|
||
Duygularmız; fiziksel(biyolojik olarak), ruhsal ve davranışsal yansımaları olan güçlü heyecanlar... İnsanlara yerleştirilmiş bir mekanizma. Aslında kendimizi ve toplumumuzu korumak için gerekli... Ama bazen yönetici konumuna geçtiği zaman rahatsız edici oluyor, adınız "duygusal" olaruyor hal böyle olunca... Tabi ki her davranışın arkasında bir duygu var, ama eğitilmiş duygular olmalı bunlar. Yoksa buna "hamlık" deniliyor bugünlerde... İnsanı korumak için varolan bu duyguların azı karar çoğu zara galiba. Mesela sevmek; aşırısı Tutku=Tutuklar ya da ikili ilşkiler; azı "teklik, soyutlanma" çoğu "bağımlılık".... Korku, fazlası "fobi" yaratır, azı; emniyet sağlamaz, güvenli değildir. Ya bunları dengelemek ne kadar zor di mi? |
||
|
||
| ahhhhhhhhhhhhhhhhhh dengecımmmmmm ahhhhhhhhhhhhhhhh ıste onları bı dengeleseydıkkkk hayat daha bı guzel olurdu mesela annemın yanındaaaa olurdummmmmmm |
||
|
||
| haklısın denge özellikle gecenin geç saatlerinde ve sonbahar aylarında duygularımı bende kontrol edemiorum azgın köpekler gibi beynimi yiyolar.... keşke dengeleyebilsek ama o zamanda tek düze yasamıs olmazmıyız belkide bizleri farklı kılan duyguların kontrol edilememesidir |
||
|
||
| Duygu olmadan hayat bir adim ilerlemez,Mantik olmadan o adim atilamaz. Bilgisayarin bile bir "sofware´i" bir de " hardware´i" vardir. Yani hayatda her seyin birbirine ihtiyaci var,duygunun mantiga ihtiyaci oldugu gibi. Kimin yazisi idi bilemiyorum ama güzel,kontrolsüz güc,güc degildir. Buna göre Mantik ve duygunun bir arada hareket etmesi gerekir. Kadinlar Duygusal,erkekler ise mantiksal düsünürler genelde,ama Allah onlarida birbirini tamamlasin diye yaratmadimi ? |
||
|
||
| iki tip insan var.. duyguların yönettiği insan, mantığın yönettiği insan... siz hangisisiniz |
||
|
||
Abicim o BIYIKlarin hakkini ver,öyle soru sorup kacmak olmaz,bize biraz kendinizden bahsedin zerdusht efendi.![]() Bana gelirsek,ben zaten panik olmusum, atak olmusum,zamandi mekandi birbirine girmis bende. Eger öyle olmasaydi sana cevabim : " Duygu ve mantik beni yönetemez,tam aksine onlar benim kontrolüm altindadir " olurdu,güzelde olurdu. |
||
|
||
| beni sezgilerim yönetiyor galiba...evet,evet,sezgilerim,aklımın katkılarıyla... | ||
|
||
beni sezgilerim yönetiyor galiba...evet,evet,sezgilerim,aklımın katkılarıyla... Bak bu çok güzel bir tesbit oldu... |
||
|
||
eyv.
|
||
|
||
| Duygu da mantıkta insan için değilmi.. Duygu ve Mantık farklı düşünülmemeli, çünkü duygular ihtiyaç duyduklarını alabilmen için sana mantıki zemini hazırlar.. Ama insan illaki birşeyin kontrolünde diyorsanız bu ihtiyaçlardır, Mantık ve duyguda ihtiyaçlara ulaşmak için kullanılan silahlardır.. |
||
|
||
| Duygu ve mantık arasındaki denge, ruler'ın dediği gibi ihtiyaçlarımızla doyumumuz arasındaki bağın da anlatımıdır bence. Yani aslında ihtiyaçlarımızı bu kanallardan biriyle yaşama yansıtmaya çalışıyoruz. Eğer duygularımızı bastırıp mantığımızı öne çıkarmışsak, mantıklı bir insan davranışları sergiliyoruz ama bir duygusal patlama yaşama olasılığı her zaman yanımızda durmaktadır. Ancak genlerimizle ve çevremizle bize aktarılan kişilik özelliklerini de göz önünde bulundurursak, duygularıyla hareket eden kişilerin mantığı ve aklını kullananlara göre işinin daha zor olduğunu da kabul etmek gerek. Sonuçta insanın bu iki yönünün dengede tutması aklı ile duygularını kontrol altına almasına bağlıdır diye düşünüyorum. |
||
|
||
beni sezgilerim yönetiyor galiba...evet,evet,sezgilerim,aklımın katkılarıyla... Bak bu çok güzel bir tesbit oldu... Psikolojide de gecen bir deyim vardir,"kurban olmamak,edilgen olmak,aktiv olmak" sizce bu nedemektir? |
||
|
||
Bizi kendimizi yönetmezsek mutlaka başkaları buna zevkle talip olacaklardır. Bunun önüne geçmezsek dediğin gibi sadece başkalarının mutluluğu için ödenen bir bedel yani "kurban", kendi hayatımızda etken değil "edilgen" ve yapıp-etmelerimizde özne değil "nesne" oluruz. Ben başlığı açarken biz kendimizi yönetirken hangi etki altında kalıyoruz, bunu biraz irdeleyelim istedim; ham duygular mı yoksa salt akıl mı? |
||
|
||
| onunda öncesinde kendine kalmış bireyler için sorulucak bir sorudur bu. zayıf pasif kişilikte olan şahısların kendilerini yönetme ihtimali düşüktür, kaldı ki duyguları onlara komut verebilsin. yani duygulardan ziyade şartlar yönetir kişiyi ve duygular şartlardan sonra oluşur. |
||
|
||
| kendimize sahip çıkmak.. anahtar kelime bu olmalı bu konuda.. bir yaprağın akıp giden su içinde pek bir insifiyati yoktur. yaprak tamamen edilgendir. çünkü teslimiyetten başka çare bırakmayan bir yapabilirliğe sahiptir. yaprağın durumu duygularına teslim olmuş insana benzer. şartların yarattığı duygulara teslimiyet bizi, süreç içinde tamamen edilgen kılar. bu edilgenlikten kurtuluş, ancak süreci gerçek haliyle gören gözler ve onu yorumlayabilip, sürükleyiciliğinden kurtarıcı bilinçle olur. kendimize sahip çıkmak sürece kendimizi teslim etmemektir. kendi benliğimizi ve bilincimizi süreçten çekip alıp dışardan bakabilmeyi başarabilmektir. bunu yaptığımızda yaşamda bir yaprakla ortak kaderi paylaşmaktan kurtulabiliriz. |
||