SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Sinema

Konu: altın palmiye

Sayfa: [ 1 ]

son tango 30.05.2006 16:52:42
bu yıl 59.su yapılan cannes film festivali bitti.altın palmiyeyi beklenildiğinin aksine 70 yaşındaki irlandalı yönetmen ken loach,the wind that shakes the barley filmi ile aldı.ödüller genel olarak politik,küreselleşme karşıtı olan filmlere gitti.pedro almodovar yine ödül alamadı ama volver filmi en iyi senaryoyu,filmin 6 kadın oyuncusu_biri penolope cruz Smiley _en iyi kadın oyuncu ödüllerini aldı.en iyi yönetmen ödülü babil filmi ile alejandro gonzalez inarritu ya gitti..

son not: jürideki monica belluci ye bir kere daha aşık oldum Smiley

torq 16.05.2007 22:14:40
60. yılında Cannes'a Türkler geliyor!

PARİS - Bu akşam Wong Kar Wai'ın 'My Bluberry Nights' adlı filmiyle açılacak olan 60. Cannes Festivali'nde, Türklerden her zamankinden daha fazla söz edilecek. Orhan Pamuk ana jüride görev alırken, Fatih Akın 'Yaşamın Kıyısında' filmiyle Altın Palmiye için yarışıyor. Semih Kaplanoğlu, hem 'Yumurta' ile 'Yönetmenlerin 15 Günü' (Quinzaine des realisateurs) yan bölümüne katılıyor, hem de çekimine hazırlandığı 'Süt' ile yeni projelere destek vermeyi hedefleyen 'Atölye 2007'ye seçilmiş bulunuyor.

Yeşilçay başrolde

Bir filmin ülkesini belirlemenin giderek anlamını yitirdiği bir dönemde, Fatih Akın'ın çift kültürlü kimliğiyle, Alman ve Türk sinemalarını temsil ettiğini kabul ediyoruz. Bizim onu kucaklamamızdan daha önemli olan, tüm dünyanın Fatih Akın'ın filmlerinde Türk kültürünün izlerini görüyor olmasıdır. Nurgül Yeşilçay, Baki Davrak, Tuncel Kurtiz ve Hanna Schygulla'nın rol aldığı 'Yaşamın Kıyısında'nın bir bölümü yine Türkiye'de geçiyor ve kültürümüzden de izler taşıyor.
60 yıllık festival tarihinde, Şerif Gören, Yılmaz Güney, Tevfik Başer ve Nuri Bilge Ceylan'dan sonra, Fatih Akın ile altıncı kez büyük ödüle aday olan sinemamızın, 1982 yılında 'Yol' (Altın Palmiye), 2003 yılında da 'Uzak' (Jüri Büyük Ödülü) ile iki önemli ödül kazandığını anımsadıktan sonra, 22 Mayıs'ta gösterilecek olan 'Yaşamın Kıyısında'sıyla ümitlenebiliriz.

Bu yıl, Semih Kaplanoğlu'nun 'Yumurta' ile 'Yönetmenlerin 15 Günü' yan bölümüne katılıyor olması, yaratıcı genç Türk sinemasının başarılarına bir yenisini eklemekte. Fransız Yönetmenler Birliği tarafından, 1968 olayları ertesinde resmi festivale bir tepki olarak yaşama geçirilen 'Yönetmenlerin 15 Günü' (Quinzaine), yenilikçi bağımsız kimliğiyle, apayrı bir festival olarak önemli bir işlev yüklenmekte. 1997'de Ferzan Özpetek'in 'Hamam'ından sonra, 2003'te Almanya'da yaşayan Yüksel Yavuz'un filmi 'Bir Parça Özgürlük' dışında, bu bölümde bir Türk yönetmenin adını görmek mümkün olmamıştı.

1971'de Yılmaz Güney'in 'Umut'undan sonra bu bölüme seçilen dokuzuncu Türk filmi olan 'Yumurta'yı, bölümün genç yöneticisi Olivier Pére kısaca şöyle değerlendiriyor: "Semih Kaplanoğlu görsel açıdan çok başarılı, etkileyici, her planı çarpıcı bir film gerçekleştirmiş. Tarkovski ve Angelopulos sinemalarını çağrıştıran şiirsel diliyle seçici kurul üyelerini hemen etkiledi..."

'Yumurta', yapım hazırlıkları süren 'Süt' ve 'Bal' ile tamamlanacak olan bir üçlemenin ilk adımı. "Çocukluktan gençliğe ve olgunluğa geçen bir karakterin oluşmasındaki temel meselenin anneyle olan ilişki olduğunu düşünüyorum. 'Yumurta'da, Yusuf adlı karakterin olgunluk dönemi işlenirken, metaforik bir iç yolculuğa çıkılmaktadır" diyen Semih Kaplanoğlu, Cannes'da ikinci bir başarıya daha imza atıyor. Hazırlıkları süren üçlemenin ikinci adımı 'Süt', 'Cinéfondation, Atelier 2007' başlığı altında toplanan 15 yeni film projesi arasına seçilmiş bulunmakta. Bu bölüm, projelerini gerçekleştirmek isteyen genç yönetmen ve yapımcılara, Cannes'da yeni ilişkilerin kapılarını açarak, destek olmayı hedefliyor.

Stephen Frears'in başkanlık ettiği, Orhan Pamuk'un yanı sıra, Marco Bellochio, Maria de Medeiros, Michel Piccoli, Sarah Polley gibi yönetmen ve oyuncuların da bulunduğu dokuz kişilik ana jüri, Joel&Ethan Coen, Gus Van Sant, Quentin Tarantino, Emir Kusturica, Kim Ki Duk, Aleksandr Sokurov, Carlos Reygadas gibi yönetmenlerin filmlerini değerlendirecek. 60. yıl kutlamaları, sinema dersleri, konserler ve özel gösterilerle festival boyunca sürecek. Özellikle, 33 tanınmış yönetmene sinema salonu konusunda ısmarlanan üçer dakikalık kısa filmlerden oluşan 'Herkesin Kendi Sineması' adlı yaş günü kutlama filmi merakla bekleniyor.

Türkiye tanıtım atağında
Cannes'daki Türk sineması rüzgârını iyi değerlendiren Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği (SE-SAM), Kültür Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı'nın katkılarıyla Cannes Film Festivali sırasında bir stand açıyor. Bu standda uzun metrajlı filmler ve belgesel ile kısa filmler için ayrı ayrı basılan iki kataloğun yanı sıra, filmlerin DVD'leri ve Kalan Müzik'in katkılarıyla hazırlanan bir Türk müziği CD'si dağıtılacak.
Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Tanıtma Müşavirliği, Cannes Film Festivali sırasında da özel bir tanıtım kampanyası yürütecek. Festival boyunca yelkenleri Türkiye'nin tanıtımına yönelik reklamlarla değiştirilen ve 100 kişilik kapasiteye sahip bir tekne, deniz kenarında yer alan Türk standının önünde demirleyecek. Bunun yanı sıra 10 adet Smart marka otomobil Türk filmlerini ve Türkiye'yi tanıtan afişlerle giydirilecek. Kent merkezindeki 12 metrekarelik dev ekranlarda hem Türk sinemasını hem de Türkiye'yi tanıtan filmler gösterilecek. Festival sarayının tam karşısındaki binaya da 127 metrekarelik dev bir afiş asılacak. Bu afişin üst bölümünde Boğaziçi Köprüsü ve Ortaköy Camii'nin görüntülerinin üzerinde '2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul' yazısı yer alacak. Alt bölümde ise 'Yaşamın Kıyısında' ve 'Yumurta' filmlerinin afişlerinin yanı sıra festival için özel olarak tasarlanan afiş bulunacak.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=221376&tarih=16/05/2007


Sayfa: [ 1 ]