|
||
| Tanrı, uçsuz bucaksız bir yerde meleklerine görev veriyormuş. Açıklanamaz sonsuzluğu dengede tutmak, iyiye ve kötüye hak ettiklerini vermek, yaşamı ve ölümü belirlemek… Görevlerini alan melekler şikayet etmeksizin yaratıcılarının emirlerini yerine getiriyormuş.Nedenini ve sonucunu düşünmeden . Meleklerin hepsi tanrının huzurundan ayrılmış. Bir tanesi dışında… Tanrı meleğe insanları korumasını ve ölümlü yaşamı yaşanılabilir kılmasını emretmiş. Melek yapacağı şeyi sorgulamadan, sonucunu düşünmeden yerine getirecekmiş. Uzaklığı bilinmeyen, dualarla beslenen ve inançla ayakta duran o diyardan Dünya’ya doğru yola çıkmış. Melek yeryüzüne ulaştığında her zaman karşılaştığı sahneyi görmüş. Duyguların var olduğu ve zamana yön verdiği bir yer. Sonsuzluğa daha fazla anlamsızlık kazandırmamak için yardım edip , koruyacağı insanların hizmetine sunmuş kendini Tanrı’nın ona verdiği yetenekleri dikkatlice kullanmaya başlamış. Ama dikkatli olması gerekiyormuş. Ona verilen güçleri kullanırken insanların düşünce ve kişiliklerini değiştirmesi yasakmış… Melek insanlara mutluluk ve ümit dağıtmış. Ölümcül hastalığı olanların iyileşmesini sağlamış.Paraya ihtiyacı olanlara çeşitli olanaklar sunmuş. Toprakları için su isteyenlere yağmuru getirmiş.Gerçek bir dosta ihtiyacı olanları doğru insanla karşılaştırmış. Çaresiz kaldığı tek konu varmış. Sevgisi yüzünden acı çeken insanlar. Yasaklar yüzünden bu insanlara yardım edemiyormuş… Melek ona verilen zamanda yardım edebildiği kadar insana yardım etmiş ve Tanrı’nın huzuruna tekrar çıkmak için hazırlanırken var olduğundan beri hiç olmayan bir şey olmuş. Onu rahatsız eden bir şey. Bir madde , bir düşünce değil… Melek açıklayamıyormuş bir türlü. Tam bu esnada birazdan karşıdan karşıya geçecek bir insan görmüş. Melek bir an Tanrı’nın ona verdiği yetenekler sayesinde o insana bir arabanın çarpacağını görmüş. Tam bu esna maddi hayatı sonlandıran Melek belirmiş yolun karşısında. Bir şey yapması gerektiğini biliyormuş. Bir anda dalgın bir şekilde yürüyen o insanın bacağına bir kramp girmesini sağlamış. Uzun saçları aniden dalgalanmış ve yere düşmüş meleğin ölümlü hayatını kurtardığı kadın. Meleği rahatsız eden duygular bir anda yok olmuş. Kurtardığı insanın yüzünü gördükten sonra huzur dolmuş. Tanrı’nın ona mükafat olarak verdiği huzur kadar güçlü bir huzur. Melek görevini tamamlayıp tekrar geldiği o uzak diyara dönmüş. Ölümlüler için uzun , ölümü tatmamış ölümsüzler için kısa bir zaman geçmiş aradan. Zamanın değerini bilmeyenler için… Tanrı meleğe tekrar aynı görevi vermiş. Melek yeryüzüne tekrar geldiğinde kurtardığı insanı merak etmiş. Yapması gerekenleri özverisiz bir şekilde yapıp onu aramaya başlamış. Melek onu bir parkta bulmuş. Yaşlı ama sağlam , onu taşıdığı için sanki kendisiyle gurur duyan bir bankta oturuyormuş. Düşüncelerle işgal edilmiş zihni biraz huzur bulmak için baktığı ama göremediği küçük su birikintisindeki kuğulara odaklanmaya çalışıyormuş. Etrafında insanı hafifletecek kokular saçan çiçeklerle çevriliymiş. Rüzgar, saçlarını ağaçların yapraklarıyla birlikte hafifçe dalgalandırıyormuş. Ayağının yanındaki küçük bir kedi yavrusu onun sıcaklığıyla ısınmaya çalışıyormuş. Melek teşekkür etmiş… Böyle bir ruhu böyle güzel bir yerde bu kadar kusursuz sahnelenmesine sebep olan Tanrı’ya teşekkür etmiş. Melek onun neden bu kadar düşünceli ve huzursuz olduğunu merak etmiş. Onun zihnini okumaya başlamış. Korkuyormuş…Hayattan , insanlardan, yaşlanmaktan, düşünmekten. Arzularına sarılmak istiyormuş.Artık kim olduğunun farkına varmak istiyormuş. Kendini oradan oraya atmaktan vazgeçmesi gerekiyormuş. Doğru insanla birlikte olmak istiyormuş. Doğru insanın nasıl olması gerektiğini bilmek istiyormuş. Amaçlarını gerçekleştirmek için kendine fırsat yaratmak istiyormuş. Bunları başarırsa gerçekten varolduğunu fark edecekmiş. İnsanlara kendisini anlatabilecek, doğru tanıyacak ve doğru tanıtacakmış. Ufak mutlulukların peşinde koşmaktan vazgeçmek istiyormuş. Kaybettiklerini geri kazanabilmek için kendine bir şans vermesi gerektiğini biliyormuş. Yaşamının değerini bilip ölümden bir nebzede olsa korkmak istiyormuş. Melek, bundan önce hissettiği huzursuzluğu bir kez daha hissetmiş. Boyutları olmayan bir yeri yerle bir edebilecek kadar güçlü bir huzursuzluk. Aklında sorular belirmiş. İlk kez yaptığı işi sorgulamış. Tanrı olan bu görevi verdiğinde ölümden kurtardığı insanla ilgili görev alan diğer Melek! Biri yaşatırken biri öldürüyor . Düşünceleri siyahla beyazın bir arada olmasını düşünemeyecek kadar bulanmış. Kendini düşünmekten alıkoymuş ve Tanrı’nın huzuruna geri dönmüş. Tanrı meleği her dünyaya gönderdiğinde Melek bir önceki gelişine göre o insanla daha çok vakit geçiriyormuş. Görevini ihmal ediyormuş sonucunu düşünmeden. Melek onun bu mutsuzluğuna dayanamıyormuş. Onun diğer ölümlülere göre hak etmediği bir yaşam sürdüğüne inanıyormuş. Melek bütün varlığını onu mutlu etmek ve onunla bir şeyler paylaşmak için harcıyormuş . Onu mutlu edebilmek için etrafındakileri mutlu etmeye çalışıyormuş. Hep yanında olacak,onu düşündürecek , kendisini tanımasını ve hayatı öğrenmesine yardımcı olacak fani dostlarla karşılaştırmış onu. Hiç görmediği güzellikleri göstermiş ona. Melek, Tanrı tarafından verilmiş olan manevi huzurunu yeryüzündeki cisimler ve canlılarla ona vermeye çalışıyormuş. Kendine yaptığı bencilliğin farkında olmadan. Ilık bir rüzgar olmuş yalnızlıktan titrediğinde, yağmur damlası olmuş saflığı her aradığında, soğuk bir esinti olmuş karmaşalardan kurtarmak için, temiz bir hava olmuş her nefessiz kaldığında,kendi huzurunu öldüren bir katil olmuş ebedi yaşamında. Ve onu bir insanla karşılaştırmış… Onu her şeye, herkese rağmen sevecek birisiyle. Meleği yapabileceği her şeyi denemiş onu mutlu etmek için. Fakat farkında olmadığı bir şey varmış…Sahip olduğu huzur artık onu terk etmiş… Melek artık hiçbir görevi yerine getiremiyor, sadece ama sadece onu düşünmekle bütün zamanını geçiriyormuş. Ruhların dünyasındaki göz alıcı beyazlığı yerini karanlığa bırakmaya başlamış. Tanrı meleği huzuruna çağırmış. Uzaklarda, etrafında hiçbir şey olmayan bir yerde Tanrı meleğin zihninde belirmiş. “Ölüsüz olanların arasında iyilik yapmakla görevli olan sen yasakları çiğneyerek bana karşı geldin. Fanilerin hata yaptığı sonsuzlukta sen dahi hata yaptın.” Melek hiçbir şey demeden dinliyormuş. “Ölüm ve ölümsüz hayattan yapılan her şeyin bir bedeli vardır.” Melek zihninde düşünmesi bile cehennem ıstırabını yaşatan bir sahne canlanmış. “Evet,düşündüğün şeyi yapacaksın. İyilik dağıtan sen artık fanileri benim yanıma getireceksin.” Melek Tanrı’nın huzurundan ayrılmış. Aldığı yeni görevin verdiği huzursuzlukla Dünya’ya geri dönmüş…. Görevini her yerine getirdiğinde kendi varlığından utanmaya başlamış. Artık insanlar gibi üzülebiliyor, karşı gelemediği yükümlülüklerinin altında eziliyormuş. Ve bir gün… Genç bir insanı Tanrı’nın huzuruna çıkarırken korkuyla ürpermiş bir anda. Tanrı ondan daha zor bir şey yapmasını isterse. “O”nu yanına getirmesini isterse ? Onu bu güzellikler içinden almak zorunda kalırsa ? Baş edilemeyen korku gerçek olmuş ve Tanrı bir gün Melek’ten o insanı yanına getirmesini istemiş. Melek bir ölümsüzün basışına gelebilecek en kötü şeyle karşı karşıya olduğunu düşünmüş. Ondan uzakta çok uzakta olsa bile onun var olduğunu bilmek ona bu kadar acı verirken varlığından hiçbir şekilde haberdar olamamak…Melek artık kendisiyle yüzleşmesi gerektiğine inanmış ve Tanrı’nın huzuruna çıkmış. “Bu güne kadar benden istediğiniz hiçbir işten kaçmadım, sorgulamadım. Ama bu sefer yapamayacağım, yapmayacağım. Bunun bir bedeli olacağını biliyorum. Katlanmaya hazır ve razıyım”. Tanrı’nın hiddeti her yerde hissedilmeye başlamış. “Varolmanı sağlayana karşı geldin. Bilinmeyen başlangıçtan bu yana süregelen yasakları çiğnedin. Bir faniye insani duygularla bağlandın. Verilebilecek en büyük cezalardan birini hak ettin. Seni bilinmeyen zamanda, bilinmeyen bir yerde tek başına yaşamaya mahkum ediyorum.” Melek uçsuz bucaksız bir boşluğun içinde yapa yalnız bulmuş kendini. Zamanın ne demek olduğunu hatırlamış bu ıstırap dolu yerde. Yaratıcısına bir fani için karşı koymuş olmaktan dolayı hiç rahatsız değilmiş. Tek hüznü artık bu kocaman , simsiyah boşlukta tek başına ondan haber almadan yaşayacak olmasıymış. Hissettikleri yüzünden ölümsüzlüğünü sanki bir ölümlü gibi yaşamayı göze almış… Kocaman bir ışık belirmiş aniden. Melek’i yavaş yavaş içine çekmeye başlamış.Melek, varlığından beri böyle bir durumla hiç karşılaşmamış. Etrafında duran her şey yavaş yavaş yok olmaya başlamış ta ki… Melek kendine geldiğinde nerde olduğunu bilmiyormuş. Ama farklı çok farklı bir şeyler oluyormuş. Melek ilk kez hareket ede bildiğini hissetmiş, koku alabildiğini, hiç duyamadığı sesleri işitebildiğini fark etmiş. Üstünde hiç hissetmediği bir ağırlık varmış. Anormal bir şekilde kendini çok huzurlu hissediyormuş. Sanki Tanrı’nın bütün güzellikleri onun etrafında dolaşıyormuş. Etrafına daha iyi bakabilmek için hareket etmeye çalışmış tam bu esnada… Melek inanamıyormuş. Hissettiği sıcaklığın kaynağı tam yanı başında duruyormuş. Titreyen ellerle onu sarmalayan, sevgi dolu gözlerle ona bakan, bütün benliğiyle onu seven birisinin kollarında olduğunu fark etmiş ve zihninde bir ses belirmiş… “ Sahip olduğun sevgi seni huzurdan uzaklaştırdı. Yaratıcına bana dahi karşı çıktın. Ama unutma ben merhamet edenim. İnsanlara verdiğim bir hissi sen onlardan daha büyük bir şekilde yaşadın. Benden ve ölümsüzlüğünden vazgeçmeyi göze alacak kadar. Unutma her şeyin bir bedeli vardır. Sende hatalarının bedelini ödedin . Gerçekten bir sevgiyi barındırdığın için bir mükafatı hak ettin. Hayalini kurduğun gibi seni ve onu birleştiremezdim . Ama sana hepsinden daha büyük bir sevgiyi verdim. Karşılıksız, saf ve sürekli bir sevgiyi… Uğruna birçok şeyden vazgeçtiğin o insana Anne’ne merhaba de” … ALINTIDIR . Saygılarımla. |
||
|
||
| demek ki yazının okunmazlıgı uzunlugundan değil içeriğinin boş olmasından mış.. bu yazı uzun ama bana kendini okut du. çok güzeldi paylaştıgın için sagol.... |
||
|
||
| Eyw. Hİkayeler hep cocuklugumuzda kalırdı ama bu yasta hikayelerle birşeyler paylaşmak cok daha zevklı oluyor. | ||
|
||
hepimizin bir tarafı hala çocuk değil mi ... ??ve öyle olmalı... |
||
|
||
| Buyutukce hikayelerin gerceklıgı ve veya ınandırıcılıgı gıder ya aslında bu yasta daha dogrusu zıhın olgunlugu yasandıgı zaman hikayelere ıhtıyac varmıs. Bi ara bişey ayarlıyalımda topluca bı hıkaye yazalım 1 gecede. | ||
|
||
| çocukken hikayeler gerçektir .. büyüyünce de hikayelerin gerçek olmasını isteriz.. büyüklerin çocuklardan daha çok ihtiyacı var hikayelere... |
||
|
||
| Yazı uzun gelicek insanlara galiba üsenmeden okudugun ıcın sagol. | ||
|
||
| ben okumadım aslında o kendini bana okutdu... |
||
|
||
| senle basladık senle kapattık bunu adnan>D Saygılarımla. |
||