|
||
| Yaw milattan önceden beri hep sakat kadına bakış açısı... En medenilerden sayılan Atinalılarda kadının sokaklarda alınıp-satıldığı, şeytandan pis bir parça olduğu, hiç bir hukuksal hakka sahip olmadıkları, mesela miras hakkı bir tarafa kendilerinin mirastan sayıldıkları... falan gibi bir sürü şey öğreniyoruz okuduklarımızdan. Yıllar geçti ama zihniyetler değişmedi. İngiltere'de VIII. Henri kadının kutsal kitabı okumalarını yasaklamıştır. 586 yılında Fransa'da kadının durumu tartışılmış ve sonuçta kadının insan olduğu ama erkeğin hizmeti için yaratıldığı sonucuna varılmıştır. Sokrat kadın için "Çocuk doğurma aletidir" der, öğrencisi Eflatun da öyle... Eee, şimdi gelin de Amozonlara hak vermeyin. Amozon kraliçesi Hippolte bir nutkunda şöyle der; "Hemşehrilerim, Hükümetimiz erkeklerin egemenliğinden, tutsaklığından kurtulmak için Tanrı'nın isteği ve yardımıyla kurulmuştur. Dünyanın her bucağında kadınlar erkeklerin tutsaklığı altında inlemekte. Fenikeliler, Kenaniler sürülerle kız çocukları kurban ederler, Araplar kız çocuklarını diri diri toprağa gömerler, Mısırlılar kızlarını Nil'e atarlar, Hintliler ölen kocanın karısınıda yakarak öldürürler...Başkasının ülkesini, canını ve malını almak için savaş açıp dünyayı kana boyayan, bizleri hayvanlar gibi sürüp dilediği yerlere satan, çocuklarımızı kurban diye kesen erkeklerin buyruğu altına girmemek için ölüğnceye kadar savaşmaya ant içtik..." Kafamızı bozmayın, çağırırım walla onları geri! |
||
|
||
bu amazon kraliçesi hikayesi de tam da bir net asparagas ı olmuş ![]() ... savaş ilanınızı memnuniyetle kabul ediyoruz ;D |
||
|
||
| Bu tamamen güç dengesiyle alakalı, o devirde erkek kölelerde vardı, onlara kadınlarınkinden çok ta farklı bir davranış gösterildigini sanmıyorum ama erkekler genede fiziksel güçlerinden dolayı çalıştırılabiliyordu yada küçükte olsa bir saygınlık kazanabiliyordu kadınlarsa sadece üremek için kullanılıyordu.. Bu yemek yedigin kaba pislemek gibi birşey aslında Sonuçta insanlık kadınlar sayesinde var ve o erkekleride büyüten kadınlar.. Buarada amozonlara neoldu acaba ya.. |
||
|
||
Amozonlorın varlığı bile kesin değil başkan, ama bu bilgi netten değildi. Mehmet Alagaş'ın Kadının Onuru adlı kitabında vardı bu bunlar. Ruler bu arada Amozonların Karadeniz sahillerinde yaşadıkları söyleniyor, bi tur at sen istersen, belki nesilleri hala devam ediyordur.
|
||
|
||
| aman yok ben sevmem dişli kadınları, bunlar güney amerikada yaşamıyormuydu ya, gerçi tarkanın viking kanı filmindede amazonlar vardı oralardada olabilirler.. heralde sonlarıda erkeklerden geldi
|
||
|
||
Alıntı bunlar güney amerikada yaşamıyormuydu ya, Belki de farklı zamanlarda ve farklı mekanlarda buna benzer girişimler olmuştur. Ama ben Karadeniz sahilleri diye okudum. Çok da önemli değil zaten, hem konuyu saptırmayın bakayım, Amozonları değil kadını konuşalım isterseniz. |
||
|
||
Ruler tam bir şey yazmaya başlarken bakıyorum benden önce söyleyeceklerimin bir kısmını yazmışsın, ayıp oluyor ama ! ![]() Doğru söylemişsin kadının köle olarak değerlendirilmesinde hiç bir sakınca yok. Kölelik ortadan kalksa bile her zaman kadınları köle yapacak erkekler vardı. Aslına bakarsan tarihte başkaldıran kadın olsaydı, şimdi kadınların durumu çok daha iyi olurdu ama köleliğe karşı da başkaldırıyı başlatan erkek olunca kölelik kalktı, kadınlar köle olmaya devam ettiler. Acaba durumlarından hoşnut oldukları için mi, yoksa başkaldıracak cesareti bulmak için mi bu kadar beklediler ? Ben çevremdeki kadınlara bakıyorum, ezilmelerine karşın ya çocuklarını düşündükleri ya gidecek yerleri olmadığı ya da ekomik güçleri olmadığı için yaşamlarını sıkıntıyla sürdürmeye devam ediyorlar. Aslında onları cesaretlendirmek aklımdan geçiyor ama, kendimi onların yerine koymaya çalıştığımda, ezilmişliğin getirdiği pasifliğin içlerine işlemiş olduğunu ve bir türlü korkularını yenemeyişlerini anlıyorum. Bu arada amazonlar hakkında kısa bilgi; Başlangıçta genç kabile Don Nehri kıyısında yaşardı. Nehrin adıda ordu kraliçesi olan Lysippe ’nin oğlu Tanais ’ten gelir. Tanais savaşa olan tutkusu ve evliliğe değer vermeyişi yüzünden Afrodit ’i kızdırır ve annesine aşık olmakla cezalandırılır. Tanais ensest ilişkiye girmektense kendisini nehre atıp boğar. Nehir o günden sonra onun adıyla anılır. Lysippe, Amazonları Anadolu’ya getiren kraliçedir. Onun zamanında Amazonlar Karadeniz’e geldi ve güney kıyısına yerleşmeye, krallıklarının batı sınırını belirlemek için ormanların arasında bir kent kurmaya karar verdiler. Bu kente kraliçelerinden birinin adını verdiler: Sinope. Hakimiyetlerini Kolkhis ’e (Eskiden Karadeniz ’le Kafkasya ’nın güneyi arasındaki bölgeye verilen ad) kadar genişlettiler. Bölgedeki dağlara Amazon dağları adı verildi. Amazon Dağları’ndaki derelerin birleşmesiyle oluşan geniş ve kısa bir nehir olan ve Karadeniz ’e dökülen Thermodon Nehri ’nin ağzındaki güzel bir burnun üzerine başkentleri Themiserya’yı (Bugünkü Terme) kurdular. http://www.circassiancanada.com/tr/tarih/amazonlar.htm |
||
|
||
Alıntı Ben çevremdeki kadınlara bakıyorum, ezilmelerine karşın ya çocuklarını düşündükleri ya gidecek yerleri olmadığı ya da ekomik güçleri olmadığı için yaşamlarını sıkıntıyla sürdürmeye devam ediyorlar. Aslında onları cesaretlendirmek aklımdan geçiyor ama, kendimi onların yerine koymaya çalıştığımda, ezilmişliğin getirdiği pasifliğin içlerine işlemiş olduğunu ve bir türlü korkularını yenemeyişlerini anlıyorum. Ya kadınların sebepleri belli zaten, saydığın şeyler işte. Peki mutsuz olan erkekler hangi sebeplerle devem ettiriyorlar ilişkilerini? |
||
|
||
| Onlar da bulaşık yıkayıp ortalığı toplayacak, çocuklarına bakacak, yemek yapacak, cinsel isteklerini karşılayacak ve bunlar için hiç bir ücret ödemeyecekleri bir köleyi kaybetmek istemedikleri için birlikteliklerini sürdürüyorlar. Ahmet Kaya'nın dediği gibi; nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça! |
||
|
||
| Kadınların toplumdaki yeri son derece büyük ve önemli ama toplum olarak biraz geriyiz erkek ne kadar büyükse kadında o kadar büyüktür kalitesizce düşünceler mevcut türkiyede ama önemli olan geçmiş değil gelecektir bunlarıda biz belirleyeceğiz diye düşünüyorum. | ||
|
||
| Yapmayın arkadaşlar Kadınların üstüne bu kadar gitmeyin...Kadınlar çiçektir ve çiçekler su ister... Kadınları sulamanız lazım... Ayrıca onları köle olarak görmeyin...Kadınsız hayat düşüne biliyormusunuz.... |
||
|
||
| ha buarada uyarsam iyi olacak, ben bunları görmesem denge size kızacaktı çünkü konusunun içine ettik bu yüzden biraz daha dikkatli olup bu tartışmalarınızı özel mesajlarla yada sonradan silmek üzere kendi açtıgınız konularda yaparsanız iyi olur.. | ||
|
||
Alıntı Ben çevremdeki kadınlara bakıyorum, ezilmelerine karşın ya çocuklarını düşündükleri ya gidecek yerleri olmadığı ya da ekomik güçleri olmadığı için yaşamlarını sıkıntıyla sürdürmeye devam ediyorlar. Aslında onları cesaretlendirmek aklımdan geçiyor ama, kendimi onların yerine koymaya çalıştığımda, ezilmişliğin getirdiği pasifliğin içlerine işlemiş olduğunu ve bir türlü korkularını yenemeyişlerini anlıyorum. Ya kadınların sebepleri belli zaten, saydığın şeyler işte. Peki mutsuz olan erkekler hangi sebeplerle devem ettiriyorlar ilişkilerini? Onlar da bulaşık yıkayıp ortalığı toplayacak, çocuklarına bakacak, yemek yapacak, cinsel isteklerini karşılayacak ve bunlar için hiç bir ücret ödemeyecekleri bir köleyi kaybetmek istemedikleri için birlikteliklerini sürdürüyorlar. Ahmet Kaya'nın dediği gibi; nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan ahmakça! işte mesele bu kadar basit...sonuçta karşılıklı alış ve veriş...ortada sevgi, saygı ve diğer değerler de yoksa efendi-köle ilişkisini sürdürmek ne anlamsız... ne acı... |
||
|
||
ah be tango ne yaptın bak: hayyam vuracak şimdi kendini kadın konularına
|
||
|
||
| sevgi ve saygının hatrına da durumu kurtarmayacak bir şey bence bu.. kölenin efendisini sevmesi çok daha trajik bir durum sanırım.. | ||