SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik İnsanları

Konu: Slayer

Sayfa: [ 1 ]

24.04.2006 21:09:25
   Los Angeles'tan çıkan trash devi hikayesinde herşeyi başlayan Kerry King'di. İşte bakın ki King,
Tom Araya'yla zaten aynı grupta çalıyordu ama birbirlerinin farkında bile değillerdi. King müzik
yapmak için kendisi gibi punk ile ilgilenen birini arıyordu ve aramaları sonucu Jeff Hannemann'a
ulaştı. İki gitarın yanına bir baterist gerekiyordu. Gerekende Kerry'nin pizza ısmarlaması sonucu
bulundu. Pizzayı getıren adam Heavy Metal'in en sağlam davulcularından Dave Lombardo idi. Ama hala
eksik vardı, bass ve vokal. Jeff bir hastanede çalışan Şili kökenli göçmen Araya'ya teklifi götürdü.
Araya teklifi kabul etti, diğer elemanları tanımamasına rağmen. İlk sahne alışları 1982'deydi.
Başka gruplarla alt parçaları çalarak sahneye çıktılar tabi bunlar favori gruplarıydı : Judas Priest,
Iron Maiden...
   Ama esas hareketlilik 1983'te başladı. Woodstock adlı bir barda çalarken, daha başka birçok grubu
bulup ortaya çıkaran güzel insan, Brian Slagel gruba efsanevi Compilation kasetler olan "Metal Massacre"
kasetlerinden birinde yer alma teklifini götürür. Grubun bir şartı vardır: Eğer Brian Slagel kendilerine
bir albüm yapmayı kabul ederse parça hazırlayacaklardır. Anlaşırlar ve grup "Aggressive Perfector" u
kaydeder. Bu arada Kerry King Megadeth'e bazı konserlerde yardımcı gitarist olarak eşlik eder. Anlaşma
sonucu 1983 Aralık'ınde Show No Mercy'yi çıkartır. Albüm inanılmaz şekilde destek bulur. Kapağındaki
şeytanı temsil eden keçi resmi ve ters pentagramın o zamana göre oldukça radikal çıkışlar olmasına
rağmen grup Heavy Metal camiasından olumlu tepkiler almıştır, bir takım insanlar onlara gülse bile.
Albümde çığlıklar, hızlı gitarlar ve bateri birbirine karışmıştır. Albüm müthiş bir hız taşımaktadır.
Albümde daha sonra Slayer klasiği halina gelecek olan "Fligh Till Death", "Evil Has No Boundaries" gibi
şarkılar yeralır. Albümün bir başka ilginç yönü de elemanların albümün arkasında yeralan fotoğraflarıdır.
Elemanlar o zamanlar konserlere makyajlı çıkıyorlarmış (şimdiki kadar koyu olmasa bile satanist makyajıdır
bunlar). Albüm Avrupa'da bilinmeyen bazı nedenlerden dolayı 1984'te çıkar. Bu arada grup "Chemical Warfare",
"Captor of SIN" ve "Haunting the Chapel" adlı Ep'yi 1984'te piyasaya sürerler.
   Eee, günler ilerler tabi ki ve sene 1985 olur ve elemanlar dayanamaz ve ikinci albümü çıkartırlar. Yapımcı
gene Brian Slagel'dir. Albüm ilkine göre daha karanlık ve satanist bir konsept üzerine kurulmuştur. Daha albümün
açılışında "Join us" sesleriyle satanist propaganda başlamıştır. Albüm çıkar çıkmaz Amerika'da 100.000 sipariş
alınca büyük plak şirkerlerinin dikkatini çeker SLAYER. Grup biraz daha oturmuş yapısı ile dikkat
çeker. İlk albümdeki hız mevcuttur ama grup artık yavaş ve oturaklı şarkılarada yer vermektedir. İlk iki albümün
ilgi görmedisi üzerine prodüktör Rick Rubin grupla iletişime geçer. Adamın tek falsosu prodüktörlük yaptığı
elemanların Run DMC, Beastie boys gibi adamlar olmasıdır. Slayer onun prodüktörlüğünü üstlendiği ilk
heavy metal grubudur.
   Trash/Speed dünyasına esas darbeler bundan sonra indirilmiştir. Grubun Rick Rubin ilk yaptığı ilk albm, 1986
çıkışlı "Reign in Blood" Heavy Metal kitabının Trash/Speed Metal sayfasına adını altın harflerle yazdırmıştır.
Albüm o güne kadar olan trash spped kavramını alt üst etmiştir. Albüm en sağlam metronomun bile dayanamayacağı
hızıyla tam anlamıyla bir hız abidesidir. Albüme ayak uyduruğp head bang yapmaya kalkarsanız kafanızın kopma
ihtimali yüksek. Kesinlikle speed/trash dalında yapilabilecek en hızlı albümdür ve bu katagoride
onları yakalayabilne henüz rastlanamamıştır. Albüm baş döndürücü bir hızla açılmakta ve her şarkıyla
insanı bu metal girdabının içine biraz daha çekmektedir. Albümün açılışını yapan "Angel of Death"
ise aynı anda Heavy Metal klasikleri yerini almıştır. Auschwitz Nazi kampında insanlar üzerinde vahşi deneyler
yapan Nazi doktoru Joseph Mengele'den bahseden şarkıları yüzünden başta grubun yaratıcısı Hannemann
olmak üzere grup Nazi olmakla suçlanır. Aslında bunda biraz Slayer'ın da suçu vardar: Grup logo olarak
tıpkı Naziler gibi bir kartal kullanmaktadır ve fan clublarının adı da "Slaytanic Wehrmact"tır.
(Wehrmacht II. Dünya Savaşında Alman ordularına verilen isimdir). Sözler ise sadece satanizmle ilgili
değildir. Albümdeki bütün şarkılar birer Slayer klasiği sayılmaktadır. 30 dakika gibi kısa bir süreye
sahip olan albüm Avrupada 1987'de yayınlanır. Albüm kısa sürede Amerika'da 500.000 gibi yüksek bir satış
rakamına ulaşır, hem de hic promosyon, konser ve reklam olmadan. Grup daha sonra çıktığı turmede
büyük ilgi görür ve hiçbir büyük grup Slayer'ı alt grup olarak kadroya dahil etmek isteme; korkuları ise
Slayer'in performansı yanında kendi performanslarının sönük kalacağı inancıdır. Slayer gerçek bir
"ilahi efsane grup" olma yönünde en önemli adımı atmıştır. Grup bu albümle bir altın plak kazanır.
Bu albüm daha sonra piyasaya çıkacak olan birçok death ve trash grubu için en büyük etkilenmelerden biri olmuştur.
   Dörtlü aynı yıl "Less Than Zero" için bir Iron Butterfly klasiği olan "In a Gadda Da Vidda"'yı kaydeder.
Grup o ana kadar yaptığı işlerle piyasadaki gruplardan çok farklı bir yolda ilerlediğini herkese
hissettirmiştir. Çok farklı bir felsefe üzerine kuruludur Slayer'ın müziği. Esas amaç gibi görünen
satanizm propagandası altında grup hızı, bu müziğin ne kadar hızlı olabileceğini ve hızın güç olduğunu
göstermek için kullanılmıştır. Bunuda müziği salak bir hız gösterisi haline getirmeden yapmışlardır.
Müzik vereceği mesajla, hızlı riffleri ve kandaki adrenalin seviyesini artıran haliyle tam bir Metal
abidesine çevrilmiştir.
   Slayer'in o güne kadar gösterdiği başarılı ve uyumlu görünümün altında problemler filizlenmektedir.
Slayer aslında bir cephe halindedir: bir cephede tek başına Lombardo ve diğer cephede King, Hanneman, Araya.
Problemler o kadar artar ki Lombardo grubu turne esnasında terkeder. Hemen yerine Whiplash'ten
Tonny Soaglione getirilir. Ama grup Lombardo'suz yapamayacağını anlayınca Lombardo geri cağrılır ve
1987 senesi turnelerle geçer. Bir de "Lombardo geri dönmeseydi yerine Sacred Reich'ten Gregg Hall
gelecekti" diye bir dedikodu ortaya atılmıştır.
   1988 senesinde Slayer'ın barlarımızda en çok çalınan şarkısıyla aynı adı taşıyan "South of Heaven"
albümü piyasaya çıkar. Albümdeki müzikler genelikle King'den daha yavaş şarkılar yazan bir besteci olan
Hannemann tarafından yazılmıştır. Bunun sonucu albüm ilk çıktığında yavaş temposuyla Slayer fanları
tarafından beyenilmez. Ama insanlar albümün içine iyice girdiğinde albümün bu yavaşlığın taviz değl de
yeni bir tarz denemesi olduğunu görerler ve albümü kabullenirler. Albümdeki parçalar Slayer'ın o ana kadar
serğilediği hızlı tarzıyla, yeni, ağır, oturaklı tarzı arasında bir geçiştir. Albümde ayrıca dörtlü
ilahlarından Judas Priest'in "Dissident Agressor" unu yorumlarlar. "Slient Scream", "Mandatory Suicide"
ve "South Heaven" herkesin bildiği ve konserlerin vazgeçilmezlerinden şarkılardır. Grup albüm için
turneye çıkar ve bazı konserlerde polisle seyirciler arasında tartışmalar çıkar.
   Bu albümden sonra Slayer'in "dört büyükler" olarak adlandırılan ekipte, hemen hemen hepsi ile
aynı dönemde ortaya çıktığı gruplar olan Metallica, Anthrax, Megadeath'in yanında yerini alır ve
en az onlar kadar saygı değer bir grup olarak kabul ettirir kendini.
   Sene 1990'a geldiğinde Slayer'in melodik altyapı açısından en güçlü albümü olan Decade of Aggression
piyasaya çıkar. Yeni tarzları ile eski hızlı tarzlarının çok başarılı bir şekilde bir araya getirmiş
ve Slayer'in en kaliteli yapıtını oluşturmuştur. "War Emsemble" başdöndürücü hızı ile, "Skeletons of Society"
ağır, basit, sert ritmiyle, "Seasons in ABYSS" otantik bir takım etkiler taşıyan havasıyla albüme
çok farklı tadlar veren çalışmalardır. Albümde sözler de iyice farklılık göstermeye başlamıştır.
   "Spirit in Black", "Skeletons of Society" fantastik sözleriyle, "Dead Skin Mask" Araya'nin yazdığı,
bir seri katili anlatan sözleriyle albüme çeşitlik kazandırmıştır. Albüm harika bir albümdür ve hem
heavy metal basını hemde fanlar tarafından büyük bir beğeni ile karşılanır. Albüm platin plak kazanır,
bu da demektir ki albüm Amerika'da 1.000.000 satış yapmıştır. Albümde "War Ememble"'a Donnington
konserinden alınan görüntülerle, "Seasons In The ABYSS"E Mısır'da birer klip hazırlanır.
   Aynı yıl grup adını sıkça duyduğumuz bir turneye çıkar, Clash of The Titans. Turnenin Avrupa ayağında
Slayer'a Testament, Suicidal Tendencies ve Megadeath, Amerika ayağında Alive In Chains, Anthrax
ve Megadeath eşlik eder. Turnenin galibi ve esas yıldızı müthiş performansıyla gene SLAYER'dır.
   Onuncu yılına giren grup bunu bir double-live cd ile seyircileriyle paylaşır. Albüm en iyi canlı
kayırlardan birisidir. Albüm Slayer'in konser performansı hakkında şüphe duyanların kılaklarında
bir daha şüphe duyanların kulaklarında bir daha şüpheye yer bırakmayacak şekilde yer eder. Bu albümün
de yıldızı gene "Angel ıf Death" şarkısıdır.
   Konserde de yeterince hızlı ve ateşlidir şarkı. Bu adamlara bunu canlı çalabildikleri için saygı
duymak lazım.
Bu turneden sonra problemler tekrar ortaya çıkar. Dave Lombardo'nun gruptan atıldığı haberi şok
etkisi yapar herkeste. Grubun geri kalanın bunun için gösterdiği sebep de Lombardo'nun grupla yeteri
kadar zaman geçirmediği ve çalışmaları aksatmasıdır. Lombardo ise buna karşılık olarak kendisinin deliler
gibi çalışırken diğerlerinin bira içip tv'de maç seyretmeleri ve tam bitap ve harap düşmüşken onların
çalışma istemeleri sebebini göstermiştir. Hemen baterist aramalarına başlanır. O sırada, grubu Forbidden'ı
bırakmış olan Paul Bostaph ile iletişime geçilir. Bostaph 3 hafta sonra belli Slayer şarkıları ile
denenerek gruba dahil edilir. Slayer Bostaph ile Donnington konserine katılır. (Iron Maiden, Wasp ve
Skid Row ile).
   Sonra bir süre Slayer'dan ses seda çıkmaz, 1993'te "Judgtment Night" filminin soundtrack'ı için
Ice-T ile doldurdukları "Disorder"' a kadar. Bundan sonra da Slayer'in yeni albümüne dair haberler
çıkar ve nihayet 1994'de "Divine Intervention" çıkar. Bu Bostaph'ın grupla yaptığı ilk albümdür ve
Bostaph bir anlamda vitrine çıkar: Slayer fanlarının beğenisine sunulur. Albüm grubun albüm öncesi
söylediği gibide hızlıdır. Ama müzikte birşeyler eksiktir sanki. Bostaph'un bu albümdeki Performansı
iyidir ama bence orjinallikten uzaktır. Bostaph sanki daha çok Lombardo gibi bir devin yerini doldurma
heyecanıyla ve bu işte iyi olabilme endişesiyle biraz Lombardo stiliyle çalmayı denemiştir. Bunda
yer yer başarılı olsa da onun bu çabası kulağa pekte hoş gelmez. Ama albümde çok sıkı parçalar vardır:
Fictional Rality, Dittohead, 213 oldukça iyidir. 213 parçasında Araya'nın seri katillerle ne kadar
ilgilendiğini görürüz ki bu şarkının adı homoseksüel seri katil Jeffrey Dahmer'ın kapı numarasından
alınmıştır. Slayer bu albüm için Machine Head ve Biohazard ile turneye çıkar. Bu turnede elde edilen
görüntüler kullanılarak Live Intrusion videosu piyasaya çıkarıldı. Video vücudunda SLAYER yazısı
kazıyan bir fanın görüntüsüyle başlar. Ve 1992'den sonra ikinci kez Donnington Festivali'nde yeralır
grup.
   Slayer bundan sonra punk coverlarından olulan bir albüm yapacağını açıklar ve yapar. Herkes buna şaşırır
ama Slayer'ın punk hayranı olduğunu bilenler için bu pek şaşırtıcı olmaz. Albümde D.R.I, Verbal Abuse gibi
grupların parçalarının yanı sıra 3 tane de yenı Slayer şarkısı vardır: "Gemini, "Cant Stant You", ve
"Drunk Drivers Aganist Mad Mothers" bunlardan "Gemini" çok beyenilir, diğer ikisi de Hannemann'ın 1984'te
bir punk projesi için yaptığı şarkılarıdır. Bu albümün kayıdından sonra baterist Bostaph gruptan ayrılır.
Sebebi ise Heavy Metal'den uzaklaşmasıdır. "The Truth About Seafood" adlı bir grupta çalmaya başlar.
Hemen yerine Testament bateristi Jon Dette alınır.
   Bundan sonra Slayer zamanını turneyle geçirir. Bu arada grup Avrupa'da Dynama ve Roskilde'de fetivallere
katılır. Ve birde bokluk yaparak (Metallica ile beraber) "Spawn" adlı filmin soundtrack albümü
için Atari Teenage Riot adli bir grupla techno şarkı kaydederler. Bu arada Dette gruptan ayrılır ve
grup, yeni grubunu terkeden Bostaph'a geri dönmesi için teklif götürür (Bostaph pişman olmuş ve
daha sert müziğe geri dönmek için grupbundan ayrılmıştır). Bostaph teklifi kabul eder etmez yeni
albüm için çalışmalara başlanır.
   1998 Haziraninda Slayer'in beklenen albümü çıkar, böyle diyorum çünkü albüm öncesi soundla ilgili
bir çok söylenti dolastı. Bunlardan biri ve en ürkütücüsü soundun yeni gruplardan Coal Chamber'a
benzeyeceğiydi. Neyseki bu olmadı ama osund gene de biraz değişmişti. Açılış parcası "Bitter Peace"
oldukça güçlü bir çalışma ama albümde hardcore etkisi taşıyan, aksak ritmli şarkılarda mevcut. Bu
Slayer'dan beklenmeyen bir şey olabilir ama grubun punk sevgisini ve son zamanlarda Amerika'da beraber
turneye çıktığı gruplara bakıldığında bunun sebebi anlaşılıyor. Albüm klasik tunuları da taşımaktadır.
"In The Name of God", "Point", "Perversions of Pain" sağlam şarkılardan.
   Slayer davulda yaşadığı bitmez problemlere, değişen ortamlara, sound un eski hızını kaybetmesine,
zamanın ilerlemesine bağlı olarak eskisi kadar üretken olamamalarına rağmen hala trash-speed in zirvesinde
olduğu yadsınamaz bir gerçek.

Kaynak: http://www.angelfire.com/yt/slayeroz/tarihce.html

25.04.2006 12:50:31
bateristi manyak olan grup...

dave lombardo idi galiba ismi birçok videosu var bende o herifin..

25.04.2006 12:54:42
Evet lombardo gelmiş geçmiş en iyilerden ama ne yazıkki Slayer dan kovuldu vakti zamanında..

25.04.2006 12:57:40
bak bunu bilmiyodum..yazıyı da okumamıştım...

25.04.2006 17:28:26
slayer ın türkçesi ne demekti_?

Dryad of the woods 24.07.2007 21:21:25
angel of death
Monarch to the kingdom of the dead
Infamous butcher,
sonunda nasıl çıldırır ama
encıl of deoüaooüuth



Ruler of the Ruins 25.07.2007 00:04:13
Gittiğim en iyi konser bunların ki idi - gelirlerse kaçırmayın..


Sayfa: [ 1 ]