SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Komünizm

Konu: Açlık

Sayfa: [ 1 ]

Leonardo 09.04.2006 16:40:13
Gerçek devrimciler ve düşünürler genelde hep zengin ailelerden çıkar. Noam Chomsky, Karl MArx, Che Guevara, bunların hepsi gayet burjuva ailelerin gayet burjuva üyeleridirler. Zerdüşt gibi aynı. Zerdüşt istese arabasıyla 50 tane kız tavlar, gidip her züppenin yaptığı şeyleri yapar ama adam lisedeki felsefe hocasına takmış, sonra solcu olmuş, solculuk beş para etmeyince nihilist olmuş.

bazılarımız toplumu "koyun sürüsü" diye düşünürüz koyun sürüsü falan yok. Bazıları dine çamur atar oysa ki din özünde aydınlatıcıdır ve asla kitlelerin afyonu falan değildir. afyon haline getirilmişse din değildir çünkü dinin amacı aydınlanmadır.

Sorunun adı açlık. AÇLIK. bizler açız. açlıktan kastetiğim illaki etyopyada açlıktan ölen küçük çocuklar değil. SSK kuyruklarında beklemek açlıktır. 350 milyona çalışmak açlıktır. işsizlik bir açlıktır. muhtaç, bağımlı olma durumu açlıktır. temel sorunumuz budur ve bir insanı yönetmek için bundan başka hiçbirşeye ihtiyacını yoktur.

-aç insan siyaset yapamaz mı?
-Yapar: bizim 68 kuşağı gibi, Devsol gibi, PKK gibi, ülkücüler gibi, açlık grevi yapıp kendilerini yakanlar gibi. niye yapmasın yapar.

Ama gerçekçi olmak gerekirse siyaset yapmak için 2 şey gerek:
1) Kendimiz. eviniz yoksa işiniz yoksa, karnınız açsa, paranız yoksa, sefalet içindeyseyniz zaten ne yapabilirsiniz? İnsanda hayatta kalma içgüdüsü vardır. aç kalma durumunda korku başlar. sizi korku yönetir. böyle bir insan siyaset yaparsa bu bir korku siyasetidir ve PKK dan daha iyi sonuç veremez.
2)beyin. eğitim gerek. dünya tarihini, eleştirisel düşünmeyi, tartışmayı bilmek gerek. galatasaraylılar ile sosyalistler arasında fark yoktur. ve cimbom fanatikleri ile Sosyalist devrimciler arasında da fark yok. kitle psikolojisi içinde doğru dürüst düşünmeden mantıksız bir öfke ile bilinçsiz hareket ediyorlar.
3)Güç. birşey yapmak için güç gerek çünkü gücü durduran tek şey güçtür. gücün pek çok çeşidi vardır. ama aç adamın. 350 milyonluk iş arayıp da bulamayanın gücü 0 dır. Ne kadar kültürlü olursan ol. ne kadar idealist ve kararlı da olsan adam arabasıyla ezer seni. sen ancak anahtarla çizersin ama senin 1 yıllık maaşın o arabanın o çiziğini ödemeye yetmez.

Gerçek olan bu: biz temelde hayvanız. barbarlıktan daha tam çıkmadık (tüm insanlığı kast ediyorum)

-önce adam ol sonra bunlarla uğraş derler. o da saçmalık. tanıyorum öyle birisini. mühendis adam. evine galoş giymeden giremezsiniz. ve anarşist, çevreci... külahımın yani. hobi olarak antalyada tatil yapacağı yerde Genevredeki eylemlere katılan bir tip. golf oynamak yerine çevrecilik yapıyor. yapmak anlamında o bile bi bok yapmıyor. bi takım sıfatlarla ortalarda geziniyor yoksa yapmak olarak birşey yapabilecek durumda değil.

Çünkü gücü sadece güç durdurur. egemen sınıfın gücünü durduracak şey ezilen sınıfın birlik olmasıdır.

Fransada olduğu gibi. Bakınız Yeni iş yasasını geçirtmediler geçirtmeyecekler. böyle örgütlenmiş ve bilinçliler. ilk öğretimde ekonomi, tarih, felsefe, tartışma, aydınlanma felsefesi öğreniyorlar. Eğitim biçimleri öyle ve sonuç olarak orası öyle bir ülke.

Bizde asgari ücret bölgeleri öneriliyor. kimi yerde 200, kimi yerde 300, kimi yerde 400 milyon olacakmış. ( bu demek oluyor ki 10 kişiyle yatan bir fahişe 5 adamı 1 ay boyunca öylesine çalıştırabilir).

Fransız patronların küreseleşmeye uyum sağlamak için yapması gereken şey: SMİC (asgari ücret) denen şeyi kaldırmak yada Türkiyedeki kadar yapmak. RMI (hiçbirşeyi olmayanlara devlet tarafından ödenen bir para) yi ortadan kaldırmak. sosyal yardımları ortadan kaldırmak. zayıf ve güçsüzleri koruyan şeylerin önemini azaltmak.

Bu yapılırsa herkes canının derdine düşer ve kimse siyasetle uğraşmaz. uğraşsa da silahlı terör örgütü, inthar saldırısı filan düzenler.

Açlık budur. ve bunu kimseyi aşağılamak için söylemiyorum. karnım açsa önce yemek yemeyi düşünürüm ve yatağımda ölüp toplu mezara ya da çukura atılmayıp da kendime ait bir mezarım olacağı için şükrederim.

Evin arabanın, malın mülkün temel anlamı budur.bunlar güvencedir, gurur kaynağıdır, nimmettir, hediyedir. allah vergisidir.

Dün akşam Okan Bayülgeni Ahu Tuğba ile gördüm. Okan bayülgen böyle bir kadınla dalga geçemez. Karının nereden geldiğini bakan herkes biliyor. Yiyecek peşinde, nefes alabilme, ayakta kalabilme mücadelesi içinde olan biriyle hiç kimse öyle dalga geçemez. Bu kadın ne bi eğitim almış, ne de doğduğunda her hangibir sosyal güvencesi birşeysi varmış. 350 milyona hademelik yapabilirdi. onu yapmayıp biraz da şansla başka bişey becermiş. örnek insan demiyorum ama dalga geçilecek insanlar değil hiçbiri.

Fransada bu kadın bir yüz karası olurdu tabi. sokakta yürüyemezdi. Onların işsizlik sigortaları, herkese açık parasız eğitim sistemleri, sağlık sigortaları, yaşlılık sigortaları ve sadece var olma sigortaları bile var.

Ama orada bile açlık var. hiçkimse bisikletle yetinmek istemiyor. herkes güzel araba istiyor. air france la Bahamalara gitmek istiyor. bu nedenle güçlü bir sol olmasına rağmen sağ kanat gayet güçlü.

Kitleler silah zoruyla yönetilmez. Kimse TCye faşist diyemez. dünyada faşist devlet belki afrikada bir iki yerde zar zor ayaktadır. kurşun, mermi, tanzikli su gibi şeyler kitleleri hizada tutmak için asla yeterli olmamıştır. tarihte bu gibi yönetimler kısa ömürlü olmuştur. ne kadar çok silahın varsa halk isyan ediyorsa o halkı, öyle bir kalabalığı durduracak silah olsa bile bu sefer ortada yönetilecek halk kalmaz. tamamen mantıksız bir düşünce.

Kitlelerin yönetilme biçimi açlıktır. işsizlik, fakirlik, ssk kuyrukları ve sefalettir. Böylece herkes zengin olmak için çok çalışacak ve herkes yasalara uyup akıllı olacak.

tabi böyle bir yönetim biçimi fuhuşun, mafyanın, yasa dışı işlerin, uyuşturucu ticaretinin de önünü açar.

"ben 350 milyona çalışmam" deme hatasını gösteren bi pakete 350 miyon alacağı işte çalışır ya da masaj salonunda işe başlar.

ve bu böyle işler. insan buna bakıp Ekim devrimini hayal eder ama olmaz işte. o toplumun o zamandaki erişebildiği nokta budur ve bundan daha fazla değildir. ve kimsenin yapabileceği bi sikim bişey yoktur ve bu böyledir.

Kendi kıçını kurtarmak gerekli. ondan sonra kendi kıçını kurtaramayanlara yardım edebilir el uzatabilir insan. bence o da gereksiz. ne halleri varsa görsünler. hiçbiri benden değil. zaten ne kadarına ne şekilde yardım edilebilir? birine yardım etmek bile bir sanattır.

bu böyle yani. Zerdusht inşalah okuyorsundur.

Bu şeye benziyor. bir bilim adamı görmüştüm. sokakta teleskopuyla millete güneş tutulmasını gösteriyordu. kimsenin umrunda değildi. bi de filozof gördüm. adamın saçları ağarmış, eski püskü elbiselerle üniversitede dolaşıp öyle bilgi açlığı gideren; bunun  yanında da erkeklerin ilgilenmediği çirkin böyle iki tane hatun oturmuş incili tartışıyorlardı. Bi de mucit vardı dün akşam TGRT de. 3 milyon mark kazanmış, bu parayı hiçbi boka yaramayan saçma sapan bi alet geliştirmek için harcamış adam.

benzer örnekler bilimde, tiyatroda, şiir de edebiyatta filan da var. Sadece siyaset değil.

Atatürk "bütün ümidim gençliktedir" demiş. çünkü gençler inanırlar ve denerler. onlar denediği için baze bişeyler olur.

İşin gerçeği "doktor ya da mühendis olmak için çok çalışman lazım" diyorlarsa bi bildikleri vardır.

Fransa veya Amerikada üniversiteye gitmeyip saatine 5 dolara çalışabilirsiniz. Türkiyede okumamanın ödülü 350 milyonluk işte çalışmaktır. uyduruk okul bitirirseniz yine aynı. Bu bildiğiniz sefaletten başka bişey değil.

-Başkaları sefilken biz zengin olabilirmiyiz?
-Olamayız. Herşey bir bütün ve birbirine bağlı olarak işler. Aç insanlar varsa bu bizim de aç kalabileceğimiz, fakir insan varsa bu bizim de fakirleşebileceğimiz, işsiz insan varsa bu bizim de işten atılabileceğimiz anlamına gelir. ve cahil bilinçsiz insanlar varsa ve çoğunluk onlarsa bizim yaşadığımız ülke cahilce ve bilinçsizce yönetiliyor demektir.

Ve cehaletten hiçbir kötü mana çıkarılamaz. 350 milyona yaşıyor olan biri ÖSS KPSS kitabı çalışabilir ama başka kitabı var onu büyük olasılıkla satar. Yiyecek bulması lazım. hayatta kalması lazım.

Karl Marks "tüm işciler birleşin" demiş. bugün çok az insan sanayide çalışıyor ve çalışanlar da 700 milyon falan gibi iyi para alıyorlar. türkiye de bişey olması için "tüm işsizler birleşin" demesi gerekirdi. SSKsı bile olmayan ve hiçbir işi olmayan ya da kaçak çalışan bir sürü insan var. ne yapabilirler? yaşam savaşı verebilirler. Hayatta kalabilirler.

bu gerçeğe karşı sıcak evinde oturan "nüfus patlaması" olayına inanmaktır. "habire doğuruyolar, doğurmayın sizde" demektir. İyi durumda olanlar genelde kötü durumda olanları görmezler. görmek istemezler. zengin semtte oturanlar çevrelerinde, balkondan falan gecekondu görüyorlarsa o evin değeri düşer. aileden biri delirirse o kişi genelde öldü kabul edilir. bu iş genelde böyledir.

bunları biliyorsanız sıkı tutunursunuz, çok çalışıp çabalayıp dinirsiniz. hayırlısıyla kazasız belesız şu işi halledip bitireyim diye uğraşırsınız. da çocuklar anlamaz işte. bu yazdıklarım onlara okulda öğretilmez (öğretiliyorsa bu çok büyük bir sorundur. aileler çocuklarını o kafayla yetiştiriyorsa o ülke bitmiştir.

Çünkü böyle yürümez işte amına koyyım. Öyle olması öyle olmasının mantıklı olduğu anlamına gelmez. ve şu an bişey yapamamamız bunun devam edeceği anlamına da gelmez. Aslında ne olursa olsun, ne söylenirse söylensin bir şey yanlışsa tanrının gücü bile o şeyi doğru yapmaya yetmez.

Hukukçu ve mühendislere karşı birşeyim yok. da o teleskopla milete güneş tutulması gösteren adamın arkasında cipi ve daha iyi elbiseleri olmalı. TGRTdeki mucidin illaki bi yerde araştırma görevi olmalı. adam gerizekalı olsa ve icadı bi halta yaramasa bile bu olmalı. O filozofun temiz elbiseleri ve düzenli çıktığı bir televizyon programı olmalı.

SSK herkese, bütün türk vatandaşlarına çalışmalı ve insanca çalışmalı. hiçbi haltı olmayanlara devlet bugünkü asgeri ücret kadar bir para ödemeli. asgari ücret her tarafta aynı olmalı ve doğru dürüst bir rakkam olmalı. yasalar herkese aynı uygulanmalı. eğitim sistemi ekonomik iyileşmeye bağlı olarak düzeltilmeli batıdaki eğitim sistemlerinin düzeyine getirilmeli. sefalet ortadan kalkmalı. sefalet insana yakışan bir durum değildir. hepimiz insanız ve hepimiz eşitiz. devletin ekonomideki yerini ekonomistler tartışsın. ama devletin geri dağıtıcı rolü vardır.

1 günde dünyanın cennet olacak hali yok. ama bu saaten sonra liberalizme, her koyun kendi bacağından asılır mantığına dönüş olamaz. kommüniz de artık tarihe karıştı. ama halka yönelik, halkçı, eşitlikçi, fakir sınıfı geliştirmeye yönelik politikalar izlenmek zorunda. kimse öylece kaderine terk edilemez. gidişat bu yönde değil bu yönün tam tersinedir.

herşey mamaya yönelik olamaz. her iş yemek için değildir. astronom da önemli bir iş yapıyor. mücitlerin, sanatçıların, filozofların da yeri çok önemli. Bunlar olmazsa biz hayvan oluruz. hayvanları da hayvan gib güderler. bu işler böyle yürümez.

kaynakların da bir sınırı var. türkiye yapmacı geçmişinden beri zengin bir ülke olmayı beceremedi. benim tek söylediğim dünyanın gidişatı kapitalistleşme yönünde olamaz. evet sınırlar kalkacak, ticaret ve zenginlik artacak. ve bunu dengelemek için sosyal politikalar ve fakire halka yönelik politikalar illaki artacak.

bu ya kurtarılmış mahalleler, kapısında bekçili yarı otomatiklerle bekleyen güney amerika tarzı bir sosyal çalışma olacak.
yada bu insanlara yardım edilecek, birlikte birşeyler yapılacak. O olmazsa o zaman Romanın sonundaki kavimler göçü gibi olur. surları aşıp eninde sonunda girerler. ve hiçbir set bunu durduramaz. böyle bişey bu saaten sonra zaten olamaz. bu bilim kurgu gibi bişey olur. çok saçma olur.

devlet kendiliğinden, kademe kademe sosyal politikalar izlemeye koyulmazsa en iyi ihtimalle venezüella en kötü ihtimalle arjentin gibi olur.
"ben yiyim onlar baksın" diye bişey olamaz. zenginler biraz verecek, sonra biraz daha verecek, sonra biraz daha verecek sonra fransa gibi olacağız ve herşey kendi kendine evrimleşecek ve ülke olarak böyle gelişeceğiz diye düşünüyorum.

Uluslarası alanda da bu böyle olacaktır. fakir ve zayıf durumda olan ülkelere yardım edilecektir ve küreselleşme arttıkça bu yardımlar da artacaktır. dümdüz bir dünya düşünemiyorum ama eşitlitsizlik azalacaktır. azalmalıdır. yani bu yapılırsa böyle yapılır bence. aklı selim bunu gerektiriyor.

Hepsini istemiyorum. ama biraz biraz. bu olmak zorunda.

Bu açıdan yaklaşırsak türk solu o kadar da salak bir sol değildir (PKK hariç). vermiycekler ve istemeye devam edeceğiz. evet yöntemleri salakça ve beyinsizce olabilir ama ne istedikleri belli sonuçta.

Solcular herşeyi eğitimsizliğe, cehalete, koyunluğa bağlama eğilimdedirler. sanki kendileri zekiymiş de diğer herkes gerizekalıymış gibi bir havaları var. bu yazımda ben bu AÇLIK fenomeninin üstüne basmak istedim. açlık demek korku demektir. korku demek düşünememek ve ya saçma sapan iş yapıp ya da hiç iş yapmamak demektir.

evrim diye bişey varsa, ilerleme varsa bu korkunun yerini sevginin almasıdır. daha güvenli, dayanışma, verici, birliktelik, barış dolu, ve eşitlikçi bir dünyaya doğru adım adım ilerlemek demektir.

böyle bir dünya da sosyalizm olmadan olmaz. paylaşacağız. zenginler olacak, olmalı da. ama Fransadaki gibi olmalı. açlık, sefalet olmamalı. Ve Hugo Chavezin Venezüella da yaptığı budur. yeni sosyalizmin yüzü budur. olabilecek olan, bireysel olarak değil de, toplum olarak kısa valdede gerçekleştirebileceğimiz hedeflerden biri budur ve ben bu konuda böyle düşünüyorum.

depresif 16.05.2007 12:53:24
Yah işte. herkes doktor olursa hasta kim olacak...

14.06.2007 15:44:26
bu yazımda ben bu AÇLIK fenomeninin üstüne basmak istedim. açlık demek korku demektir. korku demek düşünememek ve ya saçma sapan iş yapıp ya da hiç iş yapmamak demektir.(Leonardo)

Leonardo bir adada tek başınasın  acıktın, sadece açlıktan ölme korkusuyla bunalıp kıvranıp kendini açlığa ve ölüme mi terkederdin?

Yoksa aç kalmamak ve hayatta kalabilmek için düşünmeye mi başlardın?

YÜRÜYENADAM 14.06.2007 16:03:07
AÇLIK,İNSANIN YARATIŞINDA VAR.
DOYMAK BİLMEMEK...
AMA BU BAZI DURUMLARDA FARKLI KELİMELERLE İFADE EDİLİYOR.
DAVRANIŞLARIN ÇOĞUNUN KÖKENİNİ İNCELEDİĞİMİZDE HEP KARŞIMIZA AÇLIK ÇIKACAKTIR.

14.06.2007 16:49:27
"insanın yaratılışında açlık var"

aslında genellikle üzerinde bir tüy hafifliğiyle geçen bu konu yaradılışın ve insan-tanrı arasındaki ilişkiyi "kabak" gibi ortaya koyan bir fikir olabilir.

aç insan aciz insandır.aç insan ceza çeken insandır.aç insan kendini kullandırtmaya açık insandır.

yaratılışımızda bu varsa , tanrı'nın bizi cezalandırdığı anlamına gelmez mi ? yahut tanrı'nın bizi kullanmasını hazırlayan bir platform olarak düşünemezmiyiz ? acizlikelre bürünüp yine tek yaratıcı ve tek güç olarak kendini gösterme çabası olamaz mı tanrı'nın ?

tanrı yerine sistem , kapitalizm , efendi , kral , devlet gibi soyut ve yarı somut kavramlarını koyarsak da "cuk" diye oturmaz mı ?

işte es geçilen tüy narinliğinde ve hafifliğindeki bir düşünce nelere gebe kalmış,kaç kere yanlışlarımızın altına yatmışta haberimiz yok.


Sayfa: [ 1 ]