SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Müzik İnsanları

Konu: Iron Maiden..

Sayfa: [ 1 ]

30.03.2006 23:37:43
1995'in Ekim ayinda 10. stüdyo albümü "The X Factor" un piyasaya çikisiyla Blaze, oldukça basarili bir is yapmanin rahatligi içerisindeydi. Prodüktörlügü bu albümde tamamen Steve Harris üstlenmisti. Martin Birch'in eksikligi göze çarpiyordu aslinda. Çünkü albümde clean bölümler ile distorsinli gitar bölümleri arasinda uçurumlar söz konusuydu. Clean bölümler oldugundan daha kisikti biraz sesini açtigimizda ardindan gelen distorsinli gitar çok yüksek derecede volume içermekteydi. Genel bir denge sorunu hakimdi müzikte. Albüme yapilan elestirilerden biride Maiden'in bu albümde gitarlari çok kisik tuttugu Maiden'in özelligi olan çift gitar partisyonlarini da nerdeyse hiç kullanmadigiydi. Steve bu albümde Blaze'i ön plana çikarmak istiyordu fakat Blaze gerektiginden de ön plandaydi zaten. Oldukça derin bir albüm aslinda, dinledikçe kavrayabiliyorsunuz ve tat alabiliyorsunuz. Albümde insani çeken dayanilmaz melankolik bir güç var. Kapattaki Eddie tasviri ise daha karizmatik. Albümün girisi Gregoryun Korosu'nun esliginde basliyor ve ardindan "Sign Of The Cross" basliyor. Umberto Eco'nun "The Name Of The Rose" eserinden esinlenilen bir eser. "The eleven saintly shrouded men" olarak tasvir edilen insanlar Katolik kilisesinin kutsal engizisyon yargiçlaridir. Ardindan gelen "Lord Of The Flies" ise nobel ödüllü Ingiliz yazar William Goldign'in romani "Lord Of The Flies" a (Sineklerin Tanrisi) gönderme de bulunan bir sarki. "Fortunes Of War" ise "Afraid To Shoot Strangers" in bir devami sanki. "Look For The Truth", "Judgement Of Heaven", "The Edge Of Darkness" gibi basarili çalismalarla grup yeni bir döneme girmisti artik.

"The X Factor"un ardindan grup bir yil sonra Iron Maiden tarihinin bir özeti olan "Best Of The Beast" isimli double bir toplama albüm çikardi. Eski yeni tüm kadrolarindan parçalarinda yer aldigi toplama albümde birde yeni bir çalisma vardi; ''Virus'', "The X Factor" sound'inda kaydedilmis bir parçaydi ve toplama albümün içine sokulmasi çok akillica bir hareketti satis açisindan.

1998 Mart ayinda uzun zamandir ertenelenen albüm "Virtual XI" çikti. Grubun 11. stüdyo albümü önceki albümde oldugu gibi albüm ismine yansimisti. Bu albümde prodüktör gene Steve idi fakat bu sefer çok temiz bir is çikarmisti. "The X Factor" un aksine bu albüm daha enerjik daha neseli idi. 8 parçadan olusan "Virtual XI" da neredeyse tüm sarkilar çok basariliydi. Hizli ve enerjik bir açilis parçasi olan "Futureal" ile basliyor albüm. Ardindan "The Angel And The Gambler" geliyor. Bu parça Maiden tarihinde gördügüm en degisik çalisma gerçektende. Yapi olarak bir çok tekrardan olusan parça 9 dakikayi asan süreye sahip. Oldukça basit bir sarki aslinda. Lirikler bir kumarbaz ve onu kurtarmaya çalisan bir melek hakkinda. Steve bu parça için 70'lerin ritim duygusunu yansitan bir yönü var diyor. Yapmak istediklerini yapmak onun temel felsefesiydi tarih boyunca. "The Angel And The Gambler"da bunun en büyük kanitiydi. "Lightning Strikes Twice", "The Educated Fool", "Don't Look To The Eyes Of A Stranger", "Coma Estais Amigos" un disinda bir çalisma vardi ki bence "Fear Of The Dark" tan sonra gelen ikinci milli mars olan "The Clansman", tarihi ve milyonlarca yasayan Iskoç vatandasini ilgilendiriyor. Basrolünü Mel Gibson'in oynadigi "Braveheart" filminden esinlenilmis bir sarki. Ingiliz baskisina karsi mücadele eden Iskoç klanlarini anlatan bir film. William Wallace'in özgürlük mücadelesi anlatiyor bir anlamda. "Virtual XI" turnesinde Maiden ülkemizide ziyaret etmis ve iki tane muhtesem konser vermisti.

1999 yilina geldigimizde hiç kimse Bruce'un gruba tekrar dönecegini, efsanevi gitarist Adrian Smith'in tekrardan sazi eline alicagi ve eski günlere dönülecegi kimsenin aklina gelmemistir. Aklimiza gelmeyen basimiza geldi. Maiden artik 6 kisiydi ve akillarda bir çok soru isaretleri vardi. Birincisi 3 gitar ile sahneyi nasil paylasacaklari idi. Aslinda Maiden'in albümlerine baktigimizda üçüncü hatta dördüncü gitari kulladiklarina çok rastlariz. Fakat grupta 3 gitarist vardi. Sound nasil olacakti bass gitar geri mi çekilecekti yoksa Maiden daha gürültülü bir grupmu olacakti. Bunlarin hepsi beni çok düsündürdü açikcasi. 3 gitar olayi konserlerde çokta kolay yapilabilen birsey degil. Sololarin paylasimi ritimlerin paylasimi ve Maiden'in özü olan çift gitar partisyonlarinin paylasimi ilk bakista çok kolay halledilebilen bir sorun gibi gözükse de yapilmasi en zor islerden biriydi bu. Kasette bu sorun hiç yoktu çünki zaten Maiden bunu hep yapmisti. Ama konserde soundu tutturmak hele ki Maiden soundunu yane bass'in ön planda oldugu sound'i tutturmak, birde üstüne Bruce'un o vokalinin duyulmasini saglamak çok büyük bir risk açikcasi. Ama Maiden herzaman istedigini yapmisti ve basarmisti. Karsimiza 2000'nin Mayis ayinda öyle bir albüm çikardilar ki tarafli tarafsiz herkesin övgülerini kazandilar. "Brawe New World" adi gibi yeni cesur dünyaydi. Albümde progressive bir hava var daha öncekilerin aksine. Grup daha çok yeniliklere açik sarkilar olusturmus. Janick performansinin zirvesinde ve kesinlikle Dave ve Adrian gibi usta gitaristlerin arasinda ezilip kaybolup gitmemis. Sözlerdeki olgunluk, sarkilardaki melodilerin ve duygunun yogunlugu beni hemen etkiledi. Bence "Seventh Son Of A Seventh Son"dan sonra grubun en iyi albümü oldu "Brave New World". Albümde birbirinden güzel 10 parça yer aliyor. Albümün ilk single'i "The Wicker Man" ile perde açiliyor. Steve parça ile ilgili sunlari söylüyor. "Sarki adini 70'lerin kült filmlerinden olan "The Wickerman" filminden aliyor. Onlarca insanin önünde söylerken hep daha önceden aklima gelen bir seyi hissettim. Küçükken Rock festivallerine giderdim. Hep oldugunuzdan daha büyük bir seyin parçasi oldugunu hissine kapilirsiniz. Sahnedekilerle bütünlesirsiniz bir anda. Ve iste nakarat da bunu anlatiyor. Senin de zamanin gelecek. (nakarat kismi "your time will come") Birden hissedersiniz ki aslinda siz de onlarin bir parçasisiniz. "Ardindan gelen parça "Ghost Of The Navigator" degisik bir ritime sahip. Çok akici ve enerjik gitarlar parçayi inanilmaz hale sokmus. Steve bu parça için "Kafamda bir anda Vikingler belirdi. Ve denize açilmis büyük gemiler ve öncüler. Sonra yön bulmayi düsündüm. Hayata bir mecaz olarak artistik bir biçimde. Epik bir deniz yolculugu anlatiliyor. Dümencinin korkulari ve zorluklarla yüzlesmesi mecaz anlamda denizle mücadelesi olarak tasvir edildi" demis. Albüme adina veren parça olan "Brave New World" 1932 tarihli Aldous Huxley'in ayni isimli romanini konu alan bir sarki. Ardindan gelen muhtesem parçalar "Blood Brothers", "Dream Of Mirrors", "Out Of The Silent Planet", "The Thin Line Between Love And Hate" albümde bizlere progessive'ligin hakim oldugunu gösteriyor. Ayrica lirikler açisindan en çok begendigim parçalardan biri "Dream Of Mirrors", benim en çok begendigim Maiden parçasi "Infinite Dreams" a çok benziyor. Adete Steve kelimelerin yerlerini degistirmis ve ek olarak sihirli cümlelerle lirikleri pekistirmistir. "Kim siyah beyaz rüyalar görür? Ben görüyor muyum?". Tuhaf gerçekten. Steve'in her zaman anormal rüyalar gördügünü ve bunu Maiden liriklerine aktardigini çogu parçalarinda görebilirsiniz. Diger parça ise "The Thin Line Between Love And Hate". Sözlerinde ise ask ve nefret anlatiliyor. Arasindaki ince çizgi Steve tarafindan çok iyi islenmis. Kisaca askin nefrete dönüsmesi anlatiliyor. Dogruyu ve yanlisi ayirt etmek, sonuçlarina katlanmak, insanin kendi yolunu kendisi belirlemesi sarkida bahsedilen seyler. Hayatimizin gidisi hakkinda, olaylar karsisindaki tavirlarimiz, verdigimiz kararlarin sorumlulugu Steve'in misralarinda hayat bulmus adeta.

2000 yili Iron Maiden'in 20. onur yili. Bugüne kadar yaptiklari herseyi kendi istedikleri gibi yapmislardir. Hiç bir zaman popüler akimlara boyun egmemislerdir. Bugünlere gelirken karsilarina bir çok engel çikmistir. Eleman degisiklikleri onlari yildirmamis, daha güzel seyler yapmak için kendilerini müzige ve hayranlarina yöneltmistir. Steve Harris'in su sözleri Iron Maiden efsanesinin bugüne kadar nasil bozulmadan geldigini gösteriyor bizlere; "Temel kurallar herzaman için geçerlidir. Kendinizi adamaniz ve vazgeçmemeniz gerekir". Iron Maiden artik bir Heavy Metal grubu degil aslinda gruptan öte tamamen bir felsefe kitabi gibi. Sözlerinde bir çok seyi kendinizle bagdastirabilirsiniz. Buna en basit örnegi "The X Factor"deki "Judgement Of Heaven" ile verebiliriz. "Yasamini yeniden yasayabilseydin, herhangi birseyi degistirirmiydin?. Yoksa aynimi birakirdin herseyi. Eger yeniden bir sansin olsaydi, herhangi bir seyi degistirirmiydin?. Dönüpte geçmise baktiginda, yaptigin seylerden gurur duydugunu söyleyebiliyor musun?. Dogru oldugunu düsündügün seyin. Yanlis olduguna inandigin zamanlar oluyor mu?. " Sözleri okurken kendi kendinize bazi seyler sorup cevaplari aninda alabiliyorsunuz. Bu bir bakima kendi kendini tedavi etmek gibi birsey. Baska bir sözde ise; "Kaybedilecek hiçbir sey yok. Ama kazanacak çok sey var. Biraz tehlike, söylemeden devam eder. Ama neyi umursuyorsun?. sona gireceksin. Açlik gibi var, kapini çalan. Onun tadina bakmistin, hala daha fazlasini istiyorsun. Yanlislarini yaptin yine ayni sekilde oynamiyacaksin" sözler içinde derin anlamlar içermekte. Bizlere gidebilecegimiz yolda, yolun sonuna en az hataylan gitmemiz gerektigini hergeçen zamanin aleyhimize isledigini hayatimizi bir düzene sokmak için geride yaptigimiz yanlislardan ders almamiz gerektigini açikça vurguluyor. Biri bunlari söylemese belkide bunlar aklimiza gelmez. Ayrica bu sözler bir eroin bagimlisi, bir alkol bagimlisi yada bir kumarbaz için söylenmis sözlerde olabilir. Dedigim gibi herkez kendi hayatindan bir sey bulabilir. Iste beni en çok çeken seylerden biride budur aslinda. Sözler çok kapsamli anlamlar içermektedir tipki kutsal kitaplar gibi. Birde Maiden'in o muhtesem müzigiyle sözlerin can bulmasi, kulagimiza o sihirli notalarla söylenmesi, hayatimizdaki derin bosluklari birden dolduruyor. 1975'te baslayan efsane 2002 yilinda hala devam etmektedir. Sonsuza kadar yer yüzünde müzik olmayana dek devam edecektir. Bunu tüm kalbimle söyleyebilirim. Steve'in dedigi gibi; "Iron Maiden seni elde edecek, ne kadar uzakta olman fark etmez" sözünün gerçekligini anlamak pekte zor olmasa gerek bizler için. Sizler için ise dinlemediyseniz sadece bir kere dinlemeniz bunu anlamaniz için yeterli olacaktir.

Kaynak: http://www.blogcu.com/adulteress/28784/

31.03.2006 00:12:22
1999 yılı! Üni.nin korkunç kalabalığını arşınlayıp, polis barikatlarına inceden bir dans sunduktan sonra toz olan biri, tam hırdavatçı da birkaç saldırgan tarafından bıçaklandı. Tam duruş, dehşetli duruşdur! İstenç hamuru tam kurumuştur!

Hırkama sürtünüp yanımdan uzaklaşanlar o küçük gösterişli aletin içindeki sesi duyamayacak kadar hırslıydılar.

"Hallowed be thy name!"

ixchel 12.06.2006 20:53:17
"fear of  the dark" derken, eşlik ederken binler bu şarkıya, bilimum müzik aletinin yavaşlamasıdır iron maiden. new wave of british metal music akımının haysiyetli temsilcilerindendir bu abiler. bi "wasted years" vukuatı vardır ki dillere destan! kutlarız severek dinleriz. ama sahici albümlerini de bi tane olarak bulundururuz çekmecemizde "seventh son of a seventh son" o da hediyedir bu müzikle hiiç alakası olmayan bi ablamızdan. en vahşi bulduğu kaset kapaklı (hımm bişiler yanılış ama) bu iron albümünü bendenize armağan etmiştir zannımca Wink

13.06.2006 00:42:19
The x factor albümü ilk dinledigim metal albümüydü, değeri ayrıdır..
Brave new world'e kadar adam akıllı dinledim sonra bıraktımo albümde fena degildi..
Seventh son of a seventh son albümü favorimdir..

private1907 02.08.2007 23:20:52

Iron Maiden - Dance of Death Live 2006





Brave New World





Blood Brothers





Fear Of The Dark



kmnzm 21.08.2007 21:34:51
En son İsviçre konserlerini canlı dinledim radyodan. Hala aynılar. Yıllar değiştirmiyor hiç. Fear of The Dark'taki atraksyonlar değişiyor sadece. Smiley


Sayfa: [ 1 ]