|
||
Buyrun komplo diye es geçilen iğrenç ilişkiler ağı herşey ortada. Ayrıca bize medeniyeti öğretme görevini üstüne almış Batı nın gerçek yüzü. --------- Derin işbirliği İngiliz mahkemesi, Kürt kökenli uyuşturucu kaçakçısı Hüseyin Baybaşin’in kardeşi Abdullah Baybaşin ile ilgili kararını cuma günü açıklayacak. İngiliz gazetesi The Guardian, mahkeme kararından önce Baybaşin Ailesi’nin İngiltere’deki gizli bağlantılarıyla ilgili geniş bir haber yayımladı. İngiliz gazetesi, dünkü manşetinden verdiği haberini, belgelere dayanarak yazdığını bildirdi. The Guardian’a göre Baybaşin Ailesi’nin lideri Hüseyin Baybaşin, kardeşi Abdullah Baybaşin, Şirin ve Mesut Baybaşin, 1994 sonu ya da 1995 başında Cebelitarık üzerinden İngiltere’ye geldi. Baybaşinlerle İngiliz Gümrüğü’nden yetkililer, Tower Bridge bölgesinde bir otelde buluştu. İngilizler, Baybaşinler’e muhbirlik önerdi. Baybaşinler de İngilizler’den kendilerine müsamaha göstermelerini istedi. Taraflar birbirlerinin tekliflerini kabul etti. 25 CİNAYET Bu görüşmeden sonra İngiltere, “Türkiye’de tehlikede oldukları gerekçesiyle” Baybaşinler’e yerleşme hakkı tanıdı. İngiltere’ye yerleşen Baybaşinler, bu ülkeyi eroine boğdu. Bir yandan gümrük yetkililerine muhbirlik yaparken, diğer yandan 1990’lı yılların ortasında İngiltere’deki eroin ticaretinin yüzde 90’ını kontrol eder hale geldiler. Baybaşinler çeşitli cinayetlere de karıştı ve 25 kişiyi öldürdüler. Londra’daki bazı Kürtler konusunda İngiliz istihbarat servisi MI5’e, Londra’ya yönelik 7 Temmuz saldırılarından sonra İspanya ve Hollanda’ya da bilgi verdiler. Rus ajanlar İstanbul’da yaşayan iki Çeçen’in öldürülmesi için Baybaşinler’den yardım istedi. Ancak Rusları reddettiler. Baybaşinler’in seyahat ve oturum belgesi gibi işleriyle İngiliz politikacılar ilgilendi. Bu politikacılardan biri göçmenlerden sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı Tony vMcNulty. The Guardian’a göre 2002 yılına kadar terör örgütü PKK ile bağlantısı bulunan Hüseyin Baybaşin (49), gazetecilere kendisini ‘hem PKK’ya hem de Türkiye’de yönetici kademelerdeki kişilere mali kaynak sağlamış diplomatik pasaportlu bir kişi’ olarak tanıtıyordu. AĞIR İTHAM Baybaşin’in Türk diplomatlarının ve NATO karargahlarında görevli Türk subaylarının yardımıyla yüklü miktarlarda uyuşturucu naklettiğini öne sürdüğünü hatırlatan The Guardian, “Hüseyin Baybaşin, İngiltere’ye girdiği 1995’den itibaren AB, Türkiye’ye eroin kaçakçılığını çökertmesi için baskıyı artırdı. Hatta, İngilizler, Ankara’daki yetkilileri açıkça bu ticaretten çıkar sağlamakla suçladı” ifadesini kullandı. Gazetenin yorumu, Baybaşin’in Türkiye’deki bazı önemli politikacıların ve askerlerin adını verdiğini, İngilizlerin de bu iddiaları ciddiye aldığının işareti olarak yorumlandı. The Guardian, Hüseyin Baybaşin’in Susurluk skandalı konusunda da İngiltere’ye bilgi verdiğini belirtti. Gazete, aynı dönemde bir Alman mahkemesinin, dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller’i ‘uyuşturucu kaçakçılarını korumakla suçladığını’ hatırlattı. Bu arada, İçişleri Bakanlığı, konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, ‘böyle bir şeyin mümkün olmadığını’ belirtti. Ailenin lideri kardeşi oldu HÜSEYİN Baybaşin yakalanınca yerine kardeşi Abdullah Baybaşin (45) geçti. Baybaşin, 1980’li yıllarda Hollanda’da bir barda vurulunca sakat kaldı. Tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan Baybaşin, gözaltına eroin kaçakçılığı, şantaj ve adaleti engellemekle suçlanıyor. Baybaşin, suçlamaları kabul etmişti. İngiliz mahkemesi, Baybaşin’in cezasını cuma günü açıklayacak. Escobar Hollanda’da hapis KOLOMBİYALI uyuşturucu karteli Medellin’in patronu Pablo Escobar’a benzetilen Baybaşin Ailesi’nin lideri Hüseyin Baybaşin’in adı ilk kez Türk ve Amerikan narkotik timlerinin Akdeniz’de Kısmetim-1 adlı gemiye düzenledikleri operasyonla duyuldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na ait gemilerle sıkıştırılan geminin mürettebatı gemiyi batırınca 3.5 ton eroin ve 6 ton baz morfin Akdeniz’in sularına gömüldü. SONRAKİ yıllarda yurtdışına kaçan Hüseyin Baybaşin, 1998 yılında Hollanda’da yakalandı. Baybaşin halen Hollanda cezaevinde çarptırıldığı müebbet hapis cezasını çekiyor. Baybaşin, uyuşturucu kaçakçılığı, adam kaçırma ve çok sayıda kişinin ölüm emirlerini vermekle suçlanmıştı. DIŞ HABERLER SERVİSİ Akşam http://www.aksam.com.tr/ |
||
|
||
| Bu ilişkilerin derinine inildiğinde mafya-devlet-siyasetçi üçgeninden başka bir yere varılmaz zaten ama bazılarımız bunları daha önce bazılarımız ise daha sonra farkeder. Bir terör örgütünün iki parasal kaynağı bulunur, birincisi sempatizanlarından topladığı yardımlar, ikincisi yasadışı işlerden kazanılan paralar. Birincisi için bazen tehdit bazen rica bazen de şantaj kullanılır, ikincisi için ise devletlerin siyaset çarkına sızılarak belirli insanlarla temasa geçilir ve bu kişiler kullanılarak gerekli "izin" alınır. Ancak bu ilişkiler o kadar tehlikelidir ki kimin kime ne yapacağı ve hangi çıkarların kimi yok edeceği bilinmez. Bilinen tek gerçek ölümün kimi ne zaman bulacağının bilinmemesidir. Bu işte bir gün lider olarak kabul edilerek destek verilen birinin ertesi gün paket yapılıp dört duvar arasına konulup konulmayacağı da kesinlikle önceden kestirilemez. Öte yandan bu işlerde doğu-batı, medeni-medeni olmayan gibi ayırımlar yapmak da hiç mantıklı değildir. Paranın kimde ya da nerede olacağı önceden kestirilemez. Bu örnekteki İngiltere yerine Rusya, Brezilya, Kolombiya, Afganistan, Lübnan, Türkiye vb tüm ülkeleri koyabilirsin. Bu konuda kim araştırma yapıp gerçeklere ulaşmaya çalışırsa, ölmesi ya da ortadan kaybolması doğal bir durum olarak karşılanır. Tipik örneği Papa-Mafya- Ağca adlı kitabın yazarı Uğur Mumcu'dur. Son dönemde bazı gerçeklere ulaştığı için öldürüldüğünü biliyoruz ama bu gerçekler hiç bir zaman ortaya çıkarılamadı. |
||
|
||
| Bu uyuşturucu işine devlet kolayca el koyabilir bence, ama işin içinde başka şeyler var, pkk gibi terör örgütleri bu işlerden para kazanabiliyorsa devletinde herhangi bir şekilde yada, (illegal) maddi bir karı olabilir.. Yoksa bu işin içindekiler devletin konu üzerine gitmesinide engelliyormu acaba bir şekilde ?? |
||
|
||
| Ya konuyu tam okumadım ama zaten devletin geçim kaynaklarından biri değil mi uyuşturucu ticareti? | ||
|
||
| Burdaki devlet INGILTERE. Okumadan devletleri karistirirsiniz. | ||
|
||
| tinibutun sen de benim yazımı okumamışsın anlaşılan | ||
|
||
| Ben okudum baştan sona ama genel olarak fikirlerinizi sordum, İngiltere yada Türkiye çok farketmez.. Buna göz yumuluyor galiba.. yada devlet kullanacagı adamların yapmasına izin veriyor, hani maaş verir gibi.. |
||
|
||
Alıntı Burdaki devlet INGILTERE. Okumadan devletleri karistirirsiniz. İnsanlar yazdığımız yazıları okumadan yorumlayınca çok kötü hissediyoruz di mi kendimizi... Walla ne diyim özür-mözür, saatten olcek herhalde.
|
||
|
||
| Senin yazdigina hitaben dememistim ben. Ancak yilanin basinin nerde oldugunun anlasilmasi icin gondermistim bu haberi hani kucuk hedeflere sapmayalim diye bir bakima. Bu ilişkilerin derinine inildiğinde mafya-devlet-siyasetçi üçgeninden başka bir yere varılmaz zaten ama bazılarımız bunları daha önce bazılarımız ise daha sonra farkeder. Bir terör örgütünün iki parasal kaynağı bulunur, birincisi sempatizanlarından topladığı yardımlar, ikincisi yasadışı işlerden kazanılan paralar. Birincisi için bazen tehdit bazen rica bazen de şantaj kullanılır, ikincisi için ise devletlerin siyaset çarkına sızılarak belirli insanlarla temasa geçilir ve bu kişiler kullanılarak gerekli "izin" alınır.
Ancak bu ilişkiler o kadar tehlikelidir ki kimin kime ne yapacağı ve hangi çıkarların kimi yok edeceği bilinmez. Bilinen tek gerçek ölümün kimi ne zaman bulacağının bilinmemesidir. Bu işte bir gün lider olarak kabul edilerek destek verilen birinin ertesi gün paket yapılıp dört duvar arasına konulup konulmayacağı da kesinlikle önceden kestirilemez. Öte yandan bu işlerde doğu-batı, medeni-medeni olmayan gibi ayırımlar yapmak da hiç mantıklı değildir. Paranın kimde ya da nerede olacağı önceden kestirilemez. Bu örnekteki İngiltere yerine Rusya, Brezilya, Kolombiya, Afganistan, Lübnan, Türkiye vb tüm ülkeleri koyabilirsin. Bu konuda kim araştırma yapıp gerçeklere ulaşmaya çalışırsa, ölmesi ya da ortadan kaybolması doğal bir durum olarak karşılanır. Tipik örneği Papa-Mafya- Ağca adlı kitabın yazarı Uğur Mumcu'dur. Son dönemde bazı gerçeklere ulaştığı için öldürüldüğünü biliyoruz ama bu gerçekler hiç bir zaman ortaya çıkarılamadı. |
||
|
||
| tabikide dost, sorunsuz ülke yoktur... tıpkı dertsiz insan olmadığı gibi... ama demek istedikleri şu; bizde saatte 1 kişi ölüyorsa, sizde saatte 10 kişi ölüyor.. bizde on kişiden biri açsa, sizde on kiçiden 5 i aç... yani sıfıra indirgenemez hiç bir yargı..... |
||