|
||
![]() Kuşak Çatışması Denge: Kuşak çatışması için kullanılan bir tabir okudum ; değişimin fay hattı diyor, çok hoşuma gitti… Bu fay hattının önce yapısını anlamak lazım, burada önce genci/ergeni konu almamız gerekmekte. gençlerin en temel ihtiyacı özerk olmakvebağımsızlıklarını ilan etmek. gençler kimliklerini oluşturmaya çalışırlarken bu konulara çok hassasiyet gösteriyorlar. ayrıca gençler bu dönemlerinde farklılıklarının kabul edilmesini isterler. çeşitli güç denemeleri yaparlar; nasıl ki cinsel güçlerini test etmek isterler, aynı mantıkla otoriteye karşı dirençlerini de merak ederler ve sürekli otoriteyi delme teşebbüslerinde bulunurlar. yine bu dönemde vücutlarıyla çok ilgilidirler. beden imgelerini oluşturmaya çalışmaktadırlar çünkü. tarzlar yaratmaya çalışırlar falan aileler tepki verirler. öte yandan ruhsal tepkilerinde aşırılık, davranışlarındaki çelişkiler bocalama döneninde olduklarının göstergesidir. genç bir yandan dürtülerini dengelemeye, bir yandan da dış dünyayla olan ilişkilerini yeni bir zemine taşımaya çalışır. çok eleştirel gözle bakar etrafa, sorgulama dönemindedir çünkü…bi söz okumuştum “20 yaşında anarşist olmayan 30lu yaşlarında itfaye eri bile olamaz” diyodu yani bu duyguları çelişkileri aşırılıkları yaşaması iidir…bu hep vardı yani kuşak çatışması. eski mısır kitabelerinde şöyle bir yazı vardı "şimdiki gençler çok saygısız "diyodu. çok gülmiştüm. ama şu da var, eskiden yaşlılar ve gençler arasında olan kuşak çatışması şimdilerde yaşanan kentleşme sürecinde yaş oranı olarak çok azalmıştır yani kendisinden sadece 5 -10 yaş büyük olanla ergen artık anlaşamamaktadır. bu da ayrı bi konu Torq: Gerçekten güzel bir analiz oldu. şimdi ben olaya felsefi açıdan bakarak değerlendirmeyle başlamayı düşünüyorum, neden kuşak çatışması vardır sorusunun yanıtı arandığında karşımıza eski/yeni ayırımı çıkar. aslında doğada her yeni olan diyalektik açıdan tezin antitezini oluşturur yani bir doğum eskiyenin yerine gelenin habercisidir tıpkı her yıl yenilenen doğa gibi yeninin tercih edilme zorunluluğu eskinin yerini almak istemesiyle yeni bir savaş anlamına gelir ancak eski için yapılacak hiç bir şey yoktur, yeninin gelip kendi yerini almasını beklemekten başka ancak yeni eskinin yerini alırken, eskinin geçtiği yollardan farklı bir biçimde geçer ve eskinin tüm hatalarını değişik biçimde yineler. burada asıl sorun, eskinin bunu bilmesine karşın söyleyerek bir sonuca varamaması. sadece olaya seyirci kalarak yeninin saygısız olduğunu söylemesi ile yetinmesidir "genç bilebilse, yaşlı yapabilse" sözünün anlamı da burada değerlendirildiğinde, deneyimin aslında bir birikim olarak kabul edilmesi için, deneyimsizini bu konuda yeterince aydınlatılması gerektiğinin kabulü ortaya çıkar. bu durumda kuşak çatışmasının hiç bitmeyecek bir yenilenme süreci olduğunu, aslında doğanın kendisini yenilemesi olarak kabulü gerektiği ortaya çıkar. Yani aslında bu durumu iyi olarak değerlendirmek ve korkmamak gerekir. Ancak bu forumda yazı yazan gençleri anlayan ve onlarla iyi iletişim kurduğunu düşünen biri olarak yaptığım nedir diye düşündüğümde, tek yanıt empatidir. Empati gelişmiş insanın en büyük silahıdır ve sadece kuşaklar arasındaki iletişim değil, cinsler arası, sosyal gruplar vb. insanlarda kullanılması zorunlu bir kavramdır Kendi çocuğum için de aynı yöntemi kullandığım için hiç bir sorun yaşamadğımı söylemek isterim. Burada dikkat edilmesi gereken konu, çocuğun bir birey olduğunu, onun da kendi düşüncesi, hakları, söz söyleme özgürlüğü, kişiliği olduğunu kabul etmek, gerektiğinde bir büyük gibi davranarak ondan özür dilemek, kişilğinin oluşmasına yardımcı olmak gerektiğidir. Böylece kendisine saygı duyulduğunu, insan olarak tanındığını, görüşüne küçük olsa bile başvurulduğunu anladığında, iletişim kanalları açılmış olur. Çocuk kendisini öteki büyük insanlar gibi değerlendirerek eleştiri yapabilir, korkmadan düşüncesini söyleyebilir, gerektiğinden anne ve babasını yanlışları nedeniyle uyarabilir. Deniz: Kuşak çatışması yaşam normları ve beklntileri arasındaki çatışkılar anlamına geliyor. doğal olarak bunun en bariz görüldüğü kesimler yaşşa birbirindne farklılaşmış ama buna rağmen ortak bir hayatı paylaşmak durumunda olan insanlar arasında yani ailelerin genç ve eski nesilleri arasında görülüyor hayyattan beklentiler aslında bu olayın kilit noktası…özellikle gençlerde görülen daha özgür ve yaşsal taleplerine uygun düşen beklentiler ve bunları elde etmek için yapıaln çabaların ailenin daha yaşlı ve dolayısıyla bekelentileri ve değerleri farklılşamış kimliklerin birbirleri ile mücadelisidir… her iki taraf çıkarları için mücadele etiği için de bu çoğunlukla anlayışlı olmanın yetmediği bir gerginlik durumu meydan getiriyor. çatışamda hakem olacak referans ise hayatın genel ahlak ve kültürel normaları. çatışkı ortaya çıktığında genel normlar referans alınırı ve bunun üzerinde çözüme gidilmeye çalışılır. bu şuna benziyor, bir trenin yanında giden yürüyerek ve hızlı bir arabayla giden iki kişiden birinin treni duruyor ddiğerinin de hareketli göremsi gibi yani birine göre tren kendinden hızlı olduğu için ona göre tren çok hızlı gidiyor, diğerine göre yavaş gittiği için tren hiç bir şey yapmadan duruyor..burda referans olan genel hayat normaları her iki tarafın algılarının ötesindeyse. yani her iki uç hayatı algıalamada sorun yaşıyorsa refernası okumak mümkün olmayacak ve çözüme ulaşılmaaycaktır tabii bunda hayatın genel normlarının belirsilizğinin de bir sorun olabilceğini atalmamak lazım. ben de torq gibi burdan devamla çözümlerden birinin hayatı doğru olarak okumak ve onu referans alarak her iki tarafın bir uzlaşma noktası bulabilceğini ve çatışkının anlayışa dönüşebilceğini düşünüyorum tabi bu yine hayatı doğru okumayı sağlayacak bilincin yaratılması gerekliğini yine karşımıza çıkıyor. Denge: Ben bir kaç şey eklemek istiyorum. aslında sizlerinde bahsettiği gibi problem, yeniliklere açık olmaları ve yetişkinlerin de tam tersi durağanlaşmaları..yaş farkı arttıkça bu mesafe büyüyor tabi. daha doğrusu insanlar dinazorlaştıkça problem büyüyor. şunu da unutmamak lazım bu sadece yaşla ilgili bir problem değil, beynin yeniliklere ne kadar açık olup olmadığıyla ilgili bir mesele…mesela yaş farkı daha az olan ebeveynler belkiş de çocuklarıyla daha büyük problem yaşayabilmekte. bazen de tam tersi durumlar söz konusu. bir araştırma okumuştum: eski eşyalarını evlerinde biriktiren insanlar hakkında idi, bu tip insanların genellikle kendine güvensiz pasif tipler olduklarını saptamışlar. eşyalardan güç alıyorlarmış. ben aynı şeyi kuşak çatışması için düşünüyorum bir türlü eskiden kopmak istemeyen insanlar daha çok çatışıyor. çünkü ellerinde kendilerini var eden, anlamlı kalan bir şey kalmıyor, eski değerlerden güç alıyorlar yani… çatışmaya bir başka sebepte taner abinin aslında bahsettiği konu; ebeveyn gence artık rehber gibi davranmamak zorunda kalıyor, çünkü genç tepki veriyor. artık ergen ebeveyninin kendisini eşiti gibi görmesini istiyor ama bu ana babalara zor geliyor. bir de geleneksel ailelerde yaşanan şu problem var; aileler genellikle çocuklarını kendi misyonlarını devam etirecek fertler gibi yetiştirme çabası içinde oluyorlar ama genç yepyeni misyonuyla hayata karşı farklı bir duruş sergiliyor ve çatışmalar başlıyor… burada yapılması gereken bence gence kendi yolunu çizme özgürlüğünü tanımak… sonucunu kendi yaşayacak zaten Terra: Benim bu konuya yaklaşımım kuşak çatışmasının nedeni; ebeveynlerin çocuklarını köleleştirmelerinden kaynaklanmaktadır. bunu da öncelikle kelimeleri kullanarak ve sevgi maskesi altında yapıyorlar.ben burada herkesi kastederek bunları söylemekteyim. hiç kimseye istisna tutmuyorum, eğer ki istisna var ise o kendi üzerine alınmaz zate...Ebeveynlerin bunu yapmalarının altındaki asıl amaçlarınında kendilerinden kendi ebeveynlerinin aldıkları/çaldıklarını bunlarında çocuklarından telafi etmeye çalışma çabalarıdır diye düşünüyorum. bence çocuklara genel ihtiyaçlarını karşılamanın haricinde hiç bir şekilde müdahale edilmemesi taraftarıyım.kişi kendi doğrularını kendisi oluşturmadıkça, taklitçi yani hırsızdır...hırsızlıkta sadece maddi anlamda algılanmamalı ve manevi iş, oluş ve eylemlerimizede indirgenmelidir. Torq: Denizin son sözlerine biraz farklı yorum getirmeye çalışacağım; kuşaklar arasındaki çatışmanın ortak bir referans ile buluşmasından söz etti ancak ben bu konuda bir ortak noktadan çok, yenilerin eskinin yerine geçmesi sürecinden söz edilmesi gerektiğini düşünüyorum.Yani eskiler yerlerine gelecek yenilerin geliş süreçlerini uzatarak bir çeşit güç çatışmasını açığa vurmuş oluyorlar. Çünkü eskiler elde etmiş oldukları mevzileri yenilere vermemek üzere bir çatışmayı da simgelemiş oluyorlar. Örneğin bir şirketin yöneten baba, kendi çocuklarını yerine geçmesi için yetiştirirken yeni kuşakla bir çok konuda çatışmaya girer. Yeni kuşak o günün koşullarını babasından daha iyi kavradığından birtakım yatırımlar için ikna etme yoluna gitmeye çalışır. Ancak baba, dengenin örnek olarak verdiği eski eşyasını atmaktan korkanlar gibi elindekini kaybetme korkusuyla riske giremez çünkü bu dünyada fazla zamanı kalmadığını bilmektedir. Genç ise kaybetse bile yenisini elde edecek zamanı olduğun düşünmekte, bir an önce gücü elde ederek rakiplerini elemek istemektedir. Bir ailedeki koşullar da buna benzer ve çocuklar anne ve babalarının yerini almak için onların yaşlanmasını bekleyerek gücü, yani mali kontrolü ele geçirirler. Böylece yenilikler için uygun ortam sağlanmış olur. Burada istisnalar, bu durumun farkına varan eskilerin, gençlere yer açarak onurlu bir şekilde geri çekilmeyi bilenleridir. Bu kişiler aynı zamanda empati ile yaklaşarak kendi gençliklerinde neler yaptıklarını düşünerek yenilerin yaptıklarını hoşgörmeyi de bilenlerdir. Deniz: Kuşak çatışmasının bir kaç nedeni olabiliyor. torq un dediği gibi bir güç/iktidar sorunu olduğu gibi, hayat norm ve beklentilerimndeki zıtlıklar ve bunların aşılamaması olarak da görülebiliyor. kuşak çatışması sonuçta bir sorundur, ancak aşılaiblir. sorunun temelinde çıkar çatışması veya algıdaki aksaklıklar olsa da sonuçta bu her iki tarafa zarar veren bir durumdur. hiç bir kuşak çatışmasında kazanan taraf olmamıştır benim bildiğim. torq un yeni olan eski olan yorumuna katılmıyorum yani yeni geldiği için eski yerini yeniye terektmeli diye bir durum olmamalı. özellikle gençlerde görünen bazı olaylar binlerce yıldır tyüm gençelrde görünen şeylerdir yani yeni değil yaşa özel eski bir adettir. mesela mısır yazıtlarında bile gençlerin saygısızlığından bahsediliyorsa demekki yeni olan saygısızlık değildir: çünkü yeni olan bir şey yok burada. dediğim gibi yaşamsal beklentiler ve normlar önemli. genç insanın daha atılgan, enerjik, istekli olması yaşlı birine göre farklı tavırlar göstermesine neden olur. bu tavırlardan birine yaşlılar saygısızlık olarak yorumlayabilir. Burada her iki tarafın karşı tarafın durumunu algıalama ve beklentiler konusunda saygılı olmaları gerekiyor. çocuğun başı boş bıraklıması da bence çok mantıklı değil. evet çocuk ne yapacağını kendi başına da öğrenebilir ama her çocuğun sorunalr karşısında ayakta kalabilem gücü ve bu sorunları pozitif sonuçlarla neticelendirmesi mümkün oplmayabişlir. Mesela suça yönelen çocuklar gibi…diğer taraftan ebeveynler yada atalarda sahip oldukları otoriteyi kuşak çatışması kavramının arkasına sığınarak sürdürmeye çalışmasınlar Denge: Şimdi ben biraz toparlamak istiyorum. çözüm ve gençlere yapılacak en büyük yardım taner abinin dediği gibi bir zamanlar yetişkinlerinde genç olduklarını hatırlamaları ve onları anlamak ve sorunları konusunda yanlarında olduklarını hissettirmektir Çatışmaya sebep olan bence çoğu zaman ergenin psk. ni anlamayan ebeveynlerden kaynaklandığını düşünüyorum. Evliliklerde oynanan deli-veli hikayesi gibi bir tarf deli ise karşı tarafın veli rolünü üstlenmesi lazım yoksa sürekli çatışma yaşanır. aileler ergenlik dönemine hazırklı olmalı ve kendilerini uzun sürecek bir velilik dönemine girmeleri noktasında salık vermelidirler. aslında gençleri yola getirmek çok kolaydır yani çatışmasız yaşamaktan bahsediyorum. yapılacak birkaç nokta var o kadar…birincisi; genç kendini yetişkin gibi görmekte bu sebeple ona yetişkin gibi davranmak en önemlisi ve fikirlerine değer verdiklerini hissetirmelidirler. hiç baş edemiyorlarsa aile içinde onlara verilen sorumluluklar arttırılabilir, bu onlara ağırlık verir, bi söz vardır; çok severim çok da uygulamışımdır; "taç giyen baş akıllanır" derler. bu eğitimde çok işe yarar. mesela sınıfta en yaramaz çocuğa "sınıftaki sukunetten sen sorumlusun" dersen otomatik olarak problem çözülür ![]() Deniz: Kuşak çatışması, bir gençlik sorunu değildir. en az yaşlı denen insan grupları içinde sorundur yalnız burda önemli bir nokta gençlerin üzerinde otorite kuran gruplar yaşca daha büyük olanlar oluyor ailelerde ama tersi de olaiblir mesela eline güç geçirmiş yetişkin bireylerle daha yaşlı ve üretken yaşlarını bitirmiş insanlar arasında da, benzer sorunalr yaşanır orda da otorite daha gençlker olduğu için mağdur olanlar daha yaşlı ve üretken olmayan ve güçsüz büyükler oluyor. otorite olanlar her zaman güç sahibi oldukları için kendi normlarına diğerlerini uymaya zorlarlar…Terra: Son söz olarak: bırakalım her kez kendi hayatını yaşasın... Denge: Keşke herkesin buna cesareti olsa, yaşama ve yaşatma cesareti… ben sonsöz olarak şunu söyliyim; sonuç olarak gençlerin coşkusuyla yetişkinlerin bilgi ve tecrübelerini birleştirebilirsek toplum yararına daha sağlıklı sonuçlara varırız galiba. Taner abinin dediği sözü yineleyeceğim; gençler bilse, yaşlılar yapabilse... |
||