|
||
| Dire Straits, 1970'li yılların punk döneminde ortaya çıktı. Müzikleri daha minamalist olsa bile punk'dan etkilendikleri ve bir bakıma punk akımına borçlu oldukları su götürmez bir gerçek. Pub-rock'ın yeniden ortaya çıkıp ve iyi dönemlerini kutlamaya başladığında Dire Straits müziklerinde ki melankolinin üzerine basa basa dinleyicilerine kendilerini kabul ettirdi. Gitarist ve vokalist Mark Knopfler önderliğindeki grup müziklerinde J.J Cale tarzı siyah blues müziğini kullanırken jazz ve country etkileşimlerini de ekledi. Zaman zaman ise progresif rock'ın epik şarkı yapısına kendilerini batırdılar. Grubun müziği Knopfler'ın, Bob Dylan tarzı şarkı sözleriyle dengeleniyordu. Kariyerleri gün geçtikçe ilerleyen Dire Straits'in müziği de daha rafine oldu ve bu olgunlukları da MTV jenerasyonu ve compact disc'lerin piyasaya hakim olma dönemine rastladı. 80'lerin ortasında atak yapan bu iki müzikal devrim Dire Straits'in altıncı albümünü yapmasına yardım etti. "Brothers In Arms" uluslararası bir başarıydı. Grup, Eric Clapton, Phil Collins ve Steve Winwood'la birlikte zamanın en önemli grup ve sanatçıları olmayı başarmış; bununla birlikte ilerleyen yıllarda ortaya çıkan grupların da ilham kaynakları oldular. Elde ettikleri ulusal başarının yanı sıra grup kazandıkları bu şöhreti elinde tutamadı fakat "Brothers In Arms"ı çıkarana kadar 6 dolu yıl geçirdi. Mark Knopfler her zaman Dire Straits'den ayrı bir güçtü. Bir mimarın oğlu olan Knopfler, Leeds Üniversitesi'nde İngiliz Dili okudu ve kolejdeyken rock eleştirmeni olarak Yorkshire Evening Post'ta çalıştı. Okuldan mezun olduktan sonra İngilizce öğretmenliği yapmaya başladı, aynı zamanda Brewer's Droop adlı bir grubun da solistiydi. 1977 yılında kardeşi David ve oda arkadaşı John Illsley'le birlikte çalıyordu. Aynı yılın yazında üçlü, baterist Pick Witners'la birlikte bir demo doldurdu. Londra'lı bir DJ olan Charlie Gillett bu demoyu duyup BBC'de yaptığı programda 'Sultans Of Swing'i çalmaya başladı. Talking Heads'in verdiği konserde ön grup olarak çıktıktan sonra grup, Vertigo Records'la ilk albümlerini 1978 yılında prodüktör Muff Winwood'la birlikte kaydetmeye başladı. Aynı yılın yazında grup, Amerika'da Warner'la anlaşma imzaladı sonbaharda da ilk albümlerini piyasaya sürdü. Müzik listelerinde ilk 10'a gire 'Sultans Of Swing'in de büyük katkılarıyla grup hem Amerika'da hem de İngiltere'de büyük başarı kazandı. Albüm ve çıkan single Atlantik'in her iki kesiminde de ilk 10'a girmeyi başardı. Grubun kazandığı bu başarı 1979 yılı çıkışlı ikinci albümleri "Communique"le devam etti. "Communique" grubun dinleyicileriyle olan bağını güçlendirdi, albüm dünya çapında 3 milyon kopya sattı. Dire Straits'in üçüncü albümünün kayıtları sırasında Dave Knopfler, solo kariyeri için gruptan ayrıldı. Dave Knopfler'ın yerine ise Darling'in elemanlarından olan Hal Lindes geçti. "Making Movies" alınan bazı olumsuz eleştirilere rağmen yine hem Amerika'da hem de İngiltere'de büyük başarı elde etti. MTV ve radyoların desteğiyle çıkan hit parçalar 'Romeo and Juliet' ve 'Skateaway'inde katkılarıyla albüm, altın plak ödülünü aldı. Dire Straits'in bir sonraki albümü iki yıl sonra piyasaya çıktı. "Love Over Gold"da uzun deneysel pasajlar yer alıyordu. Albümden çıkan single 'Private Investigations' İngiltere Müzik Listeleri'nde iki numaraya yükseldi. "Love Over Gold"; Amerika'da altın albüm ödülünü alırken İngiltere Albümler Listesi'nde 4 hafta bir numarada kalmayı başardı. "Love Over Gold"un piyasaya çıkmasından kısa bir süre sonra baterist Witners'ın yerine Terry Williams geçti. 1982 yılı boyunca Mark Knopfler grubundan bağımsız bir takım çalışmalar yaptı. Bu çalışmalar arasında Bill Forsyth'in filmi "Local Hero"nun film müziklerini yapmak ve "Beautiful Vision"da Van Morrison'la beraber çalmak oldu. 1983 yılının başında "Twisting By The Pool" EP'sini çıkartmak dışında Dire Straits 1983 ve 84 yıllarının büyük çoğunluğunda sessiz kaldı. Bu arada; "Aztec Camera" ve "Willy De Ville"de olduğu gibi Mark Knopfler; Bob Dylan'ın "Infidels" albümünün de prodüktörlüğünü yaptı. Ayrıca Tine Turner'ın geri dönüş albümü için 'Private Dancer'ı yazdı. 1984 yılının baharında grup "Dire Straits Live - Alchemy" double albümünü yayınladı. Aynı yılın sonunda Dire Straits yeni keyboardcuları Guy Fletcher'la birlikte beşinci stüdyo albümlerinin kayıtlarına başladı. 1985 yılında piyasaya çıkan "Brothers In Arms" grup için bir dönüm noktası oldu ve grubun uluslararası statüye ulaşmasını sağladı. Bilgisayar animasyonuyla gerçekleştirilen klip 'Money For Nothing'inde katkılarıyla albüm haftalarca Amerika listelerinde üst sıralarda kalmayı başardı, bu başarının bir başka kanıtı ise albümün dokuz milyon kopya satmasıydı. Dokuz milyon kopya satan bu albüme İngiltere'de, 80'li yılların en fazla satış yapan albümü ünvanı verildi. 'Walk Of Life' ve 'So Far Away'; "Brothers In Arms"ı 1986 yılına kadar listelerde tutmayı başardı, Dire Straits'de albümü desteklemek için 200 günden fazla konser verdi. Turne bitince Dire Straits yıllarca sürecek bir boşluğun içine düştü. Bu arada Knopfler; Randy Newman ve Joan Armatrading'in albümlerinin prodüktörlüğünü üstlenip bir çok filmin müziklerine imzasını attı, Eric Clapton'la turneye çıktı ve 1990 yılında piyasaya çıkan "Neck And Neck" albümünde Chet Atkins'le düet yaptı. 1989 yılında country-rock grubu olan Notting Hillbillies'i kurdu. Notting Hillbillies'in 1990 yılı çıkışlı albümü "Missing...Presumed. Having A Good Time" İngiltere Listelerinde bir numaraya kadar yükseldi. Bu ara sırasında John Illsley ise ikinci albümü kaydetti. 1990 yılında Knopfler, Dire Straits'i tekrar bir araya getirdi. Bu defa kadroda Illsley, Clark ve Fletcher'ın yanı sıra bir çok müzisyen de yer alıyordu. 1991 yılında grup beklenen albüm "On Every Street"i piyasaya sürdü. Bu büyük bekleyişin karşılığını veremeyen albüm sadece Amerika'da platin albüm ödülünü aldı; İngiltere'de ise 40 numaranın üzerine çıkamadı. Aynı zamanda grubun çıktığı turne de çok başarısız oldu. Hem Amerika'da hem de Avrupada'ki konserlerin biletlerinin bir çoğu satılamadı bile. Turne bitiminde canlı performansların toplandığı albüm "On The Night" 1993 yılında piyasaya çıktı ve grup tekrar bir boşluğun içine düştü. 1996 yılında Mark Knopfler solo kariyerine Golden Heart'la devam etme kararı aldı. Kaynak: http://www.kanald.com.tr/muzik/HayatHikayesi.asp?SarkiciID=330 |
||
|
||
| Dire Straits grubunun en önemli özelliğini Mark Knopfler'ın gitar çalma tekniği olarak görüyorum. Arpej yaparak çaldığı elektro gitardan çıkan ezgilerin blues formuna yaklaşsa da hiç bir tanımlaması olmayan özgün bir müzik türü olarak betimlenmesi gerektiğini düşünüyorum. | ||
|
||
| Mike Knopfler gelmiş geçmiş en iyi gitaristlerdendir zannımca.. Calling Elvis teki gitar tonu çifte telliye benzer özellikle ama çok güzel ![]() * çifte tellimiydi tam emin degilim ama anlarsınız dinleseniz.. |
||
|
||
| şimdi bi "sultans of swing" mucizesinden bahsetmeden geçilemicek. nası güzide bi iş çıklardıkları ortada olan babalardır bunlar. knopfler tabii ki süfer gitaristlerden biri ayrıca eric clapton'la bi dönem ii çalışmışlığı da var. hem "where do you think you're going" parçalarını da isimlerine adayasım gelen insanlar da yok değil. gitar tekniği yine akustik gibi kullanılan elektro olayında geçmekte zannımca. yani eric clapton vari bi çalışı var diye düşünmekteyim. hem davullarını kim çalar bunların bihaber olsam da acayip hoşuma gider küçük atakları. e nası olsa müzikleri manyakça davula abanılcak cinsten diil, ne güzel! | ||
|
||
| Brothers in arms dünya üzerinde Cd formatında satışla sunulan ilk Albümdür sanırım 80 lerin en iyi albümlerinden biridir Bizim çift kasetli SHARP teyibin sesini sonuna değin açıp money for nothing ce walk of life çalrardık vatandaş müzik dinleisn diye 40 ından sonra azanı teneşir paklar derler mark abi 30 undan sonra meşhur olmuş onu ne paklar bilmiyorum |
||
|
||
| dire straits, brothers in arms albümünden sonra uzun bir süre albüm yapmamış idi. zaten bu albümün etkisi epeyce sürmüş idi. o zamanlar en fazla iki ay etki eden albümler yapılmaz idi. pink floyd'un the wall albümü, 1982'de tepesinden girdiği bilboard albümler listesinde 1986'larda bile hala üst sıralarda yer almakta idi. bir müddet sonra bu mark knopfler, bir iki "film müziği" çalışmasının ardından "the nothing hillbillies" adlı bir projeye imza atmış idi. bu albümde minimal etkilerle geleneksel hillbillie müziğini pek şahane kullanmış idi. yanılmıyor isem rolling stone dergisi sormuş idi: "sevgili mark, yeni projenizde dire straits'in kadrosunu neredeyse aynen korumuşsunuz, neden bir isim değişikliğine gitmek gerekliliği duydunuz?" "dire straits, bir müzik biçeminin adıydı, bizim değil. burada farklı bir "sound" denedik, farklı yollara saptık. normal olarak bir isim değişikliği her şeyden önce gerekiyordu." mark knopfler'in bu yanıtı gönlümdeki yerine üç beş dönümlük bir arsa daha katmış idi. yıllar sonra hüsnü arkan efendi, ezginin günlüğü'nü ele geçirdiğinde de "keşke hüsnü de mark knopfler'in o röportajını okumuş olsaydı" deyü düşünmüş idim. kafasında bir bandana olurdu. o dönemin efsanesi, "ikibin yılının futbolunu oynuyor denilen" sscb futbol takımında libero oynayan çidiyatulin var idi, o da bandana takar idi. yeşil sahalara en yakıştırdığım oyuncu idi, karizma binbeşyüz idi. 86 dünya kupasında, hakeme attığı kafayla gönlümdeki yerine üç beş dönümlük bir arsa daha katmış idi. televizyondan seçildiği kadarıyla mark knopfler'e pek benzer idi. wim wenders, "yönetmen olmasam avukat olurdum" demiş idi. ben ise şöyle düşünmüş idim: "mark knopfler, müzisyen olmasa futbolcu olur idi." yeşil sahalara pek yakışır idi... |
||
|
||
| pink floyd un asıl dark side of the moon albümü 20 yıla yakın bir süre Billboardın 200 albümlük listesinden inmemiştiki bu çok öenmli bir süredir | ||
|
||
| mark knopflerin futbolcu hali Johann kruyff tur saçlarını düzleyin yeter | ||
|
||
| cruyff, belki olabilir: o da hakeme kafa atmış idi, annesi ajax takımında aşçı idi, bu çelimsiz çocuk da annesi ile ajax'ın tesislerine gider ve futbolcuları izler idi. çocukluğunda da agresif bir yapısı var idi, çöp gibi ince idi. bu çelimsiz çocuğun topa vurduğunda yıkılacağını düşünen ajax'lılar, onun futbol oynamasına izin vermez idi. o da antrenmanlarda top toplayıcı çocuk olmuş idi. bir kere nasıl olduysa topa vurmasına izin verdiler ve ondan sonra yeşil sahalardan ayrılmaz olmuş idi. 17 yaşında hollanda milli takımına çağrılmış idi. ilk milli maçında da hemen golünü atmış idi. ama yine bu ilk maçında hakeme de kafa atmış idi. kırmızı ile kart birleşmiş idi. yeşil sahalara pek yakışır idi... |
||