|
||
| bugüne kadar hep sizi yanılttık.. kendi rüyalarımızı hülyaya dönüştürmek için sizlere kabuslar gösterdik. yaşadıklarınızın hepsi kurmaca idi. evet kader var.. biliyoruz.. çünkü kaderinizi biz yaratttık. .. kontrol edilebilir herşey bizim için oyuncakdır. keyiflerimizi okşar.. oyunumuz o kadar güzel ki tek kullanımlık sömürülen hayatlarınız bile sizlere sevdilirildi ve arzu edilir kılındı. .. tanrılar benden şimdilik bu kadar sizler de itiraflarınızı sunun artık !! |
||
|
||
| -aslında ben şeytandım hahha !! - peki şeytan kimdi? - o da bendim. ![]() - ama şeytan neden bütün bunları yapsın?? - bilio musun aynı soruyu ben tanrıymışken de çok duyuyordum..tuhaf dmi.. |
||
|
||
Krallar, kendisine bağlı insanları yönetmek ve kontrol etmekte, sıkıntıya düştüklerinde daha güçlü bir güce ihtiyaçları oldu; o güç görünmemeliydi, o güç doğaüstü olmalıydı, insanların en korktuğu ve sevdiği nesneler o gücün sembolü olabilirdi… Evet bir Tanrı’ya ihtiyaç vardı. Krallar insanlara yaptıramadıkları her şeyi tanrı aracılığıyla yaptıracaklardı. Yasalarını, emirlerini tanrının isteği üzerine uygulamak zorundaydılar. Onların kendisi için istediği hiçbir şey yoktu, her şey Tanrı içindi. Bunun için tek tanrı yetmezdi, her önemli isteklerini farklı tanrılara yaptırmak daha doğruydu. Öyle de yaptılar… Bir taraftan Bunlar olurken kendilerini tanrı misyonunu yüklenmiş, fakat hiçbir gücü, hiç bir yaptırımı olmayan “tanrılar” grubu oluştu. Onlar olup bitenleri ibretle izlemekte, yapılan yanlışlıklara bir müdahalede bulunamamanın derin ızdırabını çekmekteydiler. Krallar, tüm kötülükleri kendi adlarına yapıyordu, onlar ise bakıyordu. “Savaşacak insana ihtiyacı olan Urartu Kralı I. Sarduaris’in yapacağı tek şey kalmıştı; bir Savaş Tanrı’sına ihtiyaç vardı. Ve bu tanrı hemen yaratıldı ve ilk isteği halka iletildi: ‘Artık insanlar daha mutlu öleceklerdi. Çünkü Savaş Tanrısı Teşeba savaşta ölenlere, ölümden daha büyük ödüller vaat ediyordu. Sağlığında insanca yaşam koşullarından umudu kesenler, ölünce sonsuz mutlu hayata kavuşmak için koşarak savaşa gittiler…’ Bunu için Baştanrı Haldia, Güneş Tanrısı Şivini’nin de onayları alındı. Olanlardan büyük rahatsızlık duyan sözde Savaş Tanrısı Teşeba haykırdı: ‘… Ey insanı insanlaştıran İnsanı hayvanlaştıran İnsanoğlu. Ey kendine tutsak Özgürlüğe tutsak, Tutsaklığa tutsak, Garip varlık Anlaşılmaz yaratık. Vahşi bir aslan, Süslemez insan başı ile inini. Var olmak için yaşam sürer, Doyunca. Dinlenmeye çeker bedenini. Post yapmaz her ayı İnsan derisinden. Hiçbir vahşi çekmemiştir Çektiği kadar insan neslinden. Tutsak ettin aklını korkulara, Kabullenmedin ölümü. Sarıldın, Yarattığın kavramlara. Vahşi hayvan kadar olamadın, Onun Onuruna ulaşamadın. Doydukça acıktın, Acıktıkça saldırdın. Sahip oldukça Çoğaldı hırsın. Her şeye sahip oldun, Ama yetmedi aklın; Bir tek Kendine sahip olamadın Dinle! Sömürdüğün emekle Akıttığın kanla beslediğin Ben Tanrı Teşeba. Umuyorsan ölümden sonra Kavuşmak bana, Yazıktır, çaban boşa. Umutlarınızda Ve Düşlerinizde durur Benim sonsuz çayırlarım. Delicesine akan, Buz gibi ırmaklarım. Ben ne savaşların nedeni Ne sonucuyum. Yaratılan Tanrıların ne ilki, Ne de sonuncusuyum. Nedeni ben değilim Umutsuzca çırpınarak Kişnemesi Bozkırlarda atların. Amaçsızca savrulup Zırhlarını delen Lanet olası kanlı mızrakların. Tırmalayan kulakları, Yarınsız, Amaçsız, Günahsız bir ayine dönüşen Feryatların. Ben değilim nedeni Kan üzerine servet kuranların. İnsanı yığına dönüştüren, Çıkarına tutsak kralların. Binlerce yıl süren Ve sürecek Kan kokulu Anlamsız savaşların.’ Tanrı Teşeba böyle sesleniyor insanlığa. Ve soruyor, Baştanrı Haldia’ya: ‘Anlamakta güçlük çekiyorum, Baştanrı Haldia. Neden insanların Savaş Tanrısı var da, barış Tanrısı yok?’ Zaten Baştanrı olarak baş oyuncak olmaktan mutsuz olan Haldia bir iç çekti ve: ‘Biz tanrıların mayasını oluşturan hamur, korku ve bilgisizliktir. Biz bu bataklığın insan beyninde ürettiği varlıklarız. Nerede korku, Nerede umutsuzluk, çaresizlik ve yalnızlık, Nerede, güçsüzlük, bitkinlik, harateketsizlik, Nerede, şaşkınlık, yetersizlik varsa, Biz Tanrılar yerimiz alırız. Tahtımızı kurarız insan beyninde. Bizim ellerimiz ayaklarımız yoktur. İnsanlar yapar bunu bizim adımıza…” Alıntılar, sevgili Sedat Memili’nin, Kendini Arayan Tanrı kitabından yapımıştır. Gel de tanrılara acıma şimdi! Biraz da zülfüyare dokunalım… |
||
|
||
| Ben goethenin mefistosuyum. Bizler onun ta kendisiyiz. Ben gökleri ve yeri yaratan varlıkların en cingözüyüm. | ||
|
||
| tanrılar itiraf ediyor.hangileri?içimdekiler mi?türetilenler mi?dayatılanlar mı?kalıba vurulanlar mı? | ||
|
||
Muhtemelen içindekiler nzn türetilenlerin dili yok bir şey itiraf edemez zira
|
||
|
||
türetilenler yamanıyor hayatıma,içime...ya da ben yamıyorum,buna izin veriyorum.duyuyorum onları ben,var dilleri
|
||
|
||
yok dilleri o türetenlerin çığırtkan cümleleri kapa kulaklarını yok dedikleri bir şey içindekiler de senin denetimde onlar adına yapacak pek bir şey yok
|
||
|
||
| kulaklarımı kapatırsam nasıl kurtulurum onlardan,hizmet ettikleri düzenden?nasıl özgür kalır ruhum? | ||
|
||
Alıntı Herkes kendine bir ölüm(!) seçmeye mesul Hiçbirşey tanrının inayetinde değil Demiş şair bozuntusunun biri Tanrılar, türeticileri, hizmetkarları, düzenleri, yaptıkları, yapacakları değil mi ruhunu esir eden. Kapa gözlerini ve kulaklarını duy salt bir biçimde kendini. Bakalım ruhun özgür kalmayı hak edecek kadar Tanrı Olabilmiş mi
|
||
|
||
| burda ayrılıyorum senden.ruhum tanrılık iddasından vazgeçecek kadar özgür olabilmiş mi peşindeyim ,ben.bunun dinlemem gerek,içimdeki tanrıları,dayatılanları.ki kurtulayım düzen tanrılarından.insan tanrı olunca tutsak olur.işte o zaman duyarım salt biçimde kendimi.düzene erer karmaşam. | ||
|
||
| neyi itiraf ediyorlar? tüh be kaçırdım mı yoksa? | ||
|
||
tanrılar itiraf ediyor.hangileri?içimdekiler mi?türetilenler mi?dayatılanlar mı?kalıba vurulanlar mı? Çok güzel bir soru. Hangi Tanrı'ya dua edeceğimizi de şaşırdık. Seslendiğim şeyin kendim dışında bir şey olmama gerçeğine meydan okuyarak yine de bir kelime olarak "Allah" dedim. Sonunda çözümü buldum. Duaya gerek yoktu. Sadece bir kavram... O var... Ama ne iş yapar neyi itiraf eder umurumda değil.
|
||
|
||
| sahip olduklarımız bize sahip oluyorsa en büyük tutsak tanrı olur. | ||