SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Makaleler

Konu: Dinlerini Parçalayanlar

Sayfa: [ 1 ]

denge 15.04.2006 20:46:05
Dinde "tevhid"; birlemek, bütünlemek anlamına gelir, bunun tersi olan şirk kavramıda; bu birliği parçalamak anlamına gelmektedir. Ve tabiki parçalanan hakikat "hakikat" olmaktan çıkar.

Aslında bu noktada irdelememiz gereken "ihtilaf" kavramını doğru anlamlandırmak gerekmektedir. Farklılık, çeşitlilik, çok seslilik (gece-gündüzün ihtilafı, dillerin/renklerin ihtilafı...) anlamında kullanılan ihtilaf "rahmet" tir ve Kurani tabirle okunması gereken birer "ayettir. İnsanları "keresteler" gibi yapmaya çalışmak, duygularını, davranışlarını, tepkilerini tektipleştirmek yaratılışa müdahaledir ve tarihte bunu peygamberler değil, tiranlar yapmışlardır. (Lenin, Stalin, Mao,...)

Burada asıl konuşulmasını arzuladığım konu din içinde yaşanılan dini parçalayıcı  gruplaşmalar, hizipleşmek ve tefrikadır. Çok çeşitli yönelişler görmekteyiz ve aklımız karışmakta çoğu zaman ve işin içinden çıkamadığımız zamanda her konuda olduğu gibi "nemelazımcı" bie tavır sergilemekteyiz maalesef.

Önce bugün dini yönelişlerde aslında sakat bulduğum tarzları irdeleyelim, yanlıştan doğruya doğru gitmek daha kolay olacak sanırım.

Gelenekçilik: Geleneği sorgulamayı bir türlü kabul etmek istemeyenler... Atalarına gösterdikleri saygıyı ve sadakati Allah ve Rasulune göstermekte zorlananlar. Babalarının ocağındaki külü geleceğe taşımayı babalarının ocağına sadık kalmak olarak değerlendirenler.Bu noktada ibadetler adetleşmiş ve adetler de ibadetleşmiştir.

Nakilcilik: Aklı bertaraf ederek Kuran ve sünnet hakkındaki yorumların, üzerine bir şey eklenmeden, tarihten bugüne taşınması ve içtihat kapısının sıkı sıkıya kapatılması... Bu hastalıktan kurtulmak için bir an önce akıl ve naklin yeniden kucaklaşması gerekmektedir.

Akılcılık: Dini anlamada aklın mutlaklaştırılması, aklın putlaştırılmasıdır. Oysa akıl ve nakil yanyanadır ve ikisinin de ortak özelliği "Allah'ın ayetlerinden" olmalarıdır. Özellikle belli konularda "akıl" vahyi atlayarak belli hakikatlere ulşmaya çalışırsa "akılsızlık" eder ve kendini heba etmiş olur(Öte dünya, gayb,..) Bu konularda vahyin önüne dizçökmeyi kabul etmeyen akıl, tüm İslam tarihindeki akılcılar gibi inkar noktasına ulaşır.

Dini Ahlakileştirenler:
Toplumdaki ahlaki bozulmuşluklara tepki vererek kendini korumak maksadıyla yanlızlaşma... Ve böyle düşünen insanların dinin ahlaki düsturlarını bayraklaştırmaları... Onlara göre nefis terbiyesi en büyük hedeftir, tasavvufta buna hizmet eden iyi bir araçtır. Ama bu tarz yönelişlerdeki tehlike bu insanların giderek "apolitik" olmaları ve dış dünyadan habersiz bir yaşam sürmeleridir. Aslında sırtını dünyaya dönen insanlar yönetimi ellerinde bulunduran insanlar için çok güzel bir avdır.


Dinin Törenselleştirilmesi: Bu anlayışta din, ruhu uçmuş ceset gibi, sadece emir, yasak ve cezalardan ibaret bir "kurallar yığını" olarak sunulmaktadır. İbadetler "tören", emirler "talimat" ve nehiyler "ceza" dan öte anlam taşımamaktadır... Tabi böyle bir anlayış sonucunda dindarla yobaz, müminle softa, alimle din taciri birbirine karışmaktadır.


Dini Siyasileştirenler:
Dini cihat endeksli düşünenler, ahlak, ibadet... gibi dinin temellerini öteleyerek savaşçı, garip bir din ortaya koyanlar. Bu kişilere "kalk ezan okuyor, namaz kılacağız" deseniz heyecen duymazlar ama "kalk ihtilal yapacağız" derseniz heyecenlanırlar... Taşları yerine yanlış oturtmuşlardır yani...


Peki bu kadar eleştiriden sonra,vahyin hayata dönüştürülmesi işlemi nasıl yapılmalıdır?

Aslında yukarıda da belirrtiğim gibi taşları yerine doğru oturtturarak başlayacağız işleme.

Din adını verdiğimiz ilahi nizamı dört katlı bir bina olarak düşünün. Temelinde İnanç (akide) yatar,bina bu temel üstünde yükseltilir. İlk önce yapmamız gereken gerçekten inanıp inanmadığımızı tesbit etmektir, önce bu konuda yardım almamız gerekmektedir. Bunu es geçersek ne olur peki? Kendileri bile ne olduklarını tanımlayamayan "ibadet eden kafirler", "ahlaklı şirk koşucular" hatta daha da kötüsü "şeritçı ateistler" ortaya çıkar. Aramızda yok mu bunlar? Önce lütfen inanıp inanmadığınızın sağlamasını yapın... İnsanlar bu noktada çıkabilecek sonuçlardan ürktükleri için, din binasındaki inanç temelilerini oradan alarak "çekme kat" mantığıyla en sona atmaktadırlar.

Daha sonra "ahlak" ve ardından "ibadet" ve "muamalat yani beşeri ilşkşilerle ilgili hükümler, siyaset de buna dahildir) gelir. Çok dikkat çekici bir biçimde kuranda bugün takıntı haline getirdiğimiz muameletla ilgili bildirilerin (zekat, oruç, hacc gibi mevzuların) vahyin son yıllarında nazil oldukları görülür. Mesela, zekat ve oruç ardarda 15. yılda, hac 19. yılda, içki, kumar,tesettür, domuz eti, faiz 16. ve 23. yıllar arasında yasaklanmıştır.

Peki ilk yıl hangi salıklar verilmişti ayatlerde:

Yetimi ezme (93-9)

Dilenciyi azarlama (93-9)

Boş işlerden, gevezelikten, lavgarlıktan yüz çevir. ( 23-3)

Emanete ve verilen söze riayet et. (23-8)

Kötülüğü iyilikle sav. (13-22)


Bence üzerinde derin derin düşünülmesi gerekli bir konu...




torq 17.04.2006 22:08:04
Denge, çok ilginç bir başlık daha açmışsın ama yanıt vermeye nereden başlayacağımı bilemedim doğrusu. Tüm kavramlar birbirinin içine girmiş ve aslında felsefenin de alanına giren konular dinle birlikte farklı bir formasyona dönüşmüş.
Senin yukarıda saydığın düşünce yöntemleri, ilkçağ felsefesinden başlayarak aydınlanmanın sonuna kadar çeşitli kişiler tarafından yorumlanıp savunulmuş aslında. Örneğin rasyonalistler yukarıda akılcılıkla örtüşüyor diyebiliriz. Yine ahlakçılık ile Kant arasında bir bağ kurulabilir diye düşünüyorum. Ancak dinin bu kavramlarla açıklanmasının da dine aykırı olduğunu söylemek isterim.
1) Din varoluşu itibariyle kesin, değişmez, hiç bir zaman değişime uğratlılamaz bir Tanrı Kelamı'dır.
2) Din yine kendi içinde sorgulanması yapılamayan dogmadır. Sorgulanırsa din olmaktan çıkar
3) Dinin en temel sorunu, vahy ile her konunun açıklığa kavuşacağını savunması ve bu nedenle de aklı vahiyin arkasına koymasıdır. Yani yukarıda yazdığın gibi biri ötekinin alternatifi, tamamlayıcısı olamaz.
4) Şekil dinin vazgeçilmezlerinden biridir ve sen her ne kadar bunun önemli olmadığını söylesen de, şekli değiştirdiğinde dinin uygulaması da ortadan kalkacağı için insanları bir arada tutma özelliğini ortadan kaldırırsın. Yani hac  ya da cuma namazını zorunluluktan çıkarırsak  sonuçları farklı olacaktır.
5) Öte yandan din insanlar üzerinde etkili olduğu sürece siyasallaştırılmaktan başka çaresi yoktur. Bu konuda kimsenin yapabileceği bir şey yok.
6) Ahlak ve gelenekler de dinin dayandığı önemli kavramları oluşturduklarından, bunları da dinden ayrı ve uzak düşünemeyiz. Dinin en önemli kaynakları doğal olarak kitabın şekil ve içeriğini etkilemiş olacaktır.

Bunlar da benim başlıklarım oldu,ama her başlık üzerinde sayfalarca tartışabiliriz.

adnan 18.04.2006 10:11:27
1-din islam dini tanrı kelamıdır eyvallah
degişim için önce tam kemali ile idrak edilmeli
tam kemali ile idrak edilememiş bir dinin degişimini düşünmek sadece mantıksız beyinlerin çözemediginden dolayı kaçamak bir öneri..
2-din islam dini sorgulanmadan dogmalarla kabulünü ALLAH kabul etmiyor. şart koşuyor ana baba ata dede dini degil araştırıp buldugun sorgulayıp buldugun din e iman kabul edilecek
3-nebiye gelen vahiydi aklı mat etti. bize kalan ise ilham bunun içinde akla ihtiyacımız var akıl da esinin mihenk taşıdır akılsız olmaz
hatta deli yani akılsız anlamında bir deliye imanından sorgu yok
akıl balig olana sorgu ve görev var
4-din içinde bunun cevabı zaten var sadece göz ardı etmişsin hac mecburi degil zorunluluk degil nebi kabe de yaşarken bile üç kere hacca gitti yanılmıyorsam bunun ikisi nebiligini ilandan sonra
isterse her sene yapa bilirdi.
5-atatürk ün karşı çıktıgı istismar edilen din anlayışı idi..ki buna bende karşıyım..
6-gelenekler?Huh
din adet haline gelmiş bir inancı kabul etmez adet haline gelmiş ibadeti kabul etmez kendi içinde zaten yenilikcidir..
iki günü bir olan ziyandadır der.. nebi

RenaultFerrari 18.04.2006 12:21:38
torq o kadar din hakkında saçma söylemler söylemişsin ki
sen islam dinini bırak İslam isminin (İ) sinden bile pek haberin olmadığı anlaşılıyor  0 (12) 

torq 18.04.2006 13:12:14
torq o kadar din hakkında saçma söylemler söylemişsin ki
sen islam dinini bırak İslam isminin (İ) sinden bile pek haberin olmadığı anlaşılıyor  0 (12) 
Senin gibi konunun uzmanı arkadaşlardan din konusunda ilham ve feyz almak, bilmediklerimi öğrenmek için buradayım. Cehaletimi sizin derin bilgilerinizle yok etmeye, kendimi din konusunda geliştirmeye çalışıyorum.
Bana bir harf öğretenin 40 yıl kölesi olurum demiş birisi, belki sen de (İ) harfinden başlarsan bir şeyleri değiştirirsin. Kolay gelsin !

deniz 18.04.2006 13:16:39
torq sen şimdi atatürke dil mi uzatıyorsun laugh

(buna benzer bir yanıt vereceği için renoya yardımcı olmak istedim ;D)

adnan 18.04.2006 13:18:51
torq sen şimdi atatürke dil mi uzatıyorsun laugh

(buna benzer bir yanıt vereceği için renoya yardımcı olmak istedim ;D)

bu deniz in attıgı 2000. mesaj çerçeveletip duvara asıcam.. ;D

deniz 18.04.2006 13:22:49
şaka maka sen de az zamanda çok işler yapmışsın.. 1142 hiç fena değil  Wink

RenaultFerrari 18.04.2006 13:41:19
torq kardeşim siz hep batılı aydınların din hakkında söyledikleri sözlere bakıyorsunuz
ama halbuki oradaki din kilise dinidir
ekseriyetle kilise dinine karşı söylenmiştir İslama karşı değil
direk islama söyleyenler varsada bunlar klise dinin elemanlardır
aydınlar değil
aydınların arasında da ayıklarsak
islama söyleyenleri onlarda İslamı araştırmamış sadece müslümanların hallerine bakıp
ahkam kesmişlerdir

müslümanların hallerine değilde İslamın kendisini tetkik edenler
mesela
Almanyayı Almanya yapan Bismark

ki bilirseniz bütün yeniliklerin icatların arkasında olan adamdır
muaazam bir adamdır işte bu adam Bismark
Kuran Allahın kitabıdır
hazreti Muhammed gibi bir kabileyeti insalık bir defa görmüş bir daha göremeycektir
(yani sana layık bir vücut bulamadığım içim mütessirim ya muhammed) demiştir
onu kölesi olmuşlardır

neyse
________________________________

varya hem cevap yazarken hemde yemek yiyordun gensime kola kaçaktı nerdeyse

neyse Allahta seni güldürsün

denge 18.04.2006 16:07:52
Konunu hep beraber içine etmişsiniz, teşekkürler

Bir kere bu bölüm din felsefesi, az bi dikkat edin yazdıklarınıza, moderatörden hiç mi kork muyorsunuz yaw.... 
Neyse çok da önemli değil zaten, bir kaç güne kalmaz silerim nasıl olsa  Tongue

Gelelim şu sorulara,

1) Torq, bir kere şu noktayı ayırt etmek gerekiyor, dinin sabitleri ve değişkenleri vardır.  Sabitlerinden kastedilen, genellikle iman esaslarıdır. Yani müslüman olduğunu söyleyip Allah'ın var olup olmadığını tartışamazsın ama mesela O'nun isimleri, sıfatları, fiili iradesi... yıllardır kelamcılar tarafından tartışılmıştır, hala da tartışılmaktadır. Kelam kitaplarını okuyanlar -ki ben okuduğumda çok şaşırmıştım- aklımıza geldiğinde zihnimizden hemen o düşünceyi atmaya çalışacağımız kadar, bize göre düşünülmemesi gereken mevzuları yıllardır yorumlamaya çalışmaktadır,... Ama hiç biri dinden çıkmamıştır. Yani aslında din buna müsade ediyor. Ayrıca melek, ruh... gibi gayb/bilinmeyen mevzular da yıllar geçtikçe bilimin de katkısıyla anlam değiştirecek, bunları yavaş yavaş algılamak da yeni bir ayetin üzereimize nazil olması kadar heyecanlandırıyor beni...
Dinin bir de "ahkam" denilen hükümleri vardır ki bunlar zaten her çağa, örfe, yöreye göre değişir. Hükümler asla sabit değildir. Kuran anayasa kitabı değildir, Kuran bize prensipleri öğretir, mantığı kavrar ve çağa taşırsın. Olması gereken budur en azından...

2) Bu anlayışını yıkmak için, lütfen itikadi mezheplerin farklılıklarını falan oku, nelerin tartışıldığını görünce sen de şaşıracaksın. İnsanlar o kadar ayrıntılara takılmış durumdalar ki, ben bir çok kişinin hangi itikadi mezhebe tabi olduğunu bile bilmediğini düşünüyorum. Ama herkes hangi fıkhi mezhebe tabi olduğunu bilir, Hanefi, Şafi,... gibi. Ben yıllar önce aslında Maturidi olduğumu zannettiğim halde, Eşari aklıyla düşündüğümü farkettim ve hepsini bir kenara bıraktım.

3) Vahiy ve akıl, gerçekten anlaşılması zor bir konu. Din sadece aklın "aklının eremeyeceği" gaybi konularda vahye diz çökmesini ister, o kadar. Aslında bu konuda hep uyarılar vardır Kuran'da; "Akılsızların imanı gibi iman etmeyin.." der.

4) Şekil dinde hep var olacaktır, bu ideolojiler için de böyledir, semboller ayırt edici olma açısından önemlidir, benim yukarıda eleştirdiğim, şekil değil şekilcilik aslında, yani içi boşaltılmış semboller, bunun çözümü sembolleri diskalifiye etmek değil, içini doldurmak olmalıdır. Aslında hayat boyu flört konusunda ifade etmeye çalıştığım gibi, bir şeyler mekanikleşiyorsa biraz ruh katmak gerekmektedir. Aynı mantık yani, nasılki rutinleşen evliliklerimizi hemen nihayetlendirmiyor ve ruh katmaya çalışıyoruz, dinde ki içi boşaltılmış sembollere de ruh katmak gerektiğini düşünüyorum.

5) Yine yukarıda eleştirdiğim taşları yerine yanlış yerleştirenler, neye inandığını bilmeden "inancımın mücadelesini veriyorum" falan diyenler... Ama bugün dünya siyasetine bakacak olursan siyasetin dinin içinde barındığını görürsün zaten. Bu ikisini birbirinden ayırman mümükün değil. 

6) Haklısın din, ahlakı ve geleneği reddetmez, ama topluluklar bunlarla ayakta durmaz mı sence? Aslında Kuran'ın naziliyle bir çok geleneğin reddedildiğini (Mesela, daha öncekavimler arasında yıl içinde belli günler şecerelerin sayılması ve bunun atışma haline getirilmesi "asabiyet"e girdiği için reddedilmiştir) görüyoruz, ama tam tersi örnekler de vardır, hac aslında İbrahimi bir gelenektir mesela, say, tavaf keza öyle. Ama Kuran'ın özüyle çelişmediği için bir kaç ufak değişiklikle devam edilmiştir.

RenaultFerrari 18.04.2006 16:58:59
3-) VAHY ilmin ana vatanıdır
akıl ile dinin nakilleri arasında bir çelişki olmaz
varmiş gibi gösterilirse ya nakledilen açık değildir
yada Akıl doğru değildir
zira herkeste akıl vardır kimsi hislerine hizmet ettirmek için kullanır kimise
hissettiklerinin hataları düzelmek için kullanır

kimisi Aklını insafı meydana getirsin diye kullanır
yani insaf et bu böyldir için kullnaır

yani din bildiği nakil ile akıl çatşma halinde hiç bir zaman olmaz
varmış gibi gösterilirse ya nakledilen açık değildir
yada Akıl doğru değildir

4-) Kilise dininde şekilçilik vardır
islam dininde şekilçilik yoktur
cuma namazı şekilçilik olarak nasıl sayıyorsun
cuma namazı müslüman topluluğuna en büyük imamın ve vekillerinin yani
cumhurbaşkanı ve vekillerinin kıldırması esastır
yani cuma namazı en büyük reislerin topluma bir haftada neler olmuşun hesabını vermektir
bu mu şekildir ?

kilise dininde ki haç da hıristiyanların besmelesidir

oyüzden her sahada başarılılar o besmele işaretini elektronik kartlara kadar heryere koyuyorlar

haç işaretin manası aslında şudur

hazret-i Meryemin cevabı 
Alnımın yazısı olan
şu karnımdaki çocuğa omuzlarındaki münker ne nekir şahittir demektir


haç hıristiyanlıkta besmele makamındadır
ve o yüzden başarılıdırlar her yere o işareti koyarlar

2-) sorunuzun cevabını andan abi verdi

bende şunu söyleyeyim
din sorgulama yapıldığı için vardır

çünkü insalar Niçin suali sorarlar
bilim bir hadisenin neden oldu nasıl oldu suallerine cevap vermeye çelışırsada hadise niçin oldu sualine cevap veremez

niçin sulaine cevabı din verir
İnsan ki niçinsiz yaşayamaz
yani asıl din sorgulanırsa daha iyi meydana çıkar
çünkü sorgulamaya cevap veren
ne bilimdir ne ilimdir sadece dindir



Sayfa: [ 1 ]