SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Psikanaliz Açısından Yaşam ve Mücadele

Sayfa: [ 1 ]

31.08.2004 12:32:28
Yaşam ve mücadele kuşkusuz ki yadsınamaz iki gerçekliktir. Gündelik yaşam içinde her daim bir uğraşın peşinden koşturup dururuz. Canlı olan her varlıkta bu naçizane gözlemi yapabilmekteyiz. Yalnız, canlılar arasındaki eylemin yapılışı açısından bir bilinç farkının olduğu da aşikar. Bu farkın dinamiğini ise bilinç faktörü oluşturuyor. Örneğin insan dışındaki bütün canlılar da hep bir uğraşa muktedir olmuştur. ‘Bezgin Bekir’ siluetine bürünmüş bir hayvan göremezsiniz. İşte canlılardaki bu yaşama heyecanının özü, bilinçaltlarını (altyapı) duman gibi saran cinsel(yani madde olan varlıklarının sonsuza kadar sağlıklı,tam tekmil yaşatılması isteği) motivasyonlardır. Bu insan için de, sokaktaki bir kedi için de yapılış şekli açısından bilinç farkı olmasıyla beraber aynıdır.
Bilinç farkı sorunu insanla hayvan arasındaki kadar derin,kronik olmasa da insanlar arasında da vardır. İnsanlar sürekli bir iş tutturmanın hevesi içinde yaşar. Hemen herkesin aklına gelen bazı sorularda olduğu gibi insanın bu çatallı kudretinin kaynağı da motivasyondur. Bir dersane öğrencisi, mühendis, ya da bilim adamı ne istediğini bilmeden ama sonunda sanki nihai bir zafer varmışçasına çaba sarf eder. İşçi sınıfının büyük önderi Lenin’i ele alalım. Dönemin Çarlık Rusya’sını nice çetrefilli süreçlerden geçirip bir baltaya sap olur hale getirmiş. Peki neydi Lenin’i bunca çabaya sokan motivasyonu?
Buraya kadar yazdıklarımızdan şunu anlıyoruz ki beynimizde esen fırtınalar da aslında birer diyalektik devinimin ürünü. Diyalektik devinimin ürünü olmasından kaynaklı da her canlının motivasyonu kendisine has, ama, varlığın sonsuz kılınması isteğinden dolayı, özü tektir. Her canlının motivasyonu kendini besler. Kimi psikozitik durumda veya insanın bilinçsel bozukluklarından dolayı, ya da herhangi bir sosyal statüden kaynaklı motivasyon bulanıklığı söz konusu olabilir. Böyle bir insana beylik anlamla “işi bitirmiş” diyebiliriz. Gerçekten tedavisi en zor ve durumu en vahim olan budur.
İnsan hem soyoluşsal süreç açısından hem de bireyoluşsal süreç açısından bugüne kadar ki yaşamı içinde birçok şeyi unutmuş, ve bu unutulanlar bilinçaltına süpürülmüş, bireyin farkında olduğu ya da olmadığı arzuları, özlemleri, istençleri oluşmuştur. İnsan motivasyonlarının kaynağını bu özellikler oluşturmaktadır. İnsan doğası gereği yaşayacak ve doğası gibi yaşadıkça mutlu olacaktır.
Motivasyonlarımız,insanı tetikleyen,ateşleyen; onu doğanın askeri ya da düşmanı yapan önemli bir unsurdur. Motivasyonları tasnif ederken, karakterinin bireyoluşsal ihtiyaçtan mı yoksa soyoluşsal ihtiyaçtan mı kaynaklı olduğuna karar verebiliriz. Bitler ve pireler bir arada yaşayabilir kuşkusuz, bu yüzden hem bireyoluşsal hem soyoluşsal karakterli olması mümkün. İnsanı motivasyonu için kanımca biçtiğim rol ise bireysel ve toplumsal rollerin harmanlanmasıyla elde edilebilir. Doğanın askeri olmak insana değil elementlere, gazlara, hayvanlara yaraşır. Doğanın düşmanı olmak ise gözü doymamış tamamen bireysel rollere sahip bir burjuvaya yaraşır.
Bilincimizle ve irademizle hep birlikte yaşamı omuzlayalım. Yaşam mücadele ettikçe güzelleşir.
 


Sayfa: [ 1 ]