|
||
| .... kapalı sandığımız kapılar,sandığımız için kapalılar, bize birileri onların kapalı olduğunu hissettirdi,ortak bir algılamaya kosut bir duygu yerlestirildi içmize.. niyetlenme(ki niyetlenmeyle hareket arasındaki doğru bağıntıyı gözardı etmesek)bir sekilde bitirldi bizde, hareket olasılığını güclendiren o düş'ün.. belki hareket edecektik,belki sözümona o küçük cesaretimiz vardı,belki itecektik, kapıyı,düşenmeye bırakılan payın olumsuzlık halini(kapının kapalı olma sanısını)düşündük,bu bize bir ikinci tarafından düşündürtüldü.. haydi kapı acık gidin kapayın,ama kapayamazsınız,deselerdi,herhalde eylemin eylemsel'seliğinden öte,'kapayamazsınız' vurgusunun içmizde mevzilenen hali mevzu bahis olurdu.. belki kapatabilecektik,belki o küçük 'cesaret'imiz vardı.. |
||
|
||
açmadan bilemezsin.. açmadıgın müddetce hep aklında acabalarla yaşarsın...içten içe.. acabalar olmasa yaşanırmıydı acaba.. |
||
|
||
| kapalı sandığımız kapılar,sandığımız için kapalılar, yukarda ölülerevinin cümlesi,durumu açıklamış adnan,bu yüzden o kapıların ardında ne olduğunu biliyorsundur ve ille de açman gerekmiyor bilmen için... |
||
|
||
yukarda ölülerevinin cümlesi,durumu açıklamış adnan,bu yüzden o kapıların ardında ne olduğunu biliyorsundur ve ille de açman gerekmiyor bilmen için... [/quote] ardında ne oldugunu biliyorsan o kapıyı daha önce açmışsındır açmadıgın kapıyı nerden bilebilirsin.. tahmin mi? ...hiç yanılmazmısın? ![]() oranla yanılgılarını ...istersen açma o kapıyı ama ben açacagım..göreceli yaşamayı sevvviyorum çünkü... |
||
|
||
| anlamıyorsun adnan,orda kapı bile yoktur aslında...sadece sanıyoruzdur.... | ||
|
||
| göreceli yaşamayı seviyorum dedim ya.. görmedigim kapıyı hayal etmem.. açmam için önce görmeliyim ben gördügüm kapılardan bahsediyorum hayatımda hayal mefhumuna yer yok |
||
|
||
| Bilgi ve cesaret arasında doğrudan bir bağlantı var. Birisi arttıkça öteki de artıyor ve bilgi korkunun en büyük düşmanı haline geliyor. Kristof Kolomb batıya doğru giderek Hindistan'ı bulmayı düşünüyor ama çevresindekiler gitmemesini, dünyanın bir tepsi gibi olduğunu ve düşeceğini söylüyorlar. O, durumun böyle olmadığı biliyor ancak kanıtlamak ve başarmak için de cesaretini kullanıyor. Aynı durum tüm keşifler için de geçerlidir. Karanlıkta yolunu arayan kişilerin elindeki meşale bilgi olarak kabul edilirse, gittiğimiz her yer bizim korkularımızın yok olduğu alanlara dönüşür. Buralarda artık dogmalar ve bağnazlığın yerini gerçekler almıştır artık. |
||
|
||
| dünyanın yuvarlak olduğunu ve döndüğünü ispatlayayan Ahmet errıfai dir Galila ondan 400 sene sonra gelmiştir Fahrettini razidir sonraa 1400 lü yıllarda Müslüman haritacılar deniz yolu için harita cizerlerken rakipleri yoktuuu okunbakıyım ingilisce kelimeyi Atlas arapca bir kelimedir böylece ingilisce de kullanılır Atlas diyeee o yüzden Kristof Kolomb bir yere gitmişse müslüman bilgilerinden yararlanmamışta kimden yararlanmıştır |
||
|
||
| bak ne buldum torq vatan gazetesi ve Sunay akın Amerika’yı Kristof Kolomb’dan önce Pìrî Reis’in emmisi Kemâl Reis bulmuş Amerika’yı biz Türkler bulduk! Deniz Kuvvetleri Komutanlığı geçtiğimiz günlerde 1. Uluslar arası Pìrî Reis Sempozyumu düzenledi.Sempozyumda Pìrî Reis ile ilgili konuşulanlara gelmeden önce, bakın bir on milyon TL üzerindeki Pìrî Reis Haritasını görün. İşte bunca yakın bize Pìrî Reis Haritası... Haritanın Dünyada bunca ünlü olmasının nedeniyse, bugün uzaydan çekilen görüntülerle belirlenen Amerika’nın Atlas okyanusu kıyılarının Pìrî Reis’in Haritası’nda birebir verilmesi. 1513 yılında çizilen bu harita üzerine bugün sempozyumlar düzenlenmekte ve Pìrî Reis’in bu haritayı nasıl yaptığı tartışılmakta, çeşitli düşünceler ortaya atılmaktadır. Oysa ki, açıklaması kolay: Pìrî Reis bu haritayı hazırlarken hangi kaynaklardan yararlandı, kimleri dinledi, hangi haritaları karşılaştırarak bu bilgileri edindi, bunların hepsini hem de haritanın üzerine yazar. Fakat yalnızca bakmayı seven, ama göremeyen, okumayı, öğrenmeyi, araştırmayı sıkıcı bulan kişiler topluluğu olarak bizler Erick Von Daeniken gibi palavracı yazarlara kanıp bu haritayı Pìrî Reis’e ancak uzaylıların yaptırmış olabileceği saçmalıklarına bile inanıveriyoruz.Bu gün sempozyumlarda tartışılan tüm konuların yanıtı, Pìrî Reis Haritası’nın açıklama bölümünde. Pìrî reis’in emmisi Kemâl Reis’in ölümünden sonra yazdığı Kitâb-ı Bahrìye adlı ‘Denizcilik Kitabı’nda da bu yanıtı görürüz. 1.Uluslar arası Pìrî Reis Sempozyumu’nda gündeme gelmemiş bir başka tarihsel gerçek de şu ki, Kristof Kolomb tarafından 1492’de bulunduğu söylenen Amerika için, Pìrî Reis, Kitâb-ı Bahrìye’de şunları söyler: “Bu kıyılara ‘Antilya’ derler. Emmim Kemâl Reis tarafından 1465’de gidildi.”Pìrî Reis2in bu önemli savını kanıtlayan bilgiye ise yine kitab okuyarak erişiriz: Kristof Kolomb, ilk Amerika seferinin günlüğüne şunları yazmaktadır:“...git git kara görünmüyor... Gemide isyan çıktı... İsyanı, ‘kara’nın üç gün sonra görüneceğini söyleyerek bastırdım. Bunu bana ‘O’ söyledi. O’na güveniyorum. O’nu bunun için yanıma aldım.” Pekì, kimdir bu ‘O’? Pìrî reis’in Haritası’nın açıklama bölümüne dönelim. Bakın, Harita’yı yaparken yararlandığı bir kaynağı nasıl anlatır Pìrî Reis:“Emmim Kemâl Reis’in yetiştirdiği ve Kolomb’un üç seferine katılan denizci’nin anlattıkları.” Acaba, Kristof Kolomb’un ‘O’ dediği, Pìrî Reis’in Haritası’nda anlattığı ‘denizci’ mi? Kristof Kolomb’un günlüğünü okumayı sürdürelim: “...tam üçgün sonra kara göründü. Karayı ilk görene vaad ettiğim ödülü ‘O’na veremezdim... Gemide yeniden isyan çıkabilirdi; çünkü ‘O’ başka bir dinden ve aşağılık bir ırktandı.” Pekì, Kolomb’un ‘O’ dediği bu denizci tam üçgün sonra karanın görüneceğini nasıl bilebilmiştir. Niçin iki gün veya dört gün sonra görünmedi de üç gün sonra kara göründü? Çünkü, Kolomb’un ‘O’ dediği ‘denizci’ bu yolu daha önce Kemâl Reis’le gitmişti. Kemâl Reis de, Kristof Kolomb’dan yirmiyedi yıl önce gittiği bu topraklara ‘Antilya’ demişti. Peki, bunları ben nereden biliyorum? Çünkü, Sunay Akın ağabeyimle biz geçen yıl 26 üniversite dolaşarak oynadığımız sahne gösterilerimizde bunları en azından ellibin üniversite öğrencisine anlattık. (...) Nihat SIRDAR Nsirdar@vatangazete.com 29 Eylül 2004 s.19 |
||
|
||
| cesarete verdiğim kaşif örneği cesaretten değil biliyordu da gitmiş Pekì, Kolomb’un ‘O’ dediği bu denizci tam üçgün sonra karanın görüneceğini nasıl bilebilmiştir. Niçin iki gün veya dört gün sonra görünmedi de üç gün sonra kara göründü? Çünkü, Kolomb’un ‘O’ dediği ‘denizci’ bu yolu daha önce Kemâl Reis’le gitmişti. Kemâl Reis de, Kristof Kolomb’dan yirmiyedi yıl önce gittiği bu topraklara ‘Antilya’ demişti. |
||
|
||
![]() işte bu bir belgedir islamdan esinlenenlere...... |
||
|
||
;DAdnanın dediği gibi cesaret ve inanç yakın ilişkilidir. Sırtını allaha dayandıran insanın hiçbirşeyden korkmasına gerek yoktur. Torgun sözünü ettiği daha göreceli. mesela bi örümceğin sokmıycağını zaten biliyosan onu eline almak cesaret midir? ve Ceben Bravo. insanlar korktukları için yaşamadan gidiyorlar. Bunu Irwin Yallom da tesbit etmiş: ölüme yakın deneyimler geçirenlerin hepsi korkudan arınmış oluyor ve yaşmdaki yerlerini daha iyi anlayıp daha cesur ve bilinçli oluyorlar. İnsanın yegane korkusu ölüm korkusudur. bu ortadan kalkınca insanlar gerçek anlamda yaşamaya başlıyorlar. |
||
|
||
| bir keresinde açık bir kocaman kapıdan geçmem gerekiyordu sadece...sadece geçmek...sonuna kadar açık bir kapı mükemmel olanaklar ve tabiki mükememl bir basamak atlamak..ama ben onu yapamadım..cesaret edemedim kapıdan geçmeye.. pişmanmıyım?hayır. kapıyı geçtikten sonra ya bilmediğim bir kapı daha çıksaydı ortalıga? ki çıktı..geçenler canınız sagolsun..kaybettiğiniz güzellikler için üzgünüm..ama öyle işte... her açık kapıya atlamayın..cesaret degil önemli olan.ileri görüş önemli..ve huzur.. |
||
|
||
| Kapıları açın! Sınırları kaldırın! Heryerden geçin! Herşeye bakın! Dönün ve kapınızı kapatın! |
||
|
||
| Bilginin kaynağına inmeden hurafelere göre yorum yapılırsa sonuç böyle hüsran olur. Kim Amerika kıtasını keşfetmiş de Hindistan'dan gelen ipek yolunun önünü kesmiş ? Kristof Kolomb, batılıların Hindistan'a gidişini sağlamak için böyle zorlu bir yolcuğa çıkmıştı. Amacı Osmanlılar tarafından kontrol altında tutulan ipek yoluna alternatif bir yol bulmak ve Hindistan'daki zenginliğe kısa yoldan kavuşmaktı. Nitekim Orta Amerika'da karşılaştığı yerlileri hintli sandı ve oradakilere böyle hitap etti. Bu yüzden ingilizcede yerli için indian kelimesi kullanılır. Aşağıdaki yazıyı okuduktan sonra yeniden bir yorum yapmanızı rica ediyorum sayın renault-ferrari Piri Reis, kendisini yetiştirmiş olan amcası Kemal Reis'in 1511'deki ölümünün ardından Gelibolu'ya çekilip orada bir dünya haritası, bir de Kitab-ı Bahriye'sini hazırlamıştır. Dünya haritasını 1513'de tamamlayıp, 1517 yılında, Mısır’ın fethinin hemen sonrasındaki günlerde Yavuz Sultan Selim’e takdim etmiştir. Piri Reis bunun ardından Kaptan-ı Derya (amiral) rütbesine getirilir. Harita 1929'da Topkapı Sarayı'nın müzeye dönüştürülme çalışmaları sırasında keşfedilir ve hâlâ oradadır. 1954 yılında yayımlanan En Eski Amerika Haritası adlı kitabında Afet İnan haritanın kenar notlarınının, Osmanlı Türkçesinden yeni harflere çevirilerini yayımlamıştır. Amerika'yı gösteren günümüze kalmış antik haritalar arasında Piri Reis'inkinden daha eski birkaç başka harita vardır. Bunlardan Cantino'nun 1502'de, Nicolo Caveri (Nicolo de Canerio)'nun, 1504-1505'de basılmış, Amerika'yı Asya'nın bir uzantısı olarak gösteren haritaları sayılabilir. Öbürü, 1507'de basılmış Martin Waldseemüller'in haritasıdır. Bu harita Cannerio'nun haritasından kaynaklanmıştır ama Amerika'yı Asya'dan ayrı bir kıta olarak gösterir ve onu ilk defa "Amerika" olarak adlandırır. Piri Reis kendi haritası için kullandığı kaynaklar arasında Kristof Kolomb'un haritası olduğunu belirtir ki bu muhtemelen Kolomb'un 1498'de çizdiği haritadır. Kolomb'un 1498 haritasının ne aslı ne de kopyaları bulunamadığından dolayı Piri Reis'in haritası onun tek kalıntısı sayılır. Vikipedi, özgür ansiklopedi |
||