SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nihilizm

Konu: Nihil

Sayfa: [ 1 ]

15.04.2006 15:51:37
Bir değer var!
İşte keskin atış burada başlıyor!


Askıda kalan nokta,
Dikkat bir bilekliktir.
İfade fazlasıyla aynı kapta.
Haylice sunan tektir.
Bir bileklik ve bir asılma noktası,
Taşımaz seni yıldızlar ası!
Neden sonuç takipte,
Sonuç neden püskürtmekte.
Alev asma sever,
Ama, bu kadardır, der.”



Nedir? Sorgu yok! Geldim ve kahramanlık taslayacağım. Bunu bilin! Hepinizi tek tek mümkün kılmayacağım çünkü bunu yapmaya ne denli yaklaşırsam, o denli, mahva sürüklenme kutulanacak, karanlıkta oluşunu bitirecek. Bu hazinliliği ve ‘benim ile’liği karşılamaz. Varlık var eden veya varolan ile kazanır mı kendini? Başlangıcın ötesindeki en manasız ve en iktidarlı sual!

Nedir? Sorgu yok! Buradayım, sadece kendim içinde değil! ‘Kendim’ en olumlayan ve böylece yayılma arzusu içinde! Yayılımsız soru doğal olarak  dağılacak, olanaklaşacak. Ama bu da ne?

Bu külfet! Bu istenmedik oluş görüntüleri! An ve mekan bulunca sıvışanlar! Soyut somut ve her neyse, en berbat- olumlayan yayılan- boşalma tedirginliği! Sonra yapılanma! Kazanma! Ahmakça olumluca! En anlaşılır, en olumluca! Manalı ve iştahlı! Sonradan istenen mantık idrakı! Yeter kabul!

Ağzımda! Ehemmiyeti yok! Görün! Kelime kılıfı! Ses! Dahası sert!
Manalı ve iştahlı… Kimlik sahibi. Başlangıç sahibi Sahip olabildiği kadar sahip. Mahva sahip. Ve tekrara sahip bir anlatı!

17.04.2006 18:55:00
Ças ve Tamamen Hiç...


Biçim yok, kaygı yok.
Her hareketin bir diğerini yarattığı ender olmayan dünyevi kimlikler yok.
Hedef belirgin ama görsel!
Ötenin kısmi noktası fevkalade! Serüven izlenimcilik! Kestirmeden boşluk!
Kim, kimler?
Devingen biçimler ıslah edilir değil, taşınır. Kuyut bedenler! İstikamet akar kemiksiz ve derisiz! Her nokta kerpiç esniyor, kırılmış kendisine doğru kader azınlıklı!
Cirit topallamalar! İstihkami hengameler! Toylanmış çanak çırpmalar!
Ne! Neler! Ne? Neler? İstinasız.
Besili iğrençlikler saklı yüzeyler fer göz! Demirler asgari azamette beden tüketmiyor, garip bir kasa! Saklı ama dahası var!
Gerinmiş devinimin sertliğinde engin direktifler hız buluyor. Nedir? Topallayarak akar. Topallayarak savurur hız kendini, aslında hedefin tutunduğu başlangıç noktanın aksinde. HEDEF BELİRGİN! Bırakacak kadar! Düşecek kadar değil!
Belirgin!
Kemik sızlamaları, seferler, tatlı toynaklar - kederle yiyip içilir -, gaflet vaazları, geçip gitmeler,... Ne minderler, kalkan ama sunmayan derince? Belirgin! Saffet! Körpe lekelemeler; kapanınca ‘ıngk’ diyen!
Kırılmış iskemlenin neresinde? Kendisi, ıstırap bulanı, değersiz olağanı -ama olağan olmayan yok-, kaplanan anı, ticari söylemi, noktası yani mekanı, bakan kimi, gören kimi, kıran kimi, soran kimi, umursayan kimi, bilen kimi, belirgin kimi,... Belirgin!
Belirgin umar!
İktidarsız!
Kırık iskemlenin neyi? Kırılma noktası! Antik tekrarı! Olayın devingen bölümlemelerinin buralılığı! Efendi gözler görür! Buradan biri gibi! Çıkacak içinden ve olacak olanı afallatacak. Derin gözler! Neyi? Söylenilmeyenin anlatamayacak yüzü! Bu yüzün kimliği! Kimliğin belirginliği! Hedef belirgin! Bırakacak kadar! Düşecek kadar değil! İstemez! Tam taka tüke!
Tüketiyor, kemiriyor! Kemiksiz ve derisiz! Her yer kapan! Tozların tozu! Boğumsuz iktidar!
İktidarsız!
Belirgin!
Nere? Neresinde?  Gören gözler görür!..
Hiç!

19.04.2006 16:33:59
“Kırılmış bir iskemlenin ne aktardığını kim bilebilir?”

“Bir iskemle sonuçta o. İskemlece konuşur, hesap eder, anlar. İnsanca bir gerilime tabii değil! İnsanca olan kadar ilgilendirir iskemle tabanlı insan gereksinimi. Bir iskemle sonuçta o. Bayrağını göstermiyor, savaşmıyor halihazırda. İyimser bir hedefi yok. İskemle duruş onu değil bizi alakadar eder. O noktanın ucunda dahi göremezken kendini nasıl bir gereksinime ihtiyaç duyar. Ve kırıksa… Bir iskemlenin ne aktardığını kim bilebilir? Kimse!.. Bir iskemlenin sizin kadar ancak kendi var.”
İnsan kafatası atışın bulduğu en değerli heyecanıdır.

14.05.2006 16:38:30

Düşünen bir yaratık avı ile hızlıca saatleri kollayan albatros eskimiş bir hüküm durdu ve düşünmesine tanık oldu.
O andan sonra düşünecek bir gücün, kendi düşlemini yitirebileceği korkusuna batakaldı. 
O saşılmaz mevkiye adanmış her türlü iştirakın sahibi, o müsbet iktidarın alçağında huşu ile tepelenen şey, kendi serüven izlenimini yaygınlaştırıp sıçratarak üzerine kalkan çevirmesine sebeb olurken gece bekçisinin, o hala, peşkes tebdirlere eğimli düşüncelerinin solumasına ve zen sıçrama usulünün en temkinli ikiciliğine sırt çevirerek, evreni duyumlamaya itilerek,  kalkık iktidarın çehresini,  durduğu o en hakiki çukurda tebdirle izlemeye başladı.

Durum tam olarak bu muydu? Yalnız durumun bu çehresini işiten kulaklara bırakıyor. Çünkü gözler yalan sözler - söyler diyor!

Gece eğer kalkanlarını açmışssa, nihil için en keskin sunum:"Orada'dır!

Tepside bir anlatım duydunuz mu? Eğer bir şey sunmak istemezse tepsi, en azından her zaman bir baş bulundurur. Bilenler bilir. Oysa bu azınlıklar - bilenler -  başlarını tebdirle sakladıklarından tepsinin yüzüne bakamazlar, bu yüzden gecenin çeperi onlar için bir "siyah" tır sadece! Bundan dolayı bir tepsinin başlangıç koşulunu, ön tanımını veya apriori düzenini bir tek 'nihil' bilir.

03.06.2006 21:44:45
Askıda Kalan Nokta

Ek bir eyleme ihtiyaç var
Ek bir sapa gerek.....

Koluna halkayı geçirdiğinde bacaklarına bakabilir ki, aynı şey gözlerini kıstırınca burgu ile, gözyaşı dökebilir. Bazı, bir "in-me" ek eylemidir. 'Ki' de bu yüzden aynı şey ile emircik sulanış esiridir.

Emircik maviyeşil pas rengidir. Ek eylem suludur. Sapa renkli ve karmandır. Eylemin en eklisi traşına mevki adarken durur. Emircik martı gibidir. Suyun kenarındaki ilk ve ilk olmayan yalıçapkını gözyaşı dökebilir.

Burgulanmış gözler! Kan suludur! Ama kan dahil herşey paslıdır. Koluna halkayı geçir ve eyle eyleyici!


Dikkat bir bilekliktir!

08.09.2006 13:15:20
Hiç Elgi!
Ehvam dolu evham!
Çekirdeğe yaklaştıkça küçül!
Çek, irdele!

 
Baskıda süngü! Baskında içe girmeye yeltenmeye zorlanan bıçak!
 
Siz ahkam sahipleri! Sahipliğiniz kadar sahipler! Sah ipler! Halat uçları! Uçlu nihil isteminin sahınızda adetleneceğini bildiriyorum. Adet, nicel görüngünün hulasası! İrdele! "Yaşama karşı sorululuk" ucubetinde, bahsinizi duydum!
 
Mahluk avı çeşitlemelidir. Adet ise adettendir. Afetinizin boyunduruğu ise tam tamına öyle! İlk noktadayım. Bundan sonra da ilk noktadayım. Dilinizi hantal ağ-zınızdan çekin! Durması gereken yer lobu beynin, yutulması gereken yer ve gevişi mahçup yer!
 
Bu bir bilinç akışı! Tecerrüh, teserrüh! Teslim-iye-t! Dilin kurnazlığı! Dil bu kur-u daha önce de naz-lıca yaptı!
 
Beni adımla ruh!
 Beni savur ruh!

 
Ruh bir bilinç boyunduruğu mudur?
Ruh bilincin uslamıdır?
 
Nihil bahis! Bahis "yaşama karşı sorumluluk"ta değil! Yanılgıdaki benlerim! Kurnazlığım bana! Siz ancak bensiniz, dahası siz siz olsanız! Çok şey bu! Husumet bu yüzden! Ben'e karşı diğerinin husumeti, ifrazatı! Yarattığım için siz kur-a naz salmaya devam edin!
 
Yaşamda durmak, onu evet'lemek değildir!(ah bilgiç konuşma!) Evet demek, öznel hayır'ın özümsel dışlangıcıdır!

Hayır, evet!

Hiç mevzu!

08.02.2008 02:39:32
Marş çaldı, hiçe kalkacak limanla, bekler adımlarından dinle,
Bir Deniz sonu yutacak, bir hüküm kutlu bir acak;
Bu yakın uzak arşlardan öte bile ?
Görüntüyü yitirdin çoktan,
Giyildin tutuldun, inat biriktin yoktan...
Sızma ey kuytu, ey kudretli ek!
En kitinden ırak durana dek!
Soğusu birikti, buzu taştı, derinlik bitti,
Bana, enderin eki, burdaki yalnıza bırak!
Bu taştan, topuzdan bir Darak!
Bereket ünseverleri, bilir, yokluğu bana bırak!
Bilir, hangi sonlu esvap görecek Deniz'den yükselen tahtları!
Bu sonlu olmayan, törpülenmiş söylem, durmanın saklı katları!
Nicesi geçmişti de bu kuytudan,
Kuytuyla yükseliverdi nice,
Uzayıp giden şey olmadı daha,
Herşey görünüp yitti,
Bellek bitti:
...

nihilast


Sayfa: [ 1 ]