|
||
Firavun ve uzay.. evet sayın seyirciler bu gizemli konuya devam ediyoruz ![]() acaba RenaultFerrari yorumunda yanılmış olabilir miydi.. yanlış iz üstünde miydi.. onu Şemseddin Yeşil Efendi mi yanıltmıştı.. bu noktada Orta Mısır'a, Abidos tapınağına bir ziyaret belki bazı karanlık noktaları aydınlatmakta bize yardımcı olabilir.. azzz sonnnraaa.. ![]() ............ Orta Mısır'ın antik kentlerinden Abidos'daki görkemli bir tapınağın duvarları, görenleri hayrete düşüren yaklaşık dört bin yıllık bir rölyefe ev sahipliği yapıyor. Sözkonusu rölyefi bu denli inanılmaz kılan ise, üzerinde bulunan "helikopter", "denizaltı", "jet uçağı" ve "uçan daire" figürleri... İşte, Abidos tapınağındaki akıllara durgunluk veren 4 bin yıllık duvar rölyefinin bulunduğu sütun başı ve rölyefin yakın plan bir fotoğrafı. ![]() Rölyefte bulunan figürler dikkatle incelendiğinde, günümüz insanları için oldukça "tanıdık cisimler" göze çarpıyor. Gün boyu süren aramalarımıza karşın, bu figürlerin benzerlerine tapınağın başka hiçbir yerinde rastlayamadık. ... Başkent Kahire'den yaklaşık bin beşyüz kilometre güneyde, Nil nehri kıyısındaki bir antik kent olan Abidos, aynı adla anılan gösterişli bir tapınağa da ev sahipliği yapıyor. Bu tapınağa yaptığımız ziyaret kesinlikle raslantısal değildi. Henüz Kahire'deyken kulağımıza Abidos'un gizemli duvar resimlerine ilişkin bazı özel bilgiler fısıldayan Mısırlı bir dost, bizi bu tapınağı mutlaka ziyaret etmemiz, özellikle de "belli bir bölümünü alıcı gözüyle incelememiz" yönünde sıkı sıkıya uyarmıştı. Abidos Tapınağı'na ulaştığımızda, yol boyunca çektiğimiz onca sıkıntıya kesinlikle değecek bir görüntüyle karşılaştık. Binlerce yıldır derin bir sessizliğe gömülmüş olarak ziyaretçilerini bekleyen bu inanılmaz duvar resmi, şimdi bütün şok ediciliğiyle karşımızdaydı. Şaşkınlık içinde filmini ve fotoğraflarını çektiğimiz panelin sol üst kısmında, çağdaş örneklerine şaşılacak kadar benzeyen bir "helikopter", hemen altında yine gerçeğine son derece uygun bir "denizaltı", sağ üstte "uçandaire" benzeri bir cisim, onun altında ise tipik bir jet uçağı piktogramı yer alıyordı. Ve bu simgeler, geleneksel hiyeroglif alfabesinin birer harfi değildi. Abidos'ta karşılaştığımız gizemli duvar resimlerinin bir benzeri de, buradan bir kaç yüz kilometre uzaklıktaki Dandera kentinde, Hathor Tapınağı'nda bulunuyordu. Hathor'daki çekim çalışmalarımız sırasında, tapınağın zemin seviyesinin üç metre kadar altında bulunan, duvarları çeşitli kabartmalarla kaplı uzun bir tünelin son derece şaşırtıcı bir resim grubuyla sonlandığına tanık olduk. ![]() Özel izinle girdiğimiz bu boğucu ve zifiri karanlık dehlizde bir süre ilerledikten sonra, karşımıza ilginç bir "elektronik aygıt ve onu kullanan teknisyenleri" betimleyen karşılıklı iki duvar rölyefi çıktı. Büyük birer katot tüpüne benzeyen bu aygıtların içlerine işlenmiş birer yılan figürü hemen hikkatimizi çekti., Yılanlar tüplerin içindeki ışıltıyı ya da flaman telleri simgelediği gibi, bu aygıtların içinde işleme tabi tutulan birer "deney hayvanı" da olabilirlerdi. Her iki tüp figürünün arka kısmından çıkıp başka bir kutuya bağlanan uzun ve kalın kablolar ise şaşkınlığımızı daha da artırdı. Bu arada, rölyeflerin meçhul sanatçısı, tüplerin yanıbaşına onları kullanan (ya da denetleyen) bir kaç teknisyen çizmeyi de ihmal etmemişti. Bu gizemli cisimlere, Hathor tapınağının bir başka bölümünde daha rastladık. Tapınağın gözlerden ırak bir salonunda, bu kez yerden en az 8 metre yükseklikte bulunuyordu aradığımız resimler. Üstelik, yer altındaki kabartmalara göre şekil olarak çok daha belirgindiler, ayrıca tümü toprak boyalarla renklendirilmişti. Uzunca bir süre yanında kalıp bir çok fotoğrafını çektiğimiz bu tüplerle ilgili olarak Dandera'nın resmi arkeoloğuna fikrini sorduğumuzda, yorumu da tam beklediğimiz gibi oldu: "Ha onlar mı, onlar yalnızca birer çiçek!" Yaklaşım böyle olunca, biz de "içlerinde birer yılan bulunan, herbiri neredeyse insan boyundaki bu dev çiçekleri" (!) daha fazla sorgulamadan oradan ayrıldık. ....... Antik Mısır'a ilişkin araştırmalar yapan Batılı yazarlardan bir kısmı, sözgelimi İsveçli mühendis Henry Kjellson, bu gibi resimlerde betimlenen çağdaş teknolojinin gerçekte o dönemde iyi bilindiğini ileri sürüyor. Ancak bu, kanıtlanması da, inanması da son derece güç bir iddia. Buna karşılık, daha kalabalık bir araştırmacı grubuna göre ise, maji sanatlarında (astroloji ve büyücülükte) çok ileri bir noktaya ulaşmış olan Mısırlı kahinler, gelecekten bazı vizyonlar görebilmekteydi. Her ne kadar yaptıkları ruhsal seanslarda telepatik olarak izledikleri bu araç-gereçlerin mahiyetini hiç anlayamadıysalar da, gelecekten bilinçlerine "durugörü" ile yansıyan bu imajların bazılarını tapınak duvarlarına kazımayı başardılar. Bu ikinci iddia ise "M.Ö 2000'lerde Mısır'da helikopter kullanıldığını" kabul etmekten çok daha yenilir yutulur gibi. (Yeni Şafak; 15.12.2002) |
||
|
||
| eğer yazıda belirtildiği şekliyle mısırlıların gelecek bilgisi olsaydı bunu çok dahayoğun işlerlerdi. rastlantısal bir çizim ne kadar geleceğe işaret ediyorsa, bir bulutun silüetindeki atatürkt görüntüsü de o kadar atatürke aittir. (böle bir resim vardı) |
||
|
||
| bence konu yerinde kalsa daha iyi olurdu.. hele tarih bölümünde bağımsızlık iddiası yoktu garibin.. neyse.. Jr. böyle uygun görmüş demek.. .. eğer yazıda belirtildiği şekliyle mısırlıların gelecek bilgisi olsaydı bunu çok dahayoğun işlerlerdi. son dönemlerde yapılmış herhangi bir mabede, anıta yada boşverelim tümünü herhangi bir modern sanatlar müzesine gitsek şimdi, şu an, günümüzde... duvarlarında yada görkemli salonlarında kaç tane uçak, uzay mekiği, helikopter, ufo, denizaltı, transatlantik vs.. resmi yada heykeli görürsün.. bir nükleer santral maketi bulunur mu oralarda yada temsili atom bombası mantarı filan.. mesela canımız gururumuz Picasso hiç bu türden resimler yapmış mıdır.. harika çocuk Bedri Baykam büyümüşte peçetesini saklamış ama o yapmış mı bu türden resimler filan.. hem gelecek bilgisi olduğu nerden belli.. adamlar uçmuş diyorum yaa.. harbiden uçmuş bunlar.. |
||
|
||
| ama günümüzde havacılık üzerine milyonlarca döküman bulabilrsin. onlar da bizim gibi uçma araçlarına sahip olsaydı belki dediğin gibi anıtlarda yer bulması pek mantıklı olmazdı ama ilgili bi ton yazı çıkardı ordan burdan |
||
|
||
| aa cok ılgınc bır konu cok farklı kardsımın boyle bır yazısı vardı bulursam mutlaka verırım sıze mısırlıların gelısmıslıgı ıle ılgılı sanırım ama carpmam zor olabılır ufak bır makale dıye bılıyorumm fakat konuya donecek olursak cok ama cok ılgınc ve guzel ozellıkle resım herseyı ozetlelıyo |
||
|
||
| bu lacivert kubbe ne devreler geçirmiştir neler neler mümin 36- Firavun:" Ey Hâmân, bana yüksek bir kule yap; belki yollara erişirim." ve yapıldıda yalnız bu kule senin bildiğin kule değil senin bildiğin kuleden bahsetmiyor burada senin bildiğin kuleyle firavun o koca saltanat nereye çıkacak ne yollardan geçebilecekti 37- "Göklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa'nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum." İşte böylece Firavun'a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar. Hazreti Musa seni hak ve hakikate davet ediyorum bu cinayetleri kes artık dinliyormusunuz şunu dedi yine alaycı bir şekilde ayanına bir kule yapın seyarerlere gidelim Musanın ilahını oralardamı bakalım gerçi ben onu yalancı biri sanıyorum ya dedi alaycı bir şekilde firavunda uzaya çıktı seyyarelere gitti |
||
|
||
olsa olsa piramitin tepesine çıkmıştır en fazla
|
||
|
||
| bazıları resmi tarihi 1920'ler yada 1930'lar Türkiyesinin bildik anlatımından ibaret sanıyor.. oysa resmi tarih gerçekte çok daha fazlasıdır.. |
||
|
||
| bildiğim bir şey var ki bilgi yok olmaz. | ||
|
||
olmamış zaten.. bakınız üstte görülen resim
|
||
|
||
maalesef inançlar da yok olmuyor
|
||
|
||
| aslında sadece eski Mısır'da değil dünyanın pek çok yerinde, başka medeniyetlerde, benzeri kafa karıştırıcı bilgiler bulmak mümkün.. mesela eski Hint metinlerinde sözü edilen "vimana" lar.. buraya alıntılanmış resimlerin görsel gücünü aşacak çok daha ilginç şeylerden bahseden metinler bunlar.. ama bu tip şeyleri ister bilimin ön kabulleri doğrultusunda belli bir tarih teorisi içinde açıklamaya çalışalım, ister spekülatif bir takım tezler ortaya atalım fark eden bir şey olmuyor.. çünkü çok değil bir kaç bin yıl geriye gidildiğinde, bilginin ışığı kör kandilleri aratmıyor.. ve nihayetinde tüm bunlar sizin neye inandığınızla yada inanmak istediğinizle ilgili kalıyor.. Jr. bu noktada haklı.. ama burada yeterli bilgiye sahip olmamaktan öte bilim dünyasının bugüne kadar emek verip yaratmış olduğunu korumaya yönelik bir bağnazlığı sözkonusu fikrimce.. bir noktaya kadar doğal karşılamak gerekir.. |
||
|
||
olsa olsa piramitin tepesine çıkmıştır en fazla ![]() o koca kitap o Allah öyle basit bir olaydan mı bahsediyor zannediyorsun sen kule mule dağın tepesi kazığın tepesi junior firavun uzaya çıktı ve seyarelere gitti |
||
|
||
bu senin inancın veya inancının ürünü.. her hangi bir delilin yok..
|
||
|
||
| anlatım ve kendimi ifade etme becerim yok ...bi deniyicem... firavun mana ilmine vakıf dı.. musa ya dediki bende insanları yaratır ve öldürürüm dedi.. uzatmayayım hikayeyi biliyorsunuz.. musa dediki ...benim rabbim güneşi dogu dan dogurur batı dan batırır.. şimdi biz olsak şunu derdik.. o doganın kanunu tabiiat gerçegi tanrın ile ne alakası var... ama demedi sustu... çünkü biliyorki o da bir zamanlar güneşi dogudan doganlardan idi... yani mana ilmi ne vakıf idi.. hatta musa karşısında bu ilmin faydası olacagını zannedip kullanmaya kalkıştı.. sema ya çıkmıştı bu çıkış manada da vardır maddede de vardır... ve unutmayın musa derki..musa musa ile cenkteymiş.... |
||