SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İslamiyet

Konu: Sadi-Yi Şirazi

Sayfa: [ 1 ]

adnan 15.04.2006 13:04:48
SADİ-Yİ ŞİRAZİ
 
 

 Şüphesiz, Ebu Muhammed Muşarrafuddin Muslih ibni  Abdullah ibni Muşarraf Sadi-yi Şirazi , Firdevsi’den sonra , İran edebiyatında parlayan en büyük şairdir. Din alimlernden oluşan bir aile ortamında dünyaya gelen Sadi, çocukluğundan beri babasının özel eğitimine tabi tutuldu. İlk öğrenimini bitirdikten sonra Bağdat’a giderek, dönemin büyük alimlerinden ders almaya başladı. 1276 yılında Şiraz’a dönerek, Sad bin Ebubekir bin Sad-i zenginin yakınlarından oldu. Sad-i Şiraz’ın hayatı, kasideler, gazeller ve bazı risaleler yazarak geçti. 1311-1317 yılları arasında vefat etti.

Sadi’nin eserleri şiir ve düz yazı (nazım ve nasır) olarak iki bölümden oluşmaktadır. Baştan yada yada “taahhütname” adlı konularını içeren ve 4.000 beyitten oluşan nazım bölümü şüphesiz Fars edebiyatının şaheserlerinden sayılır.nazım bölümünün ikinci kısmı, yaklaşık 700 beyitten oluşan Arapça şiirlerdir. Üçüncü kısmı ise Farsça kasideleri içermektedir, dördüncü bölümde mersiyeler (ağıtlar) vardır. Bunlara ilaveten mulemat, musellesat, terciat, tayyibat, bedai ve ...gibi bir çok şiirleri vardır. Sadi’nin gülistan adlı eseri ise, öğütler ve ahlaki kavramlar içeren Fars edebiyatının şaheserlerindendir. Onun hayatında kazandığı ün ölümünden sonra hızla yayıldı ve o günden bu güne kadar, edebiyat ve bilim adamlarının istinat ettiği en büyük kaynaklardan oldu.

http://www.irankulturevi.com/turkce/simalar/sadi.htm


Çoktandır koşmaktan yoruldum, bittim

      Dinleneyim diye hamama gittim

 

      Yıkanmak üzere uzandım kile

      Sanki elim temas etti bir güle

   

      Kil değil adeta bir dilber teni

      O güzel kokusu mest etti beni

 

     -"Nesin?" dedim, "Amber misin, gül müsün?

        Yoksa basit toprak mısın, kil misin?"

 

     -"Toprağım ben, bir tarladan alındım

        Uzun zaman gül dibinde bulundum."

 

      Kamil ile bulunan olgunlaşır

      En azından onun kokusun(u) taşır.

 

Sadi "Gülüstan


Bilgelerden birini dinledim. Diyordu ki: "Hiçbir kimse cahilliğini itiraf etmez. Biri konuşurken daha sözünü bitirmeden lafa başlayan kimse müstesna". "Ey akıllı kişi, sözün başı, sonu vardır. Sözün ortasında söze başlama. Akıllı, tedbirli, bilgili insan, eğer susan yoksa söze başlamaz."

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

   Afiyetin değerini ancak felaket gören bilir. Ey karnı tok olan, sana arpa ekmeği hoş gelmiyor. Ama senin gözünde çirkin olan şey benim sevgilimdir. Sevdiği göğsünde olanla, kapıya gözünü dikip bekleyen arasında fark vardır.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

   Alçak adam sarhoşluğun son haddine vardı mı, darlık gününü düşünmez. Ağaç, bahar mevsiminde meyve saçar, şüphesiz kışın da çıplak kalır.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

   Bir kimse benden onun vasfını sorsa . . . Gönlünü kaptıran kişi, bir nişanı olmayan sevgiliden nasıl bahsedebilir ki? Aşıklar sevgilinin yolunda can verenlerdir. Ölülerden ses gelmez ki? 

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

   Bilge, söylenmemesinden zarar geleceği zaman söze başlar ve yememekten zarar geleceği zaman lokmaya uzanır. Şüphesiz sözü hikmet olur, yemesi sağlık getirir. 

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

   Ey benim şahsımı hakir gören, sakın iriliği meziyet sanma. Meydan gününde ince belli at işe yarar, besili öküz değil.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

  Göğse giren hava hayatı uzatır, çıkan hava vücuda ferah verir. Şu halde bir nefeste iki nimet mevcut ve her nimete bir şükür vaciptir.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

  Altın da, gümüş de topraktan çıkar, ama her taşın içinde bunlar bulunmaz. Süheyl yıldızı bütün alemin üstünde parlar, öyleyken, bir yerde meşin yapar, bir yerde sahtiyan. 

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

  Kardeşim, ben Tanrı'ya şükür etmeliyim. Çünkü peygamberlerin mirasına, yani ilme kondum; oysaki sen Firavun'un, Haman'ın mirasına, yani Mısır saltanatına kondun.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 

 

  Asık suratlıdan bir şey isteme. Onun kötü huyundan elem duyarsın. Gönlünün gamını anlatacaksan öyle bir kimseye anlat ki, yüzünü görürken ferahlayasın. Kapıcıların cefasına katlanmaktansa, efendinin ihsanından vazgeçilmelidir. Kasapların çirkin takazalarını çekmekten, et arzusuyla ölmek daha iyidir.

 

Sadi "Gülüstan"

     * * * * * * * * * * * * * * * * * * 




adnan 15.04.2006 13:06:28
Cihan kimseye kalmaz, ey kardeş!

   Gönlünü Yaratana bağla, o kadar . . .

   Dünyanın mülküne dayanıp güvenme.

   O senin gibi nice kimseleri besleyip öldürdü.

   Temiz can göç yolunu tuttuktan sonra

   ha taht üzerinde ölmüşsün,

   ha toprak üstünde

...σzαη... 19.04.2006 03:44:26
Sadi` yi anlamak zor degil,söyledigine uymak zor olan.Bostan kitabini okuyan ,girdigi o  alemden cikmak istemez.Bende okudum.Ne anladin dersen söyleyemem ama isterimki ruh halim sürekli o kitabi okurken oldugu gibi olsun.Bostan ve Gülistandan anladigim seyler var esasinda,az,öz ve yerinde konus,müslüman insanin akilli olmasi gerektigi ve ne kendini cok güclü ve akilli gör ,ne de baskasini gücsüz ve akilsiz,son olarakta Allah c.c ´ den ne istedigine dikkat et cünkü o dilegini kabuleder  ama sonuclarina katlanacak olan sensin.Saygilar Adnan abi,Ozan...

adnan 20.06.2006 14:04:28
okudun yazarsın tabi..
bostan adı üstünde
gıdalanmak isteyene gıdasını
isteyene gadasını verir...

...σzαη... 06.07.2006 16:57:54
sayende abicim...üç kere adnan abi için sağol..sağol..sağol.......

...σzαη... 02.10.2006 15:38:21
yok mu forumda sadi´nin kitaplarini okuyan...?

bunun disinda,sadIk yalsIzucanlar´In kitaplarInI tavsiye ederim....


Sayfa: [ 1 ]