|
||
| Veda Elimde, sükutun nabzını dinle, Dinle de gönlümü alıver gitsin! Saçlarımdan tutup, kör gözlerinle, Yaşlı gözlerime dalıver gitsin! Yürü, gölgen seni uğurlamakta, Küçülüp küçülüp kaybol ırakta, Yolu tam dönerken arkana bak da, Köşede bir lahza kalıver gitsin! Ümidim yılların seline düştü, Saçının en titrek teline düştü, Kuru bir yaprak gibi eline düştü, İstersen rüzgara salıver gitsin! Necip Fazıl Kısakürek Ne zordur dimi vedalar, Hele giden başkasıysa Omzuna bir saç teli düşmüştür sarıldıgında Ve hep o buhulu 2 göz hayalinde Gidende yeni umutlara yelken açma ihtimalinin heyecanı varken Sendeki gitme diyememenin pişmanlıgı, Gelecegin içinde boğuldugu hayal kırıklıgı.. Zaman aksın kör kuyuya Ve topragın susuzluktan çatlayıp Buluttaki o bir damla suya heveslensin, Zamanında nehirlerle çevriliyken.. Ne kötü dimi? |
||
|
||
| veda lar insaın yüreğinden bir parça koparsa da ben yine onu su damlasına benzetirim. nasıl ki su damlası buhar olur, kaybolur ama daha sonra başka bir formatta yağmur olarak geri dönerse her veda başka bir iklimde başka gönüllere girenleri üretir. vedaları ölüme yakışır şenliklerle karşılayalım.. |
||
|
||
| Topragın kuraklaştıkça Çölleşir, Artık yağmuru tutamaz olur ve yağan bereket çamur deyasınının diger adıdır, Son vedayıda kendine edip Kavrulmaya bırakırsın Artık susamayan ruhunu.. |
||
|
||
| aklıma şu şarkı geldi; alnına koyarken veda busemi yüzüme bu türlü bakmayacaktın... |
||
|
||
| yada beni benimle bırak giderken, başka bir şey istemem ayrılırken.. |
||
|
||
| güle güle... git banane... |
||
|
||
| Dişiniz çekilirken nasıl abanır doktor elindeki aletle, canınız acır,uğraşır da uğraşır, çenenizi oyar gibi hissettirir... Bağlarınız kuvvetliyse sevgiliyle anca böyle büyük bir mücadeleden sonra "bitti" dersiniz... Ve ardından böyle şiirler, şarkılar yazdırır size... Ama, bir süt dişinin tutunduğu kadar tutunabilmişse ancak kalbinize, pek acı olmayacaktır ayrılış... Bir gün elma yerken dişinizin düştüğünü farkedersiniz, bittiğini siz bile anlayamazsınız. Ne acı, ne bir zorlanma... |
||
|
||
| Ne acı, ne bir zorlama... Ordaki 3 nokta acı çekmeyişin hayıflanması sanki, çok garip.. İnsan acıdan da haz alır nitekim, çünkü acılar sahipliginin belgesidir, gerçek farkediştir.. Acı gölünü, hatırlayışın(geçmiş) ve hayallerin(gelecek) nehirleri besler.. Ama nehirlerle beslenmeyen göl kurur.. Eriyen kar suları ve cılız 3 ,5 damla yagmur damlasının göle katkısı ise güneşin ısısından dolayı buharlaşan gölün sularını daim tutmaya yetmez bu ancak fiziksel acıyla bagdaştırılabilinir.. Acı gölünün su seviyesi kadar sahipsindir Süt dişin düşmesi gerektigi için düştügünü biliriz ama acı veren diş yerinden çıkmaması gereken diştir.. |
||
|
||
| veda... fonetik olarak bile acıtıyor içimi... yürek yakıcı... sonunda düzeleceğimi bilsem bile dağlayıcı... gerçekten sevilenedir veda... giderken senden de bir parçanı götürenedir... denge'nin örneğindeki gibi süt dişinin ete tutunuşu ve kopuşuysa ayrılık orada vedaya yer yok, sıradan bir esenleme var... azı dişi olmalı vedalaşmayı haketmesi için... kanatmalı yüreğini... yaşadığını, dibine kadar yaşadığını hem de hissettirmeli... |
||
|
||
| her waz geçiş yeni bir bşlangıçmıs... | ||
|
||
| her veda yeni bir başlangıçtır. ve her terkediş bir vazgeçiştir. |
||