SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe Sohbetleri

Konu: İslam Kültüründe Hadislerin Konumu

Sayfa: [ 1 ] 2

denge 05.06.2006 22:27:03

İslam da Hadis

Deniz: Aslında hadis konusu çok derin bir mevzu, bunun üzerine ekoller ve mezhepler türemiş hadise bakıştan kaynaklanan. hadiste iki uç var. birisi hadisleir tamamen baştacı edip onların bazen kuran ayetlerini dahi nesh (hükmünü değiştirmek) edebilceğini söylerler, bunların bir kısmı onları hiç bir yorum yapmadan uygular. mesela tipik bir örnek var. peygamber kabak sever diye kendisini kabak sevmediği halde yemeğe zorlayan tipler gibi
veya çok yaygın bir örnekle sakal bırakmak. peygamberin sözleri ve yaptıkları sünnet diye geçer ve kuran ayetlerinden sonra ikincikanun kaynağıdır.

Denge: Çok eskilerde hadis efsanelere falan deniliyomuş, doğru yanlış demeksizin…hadisleri anlatanlara yani efsanelerianlatanlara hüddas. fakat tabi ıstılahta durum farklı. peygamberin söz fiil ve takrirlerini yani onaylarını anlatan yazılı ifadeler oluyor. şimdi hadis konusunu irdelerken sünnet ile hadisi birbirine karıştırmamak gerekiyor. muhammedin örnekliğini yani sünnetini yaşatmaya çalışmak başka bişey, onun sözlerini dini hüküm gibi algılamak başka bişey. tehlike burada başlıyor aslında…muhammed aslında arkadaşlarını bu konuda uyarmış ve hadis olarak yazılı hiçbir şey kaydedilmemesini istemiştir çünkü kuranda sıklıkla hris ve yahudilerin aynı hataya düştükleri anlatılır; “onlar rahiplerini ve hahamların ilahlar (kanun koyucular) edindiler ve Allahı bıraktılar” der mesela. pey. bu sebeple ayetlerin önüne kendi söz ve davranışlarının geçmesi endişesini taşıyordu ve uyarıyordu arkadaşlarını. ama ne varki daha o hayattayken bugün sahife denilen küçük defterlere nutlar tutulmaya başlanmıştı bile…bu küçük defterler nasıl olduysa üç asır içinde binlerce ciltlik eserlere dönüştü. ebubekire baskı yapılmıştır hadisler unutulmadan yazılsın diye, ama o yazdırmamıştır. ömer yazılanları toplatmış daha sonra pişman olarak bu yazdırdıklarını yaktırmıştır. ama osman döneminde artık buna mecbur kalınmıştır. çünkü bu dönemde hadis uydurmacılığı başlamıştır, siyasi sebeplerli biliyorsunuz. hadis uydurmak sadece siyasi sebeplerle yapılmamış tabi. islam düşmanları kasıtlı olarak yapmış bazen…bazen de ilginç bir biçimde islam alimleri yapmış ve hayatlarının son dönemlerinde de itiraflarda bulunmuşlardır – ki güya bunların ki iyi niyet-, gerekçe olarak "halk artık dinden iice uzaklaşmıştı" falan diyolar. genelde korkutucu hadisler uydurmuşlar bu kişiler.yani osman döneminde artık hadisleri ayıklamak mecbur hale gelmişti, hatta olayı o kadar abartmışlarki "pey dediki" diye başlayan hadisleri geçin "Allah buyurdu ki" diye başlayan kutsi hadis denilen şeylerden bahsetmeye başlamışlardır

Benim kafamı kurcalayan başka bi konu; ilginçtirki en çok hadis rivayet eden kişiler nedense pey.in yakın arkadaşlarından çıkmamış; ebubekr ömer osman gibi ya da ev halkından çıkmamış.. aksine ikinci derecede sayılabilecek kişiler en çok hadis rivayet eden kişiler. bilinen en çok sayıda hadis rivayet eden kişi ebu hureyredir ki kendisi manyağın tekidir  5000 küsür hadis rivayeti vardır. daha sonra ömerin oğlu gelir ve aişe…ama aişe ile ebu hureyre arasında sürekli bir muhalefet vardır. aişe "ebu hureyre şöle şöle dedi" diye bi şeyler duyunca hemen onun aksi şeyler yaparak düzeltmeye çalışmıştır. mesela abdeste sağ el yıkamakla başlanır diye hadis rivayet etmiş e. Hureyre aişe bunu duyunca hemen bana su getirin diyerek sol elle başlayarak abdest almıştır. şunu da unutmamak gerekir ki bugün ondört asırdır yapılan hadis çalışmalarının en önemlerinini baskıları henüz hazırlanmamıştır elimizde olanlarının da sıhhati henüz tam olarak tesbit edilmiş değildir . elimize geçen sahih hadis sayısı bir elin parmaklarını geçmez (walla bunu ilahiyatçılar diyo, tabi halka söyleyemiyolar, çünkü ciltlerce eser hiçi sayılmış olcek) zaten bu kadar çok kaynak var ama çoğunun altında parantez içinda zayıf, hasen, munkatı... gibi teknik terimler yazar. bunlar hadislarin zayıf oldukalrını anlatır. mesela hasen hadis demek rivayet ednlerden bir kişinin güvenilirliğinden emin olunmadığı anlamına gelir yani şüpheli. ama eline bilinçsizce bir hadis kitabı alan bi kişi hadis okuyom zanneder  ama adam okuduğu hadisin şüpheli olduğunu bilmez ve onunla amel eder(ben bu bilememeye sinir olduğum için hadis usulu diye bi ders almıştım artık sıhhatlerini anlıyom, onçün çoğunu reddediyom:)


Deniz: Bildiğim kadarıyla sünnilerce çok üst seviyede kabul gören kütüb- i sitte hadis kitaplarının bu dönemlerde yazılmaya başlanmıştır. tüm islam coğrafyalarını dolaşarak 3-4. kuşaklardan. ben şundan duydum o da şundan duymuş şu ise bundan duymuş şeklinde ravi yani hadisleri iletenlerin zincirlerini bahsederek hadisleri nakletmişler. hadis yazarları ise bu nakillerde arada atlamaların olup olmaması, zincirlerdeki kişilerin güvenilirlikleri, islami konumları vs. gibi kriterleri hesaba katarak hadisleri yazmışlar. görüleceği üzere burada hadisi nakledenin ve hadis yazarının çok büyük bir rolü var hadis külliyatı üzerinde. Halbuki 100 sen sonra sırf hikayelere dayalı bir söylence kültürü çok rahat yanlış bilgilerle şekillenebilir, zaten de öyle olmuş. bu bir yönü…ikinci yönü ise olayın siyasi boyutları;konuştuğumuz külliyat sünni kaynaklara ait buna paralel şiilerlece de yani ali taraftarlarınca da ayrı bir hadis külliyatı oluşmuştur ve bu külliyat bir birini büyük oranda kartalamıştır. çünkü dengenin bahsettiği hureyre aişe gibi raviler ali taraftarlarınca hiç bir şekilde kabul edilmeyecek insanlar. Dolayısıyla siyasi sebeplerle de hadilserin zorlanması ve bozulması çok kolay olmuştur


Denge: Şimdi burada hadislerin bize ulaşana kadar ne kadar değişime uğradığı ve aktarıcıların yani ravilerin durumları önem arzediyor. Önce şundan bahsedeyim biraz; hadisler iki bölümden oluşur. ilk bölüm "senet"; burada raviler zinciri anlatılır, şu şuna dedi falan diye bazen sayı ona kadar falan çıkar. ikincisi ise "metin" kısmıdır yani asıl hadisi oluşturan kısım. şimdi benim anlamadığım şu; hadis usulcüleri bir hadisin sıhhatli olup olmadığını anlamak için sadece rivayet zincirine bakmışlar,bununla ilgili sayfalarca kurallar yazılmış. fakat maalesef her alim, bu ravileri çok farklı değerlendirmiş. denizin dediği gibi ehli sünnet alimleri şia kaynaklı hadisleri, onlar da ehli sünnet kaynaklı hadisleri kabul etmemişler. Mesela ravi de aranan şartlara bi örnek ravinin adil olmasıdır. ama adalaet rölatif bi kavramdır. bri örnek anlatcam zihinde kalıcı olsun diye. denizin bahsettiği gibi adına “rıhle” denilen ilim yolculukları yapılırdı o zaman.ikinci nesil yani tabiun denilen sahabe çocukları mekke ve medine dışına yolculuk yapar, buralarda dağılmış olan sahabeleri bulur ve ilk kaynaktan hadis rivayet etmeye çalışırlardı. şimdi bir tabiun -adını hatırlayamayacağım-
böyle bi sahabeyi  bulur. sahabenin yanına ulaşır ve sahabenin atına boş bir yemlik salladığını fark eder ve o kişiden hadis rivaet etmekten vazgeçer. ama hayvan haklarına karşı (!) bu hassasiyeti gösteren aynı kişi daha sonra hüseyinin şehit edilmesinde başrol oyuncularından biri olacaktır. şimdi bu adamın ata olan hürmetini mi değerlendiricez yoksa peygamber torununun katline sebep olmasını mı? yani neye göre tesbit edilecek güvenilir olmak, sonra hadis rivayet edbilmek  için başka şartlar da var. akıllı olmak, ezber kabiliyetinin olması, sosyal ortamlarda kişinin saygın olması falan filan… yani ölme eşeğim ölme. ravide aranan bir sürü şart var ama metne kimsenin baktığı yok. asıl hadisi oluşturan kısımla hiç ilgilenilmemiş. Şu şu demişse doğrudur deniliyor. benim mantığım tam tersi işliyor ama kimin söylediğinin hiçbir önemi olmamalı, ne söylendiği önemli.



Torq: Şimdiye kadar yazdıklarınızdan bu konuda çok emek harcadığınız ve bilgilerinizin çok derin olduğu anlaşılıyor. Benim bu konuda çok araştırma yapmayışımın nedeni, bir kitabın ya da dinin reddi ile onların uzantılarının bir farkı olmadığı düşüncesinden kaynaklanıyor. ancak dinler tarihini genel olarak incelediğimizde şu prosedür ortaya çıkar. Dinlerin kaynağı mitolojilerdir ve mitolojiler de insanların doğa ile konuşmaları, onu çözmeye çalışmalarının ürünleridir. Bu konuşmaların ritüelleri de daha sonra din kitaplarına kural olarak girmiş, toplumun gereksinimlerine göre şekillenmişlerdir.Eğer hadis kavramını peygamberin ağzından çıkan sözler olarak değerlendirirsek, incil, İsa'nın sözlerinden oluştuğundan hıristiyanlığı bir hadis dini olarak tanımlayabiliriz. Nitekim bir çok din bilgini incil için “tanıklık” deyimini kullanır. İsa Tanrı ile konuştuğunu söylese de bunları yazıya dökmemiş, tüm ağzından çıkanların havariler tarafından kaleme alındığı bunların da bir bölümünün kabul edilmediği bir bölümünün 4 tanesine itibar edilerek şimdiki incili oluşturduğu biliniyor. Bu işlerin yapıldığı tarih olan 325 yılında toplanan İznik Konsilinde Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerinin dışında Arius denilen bir adamın incili de bulunmaktadır. Ancak Arius İncili tümüyle reddedilir ve dikkate alınmaz çünkü Arius İsa'nın tanrı olmadığını, bir insan olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Ancak o dönemdeki Bizans çıkarları bu incilin reddini uygun görmüş, siyasi açıdan yapılması gerekeni yapmıştır. buradan yola çıkıldığında hadisleri de bir gereksinimler zinciri olarak algılamak, kitabın yeterli açıklamalar yapmadığı, uygulamalar için peygamberin ağzından çıkanları yapmaya hazır kişileri etkilemek için masallar anlatılması gerektiği şeklinde değerlendirmek gerekir. eğer kitap bir yasalar külliyatı kadar ayrıntılı her konuda bilgi vermiş olsaydı, ne hadis ne de sünnete gereksinim olurdu.Ancak değişmeyen bir kitabın anlatımlarının yetersiz kaldığı her yerde uydurmak ve buna göre bir yöntem belirlemek zorunluluğu doğmuştur. Bunu da çok ayıplamamak gerek. Ancak aradan 1500 yıl geçtikten sonra Edip Yüksel gibi cesur adamlar çıkıp bu konuda farklı görüşleri sergileyebilmişler. korkusuzca dinin gerçekte olması gerektiği noktaya gelmesi için çaba harcamışlardır. hadislerin uydurulma nedenlerinden biri de kanımca peygambere yakın olduğunu kanıtlama ve bundan kendisine bir pay çıkarma isteğidir. Yani bir kişinin hadisi bilmesi için peygambere yakın olması gerekiyor. böylece ne kadar önemli bir adam olduğu anlaşılıyor. Kişisel görüşüm dinin bir gereksinim nedeniyle ortaya çıkmasının doğal sonucu olarak hadisler ve sünnet tamamlayıcı kuralları ortaya çıkarmış. Eğer o dönemde şimdiki gibi, günlük yaşamı ayrıntılı olarak açıklayan yasalar olsaydı, hadis ve sünnete gereksinim olmazdı.


Deniz:
Dinlerin ortaya çıkışı ve bu derece kurumsallaşabilmesi aslında o dönemlerin hukuksal gereksinimleri ile de ilgili. zaten hiç bir dönemde hukuğun etkinleştiği kadar dinsizlik yaygınlaşmamıştır, hadislerin bu derece önemli bir yer işgal etmesi çok fazla manupule edilebiliyor olmasından da kaynaklanır. söylentilere göre yaklaşık 600 bin hadis varmış. bir insan bu kadar hadis içinden istediği söyleme uygun delileri kendine yaratabilir. hakikaten de hadis kitapları yüzlerce çelişkiyi barındırır ve tarikatçılar gibi sapkın grupları gözlemlediğimizde bunların bu tür sahte hadislere neden değer verdiğini rahatlıkla anlarız. bir diğer husus ta dinin özünde taşıdığı çelişkileri hadisler vasıtasıyla aşma gereknsinimidir yani din insanları kendilerine ve dine yönelik eleştirileri kurandan yeteri kadar yanıtlayamayınca bu kez sağlığına bakmaksızın hadislerden girmişlerdir. hadilseri önemli kılan bir diğer husu da islam hukuk ekolleri diyebilceğimiz fıkıh ekollerinin etkisidir. sünnilerde yaygın olan şafi, hanbeli, maliki mezhepleri taklidi mezheplerdir. dolayısyla “peygamber yaptıysa yorumsuz biz de yaparız” mantığı ile hareket ederler yani her şeye habire bir hadis delili bulma peşinde koşarlar. buna rağmen hanefi mezhebi diğerlerinden çok eleştir alan kıyası kullanır. yani mevcut olan islam bilgisi ile taklitten ziyade yorum geliştirerek yeni hükümlere varma metodu. bu iki yaklaşım arasında doğal oalrak hadis gereksiim farklı olmuştur. bu sebeplerle hadisler islam külütür içinde en çok kurcalanan ve önem verilen bir alan olmakla birliklte aynı zamanda bir bilniç bataklığıdır da.


Denge: Ben şöyle toparlayayım şimdi. Benim için hadis demek sadece güzel söz gibi bir şey, öğüt alabilirim, sokrat okur gibi…sağlamasını yapmaya çalışırsam da kurana dönerim. benim anladığım kuran mantığınyla örtüşürse dikkate alırım yoksa hiç bir şey ifade etmez.  bu arada hadisin de kim tarfından rivayet edildiğinin bi önemi kalmıyo tabi. yabana atılmayacak kadar güzel aktarımlar görüyoruz bazen. mesela şimdi aklıma bi şey geldi. (annelik damarlarım kabardı yine) Bir hadiste peygamberin çocukların saçlarını dağıtarak onları sevdiğini okumuştum, çocuklar eve döndüklerinde anneleri düzeltsin ve tensel temasta bulunsunlar diye ama yetim çocukların saçlarını düzelterek severmiş onları.. mesela bu ince bri davranış, örnek. elemek lazım. önemli olan hüküm içermediğini anlamak. zaten sahabe de böle yapmış. bi kadın vardı. eşinden boşanmak istiyormuş. “neden” diye sormuş pey “sadece evli kalmak istemiyorum”demiş. pey. “bence evli kal, onu sonra sevebilirsin” demiş. kadın da “bunu sen kendin olarak mı söylüyon yoksa allahtan gelen bişey mi” diye sorgulamış.”benim fikrim” o kadar çok örnek var ki bu konuda mesela kurban mevzusuyla ilgili
[denge] 11:20 pm: ebu bekr onun ölümünden sonra şöle diyo “ben aranızda zengin olduğum yani onlar elemeye çalışmışlar. şimdikiler kraldan çok kralcılık yapıyor


Torq: Hadislerin uydurulması konusunda akıl yürüterek vardığımız uydurma olduklarına ilişkin söylemimiz esas alınırsa, bu mantıkla devam edip kitapları da sorgulamaya başlayabiliriz. eğer bir konuda referansımız denge gibi kitap olursa, o kitabın dayanılacak önemli bir bilgi kaynağı olduğunu bilmemiz gerekiyor. benim olaylara yaklaşımımda referansım bilimsel bilgidir ve bunun dışında bir referans kabul etmiyorum.Ancak bu bilginin denetlenmesi de başka kaynaklardan yapılmalı ve varılan noktada aklın ve mantığın bir şekilde bunu onaylamasını beklemelidir. Eğer hadislerin uydurma olduğu konusunda hemfikir oluyorsak, kitapların uydurma olup olmadığını da aynı yöntemle değerlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. bir kişinin ağzından çıkan sözlerin tanrı kelamı olduğunu söylemesi ne kadar inandırıcı olabilir ? benim bildiğim kadarıyla, kuranın sözleri, çok uzun bir zamana yayılarak gelmiş ve her söz pey. ağzından çıktığında (isa gibi) yanındakiler tarafından ceylan derisi ve papirüslere yazılmış, tıpkı hadisler gibi sonra onları birleştiren halifeler bir kitap haline getirmişler. bu yöntemi değerlendirdiğimizde, iki önemli sıkıntıyla karşılaşırız. birincisi peygamber olduğunu söyleyen kişinin gerçekte tanrının emirlerini aktarıp aktarmadığından nasıl emin olabiliriz?ikincisi, o kişinin ağzından çıkanların doğru ve eksiksiz olarak yazıldığından nasıl emin olabiliriz? Hadisleri uyduranların hangi nedenlerle bu işi yaptıklarını, siyasi ve ekonomik nedenlere dayandıklarını biraz önce konuştuk. kitapta yazılı olan mantığına uyuyorsa problem yok. peki aynı mantıkla peygamber de hareket etmişse, toplumu düzeltmek için bir kurallar dizgesini ortaya atmış ve inandırıcı olmak için (zorunlu olarak) kendisine bir dinsel kılıf uydurmuşsa. bu durumda masum bir adam olmakla birlikte ya da iyi niyetli söylediklerinin tanrı kelamı olmadığını da düşünebiliriz . bir şeyin doğru olup olmadığnı anlamak için o şeye baktığında doğruyu bulma olasılığın ortadan kalkar yani bir kitabın tanrı kelamı olup olmadığını araştırırken o kitaba bakmayı düşünüyorsan aksini bulma şansını ortadan kaldırmış oluyorsun. sorunun özünde de şu düşünce vardır; kitabın bir yüce yaratıcının emirleri olduğunu kabul ediyorum ve bunu sorgulamıyorum. çünkü sorgulamaya başladığımda tıpkı hadisleri reddettiğim gibi bana mantıklı gelmeyen bir yerini bulup inancımı kaybetme olasılığım ortaya çıkar. oysa yapılması gereken, aynı kitaba sığınıp kitabın söylediklerine uygun mantıklı bir şeyler bulmaktır yani bana o kitaptan mantıklı bir söz bulup söylediğinde, ne kadar doğru düşündüğünü hem kendine hem de bana kanıtlamış oluyorsun…hadisleri sorgulamakla kuranı sorgulamak arasında ne fark vardır diye düşündüğümüzde iki önemli etkenden söz edebiliriz. birincisi hadislerin kuranda yazılanlardan çok fazla olması ve ne idüğü belirsiz kişiler tarafından söylenmiş olması nedeniyle mantık kurallarının kabul etmediğini görmemiz. bu kadar saçmalığı kabul etmemiz mümkün olmadığı için aklını ve mantığını kullanan her kişi sizler gibi bunları reddedecek ve dinin bu olamayacağını söyleyecektir. Aksi halde, dinin tümünü reddetmek zorunda kalmak gibi bir tehlike ortaya çıkacaktır. ikincisi hadislerin reddi ile kuranda yazılanların öne çıkması sağlanacak ve böylece dini reddetmeye gerek kalmadan insanlara , bakın ben hadisleri reddediyorum ama hala müslümanım deme şansınız olacaktır. ancak bu durum hıristiyanlar için söz konusu olmayacağı için oradaki tanıklığı reddetmek dini reddetmek anlamına gelmiş ve bu durumda protestanlık adı altında yeni bir din oluşturulmuştur. yeniden kitaba dönersek artık elimizde kalan son belgeyi inkar edip etmeme aşamasında gelinen nokta inancımızı kaybetme ile kaybetmeme ikilemidir. inançların sorgulanması ise, kitapla ya da dinle hiç ilgisi olmayan bir konudur ve sanılanın aksine doğrudan kişinin donanımı ile ilgili bir durumdur. sorun, inancını kaybetmen halinde dengenin bozulup bozulmayacağı, inancının yerine koyabileceğin bir dayanağının olup olmadığı ile ilgilidir. Bu noktada tüm dinler ve inançlar aynı düzeye gelir ve sen artık dinleri değil kendini sorgulamaya başlarsın, bu aşama ise çok tehlikeli ve korkutucu bir yerdir ve tıpkı bir uçurumun kenarında yürümeye benzer. eğer inancının yerine bir şey koymayı bilmiyor ya da beceremiyorsan hiç denemeden geriye dönmeli ve karada yürümelisin. eğer kanatlarının olduğunu düşünüp uçurumdan atlarsan yok olabilirsin. eğer gerçekten kanatlarını takarsan uçurumdan atlayabilirsin] 11:53 pm: hayatta her zaman seçimlerimiz vardır ama kimsenin bu seçimlerde zorlama ile bir şeyi seçmesi söz konusu olamaz. inançlar da birer seçimdir ama eğer sen hadislerin reddine kadar gelmişsen, bana göre uçurumun kenarındasın


Deniz:
Hadislere karşı tavır alış yalnızca inanç zaafiyeti gibi sebeplere bağlanamaz. bu konunun ilmi sebepleri ve yaklaşımları var. benim bildiğim bir çok islamcı oluşum hadis edebiyatına karşı olmakla birlikte bir o kadar da köktencidir. bazıları için uçurumun kenarıdır belki ama bence daha büyük bir çoğunluk için öyle değil. bir de küçük bir noktaya temas ediyim hadis karşıtları eleştirilerken onlara peygamber bir postacı mıydı diye sorulur yani tek yaptığı allahın mesajnı taşımak mıdır? bu durumda onlarda bu kez peygamberin hal ve tavırlarını da devreye sokarlar yani olaylar karşısındaki tavırları da hadis diye yorumlanır kurandan hareketle var olan hadis kültürünü yorumlamak ve doğrulamak sıhhatli bilgiler üretmiştir.


torq 05.06.2006 23:13:01
Denge eline sağlık çok güzel olmuş. Daha sonraki toplantıların birinde vahy ve din kitapları konusunu tartışalım, bunun devamı gibi düşünülebilir.

denge 05.06.2006 23:22:24

Her hafta "eline sağlık, eline sağlık" diye diye kandırıyonuz beni, bu son düzenleme yapışım... Nasıl beceriyonuz bilmem hep bana kalıyo bu iş. Haftaya ne olursa olsun sen yapcan taner abi. Gözüm açık gitcem yaw...Smiley

torq 05.06.2006 23:33:42
Canın sağolsun denge, sıfır için iki üç saatim feda olsun ! Şimdiden söz vereyim, bu haftaki konuyu ben üstleniyorum.

adnan 06.06.2006 10:12:08
hadisler den esinlenmek ve bir ata sözü gibi algılamak fayda saglayan kısmından faydalanmak
eyvallah...
ama onları ilahi bir söz gibi kavramak bu dine ALLAH a kuran a saygısızlıkdır.
haşa.. ALLAH eksik mi bıraktı kuran da
nebi nin hayat tarzı bi zatihi kuran dır..sünnet onun yaptıkları ise o kurandan başka bir şey yaşamadı..
nebi hayatı boyunca ALLAH ve kuranı ön plana çıkarmak için uğraştı
yukarda denge çok güzel işaret etmiş yakın çevre yani ehli beyt (kalp ehli) hadis ravi si (rivayet eden) yok..çünkü onlar nebi mesajı nı çok iyi anladılar...


RenaultFerrari 06.06.2006 11:13:23
hadis ilmini iyi bilmek gerekir
mesela bir örnek vereyim

Hazreti Muhammed aleyhissaltu vesselam Efendimiz
(Nefsüke matıyyetüke ferfük bihâ) buyurmuşlar.
Yani vücudumuz bizim hayatımızı sürdüren bir araç ezeli sadeti kazanmak için bir araç, ruhumuzu taşıyan bir binek, onu korumak, kollamak için ona rıfk ile muamele ediniz diyor

şimdi bu hadisi şerifte
kimden bahediliyor
nefsten bahsediliyor güzel
nefsten bahsedilirken
biha demişler
biha: Ona demek

şimdi Hazreri Muhammed Aleyhissalatu vesselam efendimiz
Arapçada bir çok Ona kelimesi varken
neden Biha kelimesiyle söylüyor

burada nefsten bahsederken
biha kelimesiyle
Ona rıfk ile muamele ediniz dedi
neden arapçada bir çok ona kelimesi varken
biha kelimeiyle söyledi

işte dini Mehmet Akif Ersoy gibi iyi bilen insanlar
binlerce Arapça çümleden onu sözlerini elleriyle koymuş gibi seçebilirler


ve meselai yüzlerce sade türkçemizle cümleler yazılmış olsun
arayada bir kaç 3 4 tane said Nursinin cümlelerini yazalım

bizler hemen bu cümler said nursiye aittir deriz
işte Hazreti Muhammedin sözleri de bazen böyle hemen kendisini en kalın kafalının bile teşhis edebileceği gibi gösterir
bazende yukarda bahsettiğim gibi lugatıyla ilmi bakımdan dini iyi bilen kimselere gösterir

bazen de hazrei Muhammedin kinayeleri işaretleri luğat ile anlaşılmaz
dini çok iyi bilmek Ona can kulağını vermek ile anlaşılır
mesela mehmet Akif Ersoy gibi iman ve aşk sahibi insan olmak şarttır burada şarttır


çocuğun çok iyi bir tahsil görmesi için hocasının can kulağı ile dinlemesini isteyen
ve okulu için bir başka eve geçen evinin taşıyan İnsanların bu geyretleri ;
çocuğunun adam olması Mehmet akif Ersoy gibi İnsan olması için
insanlığın kurtarıcısı hazreti Muhammedin ağzından çıkan cümleleri onun gibi anlaması için olmazsa
Allah bizim ne mazeretimizi dinler
Allahım ben anlayamadım
hiç dinlemez o aşk olmayınca
kendi kendine olsun
çocuğun tahsili kendi kendi olmuyor ama
evini taşırsın okulu için
bu aşk İnsalığın kurtarıcısı için olmayınca dinler mi seni


bazen de hazrei Muhammedin kinayeleri işaretleri luğat ile anlaşılmaz
dini çok iyi bilmek Ona can kulağını vermek ile anlaşılır


buna bir örnek veriyordum

mesela meşhur kütüb- i sitte olan hazreti Muhammedin sözü

Hazreti Muhammed aleyhissalatu vesselam efendimiz
Dünya öküzün başı Üzerindedir buyurmuşlar
bu onun sözüdür

bu sözün deikdodusunu hala yaparlar bakın google da arayın
bu sözün bu gün bile  çok dedikodusunu yaparlar

halbuki Cenabı Muhammed  bu sözün yalan yanlış dedikodusunu yapanların ekserisine Öküz dedi
bunlar farkında değiller

Dini Mehmet Akif ersoy gibi İyi bilen insanlar
Bilirler ki
islam her zaman saliklerine Dünyayı terk der
Dünyanda kasıt bu içinde yaşadığımız kure değildir

islam
herhangi bir şey ki seni hak ve hakikatten alı koyar işte Onun adına dünya derler demiş

yani bu sözün manası
isterse bir kimse yüz rekat namaz kılıyor olsun
o namaz Onu hak ve hakikkaten alı koyuyorsa
onu kötülüklerden alı koymuyorsa bilsin ki o namaz Onu Allahtan uzaklaştıryor
O kendi aklınla bulmaya çalıştığı bir saadet için veyahut şu iş rayında gitsin bir aksilik olmasın
diye namazı yatıp kalkmayı yapıyor işte bunun adına da dünya derler

herhangi bir şey ki seni hak ve hakikatten alı koyar işte Onun adına dünya derler demiş
işte kim ki dünyayı başının üstünde taşır Cenabı muhammed Ona Öküz dedi
 
hahaha
ho ho hoooo
hihiiiii

işte dini iyi bilmek gerekir bazı hadisi şerifler lugat ile anlaşılmaz
dünyanın en büyük ilim adamlarını karşısında hürmetle eğilten Adam senin bildiğin Öküzü manasına mı konuştu zannediyorsun

bazı saçma sapan şeyler
İlmi hadis bakımından sahih olarak sabit olmayan ve fakat bazı zevk ve eğlenceye düşkün İslam hükümdarlarının gayr-ı ahlaki hareketlerini haklı gösterip onlara yaranmak için uydurulmuş rivayetlerdir

bazılarıda itirafları ona İman edenlerin kalberlinde bir yara açmak sevdasıyla yaparlar. Amma ne çare ki bunların bu uğraşmaları gayet boş ve abestir. Zira imanın zevkine çıkanlar bunların bütün bu sözlerine 'dırıltı'' der de geçerler



adnan 06.06.2006 11:53:49
bu yazdıkların herkez için geçerli olmaz reno
ama bu mantık zaten sahih hadisleri ayırmak için gerçek yoldur
bilen var bilmeyen var
bilen için yol kolay
bilmeyenin aklını karıştırmamak için yol kuran dır...

mesela ben
söylene gelen hadisler sahih degildir derim reddi daha dogrudur derim
ama hadis okuyup okudugum hadis den ders çıkarmayı da bilirim..

bu zaman da bir akıllı çıkıp da... okunası kitap kurandır başka kaynak aramayın bilmem ne efendinin dediklerini bırakın.. derse
insanlar da sadece kuran okusa anladığı ile amel etse ..
o güzel insanların yazdıklarını daha iyi anlayacaklar...
ona kitap dayanmaz

RenaultFerrari 06.06.2006 12:29:44
tek Kuranı kerimi mi Okuyorsun
Kuranı kerime Allah inanıyorsan
bak ne diyor Allah
3:101 Size Allah’ın âyetleri okunup dururken ve Allah’ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz?

101. Allah'ın ayetleri size okunuyor, Resulü de aranızda; peki, nasıl küfre sapıyorsunuz? Kim Allah'a sarılırsa dosdoğru yola iletilmiştir o...
101. Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın Resûlü de aranızda iken dönüp nasıl inkar edersiniz? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle o, doğru yola iletilmiştir.

101. Size Allah'ın âyetleri okunurken, üstelik Allah Resûlü de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Her kim Allah'a bağlanırsa kesinlikle doğru yola iletilmiştir.


Adnan abi

Allah Resmen Kuran önünde hazreti Muhammed yanında iken insan nasıl kafir oluyor diyor

bu gün hazreti muhammed yaşamıyor diyemeyiz
kendisin her sözü hiçbir şahsa nasip olmayacak bir şekilde  saklanmış korunmuş
e binlerce ciltlik kitaplarla Ehadisi şeriflerle aramazdadır


sen şimdi bana diyemezin ki
Efendim hazreti Muhammed şu an yaşamıyor ozaman göre söylenmiştir

Adnan abi
Allah bilmiyor mu Şu an hazreti Muhammed senin zannettiği gibi yaşamadığını
yok olmaz azizim olmaz

Allah resmen söylüyor
kim konuşuyor
ALLAH
Allah
normal bir şahıs konuşmuyor Mevcudatın sahibi konuşuyor

heee
bana kimse Hazreti muhammed yaşamıyor demesin
efendim şöyledirde böyledir

yok mesele anlaşılmıştır
seni için Kuranı kerimden nede Hazreti muhammedi emirlerin bir şey lazım gelmez
benim için senin sözün dinlenilmez
ben Kuranı kerim açık beyanına bakarım

Kuran önünde hazreti Muhammed yanında iken insan nasıl kafir oluyor diyor

gayet açık
Allaha inanan Kuranı kerime inanan bir kimse

sözüm kuranı kerime inanalar

Adnan abi  Kuranı kerime inanıyormusun
 
Kuranı kerim kaynak gören bir kimse
ne yapalım ki

bu gün hazreti Muhammed aramızda değildir
diyemez ho ho hooooo
Allah resmen hazreti Muhammed aranızdadır diyor
bütün hayatı mahfuzdur


adnan 06.06.2006 13:17:10
işte ben o kitabı okudugum için bu gün nebi yaşıyor diyorum
bu gün aramızda ve ilelebet rehberlik görevini görecek diyorum
niye Huh çünkü kuran öyle diyor...
bilmem ne efendi gibi nebi öldü gelin yasını tutalım sözüne önem vermiyorum..
bilmem ne efendinin sözü göstersin bana nebi yi.. kurandan çalma lafızla değil..
ama kuran nebi yi bana gösteriyor konuşturuyor inandırıyor..yas tutturmuyor....
bir çok kişi tarafından sahih denilen müslim de tirmizi de geçen uydurma hadis oldugu kanıtlandı
o zaman ne yapalım tek olan güven de kusur bulunmayan kuran a yönelenim..
müslümanın tek kitabı odur......
gerisi şilk dir..
nebi bu gün hayat da olsa idi bu tavırlarımıza kızar ve şunu söylerdi (nebi yi biraz tanısaydın eyvallah derdin) ben sizei kuran a davet etdim hadis e değil........

RenaultFerrari 06.06.2006 14:03:31
Kuran önünde ayrı
Kuranın ayetleri Okunurken
birde hazreti Muhammed yanında ken
yani ehdaisi şerifleri varken
insan nasılda kafir oluyor baksana yahu


bilmem ne efendi gibi nebi öldü gelin yasını tutalım sözüne önem vermiyorum..

af buyur kimi ağaça asmışlar adnan abi hihii

kim kimelere hazreti Muhammed yaşamıyor diye yaz tutturuyor
hangi kafir


Kuranı kerim sana nebiyi gösteriyor da
Kuranı kerim bahsettiği ehdadisi Muhammediyeler sana nebiyi göstermiyor öyle mi ? Vay beee

demek ki Onu anlayacak bir hal tedarik edememişsin
ben anlamasam da hadisi şeifleri inkar etmiyorum adnan abi

bir hadisi şerifte

herhangi bir şey akla çirkin iğrenç gelir onu kabul etmeyiniz
benim ve benim dinimin onunla hiç bir alakası yoktur

ama ne yapalım ki adnan abi hadisi şerifleri inkar edenlere göre bu hadisi şerif  uydurma
uydurma olduğundna dolayı
bu hadisin dediği ile hareket etmeyiniz   2funny
daha böyle o kadar çok uydurma var ki  2funny

ben kendime derim ki

akla iğrenç gelen abuk sabuk saçma sapan direk kendisini belli eden
uydurmalar uydurmadır
akla örfe vicdana aşka Muhabbete ilme taalluk eden ne kadar
hadisi şerif varsa hepsinide olduğu gibi kabul ederim

bana uydurma var diye
hiç bir hadisi inanma diyenler
bir maksat tahtında bunları telkin etmektedirler

hiçbirine inanma diyenleri gör gül geç
sen ne anlarsın Kurandan
ne anlarsın hazreti Muhammeden hazreti isadan Musadan
 

bir çok kişi tarafından sahih denilen müslim de tirmizi de geçen uydurma hadis oldugu kanıtlandı
kime kanıtlandı
Mehmet Akif ersoy gibi İnsalara mı kanıtladılar bunu
yoksa sana mı kanıtladılar adnan abi


o zaman ne yapalım tek olan güven de kusur bulunmayan kuran a yönelenim..
müslümanın tek kitabı odur......


bak şurası çok komik adnan abi

sen Kurana yöneliyorsun
Kuran da  sana diyor ki
sen ehadisi Muhammediyeleri görüyorsun sen nasıl kafir oluyorsun ?
demek ki sen ehidasi Muhammediye falan tanımam diyorsun da öyle kafir oluyorsun
ey bana inandığını iddia eden zanneden varlık

hadisi şeriflere inanların Dedeleri
hazreti Muhammedin ufaçık bir cümlesi için
bunu canımdan çok zevdiğim Hazreti Muhammed mi söylemiştir diye
6 aylık mesafelik yollar kat ediyorlar o hadisi nekledeni bulupta
o adamın halinden tavırlarında hadisin doğru olup olmadığını sezmek için

biz hemen inkar ediyoruz
hadi kabul etmeyelim başka
yalandır diyelim başka
ama Allahın indinde önemli olan niteliktir adnan abi nitelik bilmem anlatabildim mi ?
 


3:101 Ayette Allah ne diyor
bu ayeti çevirmeyede kalkışsalar
Allah öyle aşikar söylemiş ki kimse başka tarafa çeviremez

çevirenide bir kimse ilmen dinlemez dırıltı der
Kurana İnanmıyor Allahın resmen ilan ettiği halde
kendi kafasına göre gidiyor çocuk daha bu

kuranın ayetleri okunurken birde hazreti Muhammed yanında iken insan nasıl kafir oluyor baksana yahuu

 



 

06.06.2006 14:23:45
hadisler üstüne İmam Malik'in tavrını önemli buluyorum..
Muvatta isimli hadis kitabına 100 bin hadis arasından seçtiği 10 bin hadis alan İmam Malik, yaşadığı sürece bunları elemeye devam etmiş ve öldüğünde kitabında yaklaşık 500 hadis kalmıştır.. hatta onun biraz daha yaşasa hepsini atabileceği söylenir..

açıkçası bugün elimizde bulunan hadis külliyatına daha dikkatli, şüpheci ve Kuran'ın kılavuzluğunda bakılması gerektiğini düşünenlerdenim.. ama bu çoğu kez bir iyi niyet temennisinden öteye anlam taşımıyor.. Kuran'ı ve Kuran düşüncesini anlaşılır kılmak, hayata geçirilmesine rehberlik etmek ve terddüde düşüleni açıklamak vs.. için söylenmiş olan sözün tekrar kaynağına dönülerek sağlamasının yapılması, yöntem olarak pek mümkün görünmüyor bazen..
.....
İslam düşüncesinde gerek dinin anlaşılması gerekse uygulanmasında, Peygamberin nasıl ve nerede konumlandırılacağı üstüne değişik görüşler var.. bu elbette önemli bir tartışma konusu ama bu durumun özellikle sonuçları açısından birtakım kabulleri ve redleri beraberinde getiriyor oluşu paratikte içinden çıkılması hayli zor problemleride getiriyor.. mesela Kuran'da çok açık düzenlenmemiş ve daha çok Peygamberin uygulamaları neticesinde şekillenmiş namaz sözkonusu olduğunda, vahiy ve sünnet ayrımı üstüne en keskin görüşler bile sus pus olabiliyor..
...
hadisler.. madem ki sahih olduğundan emin olunamamaktadır, tümden reddetmek ve Kuran dan başka kaynak tanımamak mı gerekir.. yada "Kuran'dan onay almak" gibi bazen epeyce muğlak olabilen bir kıstas mı getirmeli..
geleneksel görüşlerin Kuran'ın tek kaynak olarak kabülüne itirazları açıktır.. hele bunun sonuçları itibariyle öenmli açılımları ve sonuçları olacağı aşikarken.. mesela Hayrettin Karaman şöyle itiraz ediyor buna..
"Kur'ân İslâm'ı yeni çıkmış (bir mânâda bid'at) bir ifadedir, adlandırmadır. Doğrusu "hak din İslâm"dır. Hak din olan İslâm vahye dayanır. Vahiy iki türlüdür: a) Hem sözleri hem de anlamı vahiy olan Kur'ân, b) Anlamı, içeriği vahyedilen, söz ve uygulaması Hz. Peygamber'e (s.a.v.) ait olan sünnet. Beşerî, özel, belli bir durum ve niteliğe bağlı olmayıp dîni açıklayan, uygulayan, tamamlayan sünnet de vahye dayanır; Allah bildirmiştir veya Hz. Peygamber (s.a.v.) uygulamış O da onaylamış, yanlış olmadığı için değiştirmemiştir. İşte bu iki kaynağa dayanan hak din İslâm'dır; bu sebeple de "Kur'ân İslâm'ı" ifadesi eksiktir, kaynağın birini dışarıda bırakmaktadır. Esasen Kur'ân doğru okunur ve anlaşılırsa onda, Hz. Peygamber'in din konusundaki yetkilerinin açıkça ortaya konduğu konusunda tereddüt gösterilemez. Kur'ân'a göre O örnektir, yolu aydınlatan ışıktır, ona itâat Allah'a itâattir, o bir hüküm ve karar verdiğinde kimsenin başkasını tercih hakkı yoktur, Kur'ân'ın yetkili açıklayıcısıdır. Elçilik kavramı da Hz. Peygamber'in (s.a.v.) din konusundaki yetkisini anlamamız için yeterli delîldir. …………
"Kur'ân İslâm"ı diyenler, Kur'ân'dan başka din kaynağı tanımayanlar elçiye, dolayısıyla onu gönderene itâat etmemiş olurlar."
(Hayrettin Karaman; Hayatımızdaki İslam)

.......
Kuran'ın Peygamberin konumuna ilişkin olarak ne söylediği ve Allah'ın, Resûl'e din konusunda ne gibi yetkiler verdiği üstüne bazı ayetler belki bazı şeyleri açıklayıcı olabilir..

Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
Onu toplamak ve okumak bize düşer.
O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.
(Kıyamet;16-19)

O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
(Cuma;2)

“Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"
(Neml;92)


RenaultFerrari 06.06.2006 14:50:27

dediklerine kısmen katılıyorum


yalnız

Kuran'ı ve Kuran düşüncesini anlaşılır kılmak, hayata geçirilmesine rehberlik etmek ve terddüde düşüleni açıklamak vs.. için söylenmiş olan sözün tekrar kaynağına dönülerek sağlamasının yapılması, yöntem olarak pek mümkün görünmüyor bazen..


Cenabı Hak necm suresinde diyor ki
benim Muhammedim ağzından konuşan benim diyor

necm suresi
3. Ve ma yen- tı-kul
anil heva 
4. İn huva
illa vahyuy yuha 

O heva ü nefsinden konuşmaz ne söylerse vahydir buyuruyor
yani Hazreti Muhammed her zaman Allahın diyeceğini dedi

demek oluyor ki
onun her sözü Allahın diyeceği olduğuna göre

Allahın sözü
kainatın evirmin başlangıçından beri fiatını asırdan asıra yükselten Altın zümrüt yakup
ve bildiğiniz ve bilemediğiniz mücevharatlara benzer

hiç bir vakit hiç bir asırda onların kıymetleri düşmez hatta dahada yükselir
vahyde ;
İnsanın yatadılışıyla beraber ikiz olan çok kıymetli faziletleri beyandır
o sözlerin kıymetleri de düşmez
kıymetleri kalmamıştır diye dava edenler olabilir ama
dava etmek başka
davayı kazanmak yina başkadır



adnan 06.06.2006 15:36:51
Onu aceleye getiresin diye dilini onunla hareketlendirme!
Onu toplamak ve okumak bize düşer.
O halde, biz onu okuduğumuzda, sen onun okunuşunu izle.
Sonra onu açıklamak da bizim işimiz olacaktır.
(Kıyamet;16-19)

O Allah'tır ki, ümmîlere içlerinden bir resul göndermiştir de o, onlara Allah'ın ayetlerini okur, onları arıtıp temizler, onlara Kitap'ı ve hikmeti öğretir. Onlar bundan önce tam bir sapıklık içine gömülmüşlerdi.
(Cuma;2)

“Ve Kur'an okumakla emrolundum. Artık kim yola gelirse kendi nefsi için gelir. Sapmışa gelince, böylesine de ki: 'Ben uyarıcılardan biriyim. Hepsi bu!"
(Neml;92)

eyvallah darkmoon yerliyerince ayetler...
demek ki onun bizzat ögreticisi ALLAH..
----------------------------
reno
ALLAH ın sözü de nebi nin sözü de bir aynı.... KURAN..
ARAYA NİYE FARK KOYUYORSUNUZ......
birde şunu düşünün ALLAH eksikmi bıraktı da nebi tamamladı..haşa..

benim bakışımı anla ki yazdıklarımı daha iyi anlarsın..
kim bu iki.. bu iki bir in tezahürü...
hatta bir hikaye iyi gider..
testici üstad talebeye demiş ki..oglum ordan testiyi getir
talebe ..usta hangisini demiş..
üstad ..oglum orda bir testi var ..demiş
talebe ..yok usta burda iki testi var ..demiş ...şaşı ya  iki görüyor...
kır birini ..demiş üstad
talebe kırmış birini..bakmış ikiside kırılmış..

reno kır birini ...ne yazık ki kırmadan anlamayacaksın ikinin bir oldugunu....

RenaultFerrari 06.06.2006 16:09:25
Allah diyor ki benim muhammedim ağzından konuşan benim diyor sen hala sözü değiştirmeye çalışıyorsun

ayetleri Allah açıklar

elbette
bak
Hazreti Muhammed her zaman her vakt Allahın diyeceğini dedi
başka hiç bir şey konuşmazmış Allah diyor
necm suresi
3. Ve ma yen- tı-kul
anil heva 
4. İn huva
illa vahyuy yuha 


illa vahy
ille ille vahy
illa vahy
ve illa başka bir şey konuşmaz diyor Allah

eee yeter artık Adnan abi
dalavere yapmayalım
çevir kazı yanmasın yapmayalım

adnan 06.06.2006 16:43:39
kaz ı yaktın kömür ettin şimdi de bana yedirmeye çalışıyorsun..
yav senin hatırına pişmiş tavuklar yerim ama yanmış kazı yiyemem kusura kalma.. Smiley

demişsin ki...
Allah diyor ki benim muhammedim ağzından konuşan benim diyor sen hala sözü değiştirmeye çalışıyorsun.........

dediğime geldin mi Huh??
ALLAH kelamı da kuran değil mi HuhHuhHuhHuhHuhHuhHuhHuhHuhHuh?
eeeeeee.......... Angry
sen istersen şu kaz ı bırak yanacagı kadar yanmış boşuna çevirme...


Sayfa: [ 1 ] 2