|
||
| ...... şimdi herkesin kendine dönük yüzü, kendine sualsiz yürüyüşü Aynı ırmakta ıslanan o ' geçmiş'ler nerde! Çapraz büyümeler biliyorum simdi, umursayan yok vefa salatasını... ....... kim nerede nerde..o çocukluğunuz,o okul arkadaslarınız,hayatlarınızdan gelip gecenler, duruyorlar mı orda,o tanıdık yüz suretlerine bandırılmıs,öylesine yasam' asılı mı hala yüzlerinde,hala duruyorlar mı bıraktığınız gibi,giderken bir daha öyle bulabilecek gibi,öyle kontrolsüz,öyle rahat olunabilecek gibi,dağılmaya hazırlanırken parcalarınızla,hiç korkmadan,utanmadan,sıkılmadan,hesapsız dağılabileceğiniz gibi,ipe sapa gelmez konuslanmalar yaparken,bir ırmak gibi akarken ovanıza/ovaya ıslatırken toprağı,güneşlenirken güneşinizle,yeşil diye yeşil'lenirken o yüzlerde,renk alabileceğiniz gibi renklenirken,sunarken beklentisiz tüm içtenliğinizi,o yüzlere... duruyorlar mı hala orda,hala bıraktığınız gibi....dönün arkanıza,hala sesleri inletiyor mu kulaklarınızı,duyuyormusunuz onları..nerde onlar.. yoksa!!! yoksa çapraz büyümeler mi var şimdi, o yüz'lerde... |
||
|
||
| durmadılar, belki birlikte yol almayı beklediler, istediler, bir ellerinde gelecek günün azığı diger omuzlarında yaşanmışlarla dolmuş o ağır valiz.. ama gar insanları yeni verimli arazilere bakarken, umudun yolundan çıkmamak için, rastgele doluşabildiler otobüslere.. kalanların kimi önü tercih edip oturmadı seninle teker üstüne, kimi bayan yanı koltuk istedi , kimi yanlış otobüse bindi tuvalet molasında, kimiyse uyukladı yanındaki koltukta cismi var kendi yok..yolculuklar hep sürecek.. |
||
|
||
| Geç-enler geç-itti, Anı-msadığınız erk-enciler. Bizi hatırladığımda, onlar dallanıyor, Bu kara parçasını kim sallıyor? Geçmişimin yüzleri.... Ört yüzünü, ört yüzleri! Bu kapı açık değilse, kapat! |
||
|
||
| yol gidilir sanılır o sersemlik'te.. bütün geçen'ler durur o mavilik'te.. nasıl'lar kovulur oysa,nedenler zehirler yüzleri.. geçen Bütün'ler saklısız heybede.. soytarı bir rüzgar süpürür kumlarını.. yinede hatır-l-AMAsız durulmaz.. |
||
|
||
| şimdi _? her zaman mı_? bence her zaman insanların yüzü, sadece kendilerine dönüktür... |
||
|
||
| Eski'den-ki kelimenin vurgusu-çocukken,bakılabilince görülebilen coğrafyalar vardı sanki o yüz'lerde.. ve orası pamuk deposuydu,yurt edinilebilirdi bir ömür..uğruna savaşlar verilebilir,kan dökülebilirdi..sıcaktı,hissedilirdi,çocukluk muydu yoksa nedeni..bilinmez..şimdi kaftan buz'lanmalar biliyorum.. zamana direnemeyen büyümemeler yok, duruyorlar mı hala orda... şimdi burda kimse yok... |
||
|
||
| kendini korumak zorunda kalan insanın kalbi nasır tutar, çünkü o görevi üstlenenler çoktan gitmiştir.. |
||
|
||
| Geçip gitmeli sadece, geçmiş hatırlar yalnız. | ||
|
||
| ...bir önsöz yazılır,bazı gönderi paketlerine.. katlamayınız,kırıştırmayınız.. peki bundan önceki siz,o kırıştırılmayan, o katlanılmayan,ki burda yasadınız o süreci,şimdi aynımısınız.. kırışmamış,katlanılmamış.. kaldı ki,iliklerinize/mize/ne bu kadar hayat dolmuşken.. birden mi oldunuz,o lanetlediniğiniz/miz geçmiş yokken.. bir noktadan diğerine hangi hızla gidilrdi, siz bir diğer noktaya atlanıdınız mı, ya iki nokta arasındaki o 'ara' ara değil mi.. yasamına basıp gecen'ler'den sonraki sen,'katlanmayan kırışmayan' değilsin... |
||