|
||
| Türkiye'de laiklik Gündüz Aktan (06/05/2006 - radikal gaz. yazarı) Bize ilham verdiği söylenen Fransız laikliği, en azından devrim sırasında dinden kopmuştu. Bizim laikliğimiz ise, Protestan Anglosakson laiklik gibi, din içeriğine (Hanefi-Maturidi) sahip. Öte yandan Türk laikliği ilk bakışta, Anglosakson laikliği gibi, her inanca eşit mesafede durmadığı görülüyor. Oysa İngiltere, Protestanlığı Katoliklere karşı savaşlarla ülkeye yerleştirdikten sonra, tüm inançlara eşit mesafede kalma yeteneğine kavuştu. Aynı husus Huguenot'ları (Fransız Protestanları) tasfiye eden Fransız laikliği için de geçerli. Türkiye'nin bugün karşılaştığı sorun, herhangi bir inanca eşit mesafede durmakla ilgili değil. İslam'ın en ileri yorumu olan Hanefi-Maturidi çizgiye dayalı laiklik ve demokrasi ile Selefi dini/siyasi yorumun çatışmasından kaynaklanıyor. Başörtüsünden farklı olan türban, Selefi siyasi İslam'ın sembolü niteliği olarak algılanıyor. Buna rağmen türbanın inananlarca takılmasına kimse karşı çıkmıyor. Ancak kamusal alana öğrenciler ve bu alanda çalışanlar vasıtasıyla girmesi yasaklanıyor. Dini içeriği olan bir laik düzende, hem dini hem laikliği türban üzerindeki çatışmaya indirgeyip hem de 'Kimse benim inancımı sorgulayamaz' denemez. Kamusal alana girmek gibi toplumun tümünü ilgilendiren bir konuda, türbanın dini gerekçelerini açıklamak gerekir. Oysa Kuran'ın ilgili ayetinde türbana değinilmediği gibi, ülkenin en yüksek dini otoritesi de türbanı İslam'ın şartı saymıyor. Türbanın geçici bir sosyolojik olgu olduğunu söyleyenler var. Bu yaklaşım, türban takanların, aslında, modernizasyona doğru ilerleyen ve 'emansipe' olmaya başlayan kadınlar ve kızlardan oluştuğunu iddia ediyor. Orta sınıfın, kentleşmenin, ticaretleşmenin ve eğitimin gelişmesiyle sorunun kendiliğinden çözümleneceğini vurguluyor. Bu tez, aslında, türbanın dini gerekçesi olmadığı; toplumun gelişmesiyle terk edilecek geçici ve katlanılabilir bir olgu olduğu anlamına geliyor. Kalkınma ve gelişme, her akım gibi, radikal dini akımları da zamanla yumuşatabilir. Ama Amerika gibi tümüyle kentleşmiş, orta sınıfı neredeyse bizim yüksek gelir grubu kadar zengin, yüksek eğitim almış bir toplumda bile, köktendinci teolojilerine rağmen, olağanüstü siyasi etkisi olan 'Evanjelistlere' ne demeli? Yani sosyolojik gelişme, siyaseti mutlaka olumlu etkileyecek bir determinizme sahip değil. AKP'nin içinden çıktığı Milli Görüş, Müslüman Kardeşler akımından esinlenmişti. Müslüman Kardeşler Mısır krallıkken oluşmuş ve diktatörlük döneminde gelişmişti. İktidara devrimle gelmeyi savunmasının ardındaki gerekçe buydu. Türkiye'de demokrasi içinde, yani devrimsiz iktidara gelmek mümkündü. Bu, Müslüman Kardeşlerin stratejilerinde değişiklik anlamına geliyordu. Öte yandan Türkiye'de şeriatın uygulanmasına imkân yoktu. Belki de bu nedenle türban gibi aslında sembolden öteye gitmeyen bir konu, bu denli abartılıyor. Türkiye'nin şartlarında esasen büyük ölçüde içi boşalmış bir akım, bu sembolden de vazgeçmesi halinde, kimliğini koruyamayabileceğini ve orta sağ partiler tarafından parçalanabileceğini düşünüyor olabilir. Hilafet, genel kanının aksine, dini değil siyasi bir kurum. Bu nedenle Maturidi hilafetin Kureyş'e (hanedan olarak) bırakılabileceğini; ama diyanetin ehline verilmesi gerektiğini savunmuştu. Hiçbir şeyi tesadüfen yapmayan Atatürk, aslında hilafet makamını kaldırmadı; sadece TBMM'nin manevi şahsiyetine bıraktı. Böylece Sn. Arınç ve milletvekillerimiz 83 yıldır, Kuran'ın muamelat hükümlerini değiştiren laik yasalar yapıyorlar. Türbanın kamu alanında yasaklanmasına karşı çıkanlar, geniş anlamda dinin kişisel vicdanlara hapsolmasına da karşılar. Oysa camiler de kamu alanı ve orada serbestçe ibadet ediliyor. Kişiler din temelli ahlak anlayışları ile kamu alanında faaliyet gösteriyor. Dinden esinlenen sosyal dayanışmayı sınırlayan her hangi bir yasak da yok. Çok sınırlı bir yasaktan varoluşçu bir siyaset, din ve laiklik tartışması yaratmak yerine, bu konuda bir moratoryum ilan edip, toplumun ciddi sorunlarına eğilelim. |
||
|
||
| 600 yıl hukum surmusss bır ımparatorluk ondan onceee kurulan butun devletlerde ıslam yada kut ınancııı toplammm 1000 yıldan eskı bır gecmısssss laık olmadan gecmısssss bız tazecık 80lı yasındakııı t.c. laıklık beklıyoruzzz bızım bakıs acımız laık deılkııııı cumhurıyet dedıgımız demokrası ıle uzaktan yakından alakası olmayan bu anlayısss laık olsunnn saygılarrrrr:) |
||