|
||
Neyi ifade eder size sessizlik_? Susarak konuşabilmeyi mi yoksa bi hiçliğe armağan edilişimi_? En sorgusuz infazları böyle anlarda mı yaparız kendimize_? Var gücümüzle kaçtığımız mengeneyle sıkıştırılmış hayatlarımız mıdır_? Alay eder bazen sessizlik bizimle, bizi bizde yakaladığı o çok özel anlarda. Dil çıkarır bir çocuğun akranlarıyla dalga geçişi gibi... |
||
|
||
| sessizlik ve duragınlık en acımasız yargı sürecini simgeler, çünkü hayat barındırdıklarıyla çelişkiye düşemez, hiçlik ise anlamlandıramadığı birşeydir.. kendini serzenişlerin hıçkırıkların küfürlerin ve nefretinle yargılaman ise hayatın yansımasıdır üstüne ve asla umudu yokedecek kadar tehditkâr olamaz.. |
||
|
||
| Umudu yok edecek kadar tehditkar_? Böylesi bir mucizeye inanmalımıyız sence_? |
||
|
||
| hayata saygısızlıgın kendinedir aslında bir aynanın karşısındaki çırpınışların, haykırışların ne kadar aptalcadır ve sonunda rezil olmamak için susmayı tercih edersin.. bu boyun eymedir, ve küçük düşüşündür.. ve sonunda isteyen, yalvaran, yakaran olursun bir köpegin sahibinden mama beklemesi gibi, gözlerini süzerek bakarsın sahibine emrah bakışlarınla.. yada bir sokak köpegi olmayı tercih edersin.. bu yüzden umuda en büyük tehditdir yoksayışın ve saygısızlıgın.. |
||
|
||
| Ben umutlarımı yaşatmak adına neler yapıyorum her geçen gün daha da sorgulayan kimliğimde... Umutlarıma dokunabilmeyi öğretiyorum, dokunarak mutlu olmayı... Kaldırımlarda başı önde yürümesi yerine dişlerini geçirmeye çalışanları tokatlamasını, kimi zaman kuş olması gerektiğini hatırlatıyorum kanatsız ama yürümeyi unutmamış... Sancılı bir doğumu anlatıyorum zafere en yakın anlarında. Biz olabilmeyi öğretiyorum gözlerini ben olmadan yummaması için... |
||
|
||
| Kanatsız bir kuş yem olmasın avcılara, Yada sessizlik koca ayaklarıyla ezip geçmesin üstünden, Sancılı doğumlar sırasında elini bırakıp gitmesin, Sana ihanet edip mezarını kazıyor olmasın? İyi bir ögretmensen sessizlik akranı sayıp dil çıkarmak yerine elini saygıyla öpüyor olmalı, Ama başına buyruk haylaz bir ögrencidir umut, tek ayak üstünde dikilir kara tahtanın önünde.. |
||
|
||
| Nerdeki sessizlik? Kalabalıgın ıcınde yasadıgımız sessızlık mı? gece sokakta kımse yokken camı acıp duydugumuz sessizlikmi? Duyulan sessizlik... Sessizlik guzeldır odaklanmaya cok ımkan saglar ama ic sessızlıklık kotu... Kararsızlıklar getirir akla... Bazen durulmus bır denızı dusundurur sanki pesinden kosacagı seylerden vazgecmıscesıne... Saygılarımla. |
||
|
||
| Adı üstünde sessizlik, kendi sesini bile duyamadığın zamanlar yada duyamamak degilde, kendine bile konuşmadığın durumlar yada Etkilerin sana, tepkilerin başkalarına olmadığı anlar Enkaz altında yardım dilenmekten ses tellerin kopmuş ne seni arıyorlar ne kendini bulduruyorsun.. Yada en basit haliyle önemli birşey anlattıgın halde tepkisiz bakan birinden bekledigini alamamanın burukluguyla, sessizligin büyük, anlaşılmaz ve cezalandırıcı etkisinin çelişmesiyle içine düştügün ruh hali.. yada hepsi, yoksa hiçbiri mi? Sessiz kalıp yeni anlamlara sararsın beni belkide saçmaladım mı iyi mi dedim diye
|
||
|
||
| Sessizlik, en çok ihtiyaç duyduğum şey... Etrafımda diz boyu boş gülüşler, boş lakırtılar... Onlar da olsun ama bir adım ötemde oluversin herşey... İstediğim zaman, elimi uzatayım ve ulaşayım. Ama bana dokunmasınlar, ben kendi sessizliğimi yaşayayım... Sessizlik, hayatta gerçek tatmin yaşadığım nadir anlar...Kendimi sevip, kendiminden nefret etiiğim... Zihnimin derinliklerine girerken kapının anahtarını dehlizlere atıp oraya kendimi hapsetiğim anlar... Sessizlik... ihtiyacım olan tekşey, kendimle kalmak istiyorum, çok şey mi istiyorum acaba?... |
||
|
||
Neyi ifade eder size sessizlik_? Susarak konuşabilmeyi mi yoksa bi hiçliğe armağan edilişimi_? En sorgusuz infazları böyle anlarda mı yaparız kendimize_? Var gücümüzle kaçtığımız mengeneyle sıkıştırılmış hayatlarımız mıdır_? Alay eder bazen sessizlik bizimle, bizi bizde yakaladığı o çok özel anlarda. Dil çıkarır bir çocuğun akranlarıyla dalga geçişi gibi... Sessizlik insanı mutlu kılar. Çünkü sorun yaşamaz ve cözüm bulmaya çalışmazsın... Ama sessizlik bir dillenmeye başlarsa, o zaman dikkatli olmak, dilin sahibini tanımak ve ne dediğini anlamak gibi içinden çıkılmaz şeylerle karşılaşmayı göze almalısın... Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın... |
||
|
||
Dil, tencerenin kapağına benzer. Kıpırdadı da kokusu duyuldu mu ne pişiyor anlarsın... mevlana. ah be blok.. sen tırnak işaretini kestin heralde? gece kesmemişindir işallah, biliyorsun ki(?) uğursuzluktur ![]() |
||
|
||
| Hayrola Asaf, Tırnak işareti koyma zorunluluğu ya da kuralı var da, benim mi haberim yok... |
||
|
||
| tırnak işareti şart değil blok, ama sözü söyleyen kişiye bi saygı işareti şart bence. bunu da en kolay biçimiyle o kişinin adını yazarak yapabiliriz diye düşünüyorum. hee kimin yazdığını bilmiyor ya da önemsemiyor da olabilirsin. o zaman bilen ve önemseyen insanlar için en azından alıntı olduğunu yazarsan yararlarına bir yarar daha eklemiş olursun. bence. | ||
|
||
| Asaf, Benimsemediğim konuları dağarcığımda saklamak gibi bir gayretim hiç olmadı... Sözü benimseyip buraya aktarıyor ve arkadaşlarımla paylaşarak bu güzelliğin daha da büyümesini istiyorsam o söze ve doğaldır ki sahibine yeterince saygı gösteriyorum demektir. Ama sözün sahibini bilmeyenlere tanıtma adına yazma konusunda sana katılıyorum... (Başkaları da bunu ukalalık saymazsa tabii) |
||
|
||
| peki blok ama şöyle bir şey söyleyeyim yine de: sen bu sözü başka bir yerde okudun ve sözün sahibini biliyorsun. benimsediğin için de buraya yazarak da sözün sahibine "yeterince saygı gösteriyorsun". aynı mantıkla hareket edersek, bu sözü ilk burada okuyan adam da sana saygı duyacak. yani senin saygı duyduğun o gerçek söz sahibine değil. ve bu "saygı" zinciri böylece sürüp gidecek.. |
||