SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => ÖTEKültürler

Konu: cengiz imparatorluğu

Sayfa: [ 1 ]

prensesistar 27.04.2006 13:15:39
CENGİZ İMPARATORLUĞU

Kırgızların Orhun-Yenisey'deki Uygurları 840 yılında ortadan kaldırması ve ardından kendilerinin de Moğol hâkimiyetine girmeleriyle beraber, en eski Türk yurdu Moğolların eline geçmişti. Artık X. yüzyıldan itibaren gittikçe güçlenen Moğol kabileleri, Türklerin siyasî bir birlik oluşturamamasından da yararlanarak, faaliyetlerini artırmışlar, ancak kendileri de güçlü bir siyasî birlik oluşturamadıkları gibi üstelik birbirleriyle sürekli mücadele etmişlerdir. XII. yüzyılda en güçlü Moğol kabileleri Orhun-Tula boylarında yaşayan Kerayitler, Baykal gölünün güneyindeki Merkitler, İrtiş civarındaki Naymanlar idi. Bu sırada Karahıtaylar da Maverâünnehir'de Harezmşahlarla mücadele halindeydi. Cengiz Han'ın mensubu olduğu Kıyat kabilesi ve diğer Moğol kabileleri ise Onon-Kerülen boylarında dağınık hâlde yaşamaktaydılar.1155 yılında dünyaya gelen Cengiz (asıl adı Temuçin), henüz çocuk iken Kıyat kabilesinin han sülalesi Borcigidlerden gelen babası Yesügey Bahadır'ın, Tatarlar tarafından öldürülmesiyle, kendini zorlu bir mücadelenin içinde bulmuştur. Kahramanlığı ve zekasıyla kısa zamanda sivrilen Cengiz, 20 yaşındayken, bölgede önemli bir güce sahip Kerayitlerin beyi Tuğrul'un himayesini kabul edip, Cacirat beyi Camuka ile de kan kardeşlik kurarak nüfuzunu ve gücünü artırmıştır. kongrat kabilesi beyinin kızı Börte ile yaptığı evlilik ise mücadelesinde ona büyük bir üstünlük sağlamıştır. Nitekim karısını kaçıran Merkitleri, Kerayit ve Caciratların yardımıyla yenilgiye uğratmış, ardından Buirnor Tatarlarını ezmiştir (1198). Cengiz'in, Tuğrul Han ile birlikte Moğolistan'da hâkimiyet kurmaya çalışmasına Camuka karşı çıkmışsa da, 1201'de yapılan savaşta Cengiz galip gelmiştir. Ardından Cengiz, Çağan ve Alçı Tatarları üzerine yürümüş, yenilgiye uğrayan Tatarların çoğu katledilmiştir (1202).

 

Temuçin'in gittikçe güçlenmesini kendi hâkimiyeti için tehlikeli bulan Kerayit hanı Tuğrul, ittifakı bozarak Temuçin'e karşı harekete geçmiş fakat yenilerek itaat altına alınmıştır (1203). Aynı yıl içinde Camuka'nın da katıldığı, Naymanların öncülüğündeki, Merkit, Oyrat, Tatar, gibi kabilelerin oluşturduğu ittifakla mücadeleye girişen Temuçin, uzun mücadelelerden sonra galip gelip, bütün Moğol kabilelerine hâkimiyetini kabul ettirmiştir(1206).

1206 ilkbaharında, Türk ve Moğol kabilelerinin katıldığı bir kurultayda Temuçin, Cengiz (Çingiz) adını alarak büyük kağan ilân edildi. Bu tarihten itibaren Cengiz, sıradan bir Moğol kabile lideri olmaktan çıkarak, cihanşümul bir devletin kurucusu ve hanı olmuştur. Özellikle devletin yeniden teşkilâtlanmasında, kendisine gönüllü katılan İdikut Uygurlarının ve Öngütlerin büyük tesiri vardır. Askerî sahada, devlet teşkilâtında ve daha sonraki dönemlerde tebarüz edecek olan kültür hayatında Türk tesiri açıktır. Nitekim Cengiz'in oğulları tarafından kurulacak çoğu devlet kısa zamanda Türkleşmiştir.

 

Büyük bir imparatorluk kurmayı hedefleyen Cengiz, ilkin, Kansu ve Ordos bölgesine hakim olan Tibet kökenli Tangut devleti'ni itaat altına almış (1209) ardından, Kuzey Çin'deki Kin hanedanlığının merkezi durumundaki Pekin'i uzun süren savaşlar neticesinde yerle bir etmiştir (1215).

Tibet ve Çin' hâkimiyetinden sonra Cengiz batıya yönelmiş ve önünden kaçarak sığındığı Kara Hıtay Devleti'ni sonradan eline geçiren Nayman prensi Küçlük'ün üzerine komutanı Cebe Noyan'ı takiple görevlendirmiştir. Nihayet Cebe Noyan 1218'de Küçlük'ü öldürmüş ve böylece Karahıtayları devletine katan Cengiz, Harzemşahlar ile komşu olmuştur. Büyük Selçukluların vârisi durumundaki Harezmşahlar ile Cengiz başlangıçta bir dostluk anlaşması imzalamışlar ise de Sultan Muhammed'in, Cengiz aleyhine Merkitleri desteklemesi ve Otrar şehrinde Moğol elçilik heyetinin esir alınıp, öldürülmesi üzerine anlaşma bozulur.

1220 yılında Cengiz'e bağlı kuvvetler Otrar'dan başlayarak Sığnak, Urkent, Barçınlıgkent'i ele geçirerek elçilik heyetinin intikamını kanlı bir şekilde aldılar. Buhara ve Semerkant gibi önemli şehirlerin ardından devletin merkezi olan Harezm bölgesindeki Gürgenç'te tahrip edildi. Böylece Harzemşah toprakları tamamen Cengiz'in eline geçmiş oldu (1221). Harzemşahların ortadan kalkmasıyla bütün Maveraünnehir, Afganistan ve Horasan imparatorluğa dahil olurken bu bölgelerdeki yerleşik ve konar göçer Türk nüfusunun bir kısmı Moğol istilâsından kaçarak, Anadolu'ya Malazgirt'ten sonraki ikinci büyük Türk göçünü başlatmıştır.

 

Cebe Noyan ve Sebutey gibi komutanları vasıtasıyla Kafkasya ve Güney Rusya'ya seferler düzenleyen Cengiz Han, 1227 yılında yeni bir Çin seferine bizzat çıktığı sırada Kansu yakınlarında ölmüştür. Cengiz Han, Onon ve Kerülen ırmaklarının kaynağında, Burhan Haldun Dağları'nda gizli bir yere gömülürken, geride Karadeniz'den Büyük Okyanusa uzanan büyük bir devlet bırakmıştır.

Cengiz Han daha sağlığında,Türk-Moğol devlet anlayışına uygun olarak, ülke topraklarını oğulları arasında taksim etmiştir. Bu paylaşmaya göre büyük oğlu Cuci Deşt-i Kıpçak'ın, Çağatay Türkistan'ın, Ögeday doğu bölgelerinin ve küçük oğlu Toluy Moğolistan'ın hâkimi olacaktır. Ancak Cengiz'in ölümü ve merkezi kağanlığın zayıflaması ile beraber bu bölgelerde müstakil devletler kurulmuştur: Kubilay Hanlığı, İlhanlılar, Çağatay Hanlığı ve Altın Orda.


prensesistar 24.02.2007 09:58:28
'Cengiz Han ve Mirasçıları' Sabancı Müzesi'nde

 

Sakıp Sabancı Müzesi, 'Cengiz Han ve Mirasçıları: Büyük Moğol İmparatorluğu' sergisine ev sahipliği yapacak. 7 Aralık'ta açılan sergi, 8 Nisan 2007'ye kadar gezilebilecek.

Düzenlediği Picasso ve Rodin sergileriyle dikkat çeken Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi; 7 Aralık'tan itibaren 'Cengiz Han ve Mirasçıları: Büyük Moğol İmparatorluğu' adlı yeni bir sergiye evsahipliği yapacak. Garanti Bankası'nın sponsorluğunu üstlendiği sergi kapsamında 'Cengiz Han ve Oğulları: Türk Dünyasındaki Akisler' konulu uluslararası bir sempozyum da gerçekleşecek.

Sergiyle ilgili müze Müdürü Dr. Nazan Ölçer, "Picasso ve Rodin gibi Batılı ustaların sergileriyle, Türkiye'nin kültür ve sanat yaşamında önemli ilklere imza attık. Bu kez rotamızı doğuya çeviriyoruz. Cengiz Han ve varislerinin kurduğu devletler, Moğol egemenliği altına giren ülkeler kadar, girmeyen bölgeleri de etkileyerek geri dönülmez değişimlere yol açtı. Sergi, dünya tarihine önemli bir damga vuran Cengiz Han'la Moğol İmparatorluğu'nun kültürler ve kıtalar arasında kurduğu bağı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak. Proje için, kültür ve sanat alanında ülkemizin önemli sponsorlarından Garanti Bankası'yla işbirliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz." dedi.

Moğol İmparatorluğu'nun Cengiz Han tarafından kuruluşunun 800'üncü yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen sergi, Ölçer'e göre, bugüne kadar hep ''masal gibi'' dinlenen Cengiz Han efsanesinin bütün kanıtlarını izleyicilere sunacak.

Tarihte Cengiz Han'ın hep savaşçı kimliğiyle tanındığını, ancak kurduğu imparatorluğun yer aldığı topraklarda büyük bir kültür ve sanat sentezinin yattığının bu sergiyle görüleceğini kaydeden Ölçer, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tarihin sadece siyah-beyaz olmadığını, ara noktaları da olduğunu görelim, ön yargıların fazla olduğu günümüzde tarihi hep birlikte bir de başka açıdan görelim istedik. Sergi, Moğol İmparatorluğu'nun 800'üncü yılı kutlamaları kapsamında ortaya çıktı.

Daha önce Bonn, Münih ve Viyana'da da açıldı ama sergiyi bu biçimde almaya gönlümüz razı olmadı. Bunları Türk koleksiyonlarıyla birleştirdik. 38 değişik koleksiyondan 600'ü aşkın eseri kendi koleksiyonlarımızla birleştirdik. Bu sergiyle, dünyanın saygın müzeleriyle ilk kez ortaklığa giriyoruz.''

Sergide, 13 kütüphane ve müzeden elde edilen eserlerin yanı sıra Fransız, Moğol, Türk, Alman arkeologların Moğolistan'da yaptıkları ortak kazılar sonucu çıkarılan parçalar da dünyada ilk kez bu sergide izleyiciyle buluşacak.

'Cengiz Han ve Mirasçıları' isimli sergide, Moğol İmparatorluğu'nda 13'üncü yüzyılda devlet görevlilerine verilen ''yetki tabletleri'', Cengiz Han'ın en bilinen portresi, heykeller, bilezikler, boyunduruk süsleri, duvar örtüsü, zırh takımları, döneme ait giysiler, Buda heykelcikleri gibi parçalar yer alıyor. Güyük Han'ın, Papa IV. Innocento'nun Hristiyan topraklarına saldırmaması isteğine karşılık gönderdiği mektup ise serginin en ilginç eserlerinden birisi.

11 Kasım 1246 tarihli mektuba ilişkin bilgi yazısında, ''Moğolların henüz fethetmedikleri bir ülkeyi kendilerine elçi gönderdiğinde boyun eğmiş kabul ettikleri'' hatırlatılıyor.

Bilgi notunda, Güyük Han'ın mektubunda, Papa Innocento'ya, ''Eğer görüşmelerinin devamını istiyorsa, yanına Avrupa krallarını da alarak Moğolistan'a gelmesini'' bildirdiği, ''Aksi takdirde Tanrı'nın buyruğunu kabul etmezseniz ve bizim buyruğumuza aykırı davranırsanız sizi düşman olarak göreceğiz'' dediği belirtiliyor.

8 Nisan'a dek sürecek
Hun Devleti'nden günümüze kadar Moğol tarihine ışık tutan 600'ü aşkın eserin yer aldığı sergi 8 Nisan'a kadar salı, perşembe, cuma ve pazar günleri 10.00- 19.00 saatleri arasında, çarşamba ve cumartesi günleri ise 10.00-22.00 saatleri arasında görülebilecek.

Bilet ücretleri
Tam bilet ücretinin 10, grup indirimli ücretin 7, öğrenciler, öğretmenler ve 60 yaş üstü için indirimli bilet ücretinin ise 3 YTL olarak belirlendiği sergi, 4 ay süreyle açık kalacak. Sergi, 8 Nisan 2007'de sona erecek.

Sempozyum
Öte yandan, 8 Aralık'tan itibaren iki gün süreyle ''Cengiz Han ve Oğulları, Türk Dünyasındaki Akisler'' sempozyumunun yanı sıra, sergi süresince yetişkinler ve çocuklar için eğitim çalışmaları da düzenlenecek.

Yer: Sakıp Sabancı Cad. No:22 Emirgan

deniz 24.02.2007 10:01:17
fırsat bulup gitmeyi planladığım bir sergi..

hiç giden var mı ?

prensesistar 24.02.2007 10:05:09
evet ben gıttım ıkı hafta once evdeydım
o zaman abımle gıtmıstım harıka bır sergı
sonra unutmadan foruma da ılıstıreyım dedım
gercekten superrrr

bızım gıttıgımızde foto makınesı alınmıyordu
sanırım yıne alınmıyordur gıdecek olanalrın haberıneee

deniz 24.02.2007 10:09:17
cep telefonu alıyorlar ama değil mi  Wink
bu arada bir anım aklıma geldi..

topkapı sarayında kutsal emanetlerin resmini çekmeye çalışıyordum..

gavurun teki panikle mösyö foto mösye foto diye çığırmaya başladı..

sana be olm.. hem gavursun hem de bizim kutsallarımızı korumaya çalışyırosun laugh


prensesistar 24.02.2007 10:11:15
ayy ama senınkıde ısss denız abııı
hıc oraya foto makınesı ıle gıdılırmıı ;D

Sapiens 24.02.2007 10:50:50
At nasıl yenir bilrimsiniz veya besi ataı yetiştiriciliği konusunda bilginiz var mı geeçnelrde bir eyre ayzmıştım ama tekrar sa özür dielrim


   Yenmek için yetiştirlecek atlara doağr doğmaz prangaya vurulur koşup ta kaslaşmas olmasın diye asla koşturlmazlar

    Hnai bizde şeyd enri ya emekli olan yarış atları doğru sucuk fabrikasına bu büyük bir yalanmış kösele den sert oluyormuş yarış atalrının eti hiç tavsiye etmem  afiyet olsun
neden buraya yzadım moğolalr için ata çok önemlidir de ondan

data_grrr 24.02.2007 11:34:11
Bu kadar önemli bir şeyse neden besin stoğu olarak yetiştirsinler ki...

Hinduistin inek yemesi gibi bir şey bu.

Gerçi ben sadece savaşta diğer stoklar tükendiğinde feda edildiklerini biliyordum.
pardon ben imparatorluk için düşündüm.. şu anda sıralamada ilk onda imiş moğollar at eti tüketiminde.. ama çin, kazakistan, italyanın gerisinde.. italya? ...

prensesistar 24.02.2007 21:41:32
ben cok ama cok tesekkur ederım
konuya bunuda tasımıs olamnız
farklı crcevelere donusmesı konudan kopmadan cok ıı olmus


italyada yıllık et tuketımı kısı bası 24.8 kg mıs
ve cok cıg et tuketıldıgı ıcın prostat kanserı en cok olum nedenıymıs
ıtalyan mutfagı makarna ve cıg etlerden olusuyormus
cıg etten kasıt sucuk salam ve pastırmaymıs
ama pısen yemekte kıymalı makarna ıle bırlıkte
rostolar ve haslama et olarak yıyorlarmıs
mangal kulturu bızım kadar onlardada yaygınmıs
ama bu kadar bulabıldım bu bır sentez ordan burdan daha genız bısey bulursam atacagım 

saygılarımla


Sayfa: [ 1 ]