|
||
![]() Sorumluluk [Muygun]: Bir kimsenin kendisinin ya da başkalarının davranışları için bir kimseye ya da bir yetkiliye hesap verme, bu davranışların doğurabileceği sonuçlara katlanmayı kabul etme kabul etme zorunluluğu ya da bunun ahlak açısından gerekliliği, -bir diğer tanımda: Bir görevden, bir işten sorumlu olma durumu; bu yükümlülüğün kendisi. bir diğeri: Karar alma yetkisinin yanı sıra, hesap verme zorunluluğunu da içeren görev, meslek yada toplumsal konum ve TDK sözlüğünde: Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet. Görüldüğü üzere birbirine yakın bir kaç tanım yazdım.Bu sorumluluk tanımlarına bakınca hemen tanımların ortak noktalarını görmeye çalışırsak. Öncelikle sorumluluğun soyut bir kavram olduğu ve bununla beraber şahıstan şahısa değişen bir çok tanımı bulanabileceğini anlayabiliriz. Sorumluluk bir kavram olarak hayatımızın içinde bir çok yerde somut olarak da göze çarpar tabi. Misalen iş hayatında kurallarla belirtilmiş sorumluluklar veya kişinin bulunduğu devlet erklerinin yasalarla belirtiği çeşitli sorumluluklar vesaire... Ancak kişinin önce ailesine sonra çevresine akabinde topluma duyduğu sorumluluğun boyutlarını irdelemek ve açılımlarda bulunmak; çeşitli kurallarla belirlenen mesuliyetleri irdelemekten daha faydalı ve mantıklı olacağını düşünüyorum.Dolayısıyla kişi bazına inerek şu sorulara kendime sorarak başlamak gereğini hissediyorum. Misalen kendime yönelttiğim sorular! -İlk defa sorumluluk duygusunu ne zaman hissettin?Nasıl bir histir?Etken bir duygumudur yoksa edilgen mi(Bu sorum çok önemli! Yani o hissi kendindemi buldun yoksa sonradan mı kazandın? Vicdan ile bağıntısı varmıdır? Cevaplar -"Kendimi bildiğim zamandan beri" diye bir kavram vardır, herhalde o zamandan beri benim için sorumluluk söz konusu.Buruk bir his diyebilirim.Ama beraberinde bir çok hissimi farklı zamanlarda farklı yönde tetikleyen bir his diyebilirim. İlk kendime karşı bir sorumluluk hissettim. Kendim buldum diyebilirim ama sonradan edindiğim sorumluluklar var. Sorumluluk Vicdanın tetikleyecisidir ya da vicdan sorumluluğun tetikleyicisimi acaba! Cevaplardan sonuçlara.... -lk kendine karşı bir sorumluluk hissettiğini söylediysen.Yani herhangi bir kişiye yada kendin için tanımlı bir değere karşı değil.Farkında olmadığın için bu cevabı verdin. Aslında kişide sorumluluğun temeli olan vicdan duygusu doğuştan vardır. Yani ilk duyduğun his vicdanın sesinden başka bir şey değildi. Bundan sonraki hislerin de vicdanın seslerinin bir alogarisi olacak şekilde devam etti. Evet sorumlu olmak bir nevi kendini bilmektir zaten. İkincisi Kendinde hissettiğin sorumluluun kaynağıda başta değindim gibi "herhangi bir kişiye yada kendin için tanımlı bir değere" karşı duyduğun hislerin(sevgi,saygı,nefret,heyecan ...gibi) -amprik olarak- bir ortalaması sayılabilir. -Yani kendinde bir sorumluluk bulman imkansızdır. Sorumluluk yüklenen bir kavramdır. (Ne yani insan kendi kendine sorumluluk duyamaz mı?=Evet duyamazsın. Sorumluluğun kendisiyle çelişir.Kendi vicdanına karşı bir sorumluluk hissedebilirsin.Ama o vicdan sen değil içine yüklediğin doğrularındır.Herneyse vicdan konusuna saptırma şimdi beni...) Sorumluluk sizin için ne ifade eder? [deniz]: Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet sorumluluk verilen imkanlar ve yetkiler oranında üstelneilen veya üstlenilmesi gerken bir durumdur. bensorumluluk güdüsüne çok değer veririm.çünkü; eğer size sunulan imkanlar ve yetkilerin gereği olan sorumluluıkları yerine getirmiyorsanız burda bir hırsızlık sözkonusudur. insanoğluunun sahip olduklarına karşı farklı alanlarda sorumlukları doğra mesela biz hayvanlara sahibiz, doğaya saihibiz, ... vs. veya ailemiz var, atalarımızın bize bıraktığı kültürel miras var, toplumun bize suındukları var vs... bu sahipliklerimizi çoğalatabiliriz. ... hatta bir sitemiz bile var ![]() -işte bu sahipliklerimiz oranında üzerimize sorumluklar binerbunun karşılanmasına bazen vicdan denir.ama ben sorrumluklarımızın vicdanın lüksüne terkedilmesine karşıyım. eğer bana bu toplum bu tabiat .... bir şeyler vermişse ben de onlara karşılığını vermelyim bu bir zorunluktur seçim değil. eğer alıyorsan vermelisin. yoksa hırsız olursun ayrıc bu karşılıksız alıp vermele tüm işlerin yürümesini engleller sitemleri bozar... [denge]: kısaca sorumluluk: Kurallara uyma, tercihlerin sonucuna katlanma, başka insanların haklarına saygı gösterme olarak özetlenebilir -İdeal yetişkin tanımında yer alan değerlerden biri sorumluluk bilincidir. yaptığı işi sonuna kadar götüren ve yapmakta olduğu bir davranışın sonuçlarına katlanmayıo göze alan kişi için sorumluluk sahibi deriz. Ama sorumluluk içinde bulunduğumuz yaş ve döneme toplumsal rollerimize kültürümüze göre içeriği değişen bir olgudur. Bir de kimlere karşı sorumlul olduğumuzun ve bu sorumluluk sınırlarımızın iyi tesbit edilmesi gerekmektedir bizim içinde bulunduğumuz kültürde bu konunun biraz abartıldığını düşünüyorum. -Bir söz vardı: zirveye çıkmak için ağırlıklarınızdan kurtulmanız gerekmektedir diyordu. buna bağlı olarak ben de size güzel bir mutsuzluk formülü söyleyeyim: sorumluluklarınızı abartarak herkesi mutlu etmeye çalışın... [nihilast]: Önce bir seçme bilincinden bahsetmek istiyorum. Kendimizi seçme bilinci! Sorumluluğun kaynağı! Günlük kararlarımızı belirleyen derin seçme, bizim kendimiz hakkında taşıdığımız bilinçle tamamıyle birdir. Buradaki bilinç bilgiden bağımsız! Biz bireysel istemlerimizin bir ayrıcalığı olarak gördüğümüz özgürlüğü, olduğum varlıkla bağımlı bulunan tutukuların ve heyecanların özgürlüğü oranında nitelemeyiz. Bu Olma halini hiç bir şeklde salt bir özgürlüğe yığmayız.Özgürlük kökten, başlangıçtan gelmektedir. Bir şekilde tedirginlik duyarken tedirginliğim özgürdür. Özgürlükle ilgili olarak hiçbir ayrıcalıklı olay yoktur. Özgürlük mutlak olarak vardır ve hiçbir dayanka gerekmeden tüm ereklerimiz özgür olur. Yani bir şekilde her akıl özgürlükle dünyaya gelmektedir. O halde bir seçem özgürlüğü düşünceden önce gelir , gözlemlenemez ve onun varoluşu da bir temele daynamaz Sorumluluk duygusu ile özgürlük kanıtlanabilen bir şey bu tür sunumlarım tamamen varlık çerçevesinde Özgür olarak seçebildiklerimiz neler, başlangıçta da belirttiğim gibi geniş bir alana yayılıyor ve bu geniş alan içinde sorumluluk daha öte bir lana yayılıyorsa hiç birşekilde tüm nesneler benden uzakta değil! hiç bir şey bana yabancı değil! içimizde ve dışımızda bulunan tüm etkeneler Ben insanın sorumllulupunun aklıselime dayanan ölçütü içinde özgür olarak yapabildiklerimizin çok daha ötesine ulaştığı için herşeyi kapasadığını düşünüyorum Bu yüzden herşeyden sorumluyum Eyüp peygamber hikayesi bilen bilir niçin anamın karnında iken ölmemişim derken doğmuş olmayı seçmiş olur eğer doğmamış olsaydı ölümünü lanetleyemezdi. onun gibi eğer olup bitmemiş olsadı kötümser şeylerin önüne geçebilirdik. Ama geçemediğimize göre onun benim için olmasına yol açan benim. Bu yüzden insan bir yargıda bulunan her türlü insan karşısındayanıtta bulunmak zorundadır. Tüm etkenlerin önünde tüm düşüncelerin önünde bulunmak zorundadır. insan istediğini yapmaz ama ne olduğundan gene de sorumludur işte iş burada. [Ruler of the Ruins] : sorumluluk bir iş bölümü yada zorunlulugun neticesinde dogabilir, dolayısıyla istemli yada istemsiz olabilir istemsiz olması zorunluluk olmasından kaynaklanırki. zorunluluklar kuralların neticesindendir . kurallar kanunlar ve ahlakın içselleştirilmesi, bu kavramların üzerimizdeki izdüşümleri - ilgimizi kendimizden başka yöne çeker sorumluluklar çünkü insanın doguştan gelebilecek tek sorumlulugu kendini yaşatabilme olabilir tabi bu sorumlulugun tanımına giriyorsa.. -Peki insan salt kendini düşünmekten nezaman vazgeçmiştir? Cevap sahip oldukçadır,çünkü sahip oldukça bunları koruman yada bir şekilde yüceltmen lazımdır, yaşamanın kanunu olarak ve üstünlügünün baki kalması için Yani güç ve sonucundaki sahip olma dogal olarak sorumlulugu getirir Sorumlulugun vicdanla alakalı boyutu ise yaşama içgüdünün ve yaşama kanunlarının (doga kanunu, hukuk, ahlak...) neticesinde anlam bulur.Yani vicdanla sorumlulugun atası aynıdır ikiside yukardaki kavramlardan ötürüdür. Sorumlulukta vicdanda toplumda ayakta kalabilmenin formülleridir, sorumluluk işbölümlerinin olmasıyla anlamlanır, vicdanda toplum sözleşmesidir birlikte yaşamanın kurallarıdır.. Yani insan bunların buyrugunda ilk topluma ve sonuç olarak tabiki kendine hizmet eder. Amaç ta sonuçta insanın ta kendisidir.. Ama dengenin kurulamamasıyla özgürlüklerden edilen feragatler amacı anlamsızlaştırır yani sorumluluk herzaman gerekli degildir neyse buarada nihilastın dediklerine şu baglamda katılmıyorum. sorumluluk direk işbölümünün üstümüze yükledikleriyle alakalıdır gücümüz, aklımız ve etki alanımız dışında olanlara karşı duyulan aşırı hassasiyette vicdanın ürünüdür bence..: bunları karıştırmamak lazım. [torq] : ruler aslında söyleyeceklerimin girişini yapmış oldu ben konuyu iki şekilde irdelemek gerektiğini düşünüyorum.. Birincisi görev-sorumluluk sorunu ikincisi düşünme ve gelişme ile varılan sorumlulukgörev bize doğuştan itibaren verilen bir çeşit yaşama zorunluluğu ile başlıyor erkek ya da kadın olarak doğduğumuzda bize yapılması gerekenleri, görev olarak vermeye toplumda yapılması veyapılmaması gerekenleri beynimize kazımaya başlıyorlar böylece her görevin gereği olarak da bir sorumluluğumuz olmaya başlıyor bu sorumluluklarımız da biz büyüdükçe şekil değiştirerek başka niteliklere bürünüyor örneğin öğrenciyken tüm sorumluluğumuz sınavlarımıza hazırlanıp sınıfımızı geçmek iken evlenip aile sahibi olduğumuzda bunlara ek olarak eş ve çocuklar, evin bakımı, yiyecek vb gibi sorumluluklarımız ekleniyor ve tüm toplum bizden bu sorumlulukları yerine getirmemizi bekliyor Sorumuluklarımızı yerine getirmediğimiz sürece toplum tarafından dışlanıyor ve istenmeyen adam durumuna düşüyoruz ikinci konu olan düşünme ve sorumluluk bilinci ise tüm bu zorunlulukların dışında kişinin kendi gelişimi ile ilgili bir durumu anlatıyoryani yukarıda yazılı sorumlulukların dışında kişinin kendisini geliştirerek dünya, evren, insanlık hakkında bilgi sahibi olması,bunları düzeltme yolunda bir adım atmaya çalışması şeklinde özetleyebileceğimiz bir başka sorumluluk şekli. Bir entelektüel birikim de gerektiren bu sorumluluk bazı arkadaşların vicdan olarak da nitelendirdikleri bir çeşit süperego diye de yorumlanacak başka bir kavrama bizi götürüyor. Buna aslında sorumluluk bilinci demek daha doğru olur diye de düşünüyorum. [Muygun]: Sorumluluk sahibi insan kimlerdir. Her insan bir nebzede olsa da sorumluluk sahibidir.Görece daha fazla sorumluluk yuklenebilenen insana sorumlu insan tanımını yapıştırırarak bir kabul yapalım Peki nedir bu eşref-i mahlukatın özellikleri?Otoriter mi, karizmatik mi...???Hepsini bi kenara atmak lazım. Öncelikle kendince bilinçlidir.Sorumluluklarını ne kadar başarıyla taşıyacağı bu bilincin doğruluğuyla doğru orantılıdır.Kendine güvenir buna bağlı olarak bu kişi. toplumsal örneklemelere çevrenzideki sorumluluk hakkındaki izlenimlerimizi açalım.Sorumluluk kavramını olabildiğince somutlaştırmaya çalışalım. Mesela bir ailede sorumluluk döngüsü nasıl olmalıdır. [deniz] : vicdan konuduuanda kendi ifadelerim çerçevesinde peşinde yapılan tanımalra katılmadığımı söyleyeyim sorumluluğu sahip olduklarımzıdan ötürü bulunduğumuzmevkinini gereklerini yapmak olarak yorumlamıştım bu tanıma uygun olarak bazı durumlar yazılı ve belirgin olarak sorumluk tanımlarını yapmışlardır. mesela bir işeyerinde sorumluklaırnız bulunduğunuzkonuma göre tanımlıdır burda vicdan düşünülmez ama mesela işinizde bir durum tanımsız olmasına rağmen sizin yapmanız gerekbilir. örneğin bir dr sunuz ve mesai saati dışıunda size bir hasta geldi sizin onunla ilgilnemniz yasal olarak mecburi dedğildir bu duruma insanlar vicdan olarak değerlendirilrer halbuki bir durumun yazılı olarajksorumluklarınınz berlirsiz olması demek o sorumluğun ortadan kalkıp işi vicdanın ele alması demek değildir bu çok can alıcı bir durum işte bu noktada çok ça düşünmek ve bu kavramı yerli yerince algılamak lazım çünkü insanlar tanımsız bu durumlar gereği sorumluklarında kaçmayı legalleştiriyorlar vicdan işin içine girdiği zaman dr. un hasataya bakmaması suç olmakta çıkıp bir tür suçun affedilmesi veya ortadan kaldırıllması anlmaına geliyor. bu da vicdan kavramının aslında ne derce tehlikeli bir aldatmaca olduğunu anlatır bu yüzden ben vicdan kavramını kullanmam hiç bir zaman bunun yerine insanların sorumluklarının belirginletirilip onlardan hesap vermeleri gerekitğini düşünürüm. her ne kadar acımasız görülse de adil olan budur bir diğer kıonu da özgürlük ile sorumluğun ilişkilemndirilemsi; torqun söylediği gibi sorumluluk olarak sırtımıza bindirilen bazı şeylerde bizi kullanmay yönelik hizmet edebilir. hakim otoriteler bize yükledikler. aldatma sorumluluklarla kendi iktidarlarını korurlar buna ailede toplumda devlette, işyerinde görebilirsiniz. işte bunalra karşı da sorumluluklarımızı kendimizin tespit edebileceği bir bilinç seviyesine ulaşmak zarureti doğruyor sorumluklarumız doğruaca tespit edip başkalarının bizi sorumluk adına kullanmanlarına engel olmalıyız bu durumda,yine kendimizce tespit edildiği için özgürlüklerimize bir mani teşkil etmeyecektir. [denge] : Arkadaşlar bireysel ve toplumsal sorumluluklardan bahsetti ve bunların istemli istemsiz yapılmasından ben özellikle toplumsal sorumluluklarımızdan bahsetmek istiyorum Biz bilincinin toplumsal sorumluluklarımızda önemli bir kavram olduğunu düşünüyorum Ayrıca biz bilinci için en önemli olan kavram da ben bilincinin oturmuş olmasıdır diye düşünüyorum çünkü ben olmadan biz olmayı beceremeyeceğiz gibi me geliyor Oskar Wilde: Düşen bir çığda hiç bir kar tanesi olup bitenden kendisini sorumlu tutmaz diyor ama bilinci gelişmiş insanlar kendilerini sorumlu hissederler her zaman Size bir hikaye... Kral ülkesinde gece bir fıçı koyularak herkesin içine bir bardak bal doldurmasın ve sabaha kadar fıçının bu şekilde bal ile dolmasını istediğini söylemiş ertesi gün fıçının içi su ile dolmuş çünkü herkes arada benim bir bardak suyum farkedilmez diye düşünmüş... bu hikayade olduğu gibi sorumluluklarla ilgili şöyle bir ayrım ortaya çıkıyor bazı kişiler hiç sorumluluk hissetmiyor(kaytarıyor). birileri içinde bulundukalrı zorluklar dolayısı ile biz bilincini davranışlarında gösteriyor bunlar alalade, sıradan insanlardır bir de içinde bulundukları ortama rağmen biz bilincini göstermeye devam eden insanlar işte bunlar gerçek bilinç ve sorumluluk sahibi olanlardır. [nihilast] : İnsan var olurken bütün türünün ve hatta diğer tüm varolmakta olanın sorumluluğunu üstlenirse ve eğer hiçbir durumda bir dayanağı yoksa, koşulsuz özgürlüğe tabi ise, ki tüm yolları kendi bulmakta, tüm kararları kendi vermekte ( kendisi ve diğerleri için), bir davranışta bulunurken karşılaştığı tek şey bir iç sıkıntısı olur. -Yaptığım tüm seçmeler tüm insanlığı ilgilendiriyor. Ama bu şekilde bir seçme hakkında bulunurken ikili bir kaosa düşmekten kurtulmak için yaptığım seçimlerin sadee şu ana bağlı kaldığını bildiriyorum. ama ne olursa olsun bir şekilde açığa çıkan bu anlamsız oyun, nedensiz belirginlik akla uygunluğunu sınıyor. [Ruler of the Ruins] : torq çok dogru bişi dedi kendi sırasında, yaşamak için sorumluluk, yani sorumlulugun yaşamaya hizmet etmesi dışında bir durum söz konusu degildir (yaşamak her anlamda özellikle birey olarak). kuralların temelide gücün egemenligine baglı olduguna göre dolayısıyla gücün öngördügü herşeyde sorumlulugumuzdur bunun vicdana uyması dogrulugu yanlışlıgı önemli degildir. Sorumluluklarımızın vicdanla tartılması ise insana karşıdır yani hernekadar bu iki kavram kardeş olsada birbiriyle çelişebilir.. Sorumlulugun tek referansı yaşama ettigi hizmettir demeye çalışıyorumBilinçli bilinci gelişmiş insanların kendilerini sorumlu hissetmesi durumu bana saçma geliyor.Bu direk vicdanla alakalıdır, vicdan da yaşama içgüdüsünün yansımasıdır, şöyleki ölen ezilen hakları yenen yada herhangi bir haksızlıga karşı uyanan görev bilinci yada sorumluluk İnsanın kendi korkularından kaynaklanır bilinçli olmanın görev bilinciyle alakası sadece tehlikeleri daha iyi analiz etme olabilir yani; böyle bir sorumluluk yoktur insan sadece kendi hareketlerinin gücünün ve haraket alanının getirdiklerinden sorumlu olabilir.. çünkü kendisine tehlike oluşturabilecekte budur. Öbür yandan ben biz bilincinede karşı çıkıyorum, çünkü bu noktada asıl ve neden olan bireyin kendisi sorumluluklarının yükümlülüklerini "biz" e yükler daha dogrusu "bize" göre ayarlar.. buda düpedüz esas olan bireyin ortadan çekilmesidir. birey bu noktada kendinden feragat eder yani kendine hizmet etmesi gereken sorumluluk kendine hizmet etmezse gereksiz kalır buda denizin dedigi noktaya varıyor. toplum bilincininn toplum sorumluluklarının olması yada varmış gibi görülmesi bizim kullanılmamıza ön ayak olur. [torq] : eğer sorumluluklarımızı bir biçimsel şema ile açıklamaya çalışırsak iç içe geçmiş halkalara benzetebiliriz. ilk halkada kendimize karşı görev ve sorumluluklarımız var. Biz yaşamakla yükümlüyüz ve bu sorumuluğumuz ölünceye kadar devam eder. Eğer ölürsek, bizden sonraki kuşaklar da olmaz ve hiç bir şey yapmadan yok oluruz. Neslimiz de devam etmez. ikinci halka ailemize karşı görev ve sorumluluklarımız. Burada toplumun bizden beklediği bir aile oluşturmak ve çocuklar yetiştirerek neslin devamını sağlamak. Ayrıca dayanışma ile yaşam kalitesini yükseltmek, sağlıklı çocukların yönetici olarak yetişmesini sağlamak. üçüncü halka devlete karşı sorumluluk ve görevler. Vergi vermek, askere gitmek, yasala uymak, düzeni korumak vb. Bunlar da toplum olarak yaşamanın getirdiği zorunluluklar. Bunları yerine getirmediğimizde kaos oluşur ve kaos da belirsizlik demektir.Belirsizlik bizi yok eder ve devleti oluşturan tüm kurumlar iflas eder, sonuçta biz de yok oluruz. dördüncü halka ise yukarıda sözünü ettiğimiz bireysel bilincin üst düzeye çıktığı ve kişiyi hiç ilgilendirmeyen bazı sorunları üstlenmesi anlamına gelen insanlığa karşı görev ve sorumluluklarımız. Bu tür bir sorumluluk için kişinin kendisinden bir şeyler vermesi, dünyanın öte yanındaki ezilen, aç insanlar için üzülmesi, yağmur ormanları, foklar, ozon tabakası için endişelenmesi gerekir. Bu halkaların tümü bir düzenin oluşumu için zorunluluklardan oluşur ve bir halkanın bile çözülmesi halinde düzen bozulur. Her şey bu düzenin dengesini korumaya yönelik çabaların sonucudur. [Muygun] : Toplumun bireye yuklediği sorumlulukları toplumun bir oyunu olarak gormek normaldir. Ancak bizde bu oyunda bir oyuncuysak oyunu suçlamanın;yediği kaba pisletmekle benzer şeyler olacağını dusunuyorum. Ancak sorgulamak ise daha kaliteli bir yaşama açılan kapıdır.Yazılarımızda da çok değerli sorgulamalar oldu. Ancak konumuz sorumluluktur dolayısıyla konuyu bireysel özgürlükler safına kaydırmaktansa sorumluluklar hakkında daha specific(yanlış yazdım) açılımlar diliyorum. [deniz] : 1. sorumluluk tespiti nasıl yapılrı ? 2. sorumlulukların yerine getirlmemesi ne anlama gelir ve bunu yaptırımları kim vtarafından ve nasıl yapılır ? 3. sorumlukların ortaya çıkması acaba sistemin yerli yerince çalışmamasında mıdır ? ama sizleri nen azından bu soruların cevaplarını düşünmenizi dilerim. özetle bahsedeyim: 1. sorumlukların tespitinde kimin kararı oalcak,bu tespitin süreçleri nasıl olur? 2. sorumlukları yerine getirmemeye toplum ne diyor.? mesela ahlaksızlık, yasa tanımazlık, umarsızlık gibi kavramlarla ilintileri sorumluğun tespit edilmesi karşılk bekleyen insanlarca olur genelde. mesela eve erken gelmenizi karınız, babanız vs. ister bu onların sizden beklediği bir sorumluktur ancak bunun sorumluk olup olmadığının tespiti nasıl yapılacak? 3. sorumlukların orataya çıkması bazen sistemin düzgün çalılmamasından kaynalanır. mesela dr. öreneğinde eğer dr. mesai saatler ıdşında bir hastayala ilgilenmek zorunda kalmışsa asıl sorun dr. un mesai saatelri dışında başka bir dr. göreveli ttahsis etmeyen sisteme aittir bunun sıkıntısı bizim dr. sorumluk olaraküstelenerek giderir buna benzer şekilde hayatın pek çok alanaında kurumalrın ve düşünsel sistemlerin vazifelerini yerine getirememsi haketmediğimiz sorumlukları üzerimize yükleyebilir bunların bu hatalarına karşılık yine sorumluluk alıp almayacağımızın tespiti nasıl olmalıdır ? veya bu sistemlerin iyileştirillemsi için ne tür gayretler gösterilcek veya bunalr sorugualanacak mı vs. [denge]: ben son sözlerimde şuna değinmek istiyorum. sorumluluk bilincini kazanmak oldukça uzun bir süreç ama yine annelik rolüm beni bunları söylemeye itiyor özellikle küçük yaşlarda uğraş verilmesi gereken bir değer diye düşünüyorum. zor ve zahmetli bir süreç ama sizi ve çocuğunuzu bir ömür rahatlatan bir şeye dönüşür bu bilinci vermenin formülü şöyle olabilir. * erken yaşta bu bilincin farkına varmasını sağlamak *çocuğun sorumlu davranış sergilediği zaman gurulandırılması *bir şeyi doğru ya da yanlış yaptığı zaman ortaya çıkan doğal sonuca müdahale edilmemesigibi olabilir.bir de son olarak şunu söylemek istiyorum sorumluluk aslında bir gönüllü kabuldür.bir işi yapmaktan öte, yapmayı istemektir ve sorumluluk duygusu kazandırmak ta bireye işi istemeyi öğretmek olduğunu düşünüyorum. [Ruler of the Ruins] : ya bu sorumlulugun gönüllü olduguna tam olarak katılmıyorum.nedenleri çok iyi irdelemek lazım çünkü sorumluluk insana hizmet eder bir şekilde dolaylı veya direk tabi bu bilinçaltıylada ilgili olabilir yani bilinçsiz olarak kendimizi esas görüyor olabilir.neyse şuna degineyim 1- sorumluluk tespiti - kendi yaşamına hizmet edecek şeylerle yapılır (bu yaşam gene hermanada) 2- sorumlulukların yerine getirilmemesi gene bireye zarar verir yada onun egemenlik alanındakilere, yani eninde sonunda güç veya avantaj kaybıyla sonuçlanır.. 3- denizin degindigi bu soru önemli, mesela sosyal devleti düşünürsek bireylerin ihtiyaçlarını daha iyi karşılar ki buda aslen toplumun devamı için önemlidir. bu karşılama toplumda bireylerin tümünün sorumluluklarını azaltır. ama bide tam zıt şekilde düşünelim bir magara adamının ne kadar sorumlulugu vardır? sorumlulugu sadece yaşaması ve çiftleşebilmesi ölçütündedir, yani nerdeyse yoktur. Peki bizim niye çok var? çünkü sosyal hayatta yaşamayı belirleyen yaşamı yaşanabilir kılan vs daha çokparametre vardır çünkü istediklerini elde etmen o magara adamına göre çok daha zordur teoride ve süreç olarak, yani karnını doyurabilmen için adam gibi okuman yıllarca ve iyi bir iş bulman lazım ya onun gibi.. Yani kısacası mükemmel sistem sorumsuzluk demek degildir, sistemin ve uygarlıgın ileri olması bazende sorumlulukları arttırır. ki sorumluluk duygusu da medeniyetle gelişmezmi egomuz ve superegomuz gibi dolayısıyla sorumluluk bence seçimden öte zorunluluktur.hem sorumluluk ve zorunluluk daha çok benziyor birbirine. [torq] : şimdi yukarıda anlattığım halkaların bir düzenin zorunlu parçaları olarak kabul edersek düzenin devamı için bu işleri yapacak kişiler bulmaya da sorumlular diyebiliriz bu sorumluluk bazen gönüllülük esasına bazen ise zorunluluklara göre belirlenir Örneğin sıfır bir ülke olsun ve burada duruma bakalım. bir yönetici olmak zorunda ve bu görevi üstlenecek kişinin kendi zamanından özveride bulunarak bir iş yapması gerekiyor sıfır ülkesinde yaşayanlar da yöneticinin kurallarına uymayı kabul ediyorlar. yönetici kendisine yüklenen sorumluluğu taşıyamayacağını biliyor ve bu sorumluluğu başkalarıyla paylaşmaya karar veriyor böylece işin kaliteli yapılmasını ve daha fazla kişinin elini taşın altına sokmasını sağlamış oluyor. her görevli (örn mod) kendi görev ve sorumluluğunun sınırlarını biliyor ve başkasının sınırlarına girmeden işini en iyi şekilde yapmaya çalışıyor.onun dışındakiler (yazarlar) bu sisteme saygı duymak ve kurallara uymak sorumluluğuyla hareket ediyorlar. Onlar da küfür etmemek, saygısızlık yapmamak gibi bir görev bilinciyle hareket ediyorlar. Bu sistemi bir devlete ya da cemaate de uyglularsanız sonuç değişmez. Yani bir düzeni ayakta tutan sütunlar olmazsa düzen bozulur her sistem kendi içinde bu kişileri bulur ve taşları yerine oturtur. Bazen bu taşlardan biri olmak için bir yarışa girip birbirimizi ezdiğimiz de olur, bazen taş olmak için üstüne para veririz de kimse istekli olmaz. |
||