|
||
| - Hipnoz nedir? 2 - Hipnoz olan kişi, bir daha uyanamazsa ne olur ? 3 - Sırlarımı hipnoz altında söyler miyim ? 4 - Herkes hipnoz olabilir mi ? 5 - Herkes hipnoz yapabilir mi? Her seyden önce Hipnozun uyku olmadığını bilmekte fayda mülahaza ediyorum. Her ne kadar hipnosis Yunanca da uyku anlamına gelse de (hatta Yunan mitolojisinde uyku tanrısının adı olsa da) yapılan elektrofizyolojik incelemeler hipnoz anı ile uyku halinin tamamen farklı durumlar olduğunu göstermiştir. Uykuda görülen yavaş beyin dalgalarının yerine hipnoz sırasında kişinin beyin aktivitelerinin uyanıklığa denk olduğu görülmüştür. Hipnoz kelimesi ilk kez İngiliz hekim Braid tarafından kullanılmıştır. Hipnozun mazisi çok eskilere dayanmakla birlikte bilimsel mahfillere girmesi F A Mesmer tarafından sağlanmıştır. 18. Yüzyılın son çeyreğinde bazı nörotik hastaların tedavisinde hipnozu kullanan Mesmer hem çok popüler olmuş hem de bir çok hasım kazanmış, kendisi şarlatanlıkla suçlanmıştır. Zira her devirde olduğu gibi o devirde de insanlar doğa üstü güçlere ve bu güçlere sahip olan insanlara çok inanmışlar ve onlardan medet ummuşlardır. Bunu çok iyi kullanan Mesmer hipnoz seanslarına adeta mistik bir hava katarak etkinligini artırmıştır. Günümüz Türkiye’sinde hipnoz hak ettigi yeri yavas yavas tedavilerde almakla birlikte su-i istimale açık bir saha olarak halen bakirligini korumaktadır. Bunun nedenini ilerleyen satırlarda daha iyi anlayacaksınız. Hipnozu şu an en çok uygulayanlar sahne illüzyonistleri ve medyumlardır. Bunun yanında Psikiyatristler ve Diş hekimleri de hipnozu pratiklerine almaya başlamışlardır. Ancak yinede bazı kötü niyetli kişiler hipnozu sanki başlı başına bir tedavi edici metodmuş gibi lanse etmekte ve bu yolla hastaları kullanmakta ve onlara zarar vermektedirler. Aslında hipnoz psikiyatrik hastalıkların psikoterapisine yardımcı bir metod olarak kullanılabilir. Hipnoz altında verilmesi gereken telkinler ve diğer psikoterapötik yollar izlenmezse sadece hipnoz yapılmış olması hastalığı tedavi etmez. Bunu şu örnekle daha iyi açıklayabiliriz: Bir cerrahın ve bir kasabın eline neşter verdiğinizi varsayın. Cerrah yaptığı müdahalede nasıl anatomik katları tekrar birleştirmeye uygun keser. Oysa kasap sonrasını düşünmeden neşteri çeker ve tamiri güç yaralar bırakır. İnsanın ruhsal yapısını bilmeyen hastalığın sebepleri konusu üzerinde ihtisası olmayan birinin ruhsal hastalıkları tedavi etmeye kalkması kasabın ameliyat yapmasına benzer ki kişinin ruh sağlığı üzerinde onulmaz yaralar bırakabilir. Hipnoz günlük stres ve sıkıntılar,sigara alışkanlığından kurtulmak,şişmanlık ve yeme bozuklukları, uyku bozuklukları, konsantrasyon problemleri, fobiler(korkular), cinsel problemler,psikosomatik rahatsızlıklar, dissosiyatif bozukluklar ve diğer psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisinde yardımcı araç olarak kullanilabilir. Ancak hipnozun tek kullanım yeri psikiyatrik hastalıklar değildir. Diş hekimleri anestezide kullanabilirler. Hatta genel cerrahide bile anestezik ajan kullanmadan yalnızca hipnozla yapılan büyük operasyonlar bildirilmiştir. Ülkemizde hipnozun uzun yıllar ihmale uğramış olmasını materyalist yaklaşımın psikiyatristler arasında çok yaygın olmasına bağlıyorum. Hipnoz altında geçekleşen bazı fenomenleri yalnız madde ile açıklamak mümkün görünmemektedir. Ayrıca psikiyatri pratiğinde biyolojik yaklaşımın ön planda tutulmuş olması da bunda bir etken olabilir. Herkesin kolayca hipnotize olmaması da bunda bir diğer etkendir. Hipnozun kullanımı bir kenara bırakıldığında en çok merak edilen birkaç soruyu da şöylece özetlemek isterim. Hipnoz olan kişi, bir daha uyanamazsa ne olur ?:Hipnoz tamamen telkinle oluşturulan bir durumdur ve yine telkinle normale döndürülebilir. Şimdiye kadar yapılmış milyonlarca hipnoz denemesinde ve konu ile alakalı yazılarda uyanamama diye bir şeyle karşılaşmadım. Bu tamamen fantastik bir durum olup bazı filmlerdeki sahnelerden kaynaklandığını düşünmekteyim. Kişiye verilen telkinin bitmesinden sonra kişiyi hipnotize eden uyandırmasa bile trans yüzeyelleşir ve kişi bir süre sonra kendiliğinden uyanır. En kötü ihtimalle hipnoz edenin kişiyi uyandıramadan öldüğünü varsaysak bile hipnoz olan kişi bir süre sonra normal uykuya geçerek uyanır. Kaldı ki aşırı gürültüler, ani ısı değişiklikleri gibi fizik şartlardaki değişimler kişinin transtan çıkmasına neden olur. Sırlarımı hipnoz altında söyler miyim ?: Hipnoz olmak üzere olan kişilerin en çok korktukları kirli çamaşirlarinin ortaya dökülmesidir. Ancak şunu bilmekte fayda vardır. Narko analiz ( İlaçla hipnoz oluşturup yapılır) dışında kişi sonradan pişman olacağı yada kişiliğine uygun olmayan bir şeyi ne söyler ne de yapar. Bu konuda hipnozitör ısrarcı davranırsa trans yüzeyelleşir ve bir süre sonrada kişi kendiliğinden transtan çıkar. Bu tür durumlar ancak filmlerde olur. “Gözlerime bak ve uyu” da filmlerden çıkıp gelmiş bir sözdür ve gerçeklerle bağdaşmaz. Herkes hipnoz olabilir mi ?: Demans hastaları, geri zekalılar, çok yaşlanmış dikkatini bir noktada toplayamayanlar, ciddi akıl hastaları ve küçük çocuklar dışında hemen herkes hipnotize olabilir. Herkes hipnoz yapabilir mi? Evet . Şartları yerine getirdikten sonra herkes hipnoz yapabilir. Ama bazı insanlar bunu daha kolay gerçekleştirirler. Hipnoz olmaya istekli bir kişi , hakikaten hipnoz yapmak isteyen birisi tarafından kolaylıkla transa sokulabilir ama sonrası ne olur bilemem. Dolayısıyla hekimlerin dışındaki insanların bu işle uğraşması tamiri güç durumlara sebep olabilir. Hele ruhsal sorunların tedavisinde Psikiyatristlerin dışında insanların hipnozu kullanmasının kasabın ameliyat yapmasından hiçbir farkı olmadığını hatırlatmak isterim. İşi ehline yani cerraha vermek gerektiği gibi hipnozu ve ruhsal sorunların tedavisini psikiyatristlere bırakmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Ne dersiniz KAYNAK: PEDAM |
||
|
||
| HİPNOZ ve ADLİ HİPNOZ Mehmet Akif Ersoy* – İ.Hamit Hancı** Ege Üniv. Tıp Fak. *Psikiyatri **Adli Tıp A.D Hekim ve Yaşam Mayıs-Haziran 1999, Sayı:6, pp:1214. Bu bölümde hipnoz hakkında genel bilgiler verilecek ve hipnozun adli yönü kısaca tartışılacaktır. Hipnozun soruşturma amacıyla kullanımı, hipnoz altındaki bir kişiye karşı işlenen suçlar ve hipnotik telkinle bir kişiye suç işlettirilmesi ve hipnozun hangi durumlarda tedavi amaçlı kullanılabileceği vb. gibi konular hipnozun adli yönüyle bağlantılı olmakla birlikte bu konulara derinlemesine girilmeden yalnızca fikir verme amaçlanmaktadır. Tanım Günlük yaşamda normal olarak bilinçte bazı değişikliklerin olduğu durumlar görülür. Fiziksel veya psikolojik stres durumları, normal uyku uyanıklık döngüsü ve bazı psikoaktif maddelerin kullanıldığı durumlar örnek olarak verilebilir. Bilinç, dikkatin belli bir noktada odaklanmasını sağlayacak bir şekilde değiştirilebilir. Hipnoz çevrenin farkındalığının azaldığı ve dikkatin belirli bir noktada toplanabildiği bir bilinç değişikliği durumu olarak tanımlanabilir. Tarihi Trans yaşantılarının geçmişi, fiziksel veya ruhsal hastalıkların sağaltımında kullanıldığı Antik Yunan’a kadar uzanır. Şaman kültürlerinde de iyileştirici, hipnotik bir durum sayılabilecek transa geçerek hastasına yardımcı olmaya çalışırdı. Bu tedavi yalnızca iyileştirici ve hastanın değil, pek çok seyircinin de transa girdiği bir tören şeklinde yapılırdı. Psikoterapinin içinde bir fenomen olarak hipnozu, ilk kez 18’inci yüzyılda Franz Anton Mesmer tarafından bugün strese bağlı ve psikosomatik hastalıklar olarak bilinen hastalıkların tedavisinde alternatif bir yöntem olarak kullanmasıyla görüyoruz. Hipnozun yapılmasına karşı olan görüşlerin olmasına karşın, hipnoz kullanılmaya devam etmiştir. Janet 1907 yılında hafızanın bölümlerden oluştuğunu, bilgilerin bilinç dışında değişmeden saklandığını ve hipnozla bu bilgilere ulaşılabileceğini ileri süren bilinçdışı modelini ortaya attı. Breuer ve Freud hipnotik yaş geriletme yöntemini histerik semptomları tedavi etmek için kullandılar ve bilinçdışı belirleyicilerle biliç düzeyindeki semptomlar arasındaki ilişkiyi gösteren teorilerini geliştirmeye başladılar. “Hipnoid” durumlar histerik semptomatolojinin yapıtaşları olarak görüldü ve biliçdışı çatışmaların kaynağı olmaktan çok sonucu olarak kabul edildiler. 20’inci yy’ın başında hipnozun klinik kullanımı çok az olmakla birlikte yeni tedavi teknikleri geliştirildi. İkinci Dünya Savaşı sırasında ordudaki psikiyatristler “travmatik nevroz” adı verilen hastalığın tedavisinde hipnozu yardımcı bir teknik olarak kullandılar. 1950’li yıllarda Stanford Hipnotik Yatkınlık Skalasının geliştirilmesiyle hipnotik fenomenler laboratuarda incelenmeye başlandı. 1950’li yılların ortasında Amerikan Tıp Birliği ve Amerikan Psikiyatri Birliği hipnozu resmi bir tedavi yöntemi olarak kabul etti. Hipnozla İlgili Bilinmesi Gerekenler Hipnoz uyku değildir: Bu yanlış anlama kelimenin kendisinden kaynaklanmaktadır. Yunancada hypnos uyku demektir. Hipnozdaki kişi uykuda değil, bilakis uyanık ve tetiktedir. Uykuda olduğu gibi çevrenin farkındalığı azalmıştır fakat odaklanmış dikkati artmış ve kontrol altındadır. Hipnoza yatkınlık kişiden kişiye göre değişir, herkez hipnoz olmayabilir: Hipnoza yatkınlık belli bir kişide ölçülebilen, kararlı ve sürekli bir durumdur. Tıpkı zekada olduğu gibi aynı kişide 30 yıllık bir zaman aralıklarıyla bile ölçüldüğünde sabit kaldığı gösterilmiştir. Hipnoz birisine yapılan bir şey değildir: Hipnotizör tıpkı Sokratik bir öğreticide olduğu gibi zaten olan bir becerinin farkına varılmasını sağlamaktadır. Bunun bilinmesi hep hipnotizörü hem de hastanın anksiyetesini (bunaltısını) azaltır. Doğru yapılan bir hipnotik indüksiyon (trans veya hipnotik duruma geçiş yöntemi) hastaya hipnotik kapasitesini veya bu kapasitenin yokluğunu gösterir. Kadın ve erkek arasında hipnoza yatkınlık açısından bir farklılık yoktur. Hipnoza yatkınlık telkine yatkınlık veya zayıf akıllılık değildir. Tersine dikkatini yoğunlaştırabilme yeteneğidir ve sıklıkla ciddi psikotik veya nörolojik bir bozukluğun olmamasıyla yakından bağlantılıdır. Hipnoz kendi içinde tehlikeli bir yöntem değildir: Hipnoz selim (iyi huylu) bir uygulamadır ve hastalar tarafından kolaylıkla tolere edilir. Hipnozun kendisi tedavi edici değildir: Hipnoz bir tedavi değil, tedavi için bir araçtır. Tedavi sonuçları hangi terapi kapsamında kullanıldığına göre belirlenir. Hipnozun kullanıldığı yerler Hipnoz, alışkanlıkların değiştirilmesi, kilo kontrolü, uykusuzluk, anksiyete ve fobik durumlar, psikosomatik sorunlar ve ağrı gibi çeşitli tıbbi ve psikiyatrik hastalıkların tedavisinde yardımcı bir yöntem olarak kullanılır. Örnek olarak sigarayı bırakma tedavisinde 1) sigara içmenin sağladığı fiziksel rahatlığı sağlayan bir alternatif 2) kendini gözlemlemeyi ve denetlemeyi kolaylaştırıcı 3) davranışın değiştirilmesinde olumlu yönde destekleyici 4) sigaranın sağladığı pozitif pekiştirici etkiyi azaltıcı 5) sigara içme davranışının bilişsel tekrar yapılandırmasını kolaylaştırıcı olarak çeşitli faktörler üzerinde etkili olarak yardımcı olabilir. İçtiğinde sigaranın tadını kötü bulacağı ve kendisini fiziksel olarak kötü hissedeceği şeklindeki yaklaşımın hastayı terapiste bağımlı kılabileceği, bu nedenle kendini güçlendirici ve sigara içme dürtüsü geldiğinde kendi başına uygulayabileceği bir stratejinin uygulanması önerilir. Hipnoz ve suç Hipnoz bir beyin yıkama yöntemi değildir. Yoğun ve uzun süreli telkinlerle bir insana suç işlettirilmesi ile hipnozun tıbbi kullanımı birbirinden farklı değerlendirilmesi gereken konulardır. Hipnotik telkinlerle bir insana temel ahlaki değerlerine aykırı bir suçun işlettirilmesi mümkün görülmemektedir. Her ne kadar bazı hukukçular hipnozun şuur ve irade serbestisini etkileyip, ceza sorumluluğunu azaltabilecek bir arızi sebep olarak görüyorsa da; hipnozdaki kişinin iradesinin ortadan kalkmayacağı ve her türlü telkine koşulsuz itaat söz konusu olmadığı düşünülecek olursa, hipnoz altındaki kişiye karşı işlenen suçlardaki suç unsurlarının dikkatle ele alınması gereklidir. Hipnozla tedavinin yasal yönü Bir tıbbi girişimin hukuka uygunluğunun şartları tedavi amacına yönelik olması ve hastanın aydınlatılmış onayıdır. Hipnozda tedavi amacı var kabul edilmektedir. Bu yüzden hipnotik telkinin hukuka aykırı olmadığı anlaşılır. Ancak hastanın aydınlatılması ve rızasının alınmasında yüksek özen beklenir. Hipnozun adli kullanımı Hipnozun hukuki amaçlarla kullanımı daha çok tanıkların veya suç kurbanlarının hafızalarını güçlendirmek için kullanılagelmiştir. ABD’nin California eyaletinin Chowchilla kentindeki bir otobüs kaçırma vakasında olduğu gibi bazı durumlarda faydalı olmuş bir yöntemdir. Bu vakada şöför hipnoz altında otobüsü kaçıran kişilerin plaka numarasını hatırlayabilmiş ve yakalanmalarını sağlamıştır. Hipnozun bu amaçla kullanılmasına iki önemli noktadan itiraz gelmiştir. Birisi hipnoz altındaki hatırlama işlevindeki konfobülasyon yani boşlukları doldurma yönüdür. Kişinin hipnoz altında hipnotizörü mutlu etmek kaygısıyla aslında hatırlamadığı boşlukları konuyla hiç ilgisi olmayan şeylerle doldurmasıdır. Bu şekilde yanlış bilgi veren kişiye “dürüst yalancı” denir. Diğeri de hipnoz süreci içindeki “somutlaştırma” dır. Hipnoz yapılan kimse bu durumda farklı veya yeni bir bilgi vermese de hipnozdan çıktıktan sonra hatırladıklarının doğruluğuna olan inancı artar ve tanık sandalyesinde söylediklerinden hipnoz yapılmadan olabileceğinden daha emindir. Bu nedenle hipnoz yapılan kişilerin şahitliğinin geçerliğinin tehlikeye düşebilmektedri. 1985 yılında ABD’in Kalifornia eyaletinde çıkarılan bir kanunla, tanıkların belirli ilkelere uyularak yapılan hipnoz altındaki soruşturmadan sonraki şahitliklerini kabul eden bir kanun çıkarılmıştır. Bu ilkeler: hipnozun, soruşturmadan bağımsız ve konusunda uzman bir psikiyatrist veya psikolog tarafından yapılması; şahidin hipnoz öncesi hatırladıklarının kaydedilmesi; hipnoz seanslarından önce, hipnoz sırasında ve sonrasındaki bütün iletişimlerin kaydedilmesidir . Adli amaçlı kullanılan ülkelerde Hipnoz, rutin soruşturma yöntemleri yerine kullanılmamaktadır. Derin hipnozda bile olsa istemli olarak yalan söylenebilir. Bu ve daha önce sayılan nedenlerle hipnoz altında elde edilen bilgilerin hipnozdan bağımsız bir yolla doğrulanması gereklidir. Hipnoz altında bilgi verecek şahitlerin aydınlatılmış rızalarının alınması gerekir. Hipnozun, kriminal araştırmalarda doğruyu bulmak için eşi bulunmaz bir silah olduğu ispatlanamamıştır. Hipnoz araştırmaları henüz kesin bir sonuca ulaşmadığından ne zaman, nasıl kullanılacağı ve etkin bir şekilde kullanılıp kullanılamıyacağı soruları henüz cevapsızdır. |
||
|
||
| KENDİ KENDİNİ HİPNOZ (OTO HİPNOZ) Bir kişinin kendi kendini hipnoz edemiyeceğine dair eski bir inanç vardır ve bu hipnoanaliz için de geçerlidir. Hipnoanaliz gıdıklama veya gıcıklanmaya benzer. Kişinin kendi kendini hipnoanaliz etmesi oldukça zordur. Yine de rahatlama, anestezi ve sınırlı diğer durumlar için self hipnoz uygulanabilir ve de sürekli durumlar için de self hipnozu tavsiye etmeyi düşünebilirsiniz. En etkili olacak olanı, hasta tamamen kendinde olmaya yakın olmalı ve hasta genel hipnoz hakkında adamakıllı bilgi sahibi olmalı. Eğer hasta transta iken telkinler verilirse, self hipnozu öğrenme daha kolay olacaktır. Hastanın düzenli seansları esnasında yararlı olana paralel bir metod seçimi yapılacaktır. Sizin tavsiye ettiğiniz önerilerin takviyesi için hasta self hipnozu kullanabilir. Bir hipnotik transda telkinle hastaya "Sen benim seninle olduğumu ve sana yaptığım gibi sana hipnoz için verdiğim önerileri düşünerek kendi kendini hipnotize edeceksin. Sana vermiş olduğum ve senin kendi kendine verebileceğin aynı uyanma telkinlerini verebileceksin ki self hipnozdan uyanmama korkusuna sahip olmana gerek kalmasın. İlave olarak sizin otomatikman uyanabilmeniz için biri sizin yanınızda olmalı ya da başka bir kişi hipnotik durum esnasında size gereklidir." Self hipnozu başarmak için kullanılan daha az yaygın yollar veya metodlar vardır. Bunlar, kasetçalar ile hastayı hipnotize ederek tedavi etmek, tedavi edici öneriler veya telkinler ve kendi yönteminizle uyanmak gibi çeşitli metodları içerisine alır. Hipnoz sonrasında hasta kaset çalacak ve daha sonraki hayali durumlarda hasta kendi kendine hipnotik duruma girebilecektir. Yazılı telkinlerle ve aynı yolun uygulanmasıyla bu başarılmıştır. Aşağıdaki örnek Cinsel Problemlerde Hipnoterapi adlı kitabımızdan alınmıştır. A. TEMEL OTOHİPNOZ Cinsel Problemlerde Hipnoterapi´de birinci basamak, temel self-hipnozun öğrenilmesidir. Temel self-hipnozu iyice öğrenmenizden sonra, onu kendi spesifik cinsel ihtiyaçlarınıza nasıl adapte edeceğinizi bölüm altı ve yedide göreceksiniz. Temel otohipnoz beş fazdan oluşur: 1. Doğal ritmik solunum. 2. Bilimsel vücut gevşemesi. 3. Olumlu hayal kurma. 4. Oto-telkin. 5. ´Reentry´ (Geri Dönüş) B. DOĞAL RİTMİK SOLUNUM Doğal ritmik solunum, vücudunuzu kendi solunum ritmini bulmaya bırakmanızı mümkün kılar. Derin derin nefes almak için, kendinizi zorlamanıza gerek yoktur. Sadece, kendinizi uyuyan bir bebeğin rahatlığı ve sükunetiyle nefes almaya bırakın. Fizyolojik olarak, doğal ritmik solunumun, vücudun gevşemiş bir durumda kalmasına yardım ederek, sempatik sinir sistemi fonksiyonu azaltma eğilimi vardır. Sinir sisteminizin sempatik bölümü, vücudunuzun kendi normal kapasitesinin üstünde zorlanmasından sorumludur. Stress veya tehlike zamanlarında, tehlikeyi karşılaması gereken bütün organlar aktive edilir. Sempatik sistem kalp hızını artırır, her vuruşta daha fazla kan pompalanmasına sebep olur. Göz pupillerinizi genişletir, görme duyarlılığınızı artırır. İlave adrenalin yapılır ve bu da, karaciğerinizi daha fazla glikoz üretmesi için uyarır. Stresi karşılamak için ihtiyaç duyulmayan organlara (mide gibi) giden kan azaltılır. Buna, tehlikeye cevap olarak, vücudun savaşması veya kaçması denir, çünkü, vücut tehlikeyle yüzyüze gelme veya ondan kaçma yoluyla hayatta kalmanın yolunu arar. Bu savaşma veya kaçma durumunda kalma, vücudun yıpranmasına ve hırpalanmasına yol açar. Doğal ritmik solunum, vücudunuzu rahatlatmaya yardım etmek ve normal fonksiyonuna geri döndürmek için bir yoldur. Sürekli ve düzenli solunum yoluyla, sempatik sinir sisteminin rahatlatılması, psikolojik faydalar da sağlar. Rahatlık hissini artırır, sinirliliği yatıştırır, düşünce mekaniğinde rahatlama yapar ve iyilik hissini uyandırır. Basitçe doğal ritmik solunum, parasempatik sinir sistemini aktive ederek bütün vücudun stresten uzak fonksiyonunu sağlar. Bu solunum tipinin faydalarını, modern bilim adamları gibi, eski yoga filozofları da biliyorlardı. Doğal ritmik solunum, fiziki aktiviteden uzaklaşmanıza izin verir, böylece zihni hipnotik tecrübe için hazırlar. |
||
|
||
| benim dişcim hipnozdan anlamıyor. şu anda hipnozun varlığından da şüpheciyim. yada hipnozun tanımından. transa falan girdiğim oldu halbuki ama bunun hipnozdan farkı nedir merak ediyorum. hipnoz bence. düğmeye basınca ışığın yandığını bilen fakat ışık veren elektrikten kablolardan, protonlardan haberiniz olmaması gibi bişey. |
||