|
||
![]() Hamas ve Filistin sorunu Taner: bu konuyu gündeme getirmemin nedeni alında bizim dogmatik ya da yobaz olarak nitelendirdiğimiz kendisini uhrevi olarak nitelendiren insanları kendilerini öldürme konusunda bir şekilde örgütleyen bir topluluğun halk tarafından kurtarıcı olarak görülüp demokratik bir yolla iktidara getirilmiş olması. yani filistin kurtuluş örgütünün mücadelesi bir dönem yasadışı olarak kabul edilirken neden hamas onun önüne geçti? ben bu soruya bir yanıt vereceğim ama öncelikle sizin bu konudaki düşüncenizi öğrenmek istiyorum. duman kulübü: her ne kadar bu konuda sizden daha az bir bilgim olsada.. kendi düşüncelerime göre hamas'ın demokratik yollarla seçilmiş olması benim görüşüme göre filistin halkının artık devletin barışçıl yollardan israille sorunların çözülemeyeceğini düşünmüş olamasından kaynaklanıyor..yani halk barışçıl yollardan çözülemiyorsa.. diğer yolu denemk istemiş olmasıdır.. her ne kadar hamas dünya kamuoyunda bir terör örgütü konumunda ise bile filistin halkı için bir umut vadediyor.. deniz filistindeki olaylara demokrasi içinde demek yanlış olur. orda israilin çevrelediği ama israilin tanımadığı bir devlet söz konusu. filistin halkı için hayati konu filistinin kurutuluşudur. onların bu davasında en çok katkıyı sağlayana desteklemeleri beklenir. şimdiye kadar el fetih örgütü (yaser arafatın ötgütüdür bu örgüt) hakim olan liderliğe sahipti. z ancak yaser arafat ölünce örgütün karizması da sarsıldı. ayrıca bazı olayları da hatırlarsınız yaser arafatın hapsedilmsi filan tüm bunlar el fetihten bekleneni alamaığını düşündürüyor filistinlilerin gerçekten de el fetih ve yaser arafat halk gözünde olayı yumuşatma ve süreci geliştirememe görüntüsü ile anıldı. zaten hamas, islami cihad gibi radikal örgütler de sürekli bu propagandayı pompaladı ama hamasın asıl çıkışı bugün yazımda da görüldüğü üzere hamasın sosyal olaylara el atmasıdır. grevler yaptı, hastaneler kurdu, aş merkezleri açtı vs. Ayrıca filistin davasını asıl motive eden şey dindir. buna rağmen yaser arafat seküler /laik bir portreye sahipti. hamasın hem halkın arasına karışması hemde din objeisini dava için yorumlaması doğal olarak onları ön plana çıkarı. ha keza islami cihadı da. bir şey daha unutmadan Y.arafta tayfasının filistin için toplanan uluslar arası yardımları iç ettikleri söyleniyor. RuleroftheRuins: şimdi bence olayı 2 şekilde inceleyebiliriz, 1. si seçimler demokratikse sizin dediginiz gibi halkın haması seçmesi süpriz degil. çünkü halkın inanmak istediklerini söylüyor ve savunuyorlardı, din olgusuda insanların ortak paydası olması açısından önemliydi insanların mücadalelerine anlam katacak başka bir olguydu din ama seçimlerin demokratik olmama ihtimalide var o da şöyle; hamasın radikal tutumları, israilin bölgeyi kışkırtarak, daha fazla hak elde etmesini daha fazla zülum yapmasını meşru kılabilir. yani hamas ın seçilmesi israilin işine gelebilir ki öleyse hamasın seçilmesini israil saglamış bile olabilir. Taner aslında konu çok önemli bir noktaya geldi. söylemek istediklerimin büyük bir bölümünü ayrı ayrı söylediniz. benim yorumum şöyle: arafat çıkış noktası açısından bakıldığında el fetih ile devrimci bir çizgi yakalamış. ezilen filistin halkının sesi durumuna gelmişti. karizmatik yapısı ve makyavelist bakış açısıyla herkesle her yerde görüşüp anlaşmalar imzalama niteliği nedeniyle çok seviliyordu. ancak her örgütte yaşanan çürüme onları da yok etme sürecine taşıdı ve halkın sesi olmaktan çıkıp kendi keselerini dolduran siyasetçi durumuna geldiler. bir yandan israil tarafından sıkıştırıldılar, bir yandan batıdan gönderilen paraları isviçre bankalarına göndererek hareketteki karizmayı çizdirdiler. Bu durumda örgüt içinde yeni bir devrimci hareket başladı ve dürüst, halkın içinden gelen bir oluşum nedeniyle toplumun sevgisini kazandı. duyumlara göre arafatın 3 milyon dolar civarında bir serveti olduğu belirtiliyor. hamas sözcüleri ile yapılan görüşmelerde intihar bombacısı olmak isteyenlerin kendilerine başvurdukları ve kendilerinin bu kişileri başta reddederek denedikleri, daha sonra birkaç kez geldiklerinde kabul ederek onları yönlendirdiklerini söylüyorlar. Olaya israil ve batı açısından bakarsak, israil arafat yönetiminin kaybetmesinden çok memnun olmakla birlikte gidenin geleni aratması örneği hamas ile doğrudan ilişki kuramama sorunu yaşıyor. bu amaçla aracı olarak seçtikleri Türkiye üzerinden örgüte gerekli mesajları gönderip bir orta yol bulmaya çalıştılar. bu konuda amerikanın da onayı olduğu açık. şimdi gelinen noktada vardığım sonuç; kim kendi halkına ihanet eder, onun parasını iç eder, ona sırtını dönerek siyaset yapmaya çalışırsa sonu hüsran oluyor. Kazanan da ister din ister milliyetçi kimliğini öne çıkarsın , halk için çalışan oluyor diye düşünüyorum. RuleroftheRuins seçimlerin demokratik olmama ihtimaline ne diyorsun taner abi.öle bi ihtimal varmı dedigim gibi. Taner şöyle bir durum var seçimler en demokratik ülkede bile hile karıştırılabilen bir yöntemi anlatır. Bush ilk seçimde hile yaparak koltuğuna oturdu, 12 Eylüldü % 92 oranında oy alan generaller seçimi kazandıklarını söylediler. her seçimi kendi koşullarında değerlendirmek gerek. filistinde yapılan seçimin çok fazla demokratik olmasını beklememek gerek. ancak önemli olan toplumun genel tercihinin ortaya çıkmasıdır. yani ne yapılırsa yapılsın herkes arafat yönetiminin battığı yerden çıkmasının zor olduğunu biliyordu. ancak bunun seçim sandığına yansıması ile bilmeyenler de öğrendi. israil açısından bakarsak düşmanın kim olduğu pek önemli değil gibi görünüyor. çünkü genel olarak yok etme ve şiddet politikası izolasyon kullanma ezme düşüncesi hakim görünüyor. duman kulübü o zaman neden israil hem hamasla görüşme için orta yol bulmaya çalışırken hemde filistin lileri bir kapan içine kıstırmaya çalışıyor sence. yok etmek istiyorsa zaten bunu yapabilecek güçteler ve filistinin yok olması dünyanın sadece seyirci kalması demek ki bunu zaten bosna de gördük.. RuleroftheRuins yani istedigi zmn yok edebilir tabi bunu istiyordur da ama dogru zmn ve şartların saglanması hamasın radikal ve şiddet dolu eylemlerine baglı belki. yani barışçıl çözümlerle gelen bir yönetime karşı israil napacakt. kamuoyu önünde haklı çıkacaklarmıydı 11 eylül efsaneleri dogruysa amerikada 2iz kulelerde insanların ölmesine seyirci kaldı. bence buna deger israil için deniz benim gördüğüm israil düz mantık devletidir. politikları çok açık seçiktir. rulerin seçim konusundaki tereddütüne katılmıyorum. isaril tam anlmıyla zorbadır. öyle yaparsanız ben böle yaparım der ve yapar. çok aleni bir şekilde intihar eylemcilerini ailelerini evlerini yıkar, filistinliler bir kişi öldürse gider uçak saldırı yapr köyü yok eder. intikam konusunda en ufak terddüt etmezler. bu aynı zamanda filistin devletine karşı da böledir. hiç bir ülkede görülemeyecek tarzları var. çok net. İsarilin vahşet üretmesi ve uluslararası hukuğu hiçe sayan tavırları onların nasıl bir güven içinde bunu yaptıklarını sorusunu gündeme getirmeleri hangi ülke bu derce vahşet yapar ve tüm dünya sessiz kalabilir. bunu bence çok iyi irdelemek lazım. israil bu hoyratlığını nerde alıyor. bunun bizim görmediğimiz çok büyük bir derinliği olduğunu düşünüyorum. finans, siyaset, vs. Boyutları. isaril yasak olmasına rağmen atom bombası yapıyor ve kimse ses çıkarmıyor. ama iran bu teknolojiyi elde etme eğilimleri gösteriyor, tüm dünya tepesine biniyor. halbuki iranlı şiilere göre atom bombası caiz değildir. israil istese de iran bomba yapıp atmaz. bunu onlar da biliyor. ama herşeyde olduğu gibi tüm dünya yine israil politkalarına tutsak. türkiye de buna dahil. bir diğer şeyde haması terör örgütü gibi görüyoruz. bu da aslında bir isaril oynudur. hamas kendi ülkesinin legal bir örgütüdür. eğer bir terörist aranacaksa şaron gibi militan olarak insnaları sivil kapmplarda toplayıp toplu katilamlar yapanları bulsunlar. duman kulübü israil bu hoyratlığını amerika ve ingiltereden alıyor diyebilirm .şu anda dünyada büyük güç diye tabir edilen ülkelerin hepsi israilin arkasında duruyor. ve diğer ülkelerde büyük gücün önünde durmaktansa arkasında durmayı tercih ediyor RuleroftheRuins tek cümle edeyim, iran atmiyacagı bir atom bombasını niye yapsın, caiz degilse, gerçi yapıp yapmadıkları muallak ama.. Taner ben bir katkıda bulunmak isterim. Gelinen nokta arisin dediği şekilde güç ve kontrol ikilemi. deniz'in yaklaşımını biraz duygusal buluyorum, aslında israil yerine başka bir ülke olsaydı biz bu kadar duyarlı olur muyduk. bundan yaklaşık 10 yıl önce Ruanda'da hutularla tutsiler arasında etnik bir kıyım oldu yaklaşık 1 milyon insan öldü kimsenin kılı kıpırdamadı. bosna, hırvatistan, kosovada yine binlerce kişi öldürüldü. şimdi ırakta 100 bin kişi ölüyor. sorunun kökeninde şu düşünce vardır. orada ölenlerin değeri nedir ? bir şey yapmaya değer mi ? eğer kurtarılması gereken kişi ya da toplum egemen güçler ya da enerjiyi kontrol edenler tarafından ya da silah sanayicileri için bir değer ifade ediyorsa neye mal olursa olsun bir müdahale yapılır. eğer orada ölenler bir zorunluluktan dolayı ölüyorsa ve bunun bir önemi yoksa ölmelerine kimse karışmıyor. israil batılıların göz bebeği. orada bir kişinin ölmesi demek amerikadaki yahudilerin matemi anlamına geliyor. israilin tüm geliri batıda yaşayan yahudiler ve para sahiplerindenn böyle olunca bir yahudi ölünce bin filistinliyi öldürmek gerekiyor ki denge sağlansın. olaylara nesnel bakıldığında aslında israil ya da hamasın bir anlamı olmadığı gerçekte gücün kimin tarafından kontrol edildiği önemlidir. yani bir öcü yaratmak için amerika 5000 insanın gökdelende ölmesini, yada askerine bomba konulmasını onaylayabilir bu insanlık açısından kabul edilebilir olmasa da doğadaki acımasız koşullar gibi varolma savaşı olarak bakıldğında normal karşılanıyor. nükleer silah konusuna gelince bizim topraklarımızda amerikan nükleer füzeleri olup olmadığını biliyor musunuz? benim düşüncem olabilir. deniz israilin tüm dünyada faaliyetleri komplo terorisi olmaktan çıkmış gerçekler bunun duygusal olarak nitelenmesi yanlış olur. bugün oscar lı yönetmenler listesine baktığımızda bile hep yahudileri görüyorz. adamlar here yere el atmışlar. türkiye de böle.hatta öleki ruanda da bile isarilin parmağı aransa eminim bulunur. amacım yahudi düşmanlığı değil, kimseye haksız yargıda bulunmk da istemem. hatta lüzumsuz gerginlikler de olmamalı. ancak israil bunu yapıyor ve alanen "yapıyorum sana ne" diyor. hadi diyelim diğerleri komplo teorisi olsun. benim görüşüm odu ki israile "sen ne yapıyorsun kardeşim" diyen birileri çıkmadan bu mesele halledilmez. hamas gider yerine mamas gelir. ama olan hep mazlumlara olur. hamasın gelmesi kime zarar verir bunu düşünmek lazım. israile mi filistinlilere mi ? bunun değerlendirmesini yapmaktan daha da önce en adil çözümü bulmak ta önemli. bir isaril var; her fırsatta askeri yönetmlerle yoketme politikası uyguklayan diğer tarafta iğdiş edilmeye çalışılan ve siyasal bilinçten mahrum bırakılan, yalnızlığa terkedilen filistinlilier. adalet ne diyor size ? önce bu soruların yanıtın ı verip ondan sonra hamas yorumu yapmalı. Taner yukarıda ne yazmıştık işin özünde güç ve kontrol kavramları var. eğer olaya filistinli israilli diye bakacak olursak nesnel olamayız, bu nedenle duygusal oluruz yani ezilenden yana tavır almak ya da onun kazanmasını istemek bir düşünce olarak bizde olsa bile analiz yaparken bu düşünce ile hareket edemeyiz, yansız davranmak zorundayız. şöyle düşünün eğer dünyadaki sermaye yahudilerde değil müslümanlarda olsaydı bizler hem yahudileri hem de hıristiyanları kontrol altına almak için her türlü pis işleri yapmış olsaydık durum değişir miydi? onlar bizim için pis müslümanları yahudileri eziyor diyeceklerdi. onların savaşçıları bizim insanlarımızı öldürecekti.demek ki sorun milletler ya da dinlerde değil. biz ezilenden yana olmak zorundayız zaten çünkü adalet duygusu (denizin önemli kavramı) insanın en önemli kavramlarından biridir. şiddet şiddeti doğurur ama bir gün gelir şiddet de durulur RuleroftheRuins bende hemen hemen aynı şeyleri söleyecektim, olaya duygusal açıdan bakmaya gerek yok sonuçta ülkeler politikalarını menfaatlerine göre ve güç odaklarına göre belirliyor genel bir mantıga göre eskinin düşmanı yeninin dostu oluyor vs vs. ama önemli olanisrail 1946 da yanılmıyorsam bir ülke olarak sınırlı topraklarda dünyayı bu şekilde etkileyecek güce nasıl kavuştu. yahudi lobileri nasıl bu kadar güçlübunun arkasında yahudi insanın azim ve sabatı dışında neden olabilir mi ? Hades aslına bakarsanız yahudiler hakikaten üstün ırktır.diğerlerine göre çoğu buluşlar çoğu yenilik hep onlardan çıkmıştır. Deniz pardon sözünü kesmem lazım. çok önemli.. üstün ırk diye bir kavram yoktur. bunu sakın aklına getirme.. bu çok sakat bir görüş. KARGA ırk diye bir kavram yoktur . RuleroftheRuins ya ırk yada ırkların üstünlügü elbette yoktur ama mesela azınlık olmanın getirdigi bir eziklik vardır yada azınlıkların dayanışması birbirlerini kollaması gibi mesela türkiyedeki dinci tayfa epey başarılı. islamcı sermaye aşikardı bir zamanlar neyse bunun gibi düşünürsek yahudiler zmnında ezilmiş ve bastırılmış bir ulus olarak dayanışma içinde olmaları kaçınılmaz. bu başarılarının bi sebebi olabilir. ama olmayadabilir ![]() KARGA katılmiycam dedim de bişeyler eklemek isterim izninizle. yahudilerin birçok finans kuruluşunun başına nasıl geçtiğini sorgulamışızdır hepimiz. bu gücün nerden geldiğini tarihe bakarsak yahudiler kadar ezilmiş çok ulus yoktur. bilen bilir pogrom diye bir kavram var. pogrom, yahudileri katletme bayramı gibi birşeydi zamanında böylesi bir kavram başka hiçbir halk için üretilmiş değil her daim zulüm altında yaşamış olan yahudiler sürekli yaşadıkları topraklardan sürülme tehlikesiyle yüz yüze kalmıştır. ev gibi taşınamaz mallara yatırım yapmak sürüldükleri takdirde varlıklarını kaybetmek anlamına geleceği için özellikle elmas gibi değerli madenlere kanalize olmuşlardır. çünkü servetini cebinde taşımak mümkün yahudilerin elmas piyasasını tekellerinde bulundurmasının sebebi işte buna dayanıyor. böylesi bir piyasayı ele geçiren de çabuk güçlenir. bu da belki şimdiki güçlü durumlarına nasıl vardıkları hakkında bir ışık tutabilir diye düşünüyorum deniz karga doğru söyledi. ruler da öyle. yahudileri bu formata sokan tarihte ki rolleridir. onların ırk ve temelli organizasyonları yüzyıllarca varolduğu için uzun soluklu bu çalışmlar doğal olrak başarılı neticler vermiştir kendileri açısından ayrıca onlar kendi insanlarınıın reklamını ve satışını çok ii yaptılar. bir şey daha var; toplumların da evrimsel süreçleri vardır. her toplum kendi şartları içinde evrimleşir. eğer onlardan başarılı insanlar çıkıyorsa sebeplerden biri de budur. Taner geldiğimiz nokta oldukça önemli ve bence nesnel.birincisi ezilen toplumlar tüm insanlık açısından mazlum durumuna gelirler ve her zaman destek görürler,ikincisi ezilenler içgüdüsel olarak bir araya gelip dayanışma içinde çok çalışırlar, bu durum bir artı değer yaratır. üçüncüsü ezilenler verilen desteği akıllıca kullanırsa devlet sahibi olabilir ve böylece kendi nesillerinin devamını garanti altına almaya çalışır. dördüncüsü bu yolda çalışan başka uluslar (filistinliler, kürtler vb) aynı yöntemle devlet olabilirler. burada bizim tavrımız önemli acaba ezilenden yana tavır koyarken örneğin hamas ya da filistin şiddeti nereye koyacağız ? şiddeti onaylama durumunda kaldığımızda masum insanların ölümünü de onaylamış olmayacak mıyız ? deniz ben şiddetin nerde gelirse gelsin onaylamıyorum. yukardaki sözlerim böye anlaşılmasın. Ancak ortada bir israil gerçeği var ve bunun komplo terorilerinden öte bir değer olara görülmesi gerektiğini söylüyorum. evet yahudiler ezildi sürüldü ve bir noktaya geldiler, geldikleri bu noktada da tarihin intikamını diğer uluslardan çıkarıyorlar. öncelikle de yanıbaşındaki zayıflardan başlamak üzere. zaman gelirki bu intikamın asıl safhası gelir. bu da hristiynlara yöneliktir. onların asıl hesabı hrsitiyanlarladır. israil devleti akıllara zarar bir şeriat devletidir. siz sanmayın onları modern ve laik onlar hiç normal değlller. ve bununh nedense kimse fakrında değil. onlar kednilieri de olmak üzere herkese zarar verme potansilieinde ama yine de derim ki şiddet olmadan bir çözüm bulunmalı. RuleroftheRuins ya bn denizin dediklerine tam inanmıyorum, yani israilin bir intikam peşinde koşacagına felan. israilin hedefi büyük israil ve bu konuda hristiyanlar kendilerini desteklerse sorun olmaz, yani intikam gibi duygular ferdi şeylerdir menfaatlerine bakar devletler bence hristiyanlarla sorunları şuan yok.tabi ilerde olmayacagı anlamında diil ama bir intikam hareketine inanmıyoru. Taner evet ruler şu konuda haklı. devletler kişisel hesap yapmaz. her konuda çıkarlar ve gereksinimler belirleyicidir. şöyle bir durum da her zaman geçerlidir. düşmanımın düşmanı benim dostumdur. Deniz konuşmanın başında istrailin standart bir devlet olmadığını sötylediğimi hatrılatayım Taner: ermeni sorunu ile ilgili türkiye sıkıntı yaşadığında bizim çıkarlarımızı amerikada destekleyen yahudi lobisi olmuştur. hatta hamasın türkiye ziyaretinde bu lobinin sözcüsü demeç vererek desteğimizi çekme durumunda kalabiliriz demiştir. yani devam edip bitirirsek insanları bir arada tutan yok olmamaya çalışmadır ve küçük bir devlet olarak size böyle bir olanak tanısalardı büyük bir olasılıkla aynı şeyi siz de yapardınız. örneğin türkiyenin kurtuluş savaşında küçük bir devlet olarak yok olmaması için canını dişine takması yeni bir devlet oluşturmasında etkili olmuş, bu kazanımı kaybetmemek için M. Kemal neredeyse şeytanla bile işbirliği yapmaktan çekinmemiştir. Şiddet konusu da bununla bağlantılı olarak, yok olmamak için mücadele eden ya da uzun süre ezilen (örneğin irlandalılar) toplulukların tek çıkış noktası olarak görülebilir. yani adamın bir tankla yarattığı etkiyi bir kişinin kendisini feda etmesiyle sağlamak mümkünse ölen kişinin arkasında onlarca kişi sırada bekliyorsa şiddet artık kaçınılmaz olur çünkü toplumun en küçük bireyi bile kendisinin ölümü ile sonradan gelenlerin yaşayacağı düşüncesine sahip olmaya başlamıştır. yoksa istediğiniz kadar para verin, ikna etmeye çalışın gönüllü olmayan insana bomba bağlayamazsınız diye düşünüyorum deniz üstad ben bazı söylenenlere katılmıyorum. devletleri yaratan toplumlar ve topluluklardır. devlet yalnı bir çıkar ilişkisi ile yönetilmez. ve yönetilmemelidir zaten. bugün iktidar kim gelirse iktidara gelenin görüşleri devletin çıkarları ile birleştirilip polika olarak sunulur. Örneğin israilde bugün radikal bir hükümet var. dinci ve militan ama israilde solcu insanlarda var. ateist ve solcu. her iki durumda politikalr fakrlı olur. devleti iktidardakileirn eğilimlerinde yalıtamazsın. benim eleştirim anormal formattaki israil yönetiminedir. yoksa halk halkdır. kimsieye kin duymam bu yüzden katil şaron gibi insanlar dışlanmalıdır. bunu devlet çıkarı olarak yorumlamak asıl sorunu gözden kaçırır. Taner şu açıdan haklı olabilirsin. devletin çıkarı bazen toplumun yani orada yaşayan insanların çıkarları ile çakışır ancak devlet politikaları kişilere göre değişmez değişirse sıkıntı yaşanır sorun devlet politikasının çıkarlara ve akla uygun olup olmadığıdır iyi politikacı ileri görüp kendi toplumunun çıkarına olan yapan ve toplumu buna ikna edendir. yani bizim kürt politikamız tam bir fiyasko şeklinde açıklanabilir. bir kürt devleti kurulması 50 yıldır belliyyken ve batılılar bu konuda bir örgütü destekleyip kuzey ıraka gireceklerini açıkça beyan etmişken bizim politikamız kürt yoktur, kürt devleti kurulursa savaş sebebi sayarız. sonuç 30 bin ölü 200 milyar dolar borç gerçek durum; kuzey ırakta kürt devleti ve türkiyede devam eden şiddet devlet kendi eliyle kürtçe kurs açma izni verdi ve televizyonda kürtçe yayın yapılmasına karar verdi. İşte kötü politika eğer kuzey ırakta bir kürt devleti kurulacaksa yapılması gereken oradaki kürtleri de içine alan ve belki türkmenleri de kullanarak özerk bir bölge yaratmak petrolün hiç olmazsa kullanım hakkına sahip olmaktı . biz bu nedenle duygusallıktan kurtulamıyor ve gerçekçi politikalar üretemiyoruz. israil bir din devletidir ve yahudi şeriatına göre yönetilir. bizim gericilerimiz onları yanında kömünist sayılabilir. ve bu gericiler dini inançları gereği askere gitmezler ama devlet bunları askere almaz, bu şekilde onlara gelen para ve desteği kullanarak politikalar üretir. işte aramızdaki fark bu . deniz bundan 10-15 sene önce daha kuzey ırak kürt meselesi yokken biz orda bir kürt devletini kurulacağını ve bunun israilin çıkarları için olacağını konuşurduk. o zamanlar aklımıza gelen şeyler adım adım oluyor. hep hikayegibi gelen siyonist emeller nedense hep gerçekleşiyor. biliyorsunuz onların tarihsel hayali olan elde etmek istedikleri, arzı mevdud denen bir bölge var. kürt bölgesi de buna dahil. ancak güncel politkalara gereği isarilin bölgede kendine bir yandaş bulması gerekiyor. bu da kürt devletidir. çünkü ne araplar ne türkler israile yakınlık göstermiyorlar. ayrıca güçlüler ve kontrol altına alınmları çok kolay değil. Şimdi ben herşeyi çıkar olarak değerlendiren zihniyete soruyorum israilin bu yayılmacılığı türk çıkarlarınıa ters düşmüyormu? gerçi bu benim derdim değil onu da ekliyim ben türk çıkarından ziyade adaletin tesis edilmesini gözetirim. eğer devletlerin kendi çıkalrı için çalışmları meşru görülürse başımız beladan ırak olmaz . Taner burada doğru olanla gerçek arasında sıkışma sözkonusu. bitti |
||