilecek net kıstaslar çoğu kez mevcut değil. Alıntıdır. |
||
|
||
| Bilimi tanrılaştırmayın diyen kişi ortaya attığı düşünceleri temellendirecek bir otorite arayışında olan kişidir. Onun kendi öznel alanı olmadığından herhangi bir olguyu akıl yani ölçme,değerlendirme ve kıyaslama süzgeçinden geçirerek objektif şekilde kendiliğinden kendi eylemi ile değerlendirerek topluma uyumu mümkün değildir. Güdülmeleri gereklidir çünkü zor ile güdülmediklerinde ne kendileri ne de yaşam hakkında hiç bir şey bilemediklerindfen eylemlerinin sonuçlarına da salt kişisel kar-zarar açısından bakabilmeye şartlanmışlardır. Yani birileri sürekli yasaklama-onaylama yapmalıdır. Merak etmezler bu yüzden de kalpleri attığına göre yaşıyorlardır ve bu durum soyut Efendileri Tanrı suretinde sanal da hayal ettikleri ama aslında somut efendileri olan üst leri,amir leri ya da aşiret veya aile şeflerinin onlara vermiş olduğu bir lütuf tur. Bu reel durum onları güdülerken sanal durum yüzünden öyle yaptıklarını sanırlar. Bu nedenle de sorgulamaz,açıklayamaz sadece ezberlerler. Ezberlerinin bittiği yerde de kendileri yerine düşünmüş sandıkları başkalarının fikirleriyle birebir olarak gelirler. Yorum yetenekleri yoktur ve her şeye kutsal değerler biçerek akıllandıklarını sanırlar. Duyusal tepkileri ve dünyaya olan merakları da sadece bir sıfattan ibarettir o nedenle bilim in ağlama tepkisini tuzlu su olarak açıkladığını sanmak gibi cahilce bir duygulanım halleri vardır. Örneğin "hiç bir şey bilmesem de kalbim var" deyince gerçekten de bunun çok iyi bir özellik olduğunu ve gerçek olduğunu düşünürler. Makinacı-buyurgan uygarlıkların ezdiği makinacı-mistik bireylerin bu arabesk tepkisi kendilerini gösterme yolunda sahip oldukları Hınç, yani yaşama karşıt saldırının dile gelişidir. Bunun akabinde Dünyayı hor görme gelir ki onlar bu yüzden sonsuz evrene fani yaşam diyerek kendi küçük hayal dünyalarında izole olabileceklerini sanabilirler. Oysa sınırsız olan aynı zamanda sınırsızlığı oranında hareketli bir durumun varlığıdır ve dolayısıyla sabit ve değişmez anlamına gelen Mutlak ile biçimlendirilemez. Zaten bu eski batıl inanç da genellikle konumunu ve kişiliğini mutklaklaştırma, yani kesin kabul ettirme ve hegemonya kurma gizli hayali güden psikolojinin bilinçsiz dışavurumlarından biridir. |
||
|
||
| budha; 1.itiraz:sınırsız(mutlak)demişsin.Mutlak manası her mekan,zamanda geçerli sarsılmaz,üzerinde şüphelenemeyecek tartışma açılamayak bilgidir 1-a) Evet bu bilgiye henuz ulaşılamamıştır.Fizikte herşeyin teorisiolarak biliniyor.(HEŞET).Ve gittikçe yaklaşıldığı,o orandada karışıklaştığı söyleniyor.Bi aratısan iyi olur.Mutlaktan kastın sınırsız demek değilse eğer, akıl hiçbir zaman hiçbirşeyi mutlak olarak izah edemez dersen,çok baba fikirler getiremediğin sürece biriside kalkar çok yaklaştık der. 2.itiraz:Alıntı yaptığın yazını okudum.İçerisindeki bir kaç cümle hariç savunduğun şeyle alakası olmayan 2 -3 paragrafı yapıştırmışsın. bilimsel bilgilerin aslını oluşturan sonuçlar (veriler) ile bilimcilerin yorumlarının aynı sınıflandırma içinde “bilim” olarak değerlendirilmesi...: doğru ama ilgisiz Bu tip “insani” olumsuzluklara eklenmesi gereken bir başka önemli yan ise, özellikle eğitimli kesimde gözlenen malumatfuruşluk ve kibirli zihin yapısıdır: doğru ama ilgisiz Pozitivizmin sorgusuz sualsiz hükümferma olduğu modern bilim dünyasında, bilimsel verilerin nesnelliği (objektifliği) ile, kendi inançlarının öznelliğini (subjektifliğini) gizlemeyi bilinçsiz bir adet haline getirmiş sayısız bilimci mevcuttur.: doğru ama ilgisiz Temel bir algılama yanlışlığından olsa gerek, bilgisi arttıkça mütevazılığı derinleşmesi gereken insanoğlu, tam tersine, malumatla doldukça, malumatfuruş ve dikkatsiz bir hal alıyor artık. doğru ama ilgisiz vs..... Fikirlerine katılan insanları dahi alakasız örneklerine verdirttiğin cevaplarla sana karşıymış gibi durmasını sağlamamak için biraz daha dikkat rica ediyorum. |
||