SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Yusuf Hayaloğlu

Sayfa: [ 1 ]

adnan 12.04.2006 17:17:24
Ah Ulan Rıza 
      


      Neden hala gelmedi... Yoksa
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama en azından
Birisine sorar...
Cebimde bir lira desen yok!
Madara olduk meyhaneye
Ah eşşek kafam benim..
Nasıl da güvendim bu hergeleye!..
Gelse balığa çıkacaktık,
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık...
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp
Enteresan hayallere dalacaktık...
Bu sandalı geçen hafta denk getirdik
Çalıntıdan düşürdük...
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de,  iyi olur, bize uyar diye düşündük...
Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti..
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?...
Eğer öyleyse yandık,
Gudubet gene yaptı yapacağını!..
Geçen sene de merdivenden itip
Kırmıştı Rıza’nın bacağını...
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rızayı boğacak..
Bak şimdi acıdım, aşk olsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!...
Hele beş tane velet ki boy boy,
Allah'tan düşmanıma dilemem!...
Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider...
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!...
Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneyi kadar kovaladı!.
Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
aynı kafadaydık...
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır
geliyordu
Biz başka havalardaydık...
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık...
Fener'in her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık!.
Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, Ona Gelibolu..
Döner dönmez evlendirdiler
En büyük salaklığı da bu oldu!.
Bense hiç düşünmedi, .zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gezdim...
Benim beğendiğimi annem istemedi
Onun gösterdiğini ben sevmedim...
Neyse,  bunlar derin mevzu..
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek..
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merakından ölecek!
Gittim, vurup kafayı yattım,
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini
Ne bilirdim,  yolda kamyon çarpıp
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini!..
Vay be Rıza!..
Sonunda sen de düşüp gittin azrailin peşine!
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur kızma bu kardeşine...
Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!..
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!...
Ah dostum... O kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?.
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?
Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, yani
Bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?.
Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki,  beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?.
Ulan Rıza... Ne hayallerimiz vardı oysa,
Ne acayip şeyler yapacaktık..
Totoyu bulunca  dükkan açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık..
Talih yüzümüze gülecekti be,
Hafta sonu iki yavru kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!.
Ah ulan Rıza...
Bu mahallenin nesini beğenmedin de öte
yere taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kral arkadaşımdın!..
Ah ulan Rıza...
Ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz ben de gelirim!..   
      
Yusuf Hayaloğlu 

adnan 12.04.2006 17:25:28
Suphi Bir Acaip Adam 
      


      Suphi bir acaip adam
Suphi benim canIm cigerim
Kimse bilmez nereli oldugunu
Susar aksam oldumu
Bir cebinde das kapital
Bir cebinde kenevir tohumu
FIrtInadan arda kalmIs bir teknede tevekkul icinde
Gorkemli sakali ve igreti parkasIyla gizledigi macerasIyla
Bir acaip adam yasardI
AksamlarI susardI
Ben konussam kIzardI
Cocuktum evden kacmIstIm
Gelip ona sIgInmIstIm
Bir surgun kasabasIydI
Bir eski zamandI, hazirandI
Kucucuk bir koydu, sIgdI
BurayI kesfeden belki de oydu.
Uzaktan kasabanIn IsIklarI yanardI
icim anneyle dolardI, aglardIm
Suphi soyle bir goz atardI,
Gizli bir cigara yakardI
AglardI, sonra barIsIrdIk
Ben flut calardIm, cigara sonerdi aglardIk

Nerden geldigini bilmezdim,
Kimsesizdi, belki kimliksizdi
Onun macerasI onu ilgilendirirdi
Kimseye ilismezdi
Bir seylere kufrederdi hep
Tedirgin bir balIk gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu
ArardIm, yagmurun altInda dururdu
Bir kalIn kitabI vardI, cebinde dururdu, hergun okurdu
Ben birsey anlamazdIm
KapagInI seyreder duymazdIm
SakallI bir resimdi, kimdi, ne kadar mutebessimdi
Sordum bir gun Suphi'ye soylediklerini niye anlamIyorum diye
Bildiklerini dedi; yuzlestir hayatla ve sInamaktan korkma
Dogru ile yanlIsI o zaman ayirdedebilirsin
Ve onu anlarsIn
Sonra gulerdi
Gunlerim yuzlerce ayrIntIyI merak etmekle gecerdi
Sonra yine aksam olurdu.
Suphi susardI, ben konussam kIzardI
Tekneye martIlar konardI
Yuregim Suphi'ye yanardI, aglardIm.
Suphi denize tukururdu
Gokyuzunu tarardI, aglardI
Sonra barIsIrdIk
Ben flut calardIm
Yildiz kayardI, aglardIk.

Bir surgun kasabasIydI, bir eski zamandI, hazirandI
Cocuktum, evden kacmIstIm, gelip ona sIgInmIstIm
Bir gun aksilik oldu
Annem beni buldu
Suphi kacIp kayboldu
Kasaba calkalandI, olay oldu
Ben sustum, kanIm dondu
Polisler onu yakaladIgInda tekti
Felaketti
Herkes meydanda birikti
Karakoldan iceri girerken sanki magrur bir tufekti
AnsIzIn donup bana baktI
" Anladin mI ? " dedi.
AnladIm dedim anladIm
Ve o gunden sonra hic bir zaman hic bir yerde
Hic aglamadIm...   
      
Yusuf Hayaloğlu
Yüreğim Kanıyor 
      
Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk.
Gözüm yaşarıyor,
Yüreğim yanıyor/kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Biri saksımızı çiğneyip gitti
Biri duvarları yıktı
Camları kırdı
Fırtına gelip aramıza serildi
Biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
Her şeyi kötüledi
Bizi yaraladı
Biri şarabımızı döktü
Soğanımızı çaldı
Biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
Ciğerim yanıyor, yüreğim kanıyor
Olmasaydı... olmasaydı sonumuz böyle”

Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle

Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylanın pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor,
Yüreğim kanıyor,
Olmasaydı sonumuz böyle.

“Birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
Aynı çıtırtıyla uyanan birer serçe
Hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu
Birer tomurcuktuk hayatın kollarında
Birer çiğ damlasıydık
Bahar sabahında gül yaprağında
Dedim ya;
Hiç yoktan susturuldu şarkımız
Yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
Bitmeseydi... bitmeseydi bizim öykümüz böyle”

Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle.
.
 
Yusuf Hayaloğlu
--------------------------------
84-85 de benim şarkımdı ahmet kayadan

denge 12.04.2006 21:31:11
Bugün Ahmet Kaya'yı yaratan şiirleri ile Yusuf Hayaloğlu ve düşünceleri ile eşi Gülten Kaya'dır -ki Yusuf Hayaloğlu'nun kardeşidir kendisi-.

Ahmet Kaya'ya ne düşmüş bu arada; o güzel sesiyle söylemek, inşallah haksızlık olmamıştır kendisine...

Benim acımda, mutluluğumda, bazen sadece güzel melodiler duymak istediğimde, bazen düşünmek istediğimde bazen düşünmeye bir es demek istediğimde sığındığım limandır onun şarkıları.

İyi ki Yusuf Hayaloğlu ve Gülten Kaya var, ama keşke O'da şimdi burada olsaydı... Kendisini bu vesile ile sevgiyle anıyorum...

12.04.2006 21:56:17
KOD ADI: BAHTİYAR

Geçiyor önümden, sirenler içinde,
Ah eller üstünde,
Çiçekler içinde.
Tabutunda mor dağların büyüsü,
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü;
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.

Rastlardım avluda, hep volta atarken,
Cıgara içerken
Yahut coplanırken.
Sırtını duvara verip öyle tünerdi.
Kimseyle konuşmaz, dal gibi titrerdi;
Çocukça sevdiği çiçeğini sularken.

Diyarbakır'lıymış, kod adı: Bahtiyar.
Suçu saz çalmakmış, öğrendiğim kadar.

Beni tez saldılar, o kaldı içerde.
Çok sonra duydum ki
Yozgat'ta sürgünde.
Ne yapsa, ne etse, üstüne gitmişler;
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
İki dişi de kırıkmış öldüğünde.

Gazetede çıktı, üç satır yazıyla;
Uzamış sakalı,
Ve çatlamış sazıyla.
Birileri ona "ölmedin" diyordu,
Ölüm ilanında kan gülüyordu,
Yüz-yüzeydim, bir devrim enkazıyla.

Geçiyor önümden, gül yüzlü Bahtiyar.
Yaralıyım, yerde kalan sazı kadar.


Yusuf HAYALOĞLU
YAĞMUR İÇEN KIZ

Baldırı çıplak bir akşamüstüydü
Kime selam verdiysem yüzüme küstüydü.
Yalnızlığa susmuştum, yağmura üşümüştüm..
Belli belirsiz ve hiçbir makamsız,
Hiçbir kelimesiz ve hiçbir anlamsız,
Kırılgan bir şarkıydı, tılsımına düşmüştüm..
Ve ben sanki ömrümde yaşamadığım
Ve yaşamadan yaşlandığım bütün aşkları
Bu ilk defa karşılaştığım, bu ilk defa yabancı,
Ve bu son defa tutunduğum kızla bölüşmüştüm..

Yağmur içen kız.. gece kuşu
Atmacaya benzer duruşu..
Bir omuzu el-ense çekerken azraile
Bir omuzu sokak lambasından da biçare..
Kimliğini sorarsan;
Barbar sokakların en barbar kızı,
Ve hortumlu karakolların en arsızı..

O destursuz yağmur, taş gibi iniyordu,
O fütursuz cadde, pür-telaş deviniyordu.
Başını çevirip bakıyordu ara sıra
Hiçbir şey sormadan gidiyordum ardı sıra..
Bir karyola, bir sobadan ibaret 102 nolu odada
Buluştu gözlerimiz, sırları dökülmüş tozlu aynada..
Cebimdeki şişeyi yudumlarken sessizce
Saçlarını okşadım yavaşça ve teklifsizce..
Azıcık huylanmıştı, söylemedi ama şaşırmıştı.
Sanırım ki o, hep değişen tiplere
Ve fakat hiç değişmeyen triplere alışmıştı..

Yağmur içen kız.. vahşi kısrak
Göğsü falçata krizi, öfkesi tavlı bıçak..
Soluğunda ıslak çimenlerin buğusu
Soluduğunda kundaklanmış ormanların yalazı.
Güzelliğini sorarsan;
Dişleri kar kuşundan da beyaz
Dudakları vampirden de kırmızı..

Alışkın bir otel odasıydı, kenarda soba yanıyordu,
Tutkunun tasma koparan köpekleri
Arsız bir çarşaf gibi üstümüze abanıyordu..
Küçücük ama çok küçücük bir ağzı vardı,
Küçücük ama çok küçücük bir öpüşte bile
Bir vişne ısırığı gibi kanıyordu..
Çaparinin çengelinde çırpınan çipuranın
Yakaran gözlerindeki o tarifsiz kederle,
Bu küçücük ömründe, belki de ilk defa
Birisinin gözlerine bakmaktan utanıyordu..

Yağmur içen kız.. kaldırım meleği
Hüznün yirmidört saatlik beyhude kelebeği..
Her akşam sunarak kendini hoyrat ağızlara
Ve her sabah yunarak bedenini yağmurla
Ve boğarak o narin göğsünde hıçkırıklarını
Bir çalpara gibi yeniledi kopan yanlarını..
Yağmur içen kız.. çılgın kedi
Komalara girdi, jiletler yedi, ölmedi..

Hiç sormadım adını, kendisi de söylemedi.
Ben şişeyi boşalttım, o ağzını sürmedi.
Gitme vakti gelince uzatıp küçücük elini
Hoşça kal, dedi, almadan o malum bedelini..
Boş bir şişeden daha aptalca ne olabilirdi hediye?
Uzun uzun bakakaldı, bu adam deli mi ne, diye..
İyi ama bu şişe boş be arkadaş, dedi, bu şişe boş!
Her şey boş güzelim, dedim, her şey boş!
Sen de yağmur koyarsın belki bu şişenin içine,
Ve güneşin ışırsa bir gün, bir yerlerde, bir ihtimal,
Düşlerini yudumlarsın artık yağmurun yerine...

Yağmur içen kız.. gönül hırsızı
Hiç kimseler bilmeyecek sırrımızı..
Sen tutunmaya çalışırken gecenin eteklerine
Yine acıtacak güzelliğini, o çirkin maça papazı..
Ve yine kıyacaksın belki, o incecik bileklerine..
Yağmur içen kız.. sahipsiz bebek
Elbette bir gün herkes bir şekilde gidecek.
Ama bu yağmur var ya, bu yağmur, inan ki
Nereye gidersen git, hep ardından gelecek..

Ne zaman tokatlasa yağmurlar penceremi,
NE zaman sersem ve buruşuk bir pardösü gibi
Dökülsem kaldırımlarına bu duman karası kentin;
Hep o kıza rastlarım, aynı kuytu köşede.
Gözyaşlarını biriktirir usanmadan
Düşleriyle aynı şişede..
Hatırını sorarım, sessizce kaldırır yüzünü,
Tablolardan çalınmış gizemli bir gülücüktür.
Yağmur içer yudum-yudum, kanasıya.
Mezesi, eski bir geceden, vişne yarığı kırmızı
Ve hala kanayan o vişne ısırığı öpücüktür..

Yağmur içen kız.. mağrur yürek
Bu yağmurlar yalan ama ölüm gerçek..
Sen yine avucunda sakla, çaldırma cevherini.
Ve sakın gösterme kimseye, o yağmur incilerini
Hep şarkını söyle; hiçbir kelimesiz ve makamsız,
Hep orda bekle; bir akşam belki apansız,
Gelir de alırım şişemi senden geriye:
O biriken yaşlarını içmek için damla-damla
Ve geciken bedelini ödemek için kendi hayatımla...

Yusuf Hayaloğlu

torq 15.04.2006 00:25:40
Yusuf Hayaloğlu 12 Eylül darbesinin özellikle solcular üzerindeki travmatik sancılarını şiirleriyle anlatmaya, Ahmet Kaya da bu şiirleri davudi sesi ve özgün tınısıyla dinleyiciye ulaştırmaya, Gülten Kaya da bu ekibin aklını oluşturarak güzel bir sürece imza atan grubu oluşturuyorlardı. İşkenceden geçip sağ kalan tüm insanlar onların birlikte oluşturdukları şarkılarla avunmaya, ve yaşadıklarını unutmaya çalıştılar. Çevremdeki bir çok insanın da bu şarkıları duyup duygulandığını, kendilerini geçmişe götürdüğünü söylediklerini biliyorum.
Ancak o dönemin sonunda yeni kuşaklar aynı duygularla hareket etmedikleri için bu konudan pek haberdar değiller sanırım.

15.04.2006 11:00:42
babamın da torq un da değişmez/değiştirilmez yanılgısı aynı...

Alıntı
Ancak o dönemin sonunda yeni kuşaklar aynı duygularla hareket etmedikleri için bu konudan pek haberdar değiller sanırım.


'neden, niçin, nasıl'  sorgulanmıyor..Sorgulansa da  sadece anlık an da kalıyor..geniş zamana yayılamıyor.
Aynı şekilde babam da torq da bizim kuşakta doğmuş olsa bizim gibi düşünücek bizim gibi haraket edecekti.

Yusuf Hayaloğlu' nun bizlere sizlere hitap ettiği kadar hitap edememesinin sebepleri;

1- Vitrine olmayışı ve vitrine koyulmayışı...Bunu yapanların kim olduğu ve niye yaptıkları belli.Biz ÖZAL gençliğiyiz.

2- Bundan 20 25 sene öncesine kadar cep telefonu denen aletin var olabilme olasılığı neredeyse yok denecek kadar düşüktü.Ama bu gün bakıyoruz ki vatandaşlar yemeyip içmeyip telefon alıp gsm lere para akıtıyorlar.Bu zamanın ne kadar hızlı aktığını ve ne kadar hızla değiştiğinin göstergesidir.Aynı şekilde internet...
Kurtuluş savaşı yıllarında Ankaradan İstanbula 3 ayda gidilirken, şimdi 5-6 saatte gidilmesi...Aşıkların birbirleriyle haberleşmesi aylar sürerken, şimdi msn le anlık iletişim sağlanmakta.
Biz bunlara sahip olan kuşak olarak, bizden önceki kuşağı duygularını hislerini sizin kadar anlayabilmemiz beklenemez...beklenmemelidir de...

3-Televizyon...Bu aletin gücü müthiş...Müthiş bir şartlama/uyutma aracı...Sen ne koyarsan adam onu izler..Sen ne düşünürsen adama o düşündürülür...Yusuf Hayaloğlu da bizim kuşakta olsaydı o şiirleri yazamaz çünkü o hisleri hissedemezdi.Hissetse bile yabancı gelir görmüş olduğu kadar talep görmezdi.


torq 15.04.2006 11:34:42
Hades söylediklerimi tümüyle yanlış yorumlayıp biraz önyargılı  yaklaşmıssın sanırım.
1) Analizlerinin tümüne katılıyorum, eski ve yeni kuşak arasındaki farkları güzel açıklamışsın
2) Söylediklerim, sizin Yusuf Hayaloğlu'nu beğenmeyişiniz  ve bunun kötü bir durum olduğu şeklinde yorumlanmamalı. Bu da senin yaptığın analizin bir başka sonucuydu. Yani ben de  neden Ahmet Kaya ve ekibinin şarkılarını dinlemediğinizi yorumlayıp bir cümle ile yazdım. Sen o cümleden yola çıkıp kendi düşüncelerini benimmiş gibi yorumlamışsın.
3) Eğer nedenleri konusunda bir yorum yapmak isteseydim senin yazdıklarına benzer bir analiz yapıp olayı kuşaklar arası farklılığa bağlamak gerekirdi.
4) Beni tanımadığın için baban ya da benim yaşımdaki öteki insanlar gibi olduğumu düşünüp "onlar öyle düşündüğüne göre torq da öyledir " mantığıyla hareket ettiğin açık.
5) Oysa ben sonuçlar yerine nedenler üzerinde düşündüğüm için "marslı" muamelesi gören bir adamım. Beni tanıyanlar bu yönümü bilirler ve yazdığım yazılardaki farklılık  nedeniyle genellikle bu forumdakilerle çok fazla çatışmalar yaşıyorum. (bkz molotof kokteyli atanlar üzerine yazılar)
6) Seninle ayrıca bir başlık açıp kuşak çatışmalarını tartışalım, benim beni iyi tanıma fırsatını bulursun

Bu arada ruler'la biraz sohbet etmiştik, beni O'na sorarsan anlatabilir belki.

gdede 15.04.2006 12:39:25
anlamlı ve insanın bam telinde hissteği şiirleri kadar etkiliyici ses tonuyla da begenerek takip ettiğim şairlerden biridir
"Ah Ulan Rıza"yı her dinleyişimdeyse daha da etkileniorum hayranlık seviyem artırıo her ah ulan rıza dediğinde

15.04.2006 13:17:41
Bir yanlışı varsa alayım ayagımın altına abi Smiley

adnan 15.04.2006 13:27:32
Bir yanlışı varsa alayım ayagımın altına abi Smiley

SEN SUS BİKEREM AYAGIMIN ALTINDAN NASIL ÇIKICAN.. ;D ;D ;D

15.04.2006 13:31:56
Torq adnan senin, hades benim Wink

adnan 15.04.2006 13:34:29
gördünüz el kadar çocugu tabi döversiniz... Cry

15.04.2006 13:36:30
torq,

demek istediğim yürekle sevilen, seni sana anlatan değil seni sana daha iyi anlatan.bu ciddi oranda yakınlaşma sağlar.
seni sana daha iyi anlatan şeylerin eş zamanlı yani kuşakdaş olması koşuldur ve daha önceki/sonraki dönemlerde yaşanan çatışmaların nedeni ise belirttiğim o 3 maddedir.

ve 4. maddede babamı tanımadığınız halde, kafanızda benim arz ettiklerimle canlandırarak hükme varmanızı nasıl olabiliyor_? sorusuyla karşıladım...Benim yerime insanlar değil kelimelerim konuşabilir ancak...ve bu takılıp kaldığım o maddede ciddi olarak yapılmış bir değersizleştirme var.Benim yazdıklarıma karşı oluşmuş tepkinin olumsuz verileri burada açığa çıkmış.
ve 5. maddede kendine övgü
6. madde için tabii ki  afro


Sayfa: [ 1 ]