|
||
| ben konunu yaratmış oldum..... akıldan kasıt para ise, doğru yere açılmış bir başlık oldu.... bence güzel bir soru... akılla hareket etmeliyiz... |
||
|
||
| Çok Allah bize akıl vermiş aklımla herket ediyorum diyenler hislerinin yanlışlarını düzelteceklerine hislerinine hizmet ederler çok kere Aklım var Aklımla hareket ediyorum diyenlerin maalesef çoğu sinirli anlarında akıllarını gadablarına hizmetçi yapmışlardır çok kere Allah sana akıl vermiş aklını kullan diyenlerin çoğu birisine karşı kıskanclık duymuş hased etmiş kin tutmuş aklıda burada kullanmışlardır hislerinin yanlışlarına hizmetci yapmışlardır aklın vazifesi hislerinizin yanlışlarını düzeltmek olduğu halde yukardaki örnekle anlaşılmışır ki Akıl ekseriyele çoğu kez hislerin yanlışlarına hizmetçi yapmılmıştır çok kere Amirim aklım hakimim vicdanım diyenlerin Tümü kendi iklimi vücudlarında sultan olmuş nefis puta tapmış taptırmışlardır çok kere filan adam ne kadar akıllı diyenlerin çoğu o kimsenin hislerine uşak olup aklıyla hareket edemediğinin aklını ona hizmetci yaptığının farkına varamamışlardır bu yazı Akl-ı selimin huzura arz edilmiştir |
||
|
||
| Gunluk hayatta veya sanal dunyada insanlar, akilla mi, yoksa duyguyla mi tartisiyor? (Topik Asya'nin bir sozunden calintilamadir) |
||
|
||
| Yaşam akıl ve duygunun konsesyumudur. Akıl'ın aşırılıklarını duyguya, duygunun aşırılıklarını akılla normalleştirebilmek en idealidir. Fakat, aşırılık ölçüsü nedir? En basit duygularımızı bile akıllı olmak adına, yaşamaktan vazgeçmek mümkün olabilir mi? Veya, biraz akıllıca yapabileceğimiz bir şeyi, dugularımla hareket etmeliyim diyerek, vazgeçebilir miyiz? İnsan yaşamında buna benzer med-cezirler sürekli yaşanır. Bunun ölçüsü sanırım her insanın, kişiliğine göre değişim gösterebilir. Bu olağandır. Ben öncelikle duyguları serbest bırakmalı, gideceği yere kadar gitmesine izin vermek gerekir diye düşünüyorum. Akıl, çıkmaz sokakakların arttığı zamanda devreye girmeli ve duyguyla yapılanlara zarar vermeden, yaşamı yeniden rayına sokmalı diye düşünüyorum... |
||
|
||
| bu başlık bana "20'sinde komünist olmayan duygusuzdur; ama 50'sinde hala komünist olan aptaldır" diye bir aforizmayı hatırlattı.bence doğru. ama hayatın geneli için soruyorsanız zaten bunun savaşıyla geçiyor ömrüm;bazen akıllıca olan aynı zamanda "acımasızca" da oluyor.duygusal olan da aynı zamanda "güçsüz görünmeyi" göze almayı da gerektiriyor.diyeceksiniz ki zaten güçsüz değil miyiz;evet güçsüsüz ama kişi bunu göstermediği sürece kimse yaralarının yerini öğrenemez |
||
|
||
Gunluk hayatta veya sanal dunyada insanlar, akilla mi, yoksa duyguyla mi tartisiyor? (Topik Asya'nin bir sozunden calintilamadir) Hangi sözüm acaba? Nerede ve neden söylemiş olduğumu bilseydim keşke. İster misin şimdi o sözün tersini savunayım burada? ![]() Nisan'ın alıntıladığım sorusu tartışmayla ilgili olduğundan önce bu konuda düşüncemi belirteyim. Tartışma ortamını diğer ortamlardan biraz ayırmalıyız sanırım. Çünkü normalde kontrollü olan ve akli melekelerini ön planda tutan insanların bile tartışırken duygularına kapıldıklarını düşünüyorum. Tartışmanın başlarında her şey gayet iyi giderken bir süre sonra karşılıklı olarak baskın çıkma, söylediklerinde (yanlış olduğunu artık görse bile) direnme, geri adım atmama ve yeri geldiğinde belden aşağı vurmalar başlıyor. Kişilerde zaten var olan bir takım kompleks ve eksiklikler (belki de fazlalıklar) tartışmanın ateşiyle birlikte ortaya çıkıyor. Konuya genel olarak baktığımızda ise "akıl/mantık süzgeci"nin kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Yani, duygularımız ne denli yoğun olursa olsun, kararlarımızı alırken mantığımızın duygulara eşlik etmemesi bizi büyük sorunlarla karşılaştırabilecektir. Aslında yaşam, her zaman kuralına göre oynanması gereken bir sahne olarak alınmamalı. İnsan, ama tırnak içinde insan olduğumuzu duyumsayabilmemiz için yeri geldiğinde duygularımızın akışına da bırakabilmeliyiz kendimizi. Ancak yine de ayağın frenden çok uzak tutulmaması hepimizin iyiliği içindir.
|
||