|
||
| bi tanesi ile otobüste tesadüfen yanyana gelmiştim, nasıl olduysa konuyu said nursiye filan getirdi, bi kitabından bahsetti, açıkça içeriğinden bşi anlamıyorum dedi ama bütününe bakınca harika bir kitap olduğu anlaşılıo filan dedi.. islam alemine yüzyılda bi gelen insan olduğunu, kitabı okumam gerektini söyledi.. sonra da telefonumu istedi..(vermemeyi tercih ettim)..başka kitaplardan (tasavvufla ilgili) bahsettim, belli belirsiz dudak büktü.. açıkçası diğer gençler gibi kafası karışık geldi bana.. bi yandan kapitalizme entegre olmaya çabalarken bi yandan bu örgütlenme işi.. kafa karışıklığı solcu, sağcı gençler kadardı ama en fazla.. yine de bu önemli bir şey gösteriyor ki hiç çekinmek zorunda değiller, kafasına esen dilediğine anlatabiliyor derdini, özgüvenleri yüksek, bu örgütlenme işini de kolaylaştırıyor, hitabetten şöyle böyle anlıyorlar gibi, ama sosyal psikolojiden sadece yukarı seviyedekiler çakıyo sanırım.. bizim komşularda bunlardan ayrıca ve ailecek bi çalışma içinde oldukları belli oluyor(daha doğrusu günlük hayatın parçası).. bazen gece geç saatlere kalan toplantı sesleri geliyor.. dua, kuran sesleri sandıım kadar pek gelmiyor.. ziyaretçileri bol oluyor genelde, -kimisi jiple geliyor..artık ben de normal karşılıyorum bu durumu.. zaten yapmaya gayret ettikleri de bu sanırım.. her türlü çelişkinin kendi sistemleriyle yok olduğunu pratik olarak göstermek yani.. hayat eskisi kadar durağan olsaydı bir şeyler olur derdim ama pek de bir şey çıkacakmış gibi gelmiyor bana.. o yüz yılda bir gelen şahıs niyeyse artık on yılda bir belki de daha az zamanda bir dünyaya inecekmiş gibi gelio bana.. |
||
|
||
| Fethullahçılar gibi örgütlenebilseydik,ne Kürt sorunu kalırdı,ne siyasal ayrılıklar,ne ülkemizi satmaya kalkanlar.. | ||
|
||
| Misyoner gibi çalışıyor olmaları, dini millileştirmeye çalışmaları, her zaman "güç"ün yanında olmaları, fabrikasyon tipler olmaları ve inanmayanları bile kucaklayabilecek kadar sevgi dolu yürekleri olduklarını söylerlerken kendi dışlarındaki dini cemaatlerden bu kadar tiksinti duydukları için onlardan nefret ediyorum. Dine hizmet falan etmiyorlar sadece zarar veriyorlar. İddaa ettikleri gibi müslümanları da birleştirmiyorlar sadece parçalıyorlar. Bu arada Sait Nursiyi çok severim. |
||
|
||
| Parti Cephe'nin politikasının zamanın rus Narodnik hareketinden de geri olduğunu, örgüt yapısı olarak anti-demokratik, militanlarının da zaman zaman bana "aparatçik" kavramını hatırlattığını itiraf etmeliyim, ama bunların hiçbiri "orospu çocuğu" deyip "can evinden vurduklarını" gibilerinden yakınmalara haklılık getirmez. Birçok devrimci açıkta kaldığında bir refleks olarak örgütüne küfür eder, kimisi tümden Marksizmi lanetler. Halbuki bu tutum yanlıştır; sen bir devrimciysen, kendini örgüte ve devrime adamayı kabul edersin, ve senin birey olarak hayatın hiçbir zaman örgütün önüne geçmez ve geçemez; ancak örgütle özdeşleşir ve bu da senin bireyliğin haline gelir (bunun doğru olup olmadığı hakkında yorum yamıyorum, sadece bir durum tespiti). Bu belki "zalimce", belki "canavarca", ama bu böyledir ve böyle olmak zorundadır. Bir örgütün koskoca bir devlet aygıtına, bir düzene başkaldırması bir sürü zorluklar getirir; sürekli işkenceci polisin nefesini ensende hissetmek, baskılara maruz kalmak, illegal zeminde bir hayat sürdürmek, bunun devamını sağlayacak maddi koşulları yaratmaya çalışmak ve daha binbir zorluk varken, bir örgütün her üyesiyle veya yandaşıyla ilgilenmesini bekleyemezsin... bu koca çarka bir çomak sokmak için çelik gibi iradeye sahip kadrolara ihtiyacı vardır (yine sadece örgüt açısından bir durum tespiti, ne olumluyorum ne de olumsuzluyorum). "Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir" diye bir atasöz vardır... Parti Cephe'nin yozlaşmışlığı bir kenara, bir örgütün bu koşullarda pragmatik davranması kadar doğal birşey yoktur. Onun için, birşeye taraf olmayı seçtiğin zaman (ki evet, kimse seni şekerle kandırmamıştır, nihayette destek vermek senin kararındır), verdiğin kararın arkasında durmayı da bileceksin, sonucu ne olursa olsun ona katanarak. Aksi takdirde bu ancak bir birey olarak gelişmemiş ve zayıf bir kişiliğin olduğunu gösterir. |
||
|
||
| Semih Tufan Gülaltay:"Fethullah Müslüman Değil, Bahailerin lideri" Fethullah-Bahaîlik ilişkisi Semih Tufan Gülaltay, İleri Yayınları’ndan çıkan “Fethullah Müslüman mı” kitabında Fethullah Gülen’i farklı bir açıdan inceliyor. Kendi kaleminden okuyalım: “Bu kitaptaki ana mevzu, Fethullah’ın rejim düşmanlığı ya da ABD adına yüklendiği misyon değil... Ben O’nun İslamiyet’in içine sokulmuş bir Truva atı olup olmadığını sorguluyorum. O bir Truva atı mıdır? Fethullah Bahaîler’in gizli lideri midir? Amaç İslam dinini tahrif etmek midir? Gerçek ve halis müslüman kitlemizi Fethullah’tan nasıl koruyabiliriz? Ve benim için işin en önemli yanı 21. asrın en büyük dinamik gücü olan Türkçü gençliğin Türk-İslam sentezi adı altında kandırılmasının önüne geçme yollarının ortaya konmasıdır... Nurculuğun Türk milliyetçilerinin sırtına basarak Tevrat ittifakı kurmasının önüne geçmek, Orta Asya’da misyonerlik okulları açarak İngilizceyi Orta Asya’da tek dil haline getirme çalışmalarına artık dur diyebilecek miyiz? Fethullah’ın birinci gayesi Türk devletini ele geçirmek, ikinci gayesi ise, geçmişin intikamını almak için İran’ı istila edip İran’la harbe girmektir... O, bu operasyonda Turancıları kullanmayı düşünüyor... Bütün Türk dünyasını ele geçirdikten sonra ise önce aldatmaca bir dinler diyalogu oluşturacak sonra da gerçekte bir Tevrat ittifakı olan Bahaîliğe geçiş sürecini başlatarak bütün dünya dinlerini Bahaîlik altında birleştirme sürecini başlatacaktır... Son merhalesi Fethullah’ın “mesih” ilan edilerek dünya peygamberliğine adım atmasıdır...” http://www.turksolu.org/89/kapak89.htm |
||
|
||
| Fethullah Gülen'le ilgili ABD-CIA ilişkilerinden Türkiye'deki bağlantı ve islamı yayma gibi çalışmalarına kadar birçok şey duymuş ve okumuştum. Ama bu, çok ilginç, aklıma gelmeyen birşeydi. Uydurma olduğunu düşünsek bile, bu kadar mı hayali olabilir bir insanın? Ya da ne kadarı doğru bu bilgilerin? Çok merak ettim şimdi... |
||
|
||
İleri Yayınları’ndan çıkan “Fethullah Müslüman mı” kitabında Birincisi, İleri Yayınları İzmir kaynaklı olan Yayınevi midir?Eğer oysa Özkan beyefendi son zamanlarda TKP çizgisini bırakmış demek... Kaynak'ta ilginmiş değil mi torq? Balatı sıyırmış, NAZİ hayranı, kafatasçı Türk Sol'u... |
||
|
||
Türkiye’nin yeni ‘fetret’ dönemi, ılımlı İslam, F.Gülen ve AKP Merdan YANARDAĞ .............. Bugün Fethullah Gülen, "Dünya denilen geminin kaptanı" olarak nitelendirdiği ABD'nin otorite ve iradesine, hedeflerine ulaşmak için boyun eğilmesi gerektiğini vaaz ediyor. Dolayısıyla Gülen, ABD'nin "ılımlı islam" projesinin teolojik ve felsefi arka planını oluşturmaya soyunmuş gönüllü bir tarikat lideri portresi çiziyor. Aslında Fethullah Gülen, daha yolun başından itibaren ABD ve onun istihbarat örgütleriyle ilişkili bir isimdi. Gülen, soğuk savaş yıllarında, yani daha 1960'lı yılların başında, Komünizmle Mücadele Derneği'nin (KMD) Erzurum Şubesi Yönetim Kurulu üyesiydi. ABD, Türkiye yakın tarihinin en demokratik denebilecek anayasasını getiren 27 Mayıs 1960 hareketinin önünü kesmek için, istihbarat örgütü CIA aracılığıyla KMD'yi kurdurmuştu. Bu dernek, denilebilir ki, Türkiye'de emperyal istihbarat örgütleriyle birebir ilişkili ilk Soğuk Savaş örgütlenmesiydi. Bugün Türkiye'de islamcı alanda siyaset yapan bir çok isim bu derneklerde yetişmişti. Örneğin, Saadet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan Malatya KMD başkanıydı. Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) de bu tip derneklerden biriydi. AKP'nin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül gibi bir çok islamcı politikacı da MTTB'nden yetişmiş, yöneticilik yapmıştı. Said-i Nursi'nin kurduğu Nurculuk tarikatının/cemaatinin en büyük kolunu yöneten Fethullah Gülen, aslında liderinin yolundan gidiyordu. Said-i Nursi de, Türk modernleşmesinin kilometre taşlarından 1908 Devrimi'nden sonra, Osmanlı İmparatorluğu'nda, İttihad-Terakki yönetimine karşı ayaklanan şeriatçı Derviş Vahdetti'den icazet almıştı. Said-i Nursi, Kıbrıslı bir şeyh olan Derviş Vahdetti'nin Volkan gazetelerinde yazılar yazmış, 13-14 Nisan 1909 tarihindeki bu gerici ayaklanmaya katılmış (isyan Rumi takvimle 31 Mart 1325'te başladığı için olay '31 Mart Vakası' diye bilinir), isyan bastırıldıktan sonra sürgüne gönderilmişti. Derviş Vahdetti'nin, o dönemde Kıbrıs'ı elinde tutan İngilizlerle ilişkili olduğu, dahası 31 Mart isyanının İngiliz istihbaratı tarafından yönlendirildiği güçlü bir iddia olarak ortaya atılmıştı. Nitekim, isyan bastırıldıktan sonra, yapılan yargılamalar sırasında İngiltere resmen suçlanmıştı. İsyancıların tasfiye edilmesinin ardından tahtan indirilen Padişah Abdulhamit bile, 31 Mart'ı teptipleyenlerin İngilizci Kamil Paşa'nın oğlu Sait Paşa ve Prens Sabahattin yanlısı İsmail Kemal olduğunu söylemişti. Gelenekte bu vardı! Kendi ideolojik-siyasal projelerini (şeriatı) hayata geçirmek için gerektiğinde batılı emperyal güçlerle işbirliği yapmak... http://www.kanalturk.com.tr/yazar.php?yazarlar_id=197 |
||
|
||
Sevgili Suntafa araştırdığımda, ileri yayıncılığın türksolu dergisinin dünya görüşüne! yakın ve ne olduğu tam anlaşılamayan bir yayınevi olduğu sonucuna vardım. Kiya da aynı kanıya varmış zaten. Bu arada alıntıladığım düşünceler bana ait değil doğal olarak ama adı üzerinde "komplo teorisi", dilin kemiği yok!![]() Fethullah Müslüman Mı? Semih Tufan Gülaltay İLERİ YAYINLARI / İnceleme Dizisi Etiket Fiyatı: 10,00 YTL NetKitap Ederi: 9,00 YTL Kazancınız: 1,00 YTL (%10) Bu kitap bir araştırmacı gözü ile "Nurculuk ve Fethullah hareketi'nin tahlilidir. Bu kitap, Fethullah'ın kendisinden bile gizlemeye çalıştığı "sırrı"nı ortaya koyan belgedir. Bu kitap, Adolf Hitler'den sonra dünyanın başına musallat olmuş en tehlikeli adamın portresidir. Bu kitaptan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu kitaptan sonra ortaya çıkacak olan gerçekler ışığında oturup olayı bir daha irdelediğimizde, Türk Ulusu'nun nasıl bir uçurumun eşiğinden döndüğünü anlayarak 28 Şubat kararlarını alan iradeye bir defa daha minnettar olacağız. http://www.netkitap.com/kitap/65325/fethullah_musluman_mi_.htm Köstebek ![]() Yazarı Necip Hablemitoğlu Dili Türkçe Türü İnceleme Yayınevi Toplumsal Dönüşüm Yayınları Köstebek, Dr. Necip Hablemitoğlu'nun Fethullah Gülen örgütünün yapılanmasını, hedeflerini, söylemlerini ve eylemlerini konu alan kitabıdır. Kitabı yazdığı sürece tehditler alan Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002'de kitabı bitiremeden öldürülmüştür. Kitabı, ölümünden sonra yayınlanmıştır. Kitapta, Fethullah Gülen örgütünün emniyet ve istihbarat teşkilatına sızmaya ve bu kurumları ele geçirmeye çalıştığı söylenmiştir. Bu iddia Fethullah Gülen'in vaazlarından alıntılar yapılarak desteklenmiştir. Yaklaşık 300 sayfalık bu kitapta çok zengin bir arşiv kullanılmıştır. Özellikle Emniyet Müdürlüğü'nde yürütülen operasyonlar üzerinde durulmuştur. Önemli iddilardan biri de Fethullah Gülen'in ABD ile Türkiye Cumhuriyeti arasında bir çifte ajanlık gerçekleştirdiği tezidir. http://tr.wikipedia.org/wiki/K%C3%B6stebek_%28kitap%29 ![]() Kitap Adı : Fethullah Gülen Okulları Yazar : Bayram Balcı İletişim Yayınları Basım Tarihi /Yeri: 2005 , İstanbulSayfa Sayısı : 376 Fethullah Gülen hareketi hangi amaçla Orta Asya ülkelerinde onlarca okul açıyor? Bunlar “ Altın Nesil” yaratma ideali güden Nurcu misyonerlik okulları mı, yoksa Türkleştirme politikasının araçları mı? Avrupa Birliği yolundaki Türkiye, bir yandan da doksanlı yılların başından itibaren dağılan Türkdil eski Sovyet cumhuriyetleri arasında bir etkinlik stratejisi güdüyor. Fethullah Gülen okulları, bu girişimin günümüzdeki en önemli taşıyıcısı. Bu okulların kuruluş amaçlarından biri, yıllar boyu Sovyetler Birliği’ nin ateist propagandasında yaşayan Orta Asyalı halkları uzun vadede yeniden İslâmlaştırmak. Kısa vadede ise bu okullar, Türkleştirme politikasının en önemli unsurları. Orta Asya’ daki okullarıyla, yaşam tarzlarıyla, İslâmlaştırma misyonlarıyla Nurcu cemaati ve Fethullah Gülen kurumlarını, kendi anlam dünyaları içinde değerlendirmeye özen gösteren bu kitapta, Gülen hareketiyle ilgili somut ve nesnel bir değerlendirme bulacaksınız. http://www.destek.kitapyeri.com/index.php?sayfa=2&id=6138&tur=1 Kitap Adı : Bir Cumhuriyet Düşmanının Portresi Ya da Fethullah ![]() Yazar :M. Emin Değer Yayınevi :Cumhuriyet Kitapları Basım Tarihi /Yeri:2000, Sayfa Sayısı : 420 Fethullah Gülen'in örgütü, devleti, içinden ele geçirmek planlamasını, uzun yıllardan beri sinsi sinsi yürüttüğü için tehlikelidir. Dini, siyasete alet ettiği halde, Başbakan Bülent Ecevit gibi bir yandaş bulabildiği için tehlikelidir. Sırtını, dünyanın egemen gücü Amerika'ya dayanmak stratejisini ustalıkla uyguladığı için tehlikelidir. Fethullah Hoca üstüne bir çalışmayı içeren elinizdeki kitabın önemi, bu nedenlerle büsbütün artıyor daha önce ilgi çekici kitapları ve yazılarıyla bildiğimiz ve tanıdığımız Emin Değer'in incelemesi Fethullah Gülen olayını en gerçekçi ve dürüst açıdan ayrıntılı biçimde gözler önüne seriyor. http://ww.kitapyeri.com/index.php?sayfa=2&id=2336&tur=1 |
||
|
||
| Fetullah Gülen Kimdir? "Ermeni olan dedesinin Pasinlerli İbrahim Bey'in hizmetkarlığını yaptığı yıllarda, Rus işgali sırasındaki Ermeni ayaklanmasında İbrahim Bey ve ailesi Ermeni hizmetkarlarının tasallutuna uğrayınca, İbrahim Bey hizmetkarını ve onun ailesinin bir bölümünü öldürür. Ardından, intihar eder. Olaydan sağ kurtulan Fethullah Gülen'in babası, 18-19 yaşlarındayken, İspir'e gelir ve yerleşir. Fethullah GÜLEN: Müslüman adı alır ve bir Türk kızı ile evlenir. Gülen'in babasının, 'Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları kendi dinleri ile vuracak' dediği de rivayet olunur." ( E.M.H., 2 Haziran 1999) Cumhuriyet'ten Deniz Som, 16 Haziran 1999 tarihli "Vaziyet"te, okuyuculardan Veli Yıldırım'ın ağzından şu bilgileri aktarıyor: "ABD'de, Türkiye'deki 'Sızıntı' Dergisi'nin karşılığı olan 'The Fountain' isimli bir dergi var. Bunu, Washington'daki Truestar şirketi yayımlıyor, editörlerinden ikisinin isimleri, Washington Katolik Üniversitesi'nden Cizvit papazı Sidney Griffith ve Abdülaziz Sachedina. Bunlardan Griffith, bir ara Gülen'i New Jersey'de ziyaret etmiş. Sachedina ise Tanzanya'da doğmuş; Hindistan, İran ve Kanada'da okumuş; Şiilik davasına hizmet için uzun yıllar ABD, Kanada, Ürdün, Pakistan ve Afrika-Avrupa ülkelerinde dersler vermiş; halen de Virginia Üniversitesi'nde profesör olarak görev yapan bir kişi. Sachedina, mesaisinin bir bölümünü ABD'deki Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'nde (CSIS) 'din, politika ve insan hakları uzmanı' olarak çalışmaya ayırmış; aynı zamanda, 'Mehdilik' konusunda uzman kabul ediliyor ve bu konudaki konferanslarıyla da tanınıyor. 1962'de Georgetown Üniversitesi bünyesinde kurulan CSIS, dünyanın muhtelif ülkeleri ve bölgeleri üzerinde politik-ekonomik araştırmalar yapıyor ve hazırladığı senaryoları ABD yönetimine ve şirketlerine sunuyor. CSIS'in Orta Doğu Masası'ndaki yöneticilerden bir olan Edward R.M.Kane Kahire, Bağdat, Beyrut, Tripoli, Dakar ve Ankara'da CIA görevlisi olarak da çalışmış. Dolayısıyla, CSIS ile CIA arasından bağlantı kurmak mümkün." Som, Yıldırım'ın bilgilerini aktardıktan sonra, şu yorumu yapıyor: "The Fountain'ın son sayısında 'The Restoration of Balance' (Dengenin Onarımı) başlıklı bir yazı var; yazarı, M.Fethullah Gülen. Yöneticisi olarak İsa Saraç'ın, murahhas aza olarak Cherly Pearson'ın ve genel koordinatör olarak Mustafa K.Sungur'un göründüğü derginin yazı kadrosunda, kimliği açıkça belirtilmemiş bir isim daha bulunuyor:M.F.Şahin. Bilindiği gibi, Fethullah Gülen, bazı yazılarında Abdülfettah Şahin adını da kullanıyor. Türkiye'de de satılan The Fountain, Internet ortamında da mevcut ve 'İslamiyette yeni bir ses' olarak Gülen'in görüşleri veriliyor. Fethullah Gülen ABD'de 'tedavi oluyormuş' diyorlar, 'entegrasyon tamamlanınca' dönecektir." Gülen'in, "Sahabe efendilerimize cinnet derecesinde sevgisi vardı" şeklinde tanımladığı babası Ramiz, çocuklarına, Sahabelerle hiç ilgisi olmayan isimler vermiştir: Fethullah, Sıbgatullah ve Mesih. Gülen'in babasının, oğullarından birine, samimi Müslüman ailelerde rastlanmayan ve ama Yehova Şahitleri'nin propaganda yayınlarında sık sık kullanılan "Mesih" adını vermiş olması dikkat çekicidir. (Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve ekibince hazırlanan Fethullah Gülen Raporu, s.18'e atfen, Star Gazetesi, 14 Haziran 1999) ... Nedendir bilinmez, Fethullah Gülen babasının Alvar Köyü'nden ayrılması ile ilgili olarak "Küçük Dünyam" kitabında hiç bir açıklamada bulunmamaktadır. Oysa bu, son derece ciddi ve açıklama gerektiren bir konudur. Gülen'in suskunluğu akla, "neleri ve niçin gizlediği" sorusunu getirmektedir. (Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral ve ekibince hazırlanan Fethullah Gülen Raporu, s.20'ye atfen, Star Gazetesi, 14 Haziran 1999) Cumhuriyet'ten Deniz Som, 22 Haziran 1999 tarihli "Vaziyet"te, okuyuculardan Veli Yıldırım'ın ağzından şu bilgileri aktarıyor: "Türkiye'deki 'Sızıntı' Dergisi'nin ABD'deki karşılığı olan 'The Fountain'ın üst yönetiminde görevli kişilerden biri de İslam-Hıristiyan ilişkileri ve Orta Doğu konularında uzman olan İbrahim M.Abu Rabi. Rabi aynı zamanda, Hartford Üniversitesi'nde 'Mcdonal Center for the Study of Islam and Christians'da görev yapıyor... Said-i Nursi'nin talebesi olduğu söylenen Vatikan Dinler Arası Enstitüsü'nden Kardinal Thomas Michel ve ABD'deki Georgetown Üniversitesi'nden Barbaba Stowasser, İstanbul'a geldiklerinde Fethullahçıların konuğu olmuşlar. Gülen'in, Vatikan'da Papa'yı ziyareti sırasında açıkladığı, Şanlı Urfa'da üç dini bir araya getirecek bir okul açma düşüncesinin de ABD'de hazırlanan planlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerekiyor. Kurtuluş Savaşı'nda İstanbul'da faaliyet gösteren Misyonerler ile İslamcılar'ın işbirliği incelenirse, günümüzdeki senaryolar daha iyi anlaşılacaktır." Kaynak: http://www.milliyetcile.de http://www.platformturk.com/read.aspx?topicid=303 |
||
|
||
| Bunlar komplo teorileri suntafa, okurken çok ciddiye almayacaksın ama çok da hafife almaman gerektiğini düşünüyorum. Komplo teorilerinin özelliği düşünülmeyeni düşündürtmektir. Bazen sana söylenen ve çoğu zaman yutturulmaya çalışılanı görmeni sağlayabiliyor, bazen de görmemen gerekeni görmen için uydurulan senaryolardan olduğunu anlıyorsun. Bu başlıkta yayınlanan bilgiler, tartışmaya açık, spekülatif ve genelde doğruluğu kanıtlanamayan türden. Ancak her bilgi, başka kaynaklarca doğrulandığında gerçeğe dönüşebilir, bu olasılığı gözardı etmemek gerek. Örneğin son attığım yazıda adı geçen kişileri araştırıyorum ve bazılarının doğru olduğunu saptadım ama zamanım yetmedi, daha sonra o yazıda adı geçen kişilerin yaşayıp yaşamadığını ve gerçekte öyle bir üniversitenin olup olmadığını, bu kişinin savlandığı gibi bir görüşe sahip olup olmadığını araştıracağım. Uzunca bir süredir komplo teorileriyle ilgileniyorum ve şu sonuca vardım; bu iş balık tutmaya benziyor, oltayı atıyorsun 10 yemden birine balık takılıyor, bazen hiç balık tutamadan geri dönüyorsun. Ama tuttuğun balığı incelersen çok ilginç sonuçlara varıyorsun. Yapılması gereken, bu kaynaklardan yola çıkarak, başka kaynaklara gitmek ve doğrulatmaya çalışmak. Bu konuda benim de yukarıda yazılanlara yakın bir görüşe sahip olduğumu söyleyebiliriz ancak bunu kanıtlamak için yeterli malzeme buluncaya kadar teori olarak kalmaya devam edecek. Eğer görüşlerimi merak edersen özel olarak konuşabiliriz. |
||
|
||
| Alıntı (Anonim) MEHMET AĞAR VE YAKLAŞAN DP TEHLİKESİNE DİKKAT! Ağır ağır geliyorlar MEHMET AGAR VE DEMOKRAT PARTI, ISTIKAMETINI FETULLAH HOCA'YA CEVIRDI !!! Ağar'ın genel başkanı olduğu Demokrat parti, seçimini TARIKATLARLA birlikte olmak için yapmış ve istikametini belirlemiştir. Ağar, katıldığı toplantıda Fetullah Gülen'e övgüler yağdırmıştır. Bu tutumu ile Mehmet AGAR ve DP, sağın radikal dinci bir partisi olmaya adaydır. Türk halk laikliği ve cumhuriyet rejimini tehdit eden AKP yi protesto için meydanları doldururken, AKP nin bir benzeri olan Demokrat parti de ayni kulvarda iktidar olmak için yola çıkmak üzeredir. Saygın seçmenler olarak; 22 Temmuzda yağmurdan kaçarken, doluya tutulmaya dikkat edilmelidir ...!!! Demokratik ve laik bir cumhuriyet Türkiyesi için, elenmesi gereken parti sayısı artik İKİ' ye çıkmıştır. AKP VE DEMOKRAT PARTI, LAIK DEMOKRATIK CUMHURIYET Rejiminin bekası için elenmelidir... Gülen'e övgü dolu sözler Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın finalinde Mehmet Ağar, Fethullah Gülen'e övgüler yağdırdı. Ağar, "Tabii onların arkasında elbette bu toprakların yetiştirdiği değerler var, öğretmelerimiz var, imanlı inançlı şahıs çıkarları bir kenara bırakmış ideal sahibi insanlar var ki, geçen sene söylediğim gibi Fethullah Hoca Efendi var" dedi. Bu yıl beşincisini düzenlenen Uluslararası Türkçe Olimpiyatları'nın finaline TBMM Başkanı Bülent Arınç, eşi Münevver Arınç, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, eski İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, DP Genel Başkanı Mehmet Ağar, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da katıldı. İstanbul Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirilen finalde konuşan Aksu, "Muhteşem bir organizasyon. Biz sadece ülkemizde değil dünyanın bütün ülkelerinde dilimizin yayılmasını ve konuşulmasını sağlayacak bu güzel organizasyonları gerçekleştirenlerini kutluyorum" dedi. Aksu, ABD'de bulunan Fethullah Gülen'i kastederek, "Bu işin büyük mimarı olan büyük insana buradan saygılarımı sunuyorum" diye konuştu. Olimpiyata katılan gençler için "Gönül tellerimizi titrettiler" diyen Ağar da, Fethullah Gülen'e övgüler yağdırdı. Alkışlanan konuşmasında Ağar, şunları söyledi: "Tabii onların arkasında elbette bu toprakların yetiştirdiği değerler var, öğretmelerimiz var, imanlı inançlı şahıs çıkarları bir kenara bırakmış ideal sahibi insanlar var ki, geçen sene söylediğim gibi Fethullah Hoca Efendi var. Domaniç yaylasındaki 300 çadırın Cihan İmparatorluğu'na gelişi gibi, Korucuk köyünden hayalleri inançlarıyla büyüyen bir çocuğun neleri başarabildiğini kendisiyle beraber yürüyen insanlarla beraber neleri başarabilindiğini gördük." VATAN 03.06.2007 DYP, AGAR, AKP FETULLAH VE TURK SILAHLI KUVVETLERI! Son zamanlarda eğer dikkat ettiyseniz DYP ve dolayısı ile AGAR, Sağ tandanslı seçmene, AKP'nin tabanına ve Fetullah taraftarlarına seslenmektedir! Bu arada DTP yi de ilgi alanından çıkartmamış ve dağdaki teröristlere seslenerek onları Ovada siyaset yapmaya çağırmış, daha başka bir deyişle PKK' yi siyasal ortama çekerek meşru bir durum kazanmasına ortam hazırlamak isteğinde olduğunu göstermiştir. DYP ve Agar'in tutumunu anlayabilmek zordur.! Tavırları ve söylemleri karmaşık ve belirsizdir. Ama gerçek olan bir şey var ki, AKP tabanına sevimli görünerek sağ merkez partisi olduğunu söylemesine rağmen söylemleri ve verdiği mesajlar ile sağ uca doğru giden bir tutum göstermektedir. Tavrı ve söylemleri ile AKP misyonunu daha ılımlı olarak teslim almak istediği görüntüsünü veriyor. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, AKP nin isteklerine ve görüşlerine destek vermiş, 184 u yeterli görmüş ve bunu Anayasa mahkemesine götüren CHP yi de kınamıştır. DYP ana muhalefet partisi olsa idi, bu tutumlarına göre Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçilmişti! Oy kazanmak düşüncesi ile değişik yapıdaki siyasi oluşumların tabanlarına seslenmek ve onlara, sevimli gözükmek, partileri kendi yapılarından uzaklaştırarak deve mi, Kuş mu? Ne olduğu ve durduğu yeri, ne de savunduğu düşünceyi ve ilkelerini anlaşılamaz duruma getiriyor. DYP'nin görünümü böyledir. Bu arada, aşağıdaki haberlerle birlikte, DYP nin son zamanlardaki tutumunu bir araya getirdiğinizde göreceğiniz tabloya ve kullanacağınız oya dikkat etmek mecburiyeti de ortaya çıkıyor. Haber; Önümüzdeki seçimlerde Fethullah Gulen Cemaatinin, sanılanın aksine AKP'yi değil, Mehmet Agar'ın başkanlığındaki DYP'yi destekleyeceği belirtilmektedir. Buna delil olarak cemaate yakınlığı ile tanınan gazeteci Nevval Sevindi'nin DYP'ye kaydolarak, artık bu partide siyaset yapacağını açıklaması gösterilmektedir. Bilindiği gibi Cumhurbaskanlığı seçiminin ilk oylamasında, Mehmet Ağar'ın katılmayacakları yönündeki açıklamasına rağmen partisinin iki milletvekili Abdullah Gül lehine oy kullanmıştır. AKP'nin tek basına iktidar olamaması halinde plan, iki partinin koalisyon yaparak anayasayı değiştirecek ve Cumhurbaşkanı seçecek çoğunluğa erişmeleridir. Humeyni'nin yıllarca sürgün olduğu Fransa'dan İran'a nasıl dönüpte basa geçirildiği gözönüne alınırsa bunun diğer partilerin aymazlığı ve secim kanununun azizliği sayesinde hiç de uzak olmayan bir ihtimal olduğu ortaya çıkmaktadır. Ciddi tedbirler alınmaması halinde Fethullah Gülen'i yakında Cumhurbaşkanı olarak görebiliriz. Aklımızı basımıza almamız gereklidir.. DYP ve dolayısı ile Ağar ile ilgili haber sadece yukarıda olan değildir. Önce DTP ye PKK üzerinden göz kırpan ve PKK yi, ovada siyasete davet eden Ağar, Türk Silahlı Kuvvetlerini, AB ülkeleri ve Tarikatların yaptığı gibi hedefine almıştır. 367 yerine 184 oyun yeterliğini ileri sürerek AKP ye destek veren Ağar Cumhurbaşkanlığının AKP tarafından işgal edilmesine mani olan CHP ve Deniz Baykal'a da yüklenmektedir. Mehmet Ağar, Anayasa mahkemesinin kararına da saygı duymak yerine, Başbakanın yapmakta olduğu gibi, halen 184 söylemi ile AKP tabanına seslenmesini de sürdürmektedir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde 4 kişilik grubuna hâkim olamayan ve %50 fire veren Ağar, AB+D emperyalizminin yeni sömürgecilik saldırı ve işgal yöntemlerinde, odaklandıkları temel noktanın, sömürgeleştirilecek ve işgal edilecek ülkenin, ULUSAL ORDUSUNUN yok edilerek saf dışı bırakılması olduğunun ayırtına varması gerekir. Değişik kesimlerce, değişik isimle tanımlanan Gen. Kur: Başkanlığı bildirisi sadece AKP'ye karşı değil, Ülkemiz üzerinde planlı bir yok etme çabasında olan AB+D ye karşı da verilmiştir. Bir ulusun emperyalizme karşı olan durusu, direnişi ve bağımsız politikalar uygulayabilme gücü, sağlam bir Silahlı Kuvvetlere sahip olması ile ilgilidir. Güçlü bir ekonomi ile birlikte, güçlü bir ordu örgütleyemeyen ülkelerin sonu emperyalist ülkelerin işgali ile belirlenecektir. Bir ülkede ulusal silahlı güçler zayıflatıldıkça, bu gücün yerini emperyalizmin uzantısı olan is birlikçilerin alması kaçınılmazdır. İste bütün bunlar, Şemdinli'den bu yana Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerinde neden çok yoğun oyunlar oynandığının gerekçelerinden bir kısmidir. Mehmet Agar'ın TSK için de söyledikleri aşağıdadır. Ağar orduyu eleştirdi, Ağar: "Biz kışla civarında, cami civarında iktidar aramadan yola geldik" DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''Siyasi bir mesele olan Cumhurbaşkanlığı seçimi, bir gece yarısı açıklaması ile Cumhuriyet'i kurduğumuzdan beri siyasetin dışında tutmak için gözbebeğimiz gibi koruduğumuz kurum tarafından bir mesele haline getirildi'' dedi. DYP lideri Ağar, Dedeman Oteli'nde düzenlenen il başkanları toplantısında partililere seslendi. Ağar, iktidara millet eliyle geleceklerini belirterek, "Biz kışla civarında, cami civarında iktidar aramadan yola geldik. Diyoruz ki iktidarı kışla kapılarında, gazete idarelerinde aramadık" dedi. Mehmet Ağar, askeri müdahaleler dışında 60 yıldır Meclis'te yer alan iradenin, 2002 yılı seçimlerinde Meclis dışında bırakılması ndan büyük dersler aldığını ifade etti. Ağar, Meclis'in toplanma şayisinin 184 olduğunu, "367 tartışmalarına" destek vermediklerini, siyasetin mahkemeye taşınmasını doğru bulmadıklarını, hesaplaşmanın millet eliyle sandıkta gerçekleştirilmesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında sık sık CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı eleştiren Ağar, daha önce iç çatışma alanlarının ortadan kaldırılmasına yönelik yaptıkları uyarıların Baykal tarafından dikkate alınmadığını ileri surdu. Ağar, millet iradesine büyük önem verdiklerini anlatarak, "Oylar terazide tartılmaz, sandıkta sayılır. Bir çiftçinin oyu ile üst düzey işadamının oyu aynidir" dedi. Bu uyguladıkları belirsizliklerle dolu politikaları ile DYP'nin veya ANAP ile müşterek kuracakları yeni partilerinin seçimlerde hüsrana uğraması büyük olasılıktır. YENİ DP, 1960 TA KAPATILMASI KAÇINILMAZ OLAN ESKİ DP'DEN DAHA TEHLİKELİ BİR YOL DA VE GİDİŞTE. |
||
|
||
| "Son zamanlarda eğer dikkat ettiyseniz DYP ve dolayısı ile AGAR, Sağ tandanslı seçmene, AKP'nin tabanına ve Fetullah taraftarlarına seslenmektedir! " bu cümlenin altını dolduran hiç bişey yok yazıda.sanırım akp ile değilde chp ile koalisyon yapabileceklerini açıklayan ağar'ın akp karşıtı oyları kapmasından ürken sol tandanslı bi yazı. cümleye bakar mısnız , ağar sağa seslencekmiş nereye seslenecekti başka bi de öcü koymuşlar f.g., zaman gazetesine bakarsanız kolayca akpnin desteklendiğini anlarsınız.epey eğleneceğiz galiba ![]() |
||
|
||
| koyu bir FAŞİST tir malesef.hakkında daha ayrıntılı bilgi için lütfen "fetullah gülen,said nursi ve laik sempatizanları" adlı kitabı incelesinler ne demek istediğimi daha ii anlarsınız. |
||
|
||
| Yurtdisinda fazlasiyla ucmus muritleri var. Bu adamin peygamber soyundan geldigine ve dahi mesih olduguna inaniyorlar. Dogum tarihini Kuran'da bir tarihe gore belirlemisler peygamber olarak bakmalarinin sebebi bu... Gizli servisin yurtdisinda kontrolu kolaydir mantigindan fayadalanarak disarlarda azmis durumdalar. Ben kendilerine gicik olurum zira Turkiye'den birsey gelir (yiyecek vs.) once kendi adamlarina haber verirler ben gittigimde hep kalmamis olur. ![]() Ilginc bir cemaatlesme yontemleri vardir. Ancak bunlarin bildik dinle filan ilgileri yoktur kanimca... |
||