|
||
| önce kendi bilgimle başlayıp sonra kaynaklar vericem tarihte sevdigim kişiliklerden biri sivas ın banaz ilçesinde yaşayan bu zaat düşündügünü sazı ve sözü ile söyleyen mana yüklü üstad olma yetisine sahip bir zaat aynı köydenbir yetim çocugu yanına alıp hem talebe hemde evlat ediyor hızır adlı bu çocuk büyüyor ve pirin yanına çıkıp istanbulda okumak istedigini söylüyor pir ona istanbulda okuyup başımıza kadı gelip birde beni astırırsın diyor hızır aman efendim böyle bir şey olurmu siz benim babamsınız diyor istanbula gidip okuyor kadı olup sivasa geliyor ve piri astırıyor Eserlerinden bazıları : Alçakta Yüksekte Alçakta yüksekte yatan erenler Yetisin imdada aldi dert beni Basimi alip hangi yere gideyim Gittigim yerlerde buldu dert beni Oturup benimle ibadet kildi Yalan söyledi de yüzüme güldü Yalin kiliç olup üstüme geldi Çaldi bölük bölük böldü dert beni Üstümüzden gelen boran kis gibi Yavru sahin pençesinde kus gibi Seher çagi bir korkulu düs gibi Çagirta çagirta aldi dert beni Abdal Pîr Sultan'im gönlüm hastadir Kimseye diyemem gönlüm yastadir Bilmem deli oldu bilmem ustadir Söyle bir sevdaya saldi dert beni Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma Sultan Suyu Gibi Çağlayıp Akma Erilir Gam Yeme Divane Gönül Er Başımda Duman, Dağ Başında Kış Erilir Gam Yeme Divane Gönül Yıkılır Mı Hakk’ın Yaptığı Havuz Şah-ı Merdani' nin, Biz De Kılavuz Üç Günlük Dünyada, şu Yahşi Yavuz Erilir Gam Yeme Divane Gönül Pir Sultan Abdal’ım, Sırdan Sırada Bu İş Böyle Oldu, Kalsın Burada Cümlemiz Niyetlendiği Murada Erilir Gam Yeme Divane Gönül Bugün Yardan Haber Geldi Bugün Yardan Haber Geldi Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Eğildim Bir Buse Aldım Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Güzel Olanı Severler Yanağından Gül Dererler Kulakta Mengiç Küpeler Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Baş Koydum Yarin Dizine Uykular Girmez Gözüme Ağ Ellerin Sür Yüzüme Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Şekerden Şerbet Ezerler İnce Tülbentten Süzerler Dört Yanım Almış Güzeller Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Pir Sultanım Gel Yanıma Seni Sarayım Canıma Dola Kolların Boynuma Bir Bir Yandan Bir Bir Yandan Bilene Danış Bilirim Bilirim Dersin Bilene Danış Danışan Dağları(Hey Dost) Aşar Mı Aşar Danışmadan Yola Çıksa Bir Kişi Akıbet Yolundan(Hey Dost) Şaşar Mı Şaşar Cahile Irak Ol Kamile Yakın Bir Mana Söyleyim(Hey Dost) Darılma Sakın Hasmın Karıncaysa Merdane Takın Ummadık Taş Başa (Hey Dost) Düşer Mi Düşer Pir Sultan Abdalım Böyle Mi Olur Kişi Ettiğini(Hey Dost) Elbette Bulur Yırtıcı Kuşların Ömrü Tez Olur Zararsız Akbaba(Hey Dost) Yaşar Mı Yaşar Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez Bu Yıl Bu Dağların Karı Erimez Eser Bâd-ı Sabâ Yel Bozuk Bozuk Türkmen Kalkıp Yaylasına Yürümez Yıkılmış Aşiret İl Bozuk Bozuk Kızılırmak Gibi Çağladım Aktım El Vurdum Göğsümün Bendini Yıktım Gül Yüzlü Cerenin Bağına Çıktım Girdim Bahçesine Gül Bozuk Bozuk Elim Tutmaz Güllerini Dermeye Dilim Tutmaz Hasta Hâlin Sormaya Dört Cevabin Mânasını Vermeye Sazım Düzen Tutmaz Tel Bozuk Bozuk Pir Sultan'ım Yaratıldım Kul Diye Zalim Paşa Elinden Mi Öl Diye Dostum Beni Ismarlamış Gel Diye Gideceğim Amma Yol Bozuk Bozuk Gurbet Elde Gurbet elde bir hal geldi başıma, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Derman arar iken derde düş oldum, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Hüma kuşu suya düştü ölmedi, Dünya Sultan Süleyman'a kalmadı. Dedim yâre gidem nasip olmadı, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Kağıda yazarlar ufak yazılar, Anasız olur mu körpe kuzular. Yürek yaralıdır, ciğer sızılar, Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Pir Sultan Abdal'ım böyle buyurdu, Ayrılık donları biçti giydirdi. Ben ayrılmaz idim felek ayırdı Ağlama gözlerim Mevlâ kerimdir. Kul Olayım Kalem Tutan Ellere Kul Olayım Kalem Tutan Ellere, Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. Sekerler Ezeyim Şirin Dillere, Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey. Sivas Ellerinde Sazım Çalınır, Çamlı Beller Bölük Bölük Bölünür. Yardan Ayrılmışam Bağrım Delinir, Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey. Pir Sultan Abdal’ım Ey Hızır Paşa, Gör Ki Neler Gelir Sağ Olan Basa. Beni Hasret Koydun Kavim Kardaşa, Kâtip Arzuhalim Yaz Yare Böyle. Güzelim Ey Güzelim Ey Güzelim Ey Ey. Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş Dostun Bahçesine Bir Hoyrat Girmiş Korudur Da Benli Dilber Korudur Gülünü Dererken Dalını Kırmış Kurudur Da Benli Dilber Kurudur Neredesin De Dudu Dillim Nerede Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede Bu Meydanda Serilir Postumuz Çok Şükür Mevlaya Gördük Dostumuz Bir Gün Kara Toprak Örter Üstümüz Çürüdür De Benli Dilber Çürüdür Neredesin De Dudu Dillim Nerede Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede Pir Sultan Abdal’ım Başımdan Başlar İyisini Korda Kemini Taşlar Bin Çiçekten Bir Kovana Bal İşler Arıdır Da Benli Dilber Arıdır Neredesin De Dudu Dillim Nerede Neredesinde Kömür Gözlüm Nerede Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım Gelmiş İken Bir Habercik Sorayım Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Gerçek Erenlere Yüzler Süreyim Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Alçağında Al Kırmızı Taşın Var Yükseğinde Turnaların Sesi Var Ben De Bilmem Ne Talihsiz Başın Var Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Benim Şah'ım Al Kırmızı Bürünür Dost Yüzün Görmeyen Düşman Bilinir Yücesinden Şah'ın İli Görünür Niçin Gitmez Yıldızdağı Dumanın El Ettiler Turnalar Bazlara Dağlar Yeşillendi Döndü Yazlara Çiğdemler Taşınsın Söylen Kızlara Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Şah'ın Bahçesinde Gonca Gül Biter Anda Garip Garip Bülbüller Öter Bunda Ayrılık Var Ölümden Beter Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Ben De Bildim Su Dağların Sahisin Gerçek Erenlerin Nazargâhısın Abdal Pir Sultan’ın Seyrangâhısın Niçin Gitmez Yıldız Dağı Dumanın Halk şairi. Pir Sultan, Sivas'ın Yıldızeli İlçesi'nin Banaz Köyü'nde doğdu. Asıl adı Haydar'dır. Sivas Valisi Hızır Paşa önce hapsetti sonra da halkın Siyaset Meydanı adını verdiği yerde idam ettirdi. Pir Suttan, Edebiyat tarihimizde dörtyüz yıldan beri değerinden hiçbir şey kaybetmeyen ve halk pınarımızın gür ve berrak gözelerinden biridir. Pir Sultan üzerinde yıllarca çalışarak Pir Sultan Abdallar kitabını yayımlamış olan Edebiyat Tarihçisi İbrahim Aslanoğlu, Pir Suhan' ı şu şekilde' değerlendirmekte ve yanlış yorumlandığını belirtmektedir. Deyişlerinin coşkulu, inançlı ve herkesin anlayabileceği sadelikte olması, duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ve ustalıkla söyleyebilmesi, dizelerinin ve dörtlüklerinin kendi aralarında bütünlük göstermesi, kelime oyunlarına iltifat etmemesi, köylümüzün diliyle söylemesi, sosyal konulu şiirleriyle günümüz insanının dert ve dileklerine, tercüman olması, ayni mahlası taşıyan şairlerin deyişlerinin ona mal edilmesi, Pir Suhan'ın idam edilmesiyle dikkat ve ilgileri üzerinde toplamış olması ve de son olarak onunla ilgili yapılan sürekli yayınlardır. Özellikle idamı ve başka şairlerin şiirlerinin ona mal edilmesi, Pir Sultan'ı çok boyutlu bir şair gibi göstermeye zemin hazırlamış ve Pir Sultan 'ı başka bir hüviyete büründürmüş, hatta zararı da olmuştur. Bu sebeple kendi düşüncesine uygun bir sürü asi ile devlete baş kaldıran bir zorba, haksızlığa ve zulme karşı mücadele eden bir feda), İran Şahı ile işbirliği yapıp, Alevilerin yoğun olduğu Doğu Anadolu'yu İran'a bağlamak isteyen bir Safavi hayranı ve bu uğurda asılmayı dahi göze alan bir kahraman haline getirildi. Aslında Pir Sultan; Hz.Ali ve On iki imam sevgisiyle sarhoş, Alevilik kurallarını açık ve seçik bir dille anlatan, günlük hayatını kendi halinde sürdürmeye gayret eden coşkulu, yetenekli ve kudretli bir saz şairidir. Aşın duygu ve eylemlerle hiç ilgisi olmadığı halde, zamana ve zemine göre duygu ve düşüncelerini ifadeden sakınmayacak kadar inatçı oluşu ve kendisine yapılan iftiralar asılmasına sebep olmuştur http://www.sivas.gov.tr/ozanlar/03_pirsultan.htm |
||
|
||
| Özellikle bir kaç deyişi(halk türküsü) sarhoşça, divane inan sahibi! Bir mevki değil ama bir pervane! Rahatlıkla bu ustalığını kabullendim. | ||
|
||
| sözlerini pir sultan abdal ın yazdıklarını ali ekber çiçekten dinleyin bu kadar içten okuyanı yok.. |
||
|
||
| Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Koyun beni Hak aşkına yanayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Benim pirim gayet ulu kişidir Yediler ulusu, Kırklar eşidir On İki İmamın server başıdır Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Kadılar müftüler fetva yazarsa İşte kemend, işte boynum asarsa İşte hançer, işte kellem keserse Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Ulu mahşer günü olur Divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz O da bizim ulumuzdur pirimiz Hakka teslim olsun garip canımız Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Okuyan Muhammed yazan Ali'dir Bir gül ile gülistanı seyrettim Seher yelleriyle esen Ali'dir Muhammed kılavuz Mahşer yerinde İslâmın sancağın çeken Ali'dir Dayanıgör kardaş gönül gücüne Azığın yok mudur ahret göçüne On İki İmam gibi Cennet içine Ab-ı Kevser ile akan Ali'dir Bindiler deveye çarka gittiler Horasan şehrinde güreş tuttular Müminlerin feryadına yettiler Bastılar Mervan'ı basan Ali'dir Münkirin gıdası Hak'tan kesildi Nesimî yüzüldü Mansur asıldı Dünya yedi kere doldu ıssıldı Dolduran Muhammed eken Ali'dir Hakk'ın emri ile Cebrail indi İndi de Ali'nin koluna kondu Zülfikar kuşanıp Düldül'e bindi Yezid'in neslini kıran Ali'dir Kim dokudu bin çiçekli halıyı Kim diriltti bin yıl yatan ölüyü Kırklar meclisine gelen doluyu Dolduran Muhammed içen Ali'dir Pir Sultan Abdal'ım ağladı güldü Kâbe-i Şeriften bir nida geldi Hakk'ın emri ile dört kitap indi Okuyan Muhammed yazan Ali'dir, Bize De Banaz'da Pir Sultan Derler Bize de Banaz'da Pir Sultan derler Bizi de kem kişi bellemesinler Paşa hademine tembih eylesin Kolum çekip elim bağlamasınlar Hüseyin Gazi Sultan binsin atına Dayanılmaz çarh-ı felek zatına Bizden selâm söylen ev külfetine Çıkıp ele karşı ağlamasınlar Ala gözlüm zülfün kelep eylesin Döksün mah yüzüne nikap eylesin Ali Baba Hak'tan dilek dilesin Bizi dâr dibinde eğlemesinler Ali Baba eğer söze uyarsa Emir Hüdâ'nındır, beyler kıyarsa Ala gözlü yavrularım duyarsa Alı çözüp kara bağlamasınlar Surum işlemedi, kaddim büküldü Beyaz vücudumun bendi söküldü Önüm sıra kırklar, pirler çekildi Daha beyler bizi dillemesinler Pir Sultan Abdal'ım coşkun akarım Akar akar dost yoluna bakarım Pirim aldım seyrangâha çıkarım Daha Yıldız Dağı'n yaylamasınlar Pir Sultan Abdal ..ERENLER GAFLETTEN KALKTI UYANDI... Gelin özümüze sitem uralım Hile ile hurda ile hal olmaz Hakkın divanına nice varalım Hak katında yalancıya yer olmaz Yine gerçeklerden açtık kapuyu Bir pirin önünde kıldık tapuyu Arı birlik ile yapar yapuyu Birlik ile bitmeyende bal olmaz Erenler gafletten kalktı uyandı Gerçeklerin nefesine boyandı Bu yolun içine girde uyandı Be gaziler bunda hiç vebal olmaz Ali kulu olan Hak'tan utana Var pazarlık ile cevher satana Bu yolun içinde riya tutana Sürün gitsün dört kapuda yer olmaz Pir Sultan'ım eydür kalbimiz nurdur Müminler gözlüyse munafık kördür Erenlerin yolu kadimdir birdir Her tepenin başında da yol olmaz Pir Sultan Abdal |
||
|
||
| Pir Sultan'ın nefesleri olmasa, isyanı unutulmuş olacaktı. Onu ancak şiirlerinden biliyoruz. Fakat tuhaf bir şekilde daha önemli ayaklanmalar unutulmuş olmakla beraber, Pir Sultan'ın isyanı hala her Bektaşi Alevinin hatırasında canlı bir şekilde yaşıyor. Bektaşi-Alevi edebiyatının değeri ve önemini göz önünde bulundurmamak olanaksızdır. Gerçekten bu edebiyat Türk Halk edebiyatının belki en önemli parçasıdır. Aynı zamanda Bektaşiliğin ve bilhassa Aleviliğin incelenmesi için önemli bir kaynak oluşturur. Bektaşi-Alevi inançlarının ve geleneklerinin özü nefeslerde bulunur. Bununla beraber, her halk edebiyatı gibi Bektaşi-Alevi edebiyatı kulaktan kulağa yayılıyor, sözlü geleneğe dayanıyor. O nedenle bu edebiyatın incelenmesi kolay değildir. Deyişlerin taklidi çoktur. Aynı deyiş bir kaç kişiye mal edilebilir. Birde adaş şairlerinin sorunu var: Bir kaç kişi aynı takallüsü kullanabilirdi. Taklitlerin sayısı bilhassa çok okunan deyişler sırasında önemlidir. Eğer taklit eden deyişlerin sayısını düzmeye çalışırsak, ön sırada şüphesiz Pir Sultan Abdal ismi gelecek. Sonra Hatai'nin ismi başlangıçta olacak, çünkü bu iki kişinin karizması çok güçlüdür. Hatai'nin karizması güçlü olmasına rağmen, halk içinde en sevilen şair Pir Sultan Abdal'dır. Zamanla silinmez bir özelliği taşıyan ve her zaman tanınabilir deyişleri yazan Pir Sultan Abdal Bektaşi-Alevilerin en büyük şairidir. Aynı zamanda hem isyan ve direnişinden dolayı, hem de efsaneleşmiş hayatından ötürü eşsiz bir kişilik sahibidir. Pir Sultan'ın deyişleri sürekli basılma üstünlüğü taşırlar. Şiirleri üzerine eleştirel tek çalışma yapan yazarlar Abdulbaki Gölpınarlı ve Pertev N. Boratav'dır. Ne yazık ki bu iki büyük bilginin emeği başka şairlere uzanmadı. Örneğin Hatai'nin şiirleri böyle bir eleştiriden geçse idi kuşkusuz önemli bir eser ortaya çıkacaktı. *** Kısa bir makale için Pir Sultan Abdal'ın şiirlerinin yayın sayısını saymak imkansızdır. Bu yayınların sayıları çoğu zaman tenkitsidir. Ben sadece üç vazgeçilmez yayından bahsedeceğim. İlk önce Abdulbaki Gölpınarlı ve Pertev N. Boratav'ın ustaca kitabını zikredeceğim. Pir Sultan hakkında yapılacak olan her incelem enin özü ve temeli o kitaptır. Ondan sonra, Cahit Öztelli'nin eksiksiz yayınından bahsedebiliriz. Cahit Öztelli, üniversite profesörü olmamakla beraber, zengin bir ? dizisini toplayabildi ve yayını bu diziye dayanarak düzeltti.En sonunda, İbrahim Aslanoğlu'nun "Pir Sultan Abdallar" isimli kitabı zikredilebilir. Şimdiye kadar Pir Sultan Abdal hakkında yazılan en ciddi eserler bunlardır. Pir Sultan üzerinde ciddi bir eser yazılacaksa bu en az üç ayrı alanda ele alınmalıdır. İlk önce şairin yaşamını ve direnişini işlemek, sonra Türk halk edebiyatındaki yeri ve önemi ortaya çıkarmak ve son olarak Pir Sultanın efsanesinin gelişmesi ve karizmatik kişiliğinden bahsetmek gerekli olacaktır. *** Pir Sultan Abdal'ın yaşamı sonsuz defa eserlerine dayanarak anlatıldı. Direnişine gelince, resmi tarih kaynaklarında veya arşiv belgelerinde hiç bir yankı bulunmaz. Tarih sadece Anadolu'daki önemli isyanlardan bahsetmektedir. (Örneğin: Celali İsyanları vb). Bunların dışında daha küçük olayların toplumsal yankısı olmadı. Pir Sultan'ın nefesleri olmasa, isyanı unutulmuş olacaktı. Onu ancak şiirlerinden biliyoruz. Fakat tuhaf bir şekilde daha önemli ayaklanmalar unutulmuş olmakla beraber, Pir Sultan'ın isyanı hala her Bektaşi Alevinin hatırasında canlı bir şekilde yaşıyor. *** Pir Sultan'ın asıl adı Haydar'dır. Sivas vilayetinde Banaz Köyünde doğmuştur. Bir Bektaşi ocağının piri idi. Sosyal ve inanç isyanının başını çekmiştir. Bu olay Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) ve Şah Tahmasap (1524-1576) zamanında olmuştur. Şah Tahmasap, Şah İsmail'in oğlu idi ve adı Pir Sultan'ın şiirlerinde geçmektedir. Pir Sultan'ın müritleri arasında Sofular Köyünden gelen Hızır isimli bir devriş vardı. Hızır İstanbul'a gitmiş, şansı açılmış: Paşa ve Beylerbeyi olmuş. Efsaneye göre, Pir Sultan Hızır'a: "Gidip okuyacaksın, Paşa hatta Vezir olacaksın, fakat beni asmaya geleceksin" diye söylemiş. Ve gerçekten, Pir Sultan ayaklanmış ve Paşa olan Hızır isyanı bastırmak görevine tayin olmuş. Pir Sultan Sivas'ın Toprak kalesinde tutuklanmış ve asılmaya mahkum olmuş. Tekrar efsaneye göre, Hızır Paşa, Pir Sultan'ın hayatını kurtarmak için, ondan "Şah" kelimesini kullanmadan üç nefes istemiştir. Pir Sultan sazını alıp "Şah"ı öven üç nefes söyledi. Fakat bu övme, İran Şah'ı değil, Şah-i Merdan, yani Ali'yi kastediyordu. Pir Sultan asıldı ve Hızır Paşanın adı iğrençlikle anıldı. Tarihte, Hızır ismini taşıyan bir kaç devlet adam oldu. Ama büyük bir ihtimalde 1551/1552 ve 1567 arasında paşalık yapmış ve 1560/1567 yılları arasında Beylerbeyi ve Bağdaş Valisi olmuş Hızır Paşa olabilir. Bahsedilen olaylar, yeni Pir Sultan'ın isyanı, ayaklanması ve idamı, Hızır Paşanın Bağdat yolunda iken Sivas'tan geçtiği zaman olabilir. Ali'yi öven ve yazarın idamına yol açan nefesler her zaman anılır. İlk önce Pir Sultan şu nefesi söylemiş: "Hızır Paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar Şaha gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şaha gidelim..." Sonra, mahkemenin defterini tutan katibe seslenen deyişi söylemiş: "Kul olayım kalem tutan eline Katip ahvalimi Şaha böyle yaz... Allah’ı seversin katip böyle yaz: ? ol Şaha eylerim niyaz Umarım yıkılsın şu kanlı Sivas Katip ahvalimi Şaha böyle yaz..." Üçüncü bir deyiş ile sözünü kapatmış: "Karşıda görünen ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Ela gözlü Pirim sen Himmet eyle Ben de bu yayladan Şaha giderim... Pir Sultan Abdal'ın dünya durulmaz Gitti giden ömür geri dönülmez Gözlerin de Şah yolundan ayrılmaz Ben de bu yayladan Şaha giderim..." Fakat Şahı andıran nefeslerinin hepsinin kuşkusuz manevi Şahtan söz ettiği kesinlik kazanmış değil. Bazı deyişler Şah Tahmasb'a bağlanabilir. Pir Sultanın bir kaç sefer İran'a gittiğini biliyoruz. Örneğin şu deyiş: "Yürüyüş eyledi Urum üstüne Ali nesli güzel İmam geliyor... Koca Haydar, Şah-ı Cihan torunu Ali nesli güzel İmam geliyor..." O deyişle Pir Sultan Şah İsmailoğlu ve Şeyh Haydar torunu olan Şah Tahmasb'ı kast etmektedir. Böyle ise, Pir Sultan Abdal'ın mahkumiyeti büs bütün haksız değildir. (!) *** Pir Sultan Abdal efsaneleştirilmiş. Ayaklanması ve idamı toplumsal koşullara göre güncelleştirilmektedir. Halk kahramanı oldu ve isyanı halk haklarını savunmak için ve baskıya karşı mücadeleler hareketi olarak görülüyor. Şiirleri halk tarafından çok sevilir ve sözleri koşullara göre değiştirilir. Aşağıdaki deyiş protesto eden gençlerin toplanma marşı gibi kullanılıyor. Onu hepiniz biliyorsunuz. A. Gölpınarlı ve Pertev N. Bortav'ın yayındaki sözleri şöyledir: Gelin canlar bir olalım Münkire kılıç çalalım Hüseyin'in kanın olalım Tevekkeltü taallah... Açalım kızıl sancağı Geçsin yezitlerin çağı Elimizde aşk bıçağı Tevekkeltü taallah... Mervan soyunu vuralım Hüseyin'in kanın soralım Padişahın öldürelim Tevekkeltü taallah... Pir Sultanım geldim cuşa Münkirlerin aklı şaşa Takdir olan gelir başa Tevekkeltü taallah." Asıl metinde işlenen hak davası değil: Hüseyin'in kanını almak ve düşmanlarını kırmak, yani Yezit ve Merva'a karşı bir direniş çağrısıdır. Şiilerin teberra ve tevella'sı: Al-i Aba'ya sevgi, düşmanlarına nefrettir. Fakat sözlerinde gizli manalar olabilir ve o zaman Pir Sultan baskı altında kalan halkın intikamını alan bir kahraman gibi görünebilir. *** Edebiyat bakımında Pir Sultanın şiirleri eşsizdir. Manzaraların tasviri ve tabiat güzelliğini onun gibi kimse ifade edemez. Dili ve yazış tarzı yeganedir. Kimse ile mukayese edilemez. Aynı zamanda şiirlerinin derinliği eşsizdir. Mistik düşüncesini ifade etmek için şair tabiat dünyasından gelen sembolik imgeleri kullanıyor. Örneğin, ikrarı anlatan ünlü bir deyişini zikir edeceğim: "Uyur idik uyardılar Diriye saydılar bizi Koyun olduk ses anladık Sürüye saydılar bizi. Sürülüp kasaba gittik Kanarayı mesken ettik Didar defterine yettik Ölüye saydılar bizi. Halimizi hal eyledik Yolumuzu yol eyledik Her çiçekten bal eyledik Arıya saydılar bizi. Aşk defterine yazıldık Pir divanına dizildik Bal olduk şerbet ezildik Doluya saydılar bizi. Pir Sultanım Haydar şunda Çok keramet var insanda O cihanda bu cihanda Ali'ye saydılar bizi." Kerbela trajedisi Bektaşi-Alevilerin hatırasında devamlı olarak canlı yaşıyor. Ayn-i Cem'de anılır. Hüseyin'inmakteli her zaman aynı heyecanla karşılanıyor. Bu sembol aynı zamanda geniş halk kitleleri nezdinde canlılığını korumaktadır. Hüseyin'in dramı olaylara göre güncelleştirilmektedir. Kerbela her zaman haksızlığın ve Alevilere karşı yapılan baskıların sembolü oldu. Hüseyin haksızlıkla öldürülen bir şehidin sembolüdür. Fakat zamanla kahramanların ve şehitlerin kuvveti köreliyor. Tapınmaları yeniden canlandırmak gerekiyor. Örneğin: İnsanlardan uzak kalan Gök-Tanrının yerine Şah-ı Merdan, yani Ali geldi. Aleviler en çok Ali'ye dua ederler. Fakat ibadetlerinde en önemli yer Hüseyin'indir. En büyük heyecan Hüseyin'in maketlinden geliyor, çünkü Hüseyin istirab çeken insanlığın sembolüdür. Asrımızın son çeyreğinde genç Aleviler cahilliğin uyuşukluğundan uyandılar. Okumuş olmaya başladılar. Düşünsel sınıfın etkisi altında ve Avrupa ülkelerine göç eden işçilerin etkisinde sınıf çatışmalarından ve Marksist fikirlerden etkilendiler. Kerbela şehitleri o zaman yeni bir anlam kazandı. Onlar sosyal baskının sembolü haline geldiler. Bilindiği gibi, Alevilerin çeşitli akımları izleyen bir kaç hatta bir çok dernekleri var; Kemalist idealini koruyan ve eski Bektaşilerin manevi çocukları olan "Hacı Bektaş Dernekleri". Devlete yakın olan ve Aleviliği Sünniliğe bağlamak isteyen "Cem" dernekleri. Birde eski zaman Kızılbaşların yoluna sadık kalan ve Pir Sultana hayran olan "Pir Sultan Dernekleri" var. Pir Sultan her zaman idealleştirilerek seviliyordu. Nefesleri en çok söylenen şair Pir Sultandır. Hiç kuşkusuz Alevilerin en büyük şairidir. Şiirinde okuyucuya heyecan veren mistik bir esin var. Pir Sultana sevgi her zaman Hazret-i Hüseyin'e olan saygıyı beraberinde taşımaktadır. Her ikisi haksızlığa uğrayan insanlığın simgeleri oldular. Yakın geçmişte, yani 2 Temmuz 1993 tarihindeki kanlı Sivas olayları bu görüşü daha da artırdı ve şiddetlendirdi. Hazret-i Hüseyin'in ve Pir Sultan Abdal'ın şahadetleri iç içe girdi. Anadolu halkı için Pir Sultan Kerbela şehitlerinden daha yakın bir kahramandır. O güncelleştirilen ve canlandırılan bir Hüseyin oldu. Bu kaç hafta evvel, müzikolog ve etnolog olan genç Fransız meslektaşım Türkiye'de Alevi olmayan bölgelerde halk müziği üzerinde araştırma çalışmaları yaparken, orada Pir Sultan Abdal'ın nefeslerinin bol bol okunduğunu yerinde tespit etmişti. Meslektaşım Sünni bölgesinde Alevi şairine olan sevgi ve saygıyı bulunca çok şaşırdı. Pir Sultan efsaneye girdi. İmgesi olaylara göre güncelleştirildi. Artık git gide eski Bektaşi ve Kızılbaş şairi Türk halkının milli kahramanı gibi görünmeye başlıyor |
||
|
||
Ötme Bülbül Ötme, Sen Değil Bağım Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana Tükendi Fitilim Eridi Yağım Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana Deryadan Bölünmüş Sellere Döndüm Ateşi Kararmış Küllere Döndüm Vakitsiz Açılmış Güllere Döndüm Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana Haberin Duyarsın Peyikler İle Yaramı Sarsınlar Şeyikler İle Kırk Yıl Dağda Gezdim Geyikler İle Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana Abdal Pir Sultan'ım, Doldum Eksildim Yemeden İçmeden Sudan Kesildim Zülfün Kemendine Kondum Asıldım Dost Senin Derdinden Ben Yana Yana |
||
|
||
| Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Koyun beni Hak aşkına yanayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Yolumdan dönüp mahrum mu kalayım Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Benim pirim gayet ulu kişidir Yediler ulusu, Kırklar eşidir On İki İmamın server başıdır Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Kadılar müftüler fetva yazarsa İşte kemend, işte boynum asarsa İşte hançer, işte kellem keserse Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Ulu mahşer günü olur Divan kurulur Suçlu, suçsuz gelir anda derilir Piri olmayanlar anda bilinir Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan Pir Sultan'ım arşa çıkar ünümüz O da bizim ulumuzdur pirimiz Hakka teslim olsun garip canımız Dönen dönsün ben dönmezem yolumdan |
||
|
||
| Alçakta yüksekte yatan erenler Yetişin imdada aldı dert beni Başımı alp hangi yere gideyim Gittiğim yerlerde buldu dert beni Abdal Pir Sultan'ım gönlüm hastadır Kimseye diyemem gönlüm yastadır Bilmem deli oldu bilmem ustadır Şöyle bir sevdaya saldı dert beni |
||
|
||
| Okuyan Muhammed yazan Ali'dir Bir gül ile gülistanı seyrettim Seher yelleriyle esen Ali'dir Muhammed kılavuz Mahşer yerinde İslâmın sancağın çeken Ali'dir Dayanıgör kardaş gönül gücüne Azığın yok mudur ahret göçüne On İki İmam gibi Cennet içine Ab-ı Kevser ile akan Ali'dir Bindiler deveye çarka gittiler Horasan şehrinde güreş tuttular Müminlerin feryadına yettiler Bastılar Mervan'ı basan Ali'dir Münkirin gıdası Hak'tan kesildi Nesimî yüzüldü Mansur asıldı Dünya yedi kere doldu ıssıldı Dolduran Muhammed eken Ali'dir Hakk'ın emri ile Cebrail indi İndi de Ali'nin koluna kondu Zülfikar kuşanıp Düldül'e bindi Yezid'in neslini kıran Ali'dir Kim dokudu bin çiçekli halıyı Kim diriltti bin yıl yatan ölüyü Kırklar meclisine gelen doluyu Dolduran Muhammed içen Ali'dir Pir Sultan Abdal'ım ağladı güldü Kâbe-i Şeriften bir nida geldi Hakk'ın emri ile dört kitap indi Okuyan Muhammed yazan Ali'dir,Ali |
||