SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Felsefe Sohbetleri

Konu: Milliyetçilik

Sayfa: [ 1 ]

deniz 09.04.2006 12:41:44

Milliyetçilik

Hades: Kendilerini birleştiren dil, din, kültür bağlarından dolayı ulusal bir topluluk oluşturmaları bilincine varan ve bağımsız bir devlet kurmak isteyen kimselerin oluşturduğu siyasal hareket, en genel adıyla uluşçuluk.

Kendi ulusuna bağlılığının uluslararası ilkelere bağlılıktan ya da bireysel çıkarlardan daha önemli olduğunu ileri süren görüş. Siyasal bir program ya da düşünceler bütünü olmaktan çok, bu tür programları ve düşünceleri temel alan siyasal bir bakış açısıdır.
16.yy da feodalizmin zayıflamasıyla ortaya çıkmaya başlamış fransız ihtilali ile birlikte,  iyice su yüzüne çıkmıştır

deniz: asıl olanda bu işin temeli ümmetçiliğe dayanır. yani din temelinde insanların oluşturduğu aidiyet bilinci ile oluşturdukları taraftarlıklar daha eskidir.
milliyetçilik ise fransız ihtilalinden sonra laik sistemlerin hakimiyeti ile birlikte din temelinde birlikteliklrin artık gündemden düşmesi ile ortaya çıktı. Bilindiği üzere toplumlar varlıklarını bir ülkü etrafında toplanması ile sürdürüler.Önceleri bu dindi şimdi ise milli değerler oldu ve son yüzyılda da sol ideolojiler ile ideolojik değerler de toplumsal değerlerin arasına katıldı.
milliyetçilik en masum haliyle

denge:
bir millete ait olma bilinci tarihe saplanmadan tarihden ders çıkarma ya da geçmişe romantik olmayan gözlerle bakıp geleceğe ışık tutma denilebilir ama ideolojik anlamda böyle değil tabi bu tip eğilimlerin sebebi bence insanların aynı türden geldiklerini kabul etmedeki zorluklar milliyetçilik bugün sadece kıtuplaşmayı arttırıcı bir öğe bir ülkeye hoş gelen milliyetçi öğeler diğer ülkeler nezdinde itici çoğu zaman ülke içindede aynı sıkıntıyı doğuruyor bunu kan bağı, ya da soy bağı olarak değilde
vatandaşlık bağı olarak düşünürsek belki birleştirici ancak bizde uzun süredir uygulanan politikaların açtığı yaralarlada kimsenin buna inanacağı yok aslında.
 

mewzuu:
milliyetçilik bir millete bağlı olma yada ona bağlı kalma olarak tanımlana bilir ama bu milliyetçiyim diyenin milletini sevmesiyle alakalıdır bence ülkemizde miliyerçilik ya tam anlamıyor

Hades: vatandaşın vatandaşa propagandası da denebilir mi sence?  veya bazı amaçlarla ortaya çıkartılıp, yükseltilen güdü?

mewzuu: olabilir..örnek istersen

Hades:
  ve yine bir şartlandırılış biçimi...evet tabii ki dinliyoruz..

mewzuu: milliyetçilik duyguları hep zor zamanlarda kabarmıştır.. ilk önce kurtuluş savası, depremler, seller...

Hades: peki neden? sence?

mewzuu: iyi bir poltıka malzemesı

Hades: bir tür afyonlama olabilir mi sence?

mewzuu: ülkemızde vizyonu sadece milliyetçilik olan siyasal oluşmalar var. Aslında, afyonlama sayılır, Atatürkün milliyetçiliği de bi çesit afyonlama... sizce milliyetçılıkle ırkçılık aynı şeymidir?

Hades: bence farklıdır...hatta ikisi bir biriyle hiç bağdaştırılmamalıdır

mewzuu: ama ülkemızde bunları karıştıran insanlar

Ruler of the Ruins: milliyetçilik ırkçılıgı dogurur bu anormal degil
 
Muygun: Milliyetçi ideolojilerini genel manada bakılırsa iki tip milliyetçilik dikkati çeker
Birincisi Fransız ihtilalinde de görüleceği üzere farklı etnik ve kulturleri kapsayan ve bu kimliklerin üzerinde mesela "Fransız milleti" gibi bir üst kimlik oluşturur
İkincisi ise etnik kökenleri ortak olan toplulukları kapsayan bir milliyetçilik biçimidir ve dolayısıyla ortak etniklerin barındırdığı ortak dil, din ve kulturel ozellikleri de kapsar. Örnek Alman milliyetçiliği
Türkiye'de ise Atatürk milliyetçiliği ki -fransız milliyetçilik modelinden esinlenilmiştir- ülkenin kuruluş döneminde Türkiye nin politikalara yon vermiştir. Ancak ileryen zaman ve değişen şartlar altında Alman modeli milliyetçiliği de zaman zaman devreye girmiş ve ülkemiz uzun yıllar milliyetçiliğin bu iki model arasında gidip gidip gelmiştir. Ancak anaysal olarak türk milleti kavramı korumaya alınarak Fransız modeli işaret edilmiştir
Şimdi türkiye'nin kuruluş yıllarındaki milliyetçilik kavramlarını ve kullanışına bakarak "milliyetçilik olayını" inceleyerek bir tüme-varım kurmaya calısırsak. Ulusların yonetimi için ortak bir payda gerekir ve oluşturulan bu ortak payda ülkenin ekonomik-askeri gelişiminin kilit noktasıdır. Ve insan tabanına inmek te milliyetçiiliğin duygusal ve sosyolojik boyutlarını incelemek de fayda var insan içgudusundeki ait olma bilinci gibi guduler milliyetçili ideolojilerin beslendiği noktadır kanımca.

Ruler of the Ruins: Milliyetçilik kitlenin birlikteligidir, Birimiz hepimiz için geyigidir kısaca, ama herkez biri için degildir. Toplumların bir amaç etrafında birleştirilmesi toplulugun daim olması için şarttır. Bu birliktelikler tarihe bakarsak tehditler karşısında kurulur yada varolan baglar güçlenir. Ama irdelenmesi gereken soru topluluk birey içinmidir yoksa birliktelik olmadan bireyde olmazmıdır..
Toplu yaşam insanlar için şarttır ve toplulugun korunması için birleştirici faktörlerin olması gerekmektedir, Ama bu faktörler bir grubun yada bir toplumun yararına degil insanlıgın yararına olmalı ve bireysel içerikli olmalıdır mantiken
Ama toplumlarda hiyeraşik düzen kaçınılmazdır ne toplumu olursa olsun..
Bu hiyeraşik düzenin üst tabakasındakilerin alttaki çogunluga baskın gelen gücü, çogunlugun kullanılmasını kolaylaştırır. Ve üst sınıf alttakileri kavramların kutsallaştırılmasıyla kullanır. Vatani görev kutsaldır der vattan millet sakarya der vsvs..
Bu afyonlama çalışmasının başarısı yapay düşmanların olmasına baglıdır, bu da ayrıma yol açar ve ayrımın olabilmesi için insani degerlerin kapı dışında tutulması lazımdır
yani birleştirici yönünden çok milliyetçiligin ayrımcı yönü vardır. İnsani degerler e dayalı bir milliyetçilik bence olanaksızdır
Ben milliyetçiligin her türüne karşıyım, çünkü milliyetçiligin dogası geregi insanlar kullanılır. Atatürk milliyetçiligi denilen şey bile temiz degildir
mevzu arkadaşın dedigi gibi afyondur ve milliyetçiligin bir diger kötü yönüde kitle hareketi olmasıdır ve kitlelerin beyni yoktur, kendini bir gruba ait hissetme ırkçılıgı, holiganizmi vs vs besleyebilir ve bu şaşılcak birşey degildir. Ama genede insanlıgı birleştirici bir deger yargılar bütünlügünün olması gerekmektedir.
Vatan severlik bu açıdan masum gözükebilir ve insanı degerler unutulmamalı unutturulmamalıdır, halklar kardeştir, hiç bir ırk digerine göre üstün değildir.

torq: ümmetçiğin temel unsuru din olarak kabul edilebilirse milliyetçiliğin temel unsurunu da ırk olarak kabul etme zorunluluğu bulunur dinin egemenliği döneminde toplumların birleştirici unsuru olarak kullunılan din karşı yöndeki din aracına karşı ölüm emrini verir ve insanları yok eder.
din savaşları bitip başka unsurlar devreye girdiğinde ya da dinin egemenliği sanayi devrimi ile önemini yitirince toplumları ölüme gönderebilmek ve yok olmalarını önleyebilmek amacıyla ırk esasına ilişkin bir ideoloji geliştirildi. böylece din için düşman olarak görülenlerin yerini başka ırktan kişiler ya da ülkeler almaya başladı hangi unsuru kullanırsanız kullanın amaç bir arada kalma, yok olmayı önleme ve var olmaya çalışma şeklinde özetlenebilir.
Sonuçta bu bir güç çatışmasıdır ve güclü olan zayıp olanı yok etmeye devam edecektir
sorunun kökeninde ölüme gidecek olanlara kimin karar vereceği bu kararın nasıl uygulanacağı yatar.
yani insanlara "size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum" diyerek toplu ölüme göndermeyi bir çeşit ulvi düşünce olarak sunmak ve bu insanların ölümündün hiç bir şekilde sıkıntı duymamak, psikolojik bir açıklamayı da gerektirebilir ancak;
ölümlerin sonunda hiç bir zaman kalıcı bir ulus ya da ülke kalmadığı diyalektik olarak her şeyin değişmesi ile birlikte yeni uluslar, yeni halkların doğduğu doğanın kendini yenilemesi tanımıyla tüm toplulukların birer organizma gibi doğup büyüyüp öldüğünü kabul etmek gerekir. Bu mantıkla hareket edildiğinde milliyetçiliği, birilerinin yaşaması için birilerinin ölmesi şeklinde özetleyebiliriz.
 
Hades : benimde düşüncelerim aşağı yukarı bu şekilde tanımlamam farklılık yaratmayıp zamanın köleliğini yapacak bu yüzden toplantının ikinci aşaması için tartışılacak hususu belirlemek/kararlaştırmak istiyorum.
 
deniz: biraz önce söylenenler bence çok çeşitli yerlerden güzel değinilerdi ben bunlara bir iki şey daha eklemek isitiyorum insanın tabşatı gereği önce kendisini sonra da sırasıyla ailesi, sülalesi, kavmi, ırkı, ülkesi, dünya ve tüm canlıları önceler. burada yer alan kavramların bir diğerine karşı öncüllük değeri, baskısı vs insanın yaklaşımını belirler mesela kavmini ön plana çıkarmışsa bu ülkesinden ve belki de kendisinden de önemlidir  ve hayat amacını buna göre şekillendirir,  biraz önce ırkçılık la ilgisi soruldu bu kavramlar rus bebekleri (ismini unuttum) matruşka (torq hatırlatır) gibi içi içe geçmiş bir vaziyettedir.en üstte ego vardır ,geçen derste suç ve egodan bahsetmiştik .
milliyetçilik de yukarda adı geçen kavramlardan biri olarak  toplumsal bir egodur ve diğer kavramlarında kendi özel egoları vardır sonuçta tümü bir şekilde insanın çıkarı içindir
toplumsal yapısı toluluk olmaya müsait olan insan grupları topluluk değerlerine daha çok önem verirler. mesela doğudan çalışmak için batıya göç eden topluluklar gereksinimleri gereği kabile halinde yaşamay ve hemşericiliğe yönelirler çünkü böylelikle yeni toplumlarında tutunabilmek ve topluluk faydasından  yararlanmak isterler işte milliyetçilik, ulusçuluk vs gibi kavramlar böylesi gereksinimler de içerdikleri için eleştirirken biraz da dikkatli olunmalıdır. Ayrıca bunun kültürel korunma boyutu da var milli ve ulusal değerler kimliğin bir parçası olduğu için insanlar biraz da bunlara sahiplenmek ve kimliklerini korumak için muhafazkar bir yaklaşım geliştirir zaten miiliyetçilik ve muhafazakarlık bu yüzden çok sık kol koladır. Faşizm üzerinde de daha sonra konuşmayı dilerim.
 
denge: milliyetçilik kavramı insanın çıkarı için vardır dedi deniz, aynı kavramlar bazen bir topluluk için yapıcı başka bir topluluk için yıkıcı olabiliyor. Tüm ideolojiler de ihtiyaç üzerine doğuyor ve şekilleniyor. Osmanlı ümmetçi olmak zorunda idi. Çok uluslu idi çünkü. Ama osmanlıyı yıkmak için de milliyetçi akımlar gerekiyordu yine aynı şekilde türkiye kurulurken ulus devlet olması için diğer etnik kökenlerin yok edilmesi gerekiyordu ben bugün ırak için şunu düşünüyorum mesela yükselen değer orada din/mezhep değilde milliyetçilik olsa idi işgalcilere karşı tek vucut olabilirlermiydi acaba
yani kullanılabilir insanın çıkarı gereği doğru olduğu için söylemiyorum bunu böyle gelişiyor bir de Atatürk milliyetçiği var masum değil kesinlikle atatürk diğer milletlere saygı duyar ama türk milletinin üstünlüğünü kabul eder aşırı milliyetçilik aşılanıyor hala ne mutlu türküm diyene derken birileri
birileri rencide oluyor üstünlük vasıflar ile belirlenir.
 
Hades : türkiye'deki milliyetçiliğin evreleri var. bu iş ilkin trablusgarp ve balkan yenilgilerinin ardından patladı. türkçülükle baş gösterdi. bugün neredeyse aklımıza gelmeyen fakat türkiye'de sağ/milliyetçi politikaların oluşmasında çok etkili olmuş birçok kuruluş o dönemlerde ortaya çıktı. mesela milli türk talebe birliği onlardan birisidir. 20 haziran 1986'da atatürk kültür dil tarih yüksek kurumu, aydınlar ocağı raporu'nu benimseyecektir. milliyetçilik, artık devletin resmi görüşüdür. bu gelişmenin çok dramatik odaklarından birisini 1990'lar hazırladı. süregiden ve düşük yoğunluklu diye nitelendirilen pkk çatışması, onun sonucunda ortaya çıkan toplumsal gerilim, belli çevrelerin sürekli olarak menfi yönde yorumladığı, türkiye'yi gerçek ve somut bir dış baskı altındaymış gibi gösteren ab süreci, ona bağlı olarak ve gene belli çevrelerin kitleleri tahrik etmek için kullandığı ermeni sorunu, kıbrıs'taki gelişmeler bu dönemde milliyetçiliğin bir daha canlanmasına yol açtı. Daha önemlisi bu dönemde milliyetçiliğin artık popüler kültürün bir parçası haline gelmesiydi. kazandığı büyük sembol değeriyle milliyetçilik bu dönemin en belirgin dili ve toplumsal örüntüsü haline geldi. içinde barındırdığı dayanışma ve cemaat ruhuyla, göç, yoksullaşma, merkezden kopma, yerleşiklik ruhunu kaybetme, milliyetçiliği zaten bütün tarihi boyunca en çok beslemiş kavram olan 'köksüzlük' gibi olgularla sarsılmış insanları bir araya getiren en etkili araç oldu milliyetçilik, islam'la birlikte. üstelik artık sağı ve solu birleştiriyordu da. şimdi bu milliyetçilik kılıfından çıkarılıyor. mesela orhan pamuk 'resmen' imha edilmek isteniyor. hiç kendiliğinden değil, hiç rastlantı değil. bir öncü bu, bir işaret fişeği, bir yoklama aynı zamanda.
başka bir konu ise milliyetçiliğin militarizm ile birleştirilmesi içten içe değil dıştan dışa... bu şekilde lanse edilmesi....tabii bu değişkenlik gösterebilir...şimdilik batıdan esen rüzgarlara göre 'küreselleşme' 75-80 sene öncesine kadar birbirini yiyen avrupa devletlerinin bu gün avrupa birliği adı altında birleşipaynı parayı kullanması bunun imkansız olmadığını doğuya anlatmakta/göstermekte milleyetçiliğin sonu küreselleşme küreselleşmenin sonu milliyetçilik
 
mewzuu: miliyetçilik sadece malzmedır zaten türkiyede ne kadar türk var kı ama ataturkun tabiriyle türklüğe bakılırsa 70 milyon da türk ama onun türk saydıkları onu ata kabul edener ona ihanet ediyorlar.işlerine gelınce milliyetçi oluyorlar. ümmetçilik gibi milliyetçilikde kitle halinde hareket etmeyi kolylastıran sistemlerdir. ama milliyetçilere sorsanız vatanları için ölmezler ümmetçiler dinleri için ölürler. ve terörist kabul edilirler, milliyetçilik kullanılıyor, üstelik kullandıklarını sananlar tarafından değil daha güçlüler tarafından türk olmayanlar tarafından, kurtlar vadisi gibi diziler yapılıp polat alemdar gibi vatansverler yaratılıyor zaten koyun meşrepli vatandaşlar gaza gelıyor o an için hayallerınde vatanları için ölüyorlar, al sana afyon gerçekçi olmak lazım türk halkının felsefesı bana dokunmayan yılan bin yaşasın ver milliyetçilik gazını herkes lafta milliyetçi olsun hala otobuslerın koltukları kırılıyor sokak lambaları patlatılıyor milli servete herkes zarar veriyor miilliyetçilik milli serveti koruyamıyor nerde milliyetçiler?
 

Hades: Milliyetçilik Kürtlerin afyonudur...çetin altan... ve her üçkağıtçının sığınacağı son kayık milliyetçiliktir. der irlandalı yazar Shaw açılımlarınıza faydalı olabilmek dileğiyle...
 
 
Muygun: Milliyetçilik teki referans noktalarının belirsizliği! buraya dikkat etmek gerekir. Irk milliyetçiliği mi? Mantık boyutunda milliyetçiliğin tek çıkar kapısı ırk olması gerekir. Dolayısıyla çelişen kavramları görmekteyiz. Bir önceki yazımda değindiğim Atatürk milliyetçiliği kendi içinde çelişen kavramlarla doludur. Bir yandan Türkiye cumhuriyetinde yaşayan bütün insanları "Türk" olarak adlandırıyor. Bu kabulun akıla mantığa sığması için bir dayanak noktası bulunması gerekir. Ki yoktur!
Bir diğer yandan Türkiye cumhuriyetinde yasayan her ferte Türkçe dilini, Türk kökenini, Türk tarihini tüm okullarda okutuluyor. Evet T.C. anayasasındaki çelişkilerden öte ülkemizde açıktan-açığa bir kimlik sorunu vardır.Ülkenin kurulduğu an itibari ile bu vardır.1924 anayasasının kabulu itibari ile bir kimlik sorunu vardır.Ancak kuruluş yıllarında sorunun başgöstermesi için şartlar yeterince oluşmamıştır. (gözler iyice açılmamıştır) Bu soruna hiç giremiyeceğim.Konu dağılıp gidebilir
Ama kısaca kanımca en uygun yöntem A.B.D.de görebileceğimiz kimlik yapısıdır.
Ülkemizde muhalefet kimlik sorunu reddetmekte İktidar ise değişim için nabız yoklamakta..Neyse ya bu mesele çok karışık. Milliyeçilik hmmmm..
Benim babamın oğuzların bir boyundan gelmesi bana ne katıyor?
Annemin hacıfettah-oğulları sülalesinden gelmesi bana ne kazandırıyor? Benimseme, sahiplenme, ait olma hepsi içimde mevcut; reddetmek olanaksız.
Hades küreselleşmenin sonu milliyetçilik demişsin. ancak ben katılmıyorum.İnsanlık tarihinde
milliyetçi akımlar ne zaman yükselmiştir? Ne kadar kaos o kadar vatan-millet-sakarya.
Bir milletin refah seviyesi yukselirse o ülkede milliyetçilik akımları azalır
Milliyetçilik zararlımı? bir ailede aile olma bilincidir milliyetçilik. o olmassa aile dağılabilir
o zaman bu karmaşık ve -göreceli olarak-zararlı bu düşünce sisteminin insanın içindeki benimseme ve sahip olma güdülerini karşılayacak farklı bir dusunme sistemi bulmak lazım.Örnek Hicaz bölgesindeki islamiyetin ilk dönemleri. insan milleyçilik gibi bir cok ideolojinin beslendiği gudulerini daha mantıklı bir zemine kaydırmalıdır.Benim yöntemim ümmetçilikten öte İslam

Hades: muygun, küreselleşmenin sonu milliyetçilik derken kastettiğim şeyler vardı...biri sembolik olarak milliyetçilik, yani onun yerine geçebilecek ve oluşturulabilicek herhangi bir kavram ki küreselleşmenin de sonu olacaktır...bu sebeple o veya ona benzer bir kavram ya ortaya çıkacaktır ya da ona dönüş olacaktır. Diğeri ise aslolan milliyetçilik..senin inanışların gerçeği ve döngüyü etkilemez.

mewzuu: insanlık yücelecek ama insanlar geberecek.

Hades: matrix filmi buna güzel bir örnektir. o senin bahsettiklerin temenni. Aynı şekilde benimde temennim ama. Konuşan akıl olmalı, tecrübelerine bakarak

mewzuu:
sadece gerçekçi olmak lazım.

Muygun: temenni değildi ama şimdilik susmayı yeğliyorum.

Ruler of the Ruins: Denizin bahsettigi konu önemli, evet milliyetçilik tamamen kötü diyemeyiz, milli beraberlik ve dayanışmayı düşünürsek ama burdaki birlikteligi milliyetçilikle özleştirmemiz gerekmez illa Yanlı bakışın olmaması gibi bir durum pek söz konusu olmaz bu yüzden vatansever bakışın yada ortak degerler ve kültürler çevresinde bir birliktelik daha manalıdır. Yani bu kanla yada genlerle olan birşey degildir.ben bana komşu olan kürtle ve ermeniyle daha yakın ilşkiler içerisinde olmalıyım orta asyadaki türke göre, Zaten avrupadaki milliyetçi yapıya bakarsak, mesela örnek vereyim, belçika flaman ve fransız asıllılardan oluşur ve bu iki dilde bu cografyada egemendir, bir ayrım yoktur ve bu insanlar belçikalı olma çatısı altında birleşirler.
Mevzuuya bir cevap olsun aynı zamanda bundan sonrası, Türkiye açısından düşünürsek aynı olayı, türkiyede daha çok etnik çeşitlilik var ve birleştirici unsurun milliyet olması gerçekten tehlikeli bir durumdur. Başka ırktan insanlar bu ülkede rencide ediliyor, zamanında rum halk egeden kovuldu mallarına el konuldu mesela, kürt ve ermeni meselelerini biliyorsunuz genel olarak.
Kimse ne mutlu türküm diyene demek zorunda degil andımı okumak zorunda degil rencide edildigi bir toplumda.. Birlikteligi en güzel anlatan şarkı Şeyh bedrettin destanıdır "yarın yanagından gayrı herşeyde heryerde hep beraber hep beraber diyebilmek için"
Mİlliyetçilik bu birlikteligi saglayamadıgı için yararlı degildir. daha öncede bahsettigimiz gibi milliyetçiligin ırkçılıga ve yanlış yönlere iyice sapmaması da an meselesidir ve bu yüzden birliktelik hep daim olamaz. Bunun üstüne mevzuu nun yazısında suna katılıyorumki milliyeçilik kullanılıyor. Emperyalist güçler ilk deger yargılarını ele geçiriyor son olarakta somut bir ele geçirme politikasına başvuruyor. Türkiye deger yargıları açısından ele geçirilmiş sayılır, Abd nin en büyük tetikçisidir ve kurtlar vadisi gibi yapımların hollywood tarzını kullanarak abd karşıtı gözükmesi hiçte samimi degildir, sadece popilist bir çabanın sonucudur.Yani milliyetçilik kullanılıyor bu duygular halkın kafasını meşgul ederken ekonomik ve siyasi olarak zaten abd mandasındayız. Ki gene mevzunun dedigi gibi insanlar milli servetlerine bile deger vermiorken anlayabilirizki...Milliyetçilik kavramının içi boştur..
 
Hades:  Milliyetçilik, kendi bokunun üzerinde öten bir horozdur....Richard Aldington

Muygun: boşluk var ama dolu bir yanı olmaza kimse peşinden koşmazdı

Hades: bundan 50 sene önce yaşasaydın ruler kesinlikle böyle düşünmezdin...düşüncelerini yönünü belirleyen rüzgar batıdan esiyor...

Ruler of the Ruins: nası düşünürdüm hades...sen söyle cevap vereyim

HadeS:  milliyetçiliğin çok da önemli bir kavram olduğunu..vazgeçilmez bir ideoloji olduğunu düşünürdün...savaştan yeni çıkmış biri olarak

Ruler of the Ruins: hayır düşünmezdim aynı bilgi ve birikime sahip olsaydım. gerçi şartlar da daha farklı şimdilik

Hades: sokrat gibi, ben dünya vatandaşıyım derdin, yani
 
torq: olaylara sonuçlar değil nedenler üzerinde düşünerek karar vermek gerek denizin saptamasından yola çıkarsak varolma sürecinde insanın kendisiniden başlayarak büyüyen çevresinde koruma ve varolma mücadelesi söz konusu olduğuna göre varolmanın silahı olarak ne kullanılabilirse onu kullanmak gerekir eğer bir coğrafyada din etkisini yitirmişse, orada artık ümmetçilik ya da din kardeşliğini öne çıkararak insanları harekete geçiremezsinizi örneğin avrupada aydınlanma dönemi dinin sonunu getirmiş ve amaçlst milliyetçilik toplumları harekete geçirmiştir. Bu aynı zamanda imp. çözülmesini ve ulus devletlerin çıkışını hızlandırmıştır. Sömürgecilik olmasa ulus devlet de olmazdı doğal olarak. Eğer toplumların gelişiminde dinsel etki yok edilmemişse, o toplumda ırk esası üzerine bir devlet oluşturmak olanaksızdır. dengenin sorusuna gelirsek ırakta neden mezhep ve din üzerine bir savaş verildiği sorusu burada anlam kazanır arap toplumu milliyetçiliği baas partisi ile kullanmaya çalışmış ancak toplum din duygusunu aşamadığı, henüz o safhaya gelemediği için tutmamıştır...bu nedenle orada herkes kendi dini için ölmeye devam etmektedir bu arada gözden kaçırılmaması gereken bir konu da varolma mücadelesinde yok edilmeye çalışılan ırkların bu ezilme sürecinden sonra büyük bir nefretle harekete geçtiği gerçeğidir örneğin ikinci dünya savaşında yahudilerin yok edilmeye çalışılması siyonizmi güçlendirmiş ve israilin kurulmasına neden olmuş, ermenilerin türkler tarafından yok edilmeye çalışılması ermeni diaso diasporasını harekete geçirmiş, sırpların zorla müslüman yapılarak boşnak adı altında uydurma bir ırka dönüştürülmesi yugoslavyanın dağılmasından sonra etnik temizliği getirmiştir. sonuçta her şey varolma mücadelesinde neyin kullanıacağı ile ilgilidir.
 
deniz:  mesela milliyetçilğin ırkçılık ve faşizme uzanan boyurları ancak kısaca şunu söylemek gerekir ki ırk temelinde bir ayrımcılık hiç bir zaman doğru değildir rulerin dediği gibi dünya vatandaşı olmalıyız.halkların kardeşliği bile abes bir kavram sınırlar, bayraklar vs. olmamalıdır

Hades: ama burada önemli olan, ne olacağımzdan çok nasıl olacağımızdır...

 
deniz:
kuranda bir tanım vardır biz isiz birbirinizi tanıyasanız diye miiletler halinde yarattık sanırım böleydi hakikaten de milletler ancak bulundukları coğrafaynın şartları ile evrimleşen kültürlerden başka bir şey ifade etmemlidir bu kültürler de insanlığın zenginliği larak algılanmalı düşmanlık kaynağı değil türkiye de ve dünyada farkına vardığımız ve varamadığımız ırk temmeli bir sürü hatalar işleniyor insanlar bunlar için ölüyor halbuki tüm bunlar birey için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. bireyi kullanan ideolojiler ve iktidarların ekmeğine yağ sürüyor sadece tabii bir de bu iktidarlrın nimetlerinden yararlabnmak isteyen aptal ve çıkarcıların bir inansının milletini sevmesi ailesini sevmesi kadar doğaldır. çünkü insan en çok benzeştikleri ile hemhal olur kendine benzmeyenlere ve formatına ters davrananlara karşı olumsuz olması da doğladır burdaki herkese herbirimizin sevgi ve nfreti farklı farklıdır bunun gibi topllumlarında birilerine karşı muhabbet ve nefret duyamsı da olağan karşılanabilir belki kimse kimseyi sevmek zorunda değil ancak bunlar tüm insanlık için bir arada yaşamaya engel değil nasıl ki mahallemizdeki, okulumuzdaki insanlarla sevmesek de aynı mekanları paylaşmak ve onlarla anlaşmak zorundaysak milletlerde dünya coğrafyasında sınırlar ve savaşlar olmadan bir arada yaşamayı öğrenmeli ve farklılıklarını yok etmeye çalışmadan ve zenginilik olarak değerlendirmeyi bilmelidir.

Mewzuu: ben safkan gürcuyum ama gürcıstan benim için hiç birsey anlam ifade etmıyor ben ataturkun ifade ettiği türklerdenim.

Hades: afedersin kaç yaşında ayrıldın gürcistandan ve kaç yıldır türkiyedesin

mewzuu: dedem gelmiş

Hades: sen gürcistana hiç gittin mi

mewzuu: milliyetçilik yalan dolan ama ben türkum...gitmedim

Hades: o halde tabii ki de gürcistan senin için hiç bir şey ifade etmeyecek

mewzuu: evet türkıyede benım gibi bir sürü insan var o nedenle mıllıyetçıkı sadece beyınlerde kalacak

Hades: kesinlikle...
 
Muygun:  madem son soz bende biraz duygusal bir metin yazıcam...O iki parmağını kaldırıp zafer işareti yapıyorsun ya kardeşim işte senin sorunun o. Bu savaşlar neden yapılıyor zannediyorsun.ZAFER için. Bu ideolojiler ne için zannediyorsun?
Milliyetçiliğin rengi kandır. Zaferin rengidir o. Komunizm'den farkı senin içindeki insanı öldürme yönteminin daha ilkel olmasıdır.Sana bir işaret gösteriyim kardeşim? o beş parmağını bir yumruk gibi birleştir sonra hepsini din,dil,ırk farkı gözetmeden birleştir. Birleştir bütün parmaklarını! Engel olmasız sana baş parmağının kısalığı ve serçe parmağının küçüklüğü.Çünkü İnsan insandır.
Sonrada şahadet parmağını uzat. Çünkü insan birdir. Yücelişini göster. insanlığın yücelişini
 
Ruler of the Ruins: bende saf kan bir türküm diyebilirim kökenimden dolayı ama türk olmak bnm için hiç bir şey ifade etmiyor çünkü ben birey olarak varım ve hiç birşeyin arkasına sıgınma geregi duymuyorum..tabiki çanakkalede,kurtuluş savaşında olan destanları biliyorum ve bunlardan gurur duyuyorum...ama bunları insanlıgın zaferleri olarak görüyorum zalimlere karşı
insanlgın bir kavgaya tutuşmasının en önemli 2 nedeni bence din anlayışı ve milliyet gibi ayrıcı unsurların varlıgıdır hala devam ediyor bunlar alevi kızla evlenme sakın diyor bi baba, yada soyumuz türk devam etsin bu fellahı nerden buldun diyor bunların aşılması için insanların egitimi ve bilinç düzeyleri çok önemlidir.. devlet ve toplumlar insan içindir ve insanların mutlulugu bunları unutmamalı ve ödün vermemeliyiz kendimiz ve degerlerimizden ırakta müslümanlara olanları görüpte kürtlere yada herhangi bir sınıftan birilerine örnegin ayakkabı boyacısı çocuga "bunların katli vacip" şekklinde yaklaşan bilinci egitmeliyiz yanlı olmaktan vazgeçmeli adalet kavramını insanların bilincine aşılamalıyız...

 
deniz: bu alkış herkese . özellikle adalet kavramını insanların bilinciene aşılamalı sözüne
 
torq: toplumların gelişimine göre varolma savaşından yola çıkarsak aynı olanlarla ayrı olanların bir araya gelmesi kacınılmaz olur ancak toplumların gelişimleri birbirini aynı oranda izlemediği için bazı toplumlarda dinsel etkiler devam ederken bazı toplumlar ırksal etkileri devam ettirler. Bazıları ise ırk kavramını da aşarak bireyi öne çıkaran düşünceler geliştirir, tüm insanların birleşmesini bir dünya devleti düşüncesini gerçekleştirmeye çalışırlar. Eğer toplumu oluşturan güç dengeleri devletin birey üzerindeki egemenliği üzerine kurulmuşsa varlığım türk varlığına armağan olsun, her türk asker doğar, ne mutlu türküm diyene gibi...
devletin birey karşısındaki egemenliğini vurgulayarak bireyin bir hiç olduğunu, devletin emrinde bir nefer olarak istenildiğinde ölüme gitmesi gerektiği anlatılır bundan önceki 3000 yıl önceye gidildiğinde bu durum din için geçerliydi. Bugün dinin egemenliğindeki coğrafyalarda hala geçerlidir. Ancak örneğin batıdaki düşünce tarzı özellikle 2. dünya savaşından sonra faşizm ırkçılık gibi kavramları sorgulamaya başladıktan sonra bireyselliğin öne çıktığı, milliyetlerin yok olması gerektiği gibi bir sonuca ulaşmıştır.
örneğin ABD de yaşayan insanların birleştirici unsuru parasal ve düşünsel özgürlüklerdir. Ama oraya 100 milyon yeni mülteci göndermeye çalışırsanız tüm ABD halkı topyekün gelenleri öldürmek için askere yazılır..çünkü gelenler kendi gelirlerini azaltacak ve rahatları bozulacaktır. Bu durum kişinin bencilliği ve kendisini öncelikle düşünmesinin bir sonucudur sonuç olarak düşünceler geliştikçe
bireysellik ön plana çıkacak din, ırk, milliyet gibi kavramlar önemini yitirecek dünya bir bireyler topluluğu olmaya çalışacaktır. Ancak hala 1000 yıl öncesindeki yaşam tarzını benimseyenlerin bu duruma uyum sağlamaları zaman alacaktır

Hades:
toplantıyı bir fıkrayla ile bitirmek istiyorum... incili çavuş osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gitmişti...Kral, yamalı gömleğini görünce :
'bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı ?'  diye sormuş
İncili Çavuş da : 'Osmanlılar adama göre muamele ederler' diye cevap vermiş..
yani ortada bir durum varsa bunun mutlaka da bir sebebi vardır..ve bu bizimle bağımlıdır...

 

Herkese teşekkür ederim...

21.04.2006 18:08:29
milliyetçilik kavramı insanın çıkarı için vardır dedi deniz...
DEVLETİN ÇIKARI İÇİN VARDIR DAHA ÇOK milliyetçilik kavramı...


Sayfa: [ 1 ]