SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Düşünceler

Konu: Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?

Sayfa: [ 1 ]

23.05.2006 21:21:25
Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ağırkanlı adamlardır
Değişen bir dünyaya karşı
Kerpiç duvarlar gibi katı
Çakır dikenleri gibi susuz
Kayıtsızca direnerek yaşarlar.
Aptal,kaba ve kurnazdırlar.
İnanarak ve kolayca yalan söylerler.
Paraları olsa da
Yoksul görünmek gibi bir hünerleri vardır.
Herşeyi hafife alır ve herkese söverler.
Yağmuru rüzgarı ve güneşi
Bir gün olsun ekinleri akıllarına gelmeden
Düşünmezler...
Ve birbirlerinin sınırlarını sürerek
Topraklarını büyütmeye çalışırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar karılarını döverler
Seslerinin tonu yumuşak değildir
Dışarıda ezildikçe içeride zulüm kesilirler.
Gazete okumaz ve haksızlığa
Ancak kendileri uğrarlarsa karşı çıkarlar.
Adım başı pınar olsa da köylerinde
Temiz giyinmez ve her zaman
Bir karış sakalla gezerler
Çocuklarını iyi yatiştirmezler
Evlerinde kitap,müzik ve resim yoktur
Bir gün olsun dişlerini fırçalamaz
Ve şapkalarını yatarken çıkarırlar.

Köylüleri niçin öldürmeliyiz?

Çünkü onlar köpekleri boğuşunca kavga ederler.
Birbirlerinin evine ancak
Ölümlerde ve düğünlerde giderler.
Şarkı söylemekten ve kederlenmekten utanırlar
Gülmek ayıp eğlenmek zayıflıktır
Ancak rakı içtiklerinde duygulanır ve ağlarlar.
Binlerce yılın kalın kabuğu altında
Yürekleri bir gaz lambası kadar kalmıştır.
Aldanmak korkusu içinde
Sürekli birbirlerini aldatırlar.
Bir yere birlikte gitmeleri gerekirse
Karılarından en az on adım önde yürürler
Ve bir erkeklik işareti olarak
Onları herkesin ortasında döverler.

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?

Çünkü onlar otobüslerde ayaklarını çıkarırlar
Ayak ve ağız kokuları içinde kurulup koltuklara
Herkesi bunalta bunalta yüksek perdeden
Kızlarının talihsizliğini ve
Hayırsız oğullarını anlatırlar.
Yoksulluktan kıvrandıkları halde,şükür içinde
Bunun,Tanrının bir lütfu olduğuna inanırlar.
Ve önemsiz bir şeyden sözeder gibi her fırsatta
Gizli bir övünçle uzak şehirdeki
Zengin bir akrabalarından söz ederler.
Kibardırlar lokantada yemek yemeyi bilecek kadar
Ama sokağa çıkar çıkmaz sümküre sümküre
Yollara tükürürler...
Ve sonra şaşarak temizliğine ve düzenine
Şehirde yaşamanın iyiliğinden konuşurlar.

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?

Çünkü onlar yanlış partilere oy verirler
Kendilerinden olanlarla alay edip
Tuhaf bir şekilde başkalarına inanırlar.
Devlet:tapu dairesi,banka borcu ve hastanedir
Devletten korkar ve en çok ona hile yaparlar.
Yiğittirler askerde subay dövecek kadar
Ama bir memur karşısında -bu da tuhaftır-
Ezim ezim ezilirler
Enflasyon denince buğday ve
Gübre firmalarını bilirler
Cami duvarları kahve ya da
Bir ağaç gövdesine yaslanıp
On bir ay gökyüzünden bereket beklerler.
Dindardırlar ahret korkusu içinde
Ama bir kadının topuklarından
Memelerini görecek kadar bıçkındırlar
Harmanı kaldırdıktan sonra yılda bir kez
Şehre giderler

Köylüleri Niçin Öldürmeliyiz?

Çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar.
Yarı gecelerde yıldızlara bakarak
Başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur.
Gökyüzünü baharda yağmur yağarsa
Ve yaz güneşleri ekinlerini yitirirse severler.
Hayal güçleri kıttır ve hiçbir yeniliğe
-Bu verimi yüksek bir tohum bile olsa-
Sonuçlarını görmeden inanmazlar
Dünyanın gelişimine bir katkıları yoktur.
Mülk düşkünüdürler amansız derecede
Bir ülkenin geleceği
Küçücük topraklarının ipoteği altındadır.
Va birer kaya parçası gibi dururlar su geçirmeden
Zamanın derin ırmakları önünde...

KÖYLÜLERİ SÖYLEYİN NASIL
NASIL KURTARALIM?

Şükrü Erbaş.

------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Şiir bu. Sizce köylüleri nasıl kurtaralım veya köylüleri öldürmeli miyiz?
Şiir saçma mı?

Terra 23.05.2006 21:46:42

Acı olsada gerçekçi bir şiir....

kiya 27.12.2006 01:32:27
bu şiiri melih aşık, milliyet'teki köşesinde yayımlamıştı vakti zamanında. komedi dizisi de o zaman başlamıştı. birkaç gün sonra, melih aşık, cumhurbaşkanlığ'ndan gelen konuyla ilgili bir mektubu da yayımlamıştı köşesinde. o zaman "çoban sülü" demirel, cumhurbaşkanlığı makamını işgal ediyordu. özetle şöyle yazıyordu mektupta:

"zaten memleketimizde sağ-sol, alevi-sünni, islamcı-laik, kürt-türk ayrımı gibi bir çok ayrımcılık yapılırken yayınınızın köylü-şehirli ayrımına yol açtığını üzülerek görmekteyiz."

gülme efekti yeterli gelmiyor, hahahahahaha....

kiya 27.12.2006 01:39:42
"köylüleri niçin öldürmeliyiz" dizesi ismet özel'e aittir, şükrü erbaş'ın yaptığı gönderme de çok şık olmuş:

Akla Karşı Tezler

1.
Gecenin üçüdür en uygun zaman, bahse girerim
düşünün: sabah çok yakın
oysa ışıltı yok ortalıkta
nerdeyse gece bitmiş ama sürmekte karanlık
henüz uyanmış bazıları
henüz uyumamış bazıları
bazıları uyanmış uykusuna doymadan
bazıları uykusuna varmadan doymuş
görüyorsunuz ilm-i hilaf ü cedel düzeniyle hayat
nasıl da sürüklüyor kendini
ve ben bunu kanıtlayabiliyorum
şu şair halimle
böylece size ey saygıdeğer erbab-i cumhuriyet
akıllı ve yetenekli olduğumu
kanıtlamış oluyorum
sizler de
bu derin bilgeliği kavrayarak
kendi değerinizi ortaya koymuş oluyorsunuz.

2.
Ütüsüz bir pantolon kadar tedbirliyim
tarihi bir gerçek kadar sıkılgan
bilmem ki Tesalya'daki Termofil
bir yiğitlik anısı
bir hayınlık anıtı mı olsa
yine bilmem quantum kuramını
öğrenen insan haklı mıdır
kendini ardıçkuşu sanmakta-
ben
yirminci yüzyılın sonlarında
en uzak uyanışlar ikliminde yaşadım
bir imparatorluk genişliğindeki gençliğim sırasında
kadınlardan daha çok birinci şubeye vardım.

3.
En mutlu insanlar belki de
baca temizleyicileridir
öyle dar, öyle kara karanlık bir yerdedirler ki
yüreklerini geniş, dayanıklı
aydınlık tutmak zorundadırlar
buna yükümlü sayarlar kendilerini.
Baca temizleyicileri başkalarını sevmekle kalmaz
başkalarınca sevilirler aynı zamanda
çünkü herkesi düşünmeyecek kadar mutlu
herkes tarafından düşünülmeyecek kadar mutludurlar.

4.
Köylüleri niçin öldürmeliyiz?
Bu sorunun karşılığını bulamıyorum
içinden çıkılmaz bi olay, ama önemsiz
köylüleri öldürmesek de olur
hatta onların kalın suratlarını
görmezlikten gelebiliriz
yapılacak çok şey var daha
sözgelimi ben, kendim
hiç hayıt ağacı görmemişim
görmeden ölürüm diye korkum da yok
değil mi ki albatrosu Baudelaire'den
Yves Bonnefoy'dan semenderi öğrendim
bir gün bakarsınız
şu güzelim bilgiç beynimi kırıp
teneşir tahtası olarak kullanabilirim.

ismet özel

09.04.2007 01:38:07
Sosyalizmin revaçta olduğu zamanlarda ve iktidar olduğu Yugoslavya'da köylüleri proleter yapmak için bazı uğraşlar vermişler...
Köylülerin simgesi orada da "Keçi" imiş ve keçi düşmanlığı(?) yaparak köylüleri sanayi proleteryası yapmaya çalışmış bazı aklı-selim(?) arkadaşlar...

Bunun anlatıldığı çok güzel bir roman vardır, yazarını hatırlamıyorum ama "Keçiler zamanı" adlı bir kitaptı ve YKY'den çıkmıştı, yeri gelmişken önereyim dedim.


Sayfa: [ 1 ]