|
||
| OSMANLI SIYASET FELSEFESİ İLE BİLDİKLERİNİZE İHTİYACIM VAR OLAN BILEN DUYAN HERKESDEN RICAM ALTTAKI YAZI BIR OZETTIR OKUMAMIZI ISTERIM TESEKKUR EDERIMMM Siyasetin çizgileri Osmanlilarda siyaset,önceleri Osmali ailesiyle öteki aileler arasindaki denge oyunlarinda belirlendi.Fatih Sultan Mehmet,,Osmanli ailesi disindaki Türk Asilzâdeligini yok ederek,bu sorunu kökünden çözdü.Osmanli siyaseti bir süre Padisah ve onun çevresinde dönen saray entrikalarinin tekeline girdi.Celali isyanlariyla beraber,ulema,yeniçeri ve harem üçgenine esraf ve âyan da katildi.Fatih'in dönemi batililasma sürecinin de baslangicidir. Daha sonralari Avrupa'nin Osmanlinin önüne geçmesiyle birlikte,siyaset artik bir "sözde Batililasma" ekseni üzerine gelisti.Tanzimat bu eylemlerin sonucudur. Tanzimat sonrasi gelismeler ise Bati'da gördügümüz siyasetten farklidir.Çünkü bu dönemde Bati artik Osmnliya ideoloji de ihraç etmeye baslamistir.Bu kargasa içinde, Osmanlinin geleneksel güçlü grubu "merkezi bürokrasi" ortaya çikar.Fakat siyasetin toplumdan kopuk olmasi bu Anayasa'yi da bir küçük grubun tekeli haline getirir,Imparatorluk batar.Bu durum hem M.Kemal'in ideolojik birikimini hem de burjuvazinin dogusunu hazirlar. Burjuvazinin egemen bir sinif haline gelme süreci, Atatürk'ün devlete el koymasiyla baslar.Demokrat Parti iktidarinin düsürüldügü 1960 yilinda anlamli bir sonuca ulasir.1950 olayi bir ara asamadir. 1950 olayi,sermaye birikimini hizlandirmak için vahsice sömürü ve bu sömürüye devletin güçleriyle destek olmasidir.Menderes'in "her mahallede bir milyoner yaratacagiz" sözü bu anlayisin ifadesi olarak söylenmis bir düsüncedir. 1960 sonrasi bazi ödünlerin verilmesi gereken bir zamandir.Toplusüzlesme ve grev haklari bu dönemin ürünleridir.Bu dönemden sonra artik isçi sinifindan da söz edilmeye baslanmis ve bir isçi sinifi partisi kurulmustur. 1971 ve özellikle 1980 müdahaleleri ile sermaye birikimini hizlandirmaya çalisan egemen bürokrasi,gittikçe,toplumsal ittifaklarini daha belirgin bir hale getirmektedir. Bütün bu gelismeler esnasinda,dis dünya, önemli dönemlerde etkili roller oynamistir.Ilk dönem 1945-1950 dönemidir.Bu dönemde,dis dünya,Atatürk ihtilalinin çok partili demokrasiye dönmesini saglamistir. 1960-1965 arasi dis dünya, Türk siyasal yapisinin sosyal refah devletine dönük,çogulcu demokrasiye geçmesine yardimci olmustur. 1975-1980 döneminde Türkiye saldirilarin hedefi olmustur. 1980 sonrasi ise küresellesme ve gümrük birligine giris dönemi olarak adlandirilabilinir. Laiklik Türkiye bati türü demokrasiyi, dolayisiyla laikligi benimsemis tek islam ülkesidir.Türklerin müslümanligi kabulünden sonra,devlet baskani ve din baskaninin Selçuklulardan itibaren ayrilmis olmasi, günümüz Türkiyesinin temelini olusturan "laik-Islam" geleneginin baslangicidir.Bu gelenek, Anadolu'nun kendine özgü dokusu içinde çesitli tarikatlar ve uygulamalar yoluyla gelismistir.Sonuçta Cumhuriyet laiklik ilkesi çerçevesinde kurulmustur. Ekonomi Cumhuriyetin ilanindan bu yana para,fiyat,ücret,vergi,kredi ve benzeri ekonomik araçlar hep özel girisim göz önüne alinarak saptanmistir.Bugünkü ekonomik düzen "özel girisime dayali" "karma ekonomi" dir.Rürkiyenin karma ekonomisi piyasa mekanizmasina dayali bir ekonomidir.Plan kavrami yanlizca devlet kesimi için geçerlidir.Özel girisim,devletin çesitli ekonomik araçlariyla yönlendirilir gibi görünsede aslinda devleti yönlendiren özel tesebbüstür.Çünkü burjuvazi istedigi zaman devlete el koyacak güce ulasmistir. Sonuç olarak Türk ekonomisi,devlet ile özel girisim arasinda bölünmüs durumdadir.Fakat temel isleyis mekanizmasi,özel girisimin çikarlarina uygun olarak düzenlenmistir.Bu nedenle K.I.T' lerin kâr etmesi gayet zordur. Sosyal Yasam Nüfusun en yoksul 5/1 i ulusal gelirin kabaca % 5 kadarini alirken,en zengin 5/1 ulusal gelirin yaridan fazlasini almaktadir.Ilginç olan bu adaletsiz dagilim,düzelme egilimi göstermemektedir.Okur-yazar olmayanlar 10 milyon civarinda tahmin ediliyor.Türkiye'de kadinlarin % 18 'i halâ okur-yazar degildir. Çalisanlarin 4/1'i toplumsal güvenlige sahiptir.Herhangi bir sigorta sisteminden yararlanamayanlarin nüfusa orani ise 5/1 dolayindadir.Asiri bir kentlesme görülmektedir.Kentlesme,gecekondulasma olmustur.Kentlerin verdigi is imkânlari ve hizmetlerin yani sira,köylünün yoksullasmasi ve topraksizlasmasi bu akimin nedenlerindendir.Bu nedenle Kentlerin bir nüfus patlamasiyla karsi karsiya oldugunu söylemek dogru olur.Bu patlama yeni bir nüfusun,kendi kültürünü ve deger yargilarini üreterek "arabesk" bir yasam biçimi içinde gelismesine yol açmaktadir.Arabesk kültür,feodal yapidan kopmus ama kentlesmemis,yagmaci, ve hem bencil hem de ben merkezci bir kültür.Bu kültür zaman içinde siyaset ile de bütünleserek,tüm Türkiye'yi pençesine alan rüsvet ve yolsuzluklarin da destekçiligini yapmaktadir. Son yapilan arastirmalar,gecekondu bölgelerinin,mezhep,irk,ve yas farkliligi ekseninde büyük sorunlara gebe olundugunu göstermektedir. Halk gecekondular yoluyla konut sorununu,iltimas yoluyla saglik sorununu,üçlü dörtlü egitimle de ögretim sorununu çözmeye çalismakta ve bütün bu çabalari içinde,kendisi olmasa bile, çocugu için sinif degistirme olanaklarini aramktadir.Oysa sinif degistirmenin yollarindan biri olan yüksekögrenim tikalidir.Parali egitim ise hem pahalli hem de kalitesi yönünden tartismalidir.Bie baska yol olan ticaret,sermaye gerektirir.Öte yandan bir fabrikada isçi olmak dahi iltimasi gerektirir. Bu durumda "gemisini kurtaran kaptan", "her koyun kendi bacagindan asilir", "köseyi dön de, nasil dönersen dön" gibi bireyciligi ve ahlâksizligi özendirici ilkeler ön plana çikmaktadir.Yasadisi yollarla edinilen kazanimlarin besledigi "yagma kültürü" siyasetle eklemnerek,tüm ülkeyi pençesine almaktadir. Ailelerde dayak olayinin yayginligi,çocuklarin çagdas degerler sistemine uyum saglamasinda önemli bir |
||
|
||
| 1. osmanlı siyaset felsefesini temeli şeriat esaslıdır. özellikle bu konu üzerinde durmak ve doğuşundan sonuna kadar osmanlı siyaseti ve hkuğu üzerinde etkisi olan şeriatın etkilerini irdelemek gerekiyor.. osmanlının dahil olduğu islami görüş sünni/tasavvufi bir ekole aittir. isamiyette sünni siyasal yaklaşımı ve hukuk metodunu irdelemeden osmanlı siyaseti anlaşılamaz. 2. padişahların hilafet makamında olduğu dönemleri de irdelersek osmanlı siyasetinin hakimiyetinin çok büyük ve sınırlar ötesi bir coğrafyada etkinlik gösterdiğini görebilriz. 3. osmanlı siyasetinde toplumsal doku ümmetiçilik üzerine bina edilir. dostlar ve düşmanlar ümet bilinci ile yaratılır. ümmetin yalnızca benzer islami ekollerle sınırlandırıldığını da unutmamak lazım. mesela şiiler her zaman ümmet dışıdır ve savaş ruhsatı çıkarılan kesimlerden biridir. hristiyanlarve diğer dinler de hakeza.. 4. osamnlı siyasetini şekillendiren etkenlerden biride savaş araçlarını elinde tutan kesimlerdir. mesela yeniçeriler, uç beylikleri, büyük komutanlar,.. siyaset üzerinde derin etkilere sahipti. 5. osmanlı ekonomisi büyük ağırlıkla savaş gelir ve giderleri üzerinedir. tarihe baktığımızda savaşsız geçen dönemleri çok nadir görürüz. güç ekonomiden gelince savaş baronları da siyasette etkin olmuştur. 6. osmanlının yönetim sistemi monarşidir. padişahlık babadan oğula geçer. yönetim bir mirastır. onlarca erkek çocuk içinden padişahın seçilmesi bazı çok gaddar yöntemlerle olmuştur. ilk kez yanılmıyorsam kanuni den sonra ayrılık olmasın diye padişah olma ihtimali olan erkek çocukların öldürülmesi fetvası çıkarılmıştır. bu bile osmanlının değerlerinin ne yönde yoğunlaştığın bir göstergesidir. yani osmanlıda öncül insan değil devletin bekasıdır. ... |
||
|
||
| Padişah olma ihtimaline karşı kardeş katli olayı Fatih zamanında meşrulaşıyor.. Denizin ekledigi önemli noktalara bende bişeyler ekleyim 1- Osmanlının askeri kararlarını ve savaş stratejilerini bence ayrı olarak incelemek gerekir. Mesela batıya yayılma anlayışının altında cihat yapma ve müslümanlıgı yayma istegi vardır. Peygamberin İstanbulun fethini yapan komutan için söylediklerinden gaz alarak yanılmıyorsam Osmanlı tarafından 2 kere fetih girişiminde bulunulur mesela. Sonra mesela Kanuni macar ordusuyla karşılaşınca mohaç ovasında 1526 da şöyle der;"Ya Rabbi! Senin kudret ve himayeni diliyor, hazreti Muhammed'in ümmetine yardımını niyaz ediyorum.". Sonra Fatih şunları der "Dünyada tek bir din, tek bir devlet, tek bir padişah ve İstanbul da cihanın payi tahtı olmalıdır. ". Din anlayışının Osmanlı açısından önemini görüyoruz. Yavuz döneminde halifeligin alınması için ridaniye mercidabık gibi savaşlar yapılır 1514-1516 arasında, ve halifeligin Osmanlıya geçmesi dışında bu savaşlardan büyük ganimetler elde edilinir. Osmanlı mimarisini genellikle cami, medrese yapmakla ugraşmıştır örnegin bunların örnekleriylede özellikle Balkanlarda karşılaşırız. Nitekim bildigim kadarıyla Bosnalıların ve Kosovalıların müslümanlıga geçmeside bu siyasetin bir sonucudur. Sonra yeniçeri kurumu yoksul balkan ailelerinden alınan babayigit çocukların müslümanlaştırılarak egitilmesiyle oluşmuştur. Sadrazam ve Vezirlerin çok büyük bir kısmıda esasında yabancı kökenli olan bu çocuklardan gelmektedir. 2-Osmanlı zamanında dogal olarak ırk anlayışı yoktu, zaten padişahlar bu yüzden daha çok rus ve ukraynalı kadınlarla evlenmişlerdir. Padişah ailesinde bir homojenlik yoktur. Kösem sultan,Hürrem Sultan gibi birçok sultan (adlarını hatırlayamadım) ilk müslüman yapılmış sonrada Osmanlılaştırılmıştır. Saray içinde ki entrikalar, padişahlıga aday çocukların anneleri arasındaki çekişmeler de başka bir konu. 3- Padişahlıga adayı çocuklar uzun yıllar egitimden geçirildikten sonra bazı illere yollanıyor ve burada devlet yönetimiyle ilgili tecrübeler kazanması saglanıyordu. Bunun dışında çocukluktan itibaren çok iyi bir egitim görüyorlardı. Mesela Fatih tam 5 dil bilirdi hocasıda devrin önemli isimlerinden Akşemsettin idi. 4- Osmanlıda Tımar sistemi vardı mesela, sonra yabacılardan ve müslüman Osmanlı tebasından alınan vergilerdende bahsedebilirsin. 5- Osmanlı bahar aylarını fetihlerle geçirir, kış aylarıda barış dönemi olurdu. Dedigim gibi daha çok batıya yayılma anlayışı vardı ama birligi saglamak için ilk başta türk beyliklerini ele geçirmişlerdir,Mesela Karaman ogullarıyla uzun yıllar boyunca bir iktidar mücadelesine girmişlerdir. Diger bazı beyliklere ise toprak satın alarak yada kız alıp vermelerle ele geçirmişlerdir. Bu beyliklerin ele geçirilmesi aynı zamanda Osmanlının askeri olarak güçlenmeside demektiki Osmanlının ilk donanması (adını hatırlayamadım egede bir beylik vardı) onun donanmasının ele geçirilmesiyle kurulur. 6- Osmanlı Padişahlarından biraz daha bahsedersek müslümanlıga derinden baglı olmaları dışında ayrıma göz yummazlardı genelde tabi aslında bu kendi menfaatleri içindi. Hristiyan ve Musevi azınlıklar askere alınmamıştır ve din özgürlügü konusunda çok baskı altına alınmamıştır.Kanuni döneminde ispanyadan kaçan birçok yahudi Osmanlı gemilerince alınarak Osmanlı topraklarına getirilmiştir. Bunun dışında Osmanlıya sıgınan bir çok dinden ve milletten insan olmuştur. Sonra yanılmıyorsam bizden yardım talep eden İsviçre kralı Osmanlıya sıgınmıştır. Feth edilen topraklardan bir kısmı dostluk namına Fransaya verilmiştir. Sonra Dünya müslümanlarına yardım konusundada Osmanlı birçok şey yapmıştır, zamanında hollandalılara karşı bizden yardım isteyen endonezya halkı için taaa oraya asker yollanmış ve istilacılar orada yenilmiştir.Mesela Bali adasında Osmanlının oraya gönderdigi insanlardan orda kalan son Türk asıllı insanlar hala yaşamaktadır bildigim kadarıyla. İstanbulun fethi sırasında Fatih şehrin yagma edilmesini bizzat engellemiştir ve bilim adamlarına ve şehrin önemli gelenlerinin kaçmalarını engellemeye çalışmıştır. Kaçanların sayesindede daha sonra Avrupada rönesans hareketleri başlamıştır.Fatih Molla Gürani, Hocazade, Molla Hüsrev, Hızır Bey, Molla Yegan, Ali Kuşçu gibi bilim, sanat ve din adamlarını çevresinde toplamıştır. Gene fatih zamanında dönemin en büyük ve en teknolojik topları tüfekleri yapılmıştır, bu konuda venedikli bilim adamlarındanda yararlanmıştı yanılmıyorsam. 7- Osmanlının iskan politikasındanda bahsetmek gerekir, Osmanlı zamanında romanın ve diger büyük imparatorlukların düştügü hatalara düşmeyerek halkı katletmeye veya zor kullanmaya kalkışmamıştır, bu sayede feth ettigi yerlerde halktan bir direniş görmemiştir. Bölgelerin sosyo-ekonomik yapısınıda asyadan getirttigi türkmen halka degiştirmeye çalışmıştır. Bu sayede bir çok bölge müslümanlaştırıldı ve türkleştirildi.Osmanlının geç dönemlerinde ticari aktivitelerle ugraşan ve şehirlerde yaşayanlar genellikle hristiyan agırlıklıydı ve fransız devriminden sonra artan milliyetçi akımlarla Osmanlı türkmenleri şehir hayatına daha çok sokmaya çalışmıştır. O dönemde daglarda "yörük" olarak yaşayan bir çok türke tarım arazileri verilerek yerleşik hayata geçirilmiştir. 8- Osmanlıda egitimde din agırlıklı gidiyordu, ancak Medreseler o devirde dine önem verdikleri kadar pozitif ilimlere önem vermişlerdir ve bu medreselerden bir çok önemli bilim adamı çıkmıştır ki nitekim Osmanlı erken dönemlerde Avrupaya göre bu konuda kat kat üstündür.Osmanlının yıkılış dönemlerine dogru misyoner okullarında önemli bir artış gözükür bunların büyük bir çogunlugu sonradan kapatılmıştır. Şimdilik aklıma bunlar geldi arkadaşım aklıma geldikçe birşeyler yazmaya çalışırım.. |
||
|
||
| Ayrıca bu linkte incelemeler var Osmanlıyla ilgili eminim google dan birçogunu sende bulabilirsin.. http://www.turksultans.com/arin.php |
||