|
||
| İnsanlık tarihinde siyasal otoriteyi yadsıma geleneğinin kökleri Eski Yunan�daki Stoacılara ve Kyniklere, orta çağdaki Katharos tarikatına ve Reform dönemindeki bazı Anabaptist gruplara değin gider. Ama bu toplulukların devleti yadsıması, yalnızca maddi dünyadan uzaklaşıp manevi dünyaya sığınmanın yansımalarından biriydi. Anaşizme dayalı bir topluma ilişkin ilk görüşleri, 1640� larda İngiliz İç Savaşı�nın hemen ertesinde Truth Lifting Up Its head Above Scandals (1649 İftiralardan kurtulup Aklanan Gerçek) adlı bir broşür yayımlayan Gerrand Winstanley ortaya koydu. Winstanley iktidarın insanları yozlaştırdığını, mülkiyetin özgürlükle bağdaşmadığını ve suçların kaynağında otorite ve mülkiyet hırsının yattığını öne sürüyordu. İnsanların yukardan dayatılan yasalara değil kendi vicdanlarına göre davrandıkları, emeğin ve ürünlerin paylaşıldığı yöneticisiz bir toplumda özgür ve mutlu olabileceklerini savunan Winstanley, anarşist eylemciliğin de öncüsü olarak Diggers hareketini başlattı. İngiliz Protestan geleneği içinde silik bir biçimde varlığını sürdüren Winstanley�nin ilkeleri Anglikan Kilisesi�nden ayrılmış eski bir papaz olan William Godwin�in An Enquiry Concerning the Princibles of Political Justice and Its Influence On General Virtue and Happiness (1793; Siyasal adaletin İlkeleri ve Genel Erdem ile Mutluluk Üzerindeki Etkisine İlişkin Bir Araştırma ) adlı yapıtında yeniden güç kazandı. Otoritenin doğaya aykırı olduğu ve toplumsal kötülüklerin insanların özgür olmamalarından kaynaklandığı biçimindeki klasik anarşist savı yineleyen Godwin, temel birimi küçük özerk topluluklar olan merkezileşmemiş bir toplumun ana hatlarını da belirledi. Çoğunluk yönetimini bile tiranlık olarak gören Godwin, demokratik siyasal süreçlere çok az yer veriyor ve oylama gibi yöntemlerin bireyin sorumluluk duygusunu zayıflattığını savunuyordu. Mülk birikimini başkaları üzerinde iktidar kurmanın kaynağı olarak lanetliyor, yalnızca gereksinimlere dayalı gevşek bir iktisadi sistem öngörüyordu. Godwin'e göre insanların sade bir yaşam sürmesi koşuluyla teknolojik gelişme gerekli çalışma süresini çok kısaltacak ve otoritenin almadığı topluma geçişi kolaylaştıracaktı. Anarşist hareketin kuramsal temellerini Qu'est Ce que Ia proprite? (1840; Mülkiyet Nedir?, 1969) kitabıyla sosyalist akımın önde gelen adları arasına giren P. J. Proudhan attı. Kendisini belirli bir hareketin kurucusu olarak görmemesine karşın sonradan "anarşizmin babası" kabul edilen Proudhon'un temel ilkeleri karşılıklılık, federalizm ve doğrudan eylemdi. Karşılıklılık; toplumun eşitlikçi bir temelde örgütlenmesini öngörüyordu. "Mülkiyet hırsızlıktır" görüşünden yola çıkmakla birlikte komünizmi savunmuyor, işçilerin üretim için gerekli toprak ve araçların denetimine sahip almasını özgürlüğün temel güvencesi sayıyordu. Bağımsız köylülere, zanaatçılara ve işçi birliklerinin yöneteceği fabrika ve işletmelere dayanan bir toplumsal yapı tasarlıyordu. Merkezi devlet yerine birbirine sözleşmeler ve karşılıklı çıkarlarla bağlı özerk yerel topluluklar ile sanayi birliklerinin oluşturduğu federal bir sistem öngörüyordu. Bu toplumda mahkemelerin yerini hakemlik, bürokrasinin yerini işçi yönetimi alacaktı. Toplumda böylece oluşacak doğal birlikle karşılaştırıldığında, var olan düzen, sonsuz tiranlığa yol açan tam bir kaos olacaktı. Proudhon demokratik ve parlamenter yöntemleri reddederek doğrudan eylem biçimlerini savunan anlayışın da temelini attı. İşçi Hareketi içindeki izleyicileri, �mutualists� (karşılıkçılar), I. Enternasyonalin kuruluşuna katılarak Karl Marx�a ve izleyicilerine karşı ilk muhalefeti geliştirdiler. Ama Enternasyonal içinde en sert muhalefeti yürüten Mihail Bakunin ve yandaşları oldu. Bir Rus soylusu olan Bakunin, Proudhon�un etkisiyle anarşizme yöneldi. Onun federalizm ve doğrudan eylem anlayışını benimsemekle birlikte, mülkiyet konusunda daha ileri bir adım atıp üretim araçlarının ortaklaşa sahipliğine dayanan kolektivizm ilkesini geliştirdi. Devrim yöntemi olarak şiddete karşı çıkan Proudhon�un tersine ,�yıkma tutkusu aynı zamanda yaratıcı bir dürtüdür,� diyerek var olan kurumların tümünü birden kaldıracak bir devrimi savundu. İşçi sınıfının kendiliğinden ayaklanmasına dayanan bu devrim anlayışı, I. Enternasyonalin 1872�de dağılmasından sonra İspanya ve İtalya gibi ülkelerdeki işçi hareketlerinde etkili oldu. 1873-77 arasında kendi Enternasyonal�lerini kuran Bakuninciler, gene bu dönemde kolektivist yerine anarşist adını benimsediler. Bakunin�in 1876�da ölümü üzerine ideolojik önderliği devralan Pyotry Kropotkin, üretim araçlarının mülkiyetinde ortaklığın ötesinde tam bir paylaşımı savundu. Kropotkin ve izleyicileri Bakunin�in kolektivizmini daha da ileri götürerek anarşist komünizm denen çizgiye ulaştılar. Özgür komünist toplulukların federasyonu biçiminde örgütlenmiş, devrimci bir toplumu öngören Kropotkin, insanlığın evriminde işbirliğinin rekabete oranla daha büyük bir rol oynadığını , bunun daha doğal daha anlaşılmış bir durum olduğunu öne sürdü |
||
|
||
| işçilerin kölelikten kurtulması [amacıyla] yaratılan sınıf savaşımı ve baskı altındayken onların özgürlüğe olan tutkuları, anarşizm fikrini doğurmuştur; [bu fikir], sınıfların ve Devlet'in varlığı ilkelerine dayanan toplumsal sistemin tümden yok edilmesi, ve yerine kendinden yönetim ilkesi ile oluşturulan emekçilerin özgür devletsiz toplumunun inşa edilmesi fikridir. Yani anarşizm, bir entellektüelin ya da filozofun soyut yansımalarından ortaya çıkmamıştır: [aksine] emekçi kitlelerin mücadelesinin ve yaşamının, en kahraman döneminde özellikle canlanan özgürlük ve eşitlik tutkularından; emekçilerin gereksinim ve zorunluluklarından; doğrudan doğruya emekçilerin kapitalizme karşı [verdikleri] mücadeleden ortaya çıkmıştır. Bakunin, Kropotkin ve diğer önde gelen anarşist düşünürler anarşizm fikrini keşfetmediler; aksine, onu kitlelerde teşhis ederek [görerek], sadece basit anlamında onu kavramsallaştırmak ve yaymak maksadıyla akıl ve bilgilerinin gücünü kullandılar" (s. 15-16). Anarşist hareketin genelinde olduğu üzere, Makhnocular 1917-1921 arasında hem Kızıl (Komünist) hem de Beyaz (Çarlık/Kapitalizm) otoritesinin kuvvetlerine karşı çıkan emekçi sınıfından kişilerin [meydana getirdiği] kitlesel bir hareketti. Peter Marshall'ın dikkat çektiği üzere, "anarşizm ... temel desteğini geleneksel olarak işçiler ve köylüler arasında bulmuştur" (İmkansızı İstemek, s. 652). Anarşizm baskı altında olanların özgürlük için [verdikleri] mücadele sayesinde ve [onların bu] mücadelesi içinde ortaya çıktı. Örneğin Kropotkin için, "Anarşizm günlük mücadelerden kaynaklanmıştır" ve "Anarşist hareket, bir takım büyük pratik derslerden etkilendiği her durumda yenilenmiştir: Kaynağını bizzat yaşamın kendisinin öğretilerinden alır" (Kısım J.5'e de bakınız) (Evrim ve Çevre, s. 58 ve s. 57). Proudhon için, onun karşılıkçı fikirlerinin "ispatı, ... kredinin ve emeğin örgütlenmesinin bir ve aynı şey olduğunu gösteren, ... Paris ve Lyon'da kendiliğinden oluşturulan ... işçi birliklerinin mevcut pratiğinde, devrimci pratiğinde" yatmaktadır (Ne Tanrılar, Ne Efendiler, cilt 1, s. 59-60). Aslında bir tarihçinin belirttiği üzere, "Proudhon'un birliksel ideali ile Lyon Karşılıkçıları'nın programı arasında yakın benzerlikler var"dır ve "(fikirler arasında) dikkate değer bir yakınlaşma [vardır]; ve Lyon ipek işçilerinin örneği sayesinde Proudhon'un olumlu programını daha tutarlı [bir tarzda] şekillendirebilmiş olması kuvvetle olasıdır. Onun taraftarı olduğu sosyalist ideal, belli bir ölçüde bu işçiler tarafından halihazırda zaten gerçekleştirilmişti" (K. Steven Vincent, Pierre-Joseph Proudhon ve Fransız Cumhuriyetçi Sosyalizminin Yükselişi, s. 164). [Anarşizm], özgürlük için verilen kavgadan; yaşamak, sevmek ve eğlenmek için zamanımız olacağı tamamen insani bir yaşama olan tutkumuzdan ortaya çıkmıştır. O, fildişi kulelerinde oturarak topluma yukarıdan bakan, hayattan kendini soyutlamış ve kendi doğru ve yanlış kavramlarından hareketle yargılara varan bir avuç insan tarafından yaratılmamıştır. [Anarşizm], işçi sınıfının mücadelesinin; otorite, tahakküm ve sömürüye karşı direnişin bir ürünüdür. Albert Meltzer'in ifade ettiği üzere; "Anarşizmin hiçbir zaman kuramcıları olmamıştır; bir yazar ortaya çıkar ve işçilerle köylüler tarafından zaten pratiğe dökülmüş olanları yazıya döker; O, burjuva tarihçileri tarafından liderler olarak, ve ardından gelen [takipçisi olan] burjuva tarihçileri tarafından bir lider olarak, ve ardından gelen (burjuva tarihçisini referans alan) burjuva yazarı tarafından da işçi sınıfının burjuva liderlerine dayandığını ispatlayan yeni bir vaka olarak sıfatlandırılır" (Anarşizm: Lehine ve Aksine Argümanlar, s. 10-12). Kropotkin'in gözüyle, tüm anarşist yazarların yaptığı şey; işçi sınıfının deneyimlerinden olduğu kadar, genel olarak toplumdaki evrimci eğilimlerin analiz edilmesinden çıkarılan "(anarşizmin) ilkelerinin genel bir ifadesini, ve onun öğretilerinin kuramsal ve bilimsel temelini geliştirmek"tir (Op.Cit., s. 57). Ama, toplumda varolan anarşist eğilimler ve örgütlenmeler, Proudhon'un 1840'da kalemini kağıda değdirmesinden ve kendisini anarşist olarak ifade etmesinden çok daha önce var olmuşlardır. Belirli bir politik kuram olarak anarşizm, kapitalizmin yükselişi ile doğmuşken, (anarşizm) "onsekizinci yüzyılın sonunda ortaya çıkmış ... (ve) Sermaye ve Devletin her ikisinin de alaşağı edilmesi gibi iki yönlü bir mücadeleyi üstlenmiştir" (Peter Marshall, Op.Cit., s. 4). Anarşist yazarlar liberter eğilimlerin tarihçesini çalışmışlardır. Örneğin, Kropotkin şunu öne sürüyordu; "Her zaman Anarşistler ve Sosyalistler var olmuşlardır" (Op.Cit., s. 16). Karşılıklı Yardımlaşma ve (diğer yerlerde), Kropotkin daha önceki toplumların liberter yönlerini incelemiş ve anarşist örgütlenmeyi ve anarşizmin yönlerini (belli ölçülerde) başarılı bir şekilde uygulayanlara dikkat çekmiştir. Bu özellikle, örneğin kendilerini oldukça anarşist bir tarzda örgütleyen, birçok Kuzey Amerika Yerli kabilesi için geçerlidir. Kropotkin, "resmi" anarşist hareketin yaratılmasını öncelleyen anarşist fikirlerin bu güncel örneklerindeki eğilimi fark etmiş, ve şunu öne sürmüştür; "En eski, taş-devri antikalığından [medeniyetinden] beri, erkekler (ve kadınlar) aralarından bazılarının kişisel otorite kazanmasına müsade etmekteki şeytanlıkların farkına varmışlardır. ... Bunun sonucunda ilkel klanda, köy toplumunda, ortaçağ loncasında, ... ve en nihayetinde özgür ortaçağ kentinde; bu kurumlar hem kendilerini kuşatan yabancıların, hem de kendi kişisel otoritelerini kurmaya hevesli kendi klan üyelerinin [kendi] hayatlarına ve talihlerine karşı saldırmasına karşı koymalarını sağlayacak kurumları geliştirmişlerdir" (Kropotkin'in Devrimci Broşürleri, s. 158-9). Kropotkin (modern anarşizmin kaynaklandığı) işçi sınıfından insanların mücadelesini, halk örgütlenmesinin bu eski biçimleri ile eş değerde görür. Şunu öne sürer: klanda, köy topluluğunda vb.'nde olduğu üzere; 1793'deki "Fransız Devrimi sırasında Paris'in 'Kısımları'nın ve bütün büyük şehirlerin ve birçok küçük 'Komünün' dikkati çekecek bir şekilde [sürdürdükleri] bağımsız, serbestçe federe hale gelmiş faaliyetlerde" olduğu üzere; "emek kombinasyonları, ... az sayıdaki [bir takım insanın] --bu olayda kapitalistlerin-- büyüyen gücüne karşı yürütülen aynı halk direnişin bir sonucudur" (Op.Cit., s. 159). Böylece, anarşizm işçi sınıfının mücadelesinin ve modern devlet ile kapitalizme karşı öz-etkinliklerinin ifadesi olan politik bir kuramken, anarşizm fikirleri kendilerini insanın var olması boyunca daima eylemde ifade etmiştirler. Örneğin Kuzey Amerika'daki ve başka yerlerdeki yerli insanların çoğu, belirli bir politik kuram olarak var olmasından binlerce yıl önce anarşizmi pratikte uygulamışlardır. Benzer şekilde, anarşist eğilimler ve örgütlenmeler bütün büyük devrimlerde varolmuştur --sadece birkaç örneğin adını anarsak, Amerikan Devrimi sırasındaki New England Kent Toplantısı, Fransız Devrimi sırasındaki Parisli "Kısımlar", Rus Devrimi sırasındaki işçi konseyleri ve fabrika komiteleri (Ayrıntılar için Murray Bookchin'in Üçüncü Devrim'ine bakınız). Bahsettiğimiz üzere, anarşizm otoriteye karşı direnişin bir ürünüyse beklenenin de bu olması gerekirdi; çünkü otoritelerin olduğu herhangi bir toplum, onlara karşı direnişi hareketlendirecek ve anarşist eğilimleri ortaya çıkaracaktır (ve tabii ki otoritelerin olmadığı herhangi bir toplum anarşistik olacaktır). Diğer bir deyişle anarşizm, baskı ve sömürüye karşı mücadelenin bir ifadesidir; çalışan insanların mevcut sistemdeki yanlışlıkların ne olduğu hakkındaki deneyimlerinin ve incelemelerin bir genellemesidir, ve daha iyi bir gelecek için [sahip olduğumuz] umut ve düşlerimizin bir ifadesidir. Anarşizm olarak adlandırılmadan önce de bu mücadele vardı, ama tarihsel anarşist hareket (yani fikirlerini anarşizm olarak adlandıran ve anarşist bir toplumu amaçlayan insan grupları) asıl olarak işçi sınıfının kapitalizme ve devlete karşı, tahakküm ve sömürüye karşı; ve özgür ve eşit bireylerin [oluşturduğu] özgür bir toplum[a ulaşmak] için verdiği mücadelenin bir ürünüdür. |
||
|
||
| anarşi yani iktidarlara karşı özgürlük talebi güdüsü insanın tabiatında vardır. bu yüzden söylediğin gibi işçi hareketi filan değildir. proudhon insanın tabiatında olan 'iktidara karşı olan bu tepkiye' anarşi adını vermiştir. yani isim babasıdır sadece. yukardaki söylem marksistlerin kendi adlarına yeni bir cephe kazanmak için sürekli gündemde tuttukları bir fikirdir. anarşizm böyle sığ alanlar ve amaçlarla tarif edilmeyecek kadar büyük bir bakış açısına sahiptir. |
||
|
||
| Eğer belirttiğin gibi özgürlük istenci, özgürlüğü elinden alınan halktan yani işçi sınıfından değilde insanın doğasından kaynaklanıyorsa neden milyonlarca yıl boyunca hep iktidarların boyunduruğunda ezilmiştir insanoğlu? Anarşizm özgürlüğü elinden alınan halkın "yeter" deme noktasında çıkar ortaya... |
||
|
||
| Ne diyor Kropotkin? "En eski, taş-devri antikalığından [medeniyetinden] beri, erkekler (ve kadınlar) aralarından bazılarının kişisel otorite kazanmasına müsade etmekteki şeytanlıkların farkına varmışlardır. ... Bunun sonucunda ilkel klanda, köy toplumunda, ortaçağ loncasında, ... ve en nihayetinde özgür ortaçağ kentinde; bu kurumlar hem kendilerini kuşatan yabancıların, hem de kendi kişisel otoritelerini kurmaya hevesli kendi klan üyelerinin [kendi] hayatlarına ve talihlerine karşı saldırmasına karşı koymalarını sağlayacak kurumları geliştirmişlerdir" (Kropotkin'in Devrimci Broşürleri, s. 158-9)." İşte anarşizmin temellük ettiği damar budur. Bu bakımdan anarşizmi tarih öncesinden beri otoriteye, hiyerarşiye, sömürüye, haksızlığa karşı başkaldırı ruhu geleneğinin takipçisi günümüzde bilinen kavramlarla ifadesi olarak görmek en doğrusudur. Anarşizmi salt kapitalizm ve işçi sınıfı merkezli bir muhalif akım gibi algılamak marksizm ve diğer muhalif akımlarla anarşizm arasındaki önemli farkın gözden kaçmasına neden olur. Anarşizm; ilkel yerlilerin büyü yoluyla kabileyi kandırıp iktidar elde etmeye çalışan büyücülere karşı çıkan kabile üyelerinin, mitolojide tanrılardan ateşi çalan prometeusların, köleliğe karşı isyan eden spartacus'lerin, orta çağda diyar diyar gezip kilisenin skolastik düşüncesine karşı halkı uyaran iskoçyalı gezgin dervişlerin, fransız devriminde barikatlarda en ön saflarda çarpışan baldırı çıplakların, kırsal yaşamdan koparılıp metropolün varoşlarında işçi olmaya zorlanan ve bu durumu kabullenmeyip isyan bayrağını çeken ludistlerin, yeni bir hayat için canını veren parisli komünarların, zaporajyeli mahnovist köylülerin, petrogradlı, kronştadlı bahriyelilerin, Asturiaslı madencilerin, barseleno'lu emekçilerin eylemlerinin, düşlerinin takipçisidir. Kapitalizmin eleştirisi olarak doğmuş, kapitalizmin feodalizme göre olumlu ve ilerici bir toplumsal evre olduğu önkabulü (ve buna bağlı olarak da merkezi endüstriyel sistemi, büyük kentlerde yoğunlaşmayı, proleterleşmeyi olumlama) üzerine kurulmuş marksizm ve türevi muhalif düşüncelerle anarşizmin karşılaştırılması bu anlamda çok da doğru değilidir. Anarşizm hiyerarşi ve adaletsizliğin (ölümsüz) bir çocuğu iken marksizm, sosyalizm gibi akımlar kapitalizmin ölümlü çocuklarıdırlar. Marksizm kapitalist gelişmeyi ve işçileşmeyi ilerlemeci bir anlayışla kaçınılmaz sona doğru atılan bir adım olarak olumlarken, anarşizm bunları doğadan daha fazla kopuş, kendi emeğine yabancılaşma , merkezileşme ve yoksullaşma olarak olumsuz bulur ve reddeder... :maske: |
||