SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist KİMLİKLER

Konu: Uygarlığın üstesinden gelmek gerek

Sayfa: [ 1 ]

Aşk&Nefret 03.04.2006 12:25:35
Zerzan ile e-mail üzerinden dünya ahvali ve kendi yorumlayış noktaları
üzerine bir röportaj gerçekleştirdik. Aşağıda okuyacağınız gibi, beklendiği
üzere sert eleştirilerden herkes payını aldı.

John Zerzan 1944 yılında ABD’nin Oregon kenti yakınlarında bir kasabada
doğdu. Stanford Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesini ve San Fransisco
Üniversitesi Tarih Bölümünü bitirdi. Üniversite yıllarında öğrenci
hareketinde aldığı aktif rolden ötürü tutuklanarak bir süre hapis yattı.
Zerzan daha sonra akademik çevreyi terk ederek kamyon şoförü ve marangoz
olarak sendikal çalışmalar içinde yer aldı. 80’li yıllarda yabancılaşmanın
ve uygarlığın kökenlerine inerek zaman,dil,sayılar,sanat ve tarım üzerine
yoğunlaşmaya başladı.Halen ABD’nin Eugene kentinde yaşayan Zerzan, anarşist
hareket içinde aktif bir figür olarak önemli bir yer kaplamaktadır.

Zerzan, makalelerini topladığı eserleri “ Reddin Unsurları” ve “
Gelecekteki İlkel” ile ilkelcilik yanlısı teorinin en önemli isimlerinden
biridir. Biyoteknoloji ve genetik mühendisliğiyle yaşama müdahalesinin
doruğuna evrilen kapitalizmi ‘uygarlık’ paradigması doğrultusunda
geliştirdiği yabanıllık alternatifiyle hedef tahtasına almıştır.Sembolik
kültüre ,endüstriyalizme getirdiği radikal eleştirilerle sempati kadar
tepkiyle de karşılaşmıştır muhalif hareketler nezdinde.

- Bazen tutarlılık ve alt yapısını tartarak analiz etme boyutlarının ihmal
edilmesi sonucu denge problemi barındırdığı açık olsa da - Zerzan’ın
değerlendirmelerinin önemini teslim ederek sunuyoruz.

NOT: Zerzan’ın sevenlerine sonbaharda tekrar İstanbul’a geleceğini de
buradan duyuralım.

‘ Uygarlığın üstesinden gelmek gerek’

- Modern kapitalizmin uzmanlaşma ve işbölümüne dayanan işleyişine karşı
alternatif bir karşıdan kuruculuğun olanakları nelerdir?

İşbölümünün mantığı ve onun esasları, yaşam ve toplum üzerindeki negatif
etkisine meydan okumak açısından sınırsız imkânlar olduğunu düşünüyorum.
Mesele şu ki, bu ne zaman gerçekleşecek? Ne sol ne de sağ bir ilgi
göstermiyor, fakat anarşizmin yeni yönelimi –teknolojik tahakkümün
sorgulanması- bunu yapmaktadır. Bu yönde bir ilerleme gerçekleşiyor.

- Otonomist hareketin ‘çalışma karşıtı’ propagandasının, post-fordizmin
egemen olduğu günümüz kapitalizmine karşı örgütlenme anlamında isyancıların
hareket alanını daraltması söz konusu mudur sizce? İçinde yaşadığımız
tarihsel evrede küresel ölçekte isyancıların ezilenlerle buluşma alanları
nelerdir?

Benim duyduğum ise isyancıların ezilenlerle bağlantı yakalamakta başarısız
olduğudur. Bu, isyancılığın solun bir bakıma yeni bir kıyafetinden başka
bir şey olmadığına yönelik son histen kaynaklanıyor. "Sıfır-çalışma"
propagandası, benim görüşüme göre, reform kırıntıları umutlarıyla veya halk
içerisinde geçici bir yükselişle sulandırılmamalıdır. İşbölümünün
sorgulanmasında olduğu gibi, çalışmanın şeffaf ve tam eleştirisi kitle
toplumunun kendisine meydan okuyan yeni bir bakış açısına doğru yol almak
zorundadır.

- Tekno-endüstriyel kapitalist uygarlığa karşı direnişin temel ayağı sosyal
hayatın içinde örgütlenerek mi yoksa toplumdan izole ‘yaşam tarzı’
cemaatleri kurarak mı döşenecektir ? Sizin yaklaşımınız bu iki eğilimden
hangisine daha yakın?

Uygarlığın üstesinden hem içeride hem de dışarıda gelmek gerekmektedir. Ben
daha çok tipik olarak gündelik yaşamın savaş alanında buna yaklaşıyorum,
fakat tekno-toplumdan ayrılan pratik geçişleri sağlayan alternatifleri
denemenin hayati bir şekilde önemli olduğuna inanıyorum.

- ABD’deki anti-kapitalist alternatif küreselleşme hareketinin genel bir
analizini yapabilir misiniz? Sizce eksiklikleri, zaafları, olumlulukları
nelerdir; son dönemdeki gündemleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Kuvvetli ana eksiklik, kesinlikle, alternatif küreselleşme üzerine çok
fazla odak noktası olmasıdır. İşlemeye ihtiyaç duymayan bir dünya
istiyorum. Dünya düzenine hayır, küreselleşmeye hayır. Küreselleşme
aslında, iş bölümü ve emeğin ehlileştirilmesi/idare altına alınması gibi,
uygarlığın temel kurumlarını içermek zorundadır. Amacım bizlerin özgün, yüz
yüze grup-tarzı topluluk sosyal varoluşumuzdan öğrenilen radikal bir
desantralizasyondur. Tercihim otonomi ve hususiyettir, bürokrasi ve
standardizasyon değil.

- Son yıllarda avcı-toplayıcı yaşama yönelik popüler ilgiyi – ki bu ilgi
Fight Club gibi filmlerdeki uygarlık eleştirisi ve yıkıcı örgütlenme
anlayışıyla da örneklenebilir- nasıl yorumluyorsunuz ? Marksist solun
üretim fetişizminin muhaliflerde yarattığı hayal kırıklıklarının bu
olgudaki rolü nedir?

Gelişen dünyayla niteliksel bir kopuş için marksizmin ve diğer üretimci
solun geri kalanının ortadan kalkması zorunludur- ve bu gerçekleşmektedir.
Uygarlığın dışında bir yaşama yönelik büyüyen bir ilgi söz konusudur ve
bunun bir yönü ilerleme, üretim ve sola olan inancı büyük oranda
azaltmaktadır. Genelleşmiş krizler derinleştikçe ve daha fazla insan
endüstriyel yanlısı ideolojilerin iflaslarını gördükçe yeni ilham
kaynakları aranmaktadır.

- Teknolojik tahakküme karşı yıkıcı öfkenin sembolü haline gelen
Unabomber’in sola yönelik eleştirilerine ve alternatif tahayyüllerine nasıl
bakıyorsunuz? Bazıları Unabomber’in sizin teorik çerçevesini çizdiğiniz
yaklaşımın eylemli biçimini hayata geçirdiğini iddia ediyorlar; sizce de
öyle mi?

Unabomber kendi eleştirisini yaşamaya çalıştı, moderniteden olabildiğince
uzak yaşamaya çalıştı. Fakat dış dünya gittikçe artarak onun üzerinde baskı
yarattı ve o da öcünü aldı. Tekrar söylüyorum, bizim bu mahkum edildiğimiz
totaliteden dışarı atılan adımları tekrarlayan hem analizlere hem de
gerçek yollara ihtiyacımız var.

- İtalyan isyancılardan (A.Bonnano) EZLN’ye, Black Bloc’tan A.Negri’ye son
günlerde gündemde olan otonomist hareketlere ve düşünürlere yönelik öngörü
ve değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Bonanno’nun önemli bir figür olduğunu düşünüyorum fakat isyancıların neyi
isteyip istemedikleri açısından daha çok özgüllük ve daha çok açıklık
görmeyi isterim. Oportünizm her zaman belirsiz veya söylenmemiş olanı
izler. EZLN’nin yerlileri seçmenler olarak gören solcu bir örgütçü
zihniyeti sergilediği görünüyor. Modernleştirici ve ulusalcı amaçlar yerli
otonomisi ve yaşam biçimlerinden daha önemli görünüyor. Gelişmekte olan
yeni ulusal kurtuluş cephesi daha, buna rağmen umarım yanlış
düşünüyorumdur. Kara Blok politik bir felsefe değil taktiksel bir
oluşumdur; anarşizmin yeniden doğuşunun bir grafik resmidir fakat onun
düşüncelerin özel ve tek bir sabitliğini temsil ettiği düşünülmemelidir.
Negri; uygarlığa, teknolojiye, küreselleşmeye, kitle toplumuna âşık, adi
yazılar yazan kalitesiz bir yazardır. Hiç kimse artık solculuktan ilham
almazken, o solculukla meşgul oluyor.

- Sizce şu anda küresel anarşist hareketlerin yaşadığı en büyük fikrî ve
eylemsel ikilem nedir; ve bunlar nasıl giderilmelidir ? Yerellerin
birbiriyle kuracağı ilişkiler nasıl koordine edilmeli? Genel
Avrupa-merkezci ukalalıklara karşı periferinin tavrı ne olmalıdır?

Koordinasyon üzerinden haberleşmeyi savunuyorum ve tek, küresel bir
hareketten ziyade hareketlerin çeşitliliğini görmeyi arzu ederdim. Küresel
hale getirmeye karşı olmak, karakteristiklerini ele almamak anlamına
gelmelidir. İkilem, bu karanlık zamanların çılgınlığını, derinliğini
layıkıyla açıklayabilen ve onu sorgulayabilen bir radikallikle
birleştirmeyi beceremeyiştir. Zamanımızı ve enerjimizi sadece daha kötüye
giden bir dünya garanti eden reform çabalarına harcamaktan ziyade problemin
bütününü ve onun köklerini ele alarak sarfetmeliyiz.

Gökhan Gençay
http://uzlasmayok.net/new/index.php?habid=%C7%F6k%FC%FE%FCn%20Semptomlar%FD&newxql=1128
---------------------------------
BİRGÜN GAZETESİ


Sayfa: [ 1 ]