SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kavramlar

Konu: Tesadüf Nedir?

Sayfa: [ 1 ] 2 3

25.03.2006 19:13:56
Ne zaman arabamı yıkatsam mutlaka yağmur yağar
Yağmurda yürüsem su sıçratır üstüme pis arabalar
En uzun yanan yeşil ben geçecekken sararır
sol girsem sol tıkalı, terk ettiğim şerit boşalır
Doğru zaman, doğru yer' hikayesi
nerde yazılır bu kara bahtın reçetesi

Ne zaman falıma bakılsa falcıları bir keder alır
Dilek tutmak istesem yıldızlarım çakılı kalır
Gecenin bir yarısı son sigarama dökülür çayım
Telefonum çalar ses gelmez: hep mi yanlış numarayım

Ne kumarlar kaybettim aşk için bile bile
Şeytanın bacağı demirden, gelmiyor dize

Ah, bu kör talihim nerde olsam bulur beni sobeler
Ben mutluluktan bi parça şefkat dilenirken
Hiç sevmiyor beni tesadüfler...
...Anladım ki kral tesadüfler

adnan 25.03.2006 19:27:06
arabamı yagmura inat hep temiz tuttum
yürürken düşünceli degilim su birikintisine dikkat ederim
burdaki kırmızıda durmaz isem ilerdekinde duracagımı bilirim
şerit degiştirirken iki şeritide muşgul ederim secenekleri çogaltırım ;D
ap ak gördüm pahtımı, bahtı karalara gülerim.

gelecegimi bilirim
falcıylada fala baktıranlada dalga geçerim
gece sigarasız kalmamak için geceye tam paketle başlarım
çalan telefona bakmam için birinden telefon beklemeliyim

kumar oynamam kaybetmeyi bilmem tadmadım
şeytanın bacagını boş ver şeytanı hallettim

işte bu yüzden de tesadüfe inanmam

hiç bir şey tesadüf degildir.....


25.03.2006 22:09:47
yasa be adnan  afro

MeNaR 10.05.2007 23:02:19
tesadüf ve kader anlayışları çelişir. yani kadere inana biri tesadüf vardır diyemez. çünkü kadere göre herşey belirlidir ve belli kurallar çerçevesinde düzenli olarak devam eder. karşılaştığımız küçük rastlantılarda bizim için ancak tevafuk olur.

(tevafuk: vefk kökünden türeyen ve tesadüf yerine kullanılan sözcük. aradaki fark ise şudur: tesadüf her şeyden bağımsız iken tevafukta, olayın mutlak bir güç tarafından yaptırıldığına inanılır.)

sina 11.05.2007 01:58:25
tesaduf dıye bır kavram yoktur evrende bunca ınce bır mızan uzerıne kurulu kaınatta tesaduf ıle olusabılecek en ufak bır olay bıle allahın ıhsanı ve rızası olmadan vuku bulmaz..menar acıklamıs zaten tesekkur ederım adıma tesaduf yerıne tevafuk vardır buda yıne allahın ıstegı olcusunde kulların yada kaınatın yasayısına hayatına yon veren egılımlerın tumudur.

11.05.2007 03:08:10
RASTLANTI YA DA TESADÜF NEDİR.

Bilim ve inanç dünyasında sürekli var olan kavganın zamanımızdaki hali yukardaki sorunun cevabına bağlıdır. Einstein Kaos teorisi ve Kuantum u okuyan dindar adam pekala bu formüllere dayanarak 'vay be Allah ın işine bak demeyi sürdürebilir.' Bu onun sabit fikirli inadıdır bizi ilgilendirmez. Ancak tesadüf nedir diye sorduğumda bu kavramı suistimal ederek kendi kafasına göre fikirleri savunduğunu ya da çürüttüğünü zanneden kitle suskun kalır. Çünkü tesadüfün ne olduğu hakkında fikir yürütebilmek için öncelikle ne olmadığını bilmek gereklidir. TESADÜF ORAYA BURAYA SAÇTIĞIMIZ BİLYELERİN ŞANS ESERİ ARKA ARKAYA SIRALANIP SIRALANMAMASI SORUNU DEĞİLDİR.

Bunu şöyle açıklayalım. İster inanın ister inanmayın evrende anlayabileceğimiz bir takım ilkelere dönüştürülebilinen hareket durumları mevcuttur. Örneğin dünya döner, güneş ışık verir, büyük kütleli cisimlerde yer çekimi ölçülebilir gibi. Ancak tüm bu ilkelerin belli bir sınırı da mevcuttur. Yani ışık hızında zamanın durması gibi. Görelilik ve belirsizlik ilkelerinden sonra (bunlar kanıtlanmıştır.) artık determinizm de çökmüş ve olasılıklara dayalı kuantum, sonsuz tekrarlara ve aniden değişime dayalı kaos teorileri ortaya atılmıştır. Ancak bu teorilerin bahsettiği rastlantı ve kaos, normal insanların algılayabileceği anlamda bir tesadüf değildir. Çünkü eğer tesadüf yoktur derseniz herkezi Tanrıya inanmak zorunda bırakmış olur ve haddinizi bilgisizliğiniz ile aşmış olursunuz.

Buradaki çelişki şudur. Belli bir dizgeye göre işlediğini söylediğimiz evrensel varoluş, bizim onu algılayış biçimimizden bağımsız hareket edebilirken tersine bizim algılayışımız evrensel hareket ve madde enerji döngüsü ilkelerinden bağımsız işleyememektedir. Yani insanlık olmasa da o olmadan önce de Dünya varolmuştur ama Dünya olmadan insan düşüncesi doğamaz; çünkü algısını yaratacak bir dış çevreye bağımlıdır tüm canlılar gibi o da. Peki o zaman neye tesadüf demektedir insan denen memeli hayvan anlamadığı doğaya mı? Evet genellikle kendine benzer olmayan her şeyi dışarda bırakarak toplumsal yaşamını ve varlığını doğal hayatın sebebi gibi göstermeye meyilli olan insan egosu kendi benzerine bir yerde rastlayamazsa rahat bulamamaktadır. Öyleki hiç bir şekilde anlayamadığı doğanın mükemmellik sebebini Cosmic bir Dev olan yaratıcıya bağlarken onun kendi yarattığı bir put olduğunu unutarak tesadüfün olanaksızlığını da gene bu put un varlığından ötürü öne sürer.

Herkez doğayı anlayabilir kendince ama tamamıyla değil. Örneğin kızıl toprak ile ateşi birleştirince bir kap yapmanın mümkün olabildiğini gözlemleyebilir insan zekası. Bunun gibi bir çok hareketi ve cismi birleştirip yaptığı aletlerle de bugünkü uygarlığını kurabilmiş hatta uzaya çıkmıştır. Ancak her attığı adım ona daha büyük bir boyutun kapısını açtığından durmadan yeni kanunlar aramasına da neden olmuştur. Ancak insanın kitlesel egosunun bir yan etkisi daha vardır ve aslında bu biraz da gülünç bir yan etkidir. Her çağda tüm evrenin o ana kadar bulduğu yasalardan ibaret olduğunu zanneder insanlık. Buna bakılırsa 1000 yıl önce güneş sisteminin dışında bir düzenleyicinin bulunduğuna inanmışken ve bu düzenleyici de o zaman için değişmez bir zaman ve uzam şeklinde tasarladığı düşünülürdü; şimdi bu büyüklük 7 ila 15 milyar ışık yılı civarında bir boyutu veya boyutları kapsar olmuştur. Sonra da tüm bu anlaşılmaz karmaşayı kendi düşüncesinden ibaret sayarak hayali bir kutuya kapatıp tesadüf olamaz diye haykırarak kendi zihninde kapattığı bu kutuyu bir yaratıcıya ya da ona benzer bir şeye yani cosmic dev görüntüsünde bir başka insanın düşüncesinden doğduğunu iddia edebilir. O zaman da bunun dışındaki her düşünceyi akıl dışı ilan ederek tesadüfle böyle bir düzen gerçekleşmez der. Oysa basbaya olmaktadır ve halen de olmakta ve anlaşılamamaktadır. Ne gezegenimiz ne de yıldız sistemleri bizim bildiğimiz yeryüzü yasalarına göre kendi bildiğimiz formüllerde işlemek zorunda olmadıkları halde bir tek hücrede de görülevbilecek karmaşık bir bütünlüğün şaşmaz üyeleri olmayı sürdürmektedir. Buna karşın çok bilgiç ce bir tavırla her şeyi en iyi kendinin bildiğini zanneden insan uygar kültürü kabaca ve kusurlu olan tek varoluşun bu determinist ilkeler dahilinde yarattığı kurgusal makineci mekanik yapılar olduğunu da görmezden gelir. Bir metalin çarklara dönüşmesi ve saat olması kendiliğinden mümkün değildir der insan. Oysa doğada bir 'saat olma yasası' mevcut değildir; saat sadece insanın göreli bir ihtiyacı için yarattığı sadece kendini bağlayan sistematiğidir. Oysa pekala sonsuz sayıda madde ve enerji türlü dalgalar halinde birleşip örgütlenerek yıldızları,gezegenleri,gezegenlerdeki suyu ve dolayısıyla suda örgütlenerek canlıyı oluşturabilir. Yani bir düzenleyiciye ihtiyacı olan insandır doğa değil. Bu durumda bu türden tesadüf karşıtlığının asıl amacının sadece doğanın küçümsenip yerine bir cosmic kral atamak ve böylece kendi varoluş hiyerarşisini mutlak kılmak fikrinden ibaret olduğu ortaya çıkar. Ortada bir kesin kanun yoktur. Tüm her şeyi açıklayacak bir determinist ilkenin var olamayacağı da artık anlaşılmıştır. Bunların ötesinde organik örgütlenmenin de bir makine ayarında çarklar ve pistonlarla oluşturulmuş elektromotor olmadığı da bellidir. tesadüf ve rastlantı ilk çağdan günümüze insanlığın yanılgılarını ortaya döken evrendeki insanı aşan ilkelerin bir bütünüdür ve içinde ne kadar ilerlenirse o kadar daha düzenlilik ilkelerinden uzaklaşacaktır. (Tıpkı görelilik ve belirsizliğin zorla kendini insan egosuna karşı dayatması gibi) Hümanist akım 'insan her şeyin ölçüsüdür' diyerek yola çıkmış ve bu düşünceyle dogmatizmi yıkmıştır. Ancak artık insan zihninin neyin parçası olduğunu hatırlamasının zamanı gelmiştir. Evrene tersten bakıp tesadüf olamaz diyerek doğayı küçümseme ve kendi kurgusal zihnini tanrısallaştırma fikrinde saplanıp kalmanın insanlığa bir faydası olmayacaktır bundan sonra. O çağ görelilik ilkesiyle birlikte son nefesini vermiştir.

sina 11.05.2007 03:29:22
Tesaduf kavramını kabul edıp dogayı yuceltecek zıhnıyetım o dogayı da yaratan ALLAHI teffekkur eder ve yuceltılmesı esas olanı kutsallastırırım...bılımsel mantık ve bu yolda ılerleyen bır zıhnıyet dogaynın bu yaptıklarınıda tesaduf olarak nıtelemez ama allahın varlıgına tezatlık teskıl etsın dıye tesaduflerın varlıgını kabul etmek kandırmacası onlar ıcın oyalanmaktan baska bırsey degıldır..var olmus,olan ve olacak olan hersey onun(allah 'ın bu tek gercegın ıfade edıldıgı, ıcınde hayret verıcı olaylar karsısında afallayan ateıstlerın kullandıgı anlamda da bı ıma ıcermez bılakıs hayret verıcı olaylar karsısında tevhıdın yenılenmesını arz eden bır parantezdir)tekamulu yanı onun belırledıgı tayın ettıgı ve rotasını sundugu bır nızam ıcınde tekvin oldurulmustur zatında..ama gelın gorun ki hey hat! doganın bıle yaratıcısı oldugu duz mantıgı bıle bu zıhnıyetlerce kabul edılmekten nasıplenemez..

foseptik 11.05.2007 03:37:56
tesadüf; bazen teessüf etmek bazen de  tenasül olmaktır Tongue

ben 11.05.2007 04:09:43
kaderin cilvesidir...
bir söz var "bir tesadüf için kaç milyon yıl gerekir"
mesaj istenilen yere gider umarım...

11.05.2007 07:54:28
Tesaduf kavramını kabul edıp dogayı yuceltecek zıhnıyetım o dogayı da yaratan ALLAHI teffekkur eder ve yuceltılmesı esas olanı kutsallastırırım...bılımsel mantık ve bu yolda ılerleyen bır zıhnıyet dogaynın bu yaptıklarınıda tesaduf olarak nıtelemez ama allahın varlıgına tezatlık teskıl etsın dıye tesaduflerın varlıgını kabul etmek kandırmacası onlar ıcın oyalanmaktan baska bırsey degıldır..var olmus,olan ve olacak olan hersey onun(allah 'ın bu tek gercegın ıfade edıldıgı, ıcınde hayret verıcı olaylar karsısında afallayan ateıstlerın kullandıgı anlamda da bı ıma ıcermez bılakıs hayret verıcı olaylar karsısında tevhıdın yenılenmesını arz eden bır parantezdir)tekamulu yanı onun belırledıgı tayın ettıgı ve rotasını sundugu bır nızam ıcınde tekvin oldurulmustur zatında..ama gelın gorun ki hey hat! doganın bıle yaratıcısı oldugu duz mantıgı bıle bu zıhnıyetlerce kabul edılmekten nasıplenemez..

Aslında Hiç bir şeye inanmayan varlıklar ağızlarından Allah kelamını düşürmezler. Allah onların hiçlik anlayışıdır, çünkü hiç bir şeyin arasındaki bağlantıları göremezler ve bunun sonsuz bir açık zincir olduğunu. Doğayı çok bilirmiş gibi küçümserlert ve Allah aslında kendileridir reddetselerde. Çünkü aslında her şey ortadadır. Allah a inanan varlıklar ruhun ölümsüzlüğüne yani sonsuza dek varolma saplantısına inanırlar. Oysa evren onları baş köşeye koymaz o yüzden de hayali bir Allah put u lazımdır onlara torpil geçecek ki hep varolacaklarına inanabilsinler ve gerçek dünyaya olan küçümseyici nefretlerinin bir hastalık olduğu anlaşılmasın. Doğa kendini yaratabilecek kadar insandan zekidir.Kendini bilmez insanlık kendini her şeyi bilen ilan etmiştir o kadar.Her şeyi yaratacak bir şey yoktur. Her şey her şeye dönüşür. İki satırlık saçma cümleyle çok şey anlatabilmenin yolu bilgisizliği bilgi gösterebilme politikasıdır. Allah yarattı demek hiç bir şey demek değildir hiç bir anlam ifade etmez gerçeklikte. Allah ı ne yaratmıştır? Doğayı yaratan varsa onu yaratan da vardır ve bu sonsuza dek sürer. Ölümlünün zekası almıyor diye doğayı cansız özelliksiz,ruhsuz bir töz e indirgeyip sonra da her şeyi bilirmiş gibi Allah Allah diye yakarıp önünde ezilmek aslında insanın kendine tapıınmasıdır bir yerde. Allah sadece kılıftır burada.

Ve üslup. Madem biz ateistler şöyleymişiz, böyleymişiz kendileri yüce yaradana sığınıp aşmışlar kutsanmışlar öyleyse de hiç bir şeyden etkilenmez üstünlük tozu bir tek kendilerine döküldüğünden, aynı gereksiz üslupla cevap verilmesinde bir sakınca yoktur ve görülmelidir inancınm zorbalığı burada kendi narsizmini sanki normal bir bilgi ginbi sunuyor oluşuyla. Çünkü sadece yalan vae dolandırıcılık doğruluğunu kanıt yerine mutlak inanca dayandırabilir. O aslında kendine de aynı nedenden inanılmasını şart koşan bir dolandırıcının yalancının ağzıdır.

Doğanın olguları arasındaki ilişkileri canlı bir şekilde netce algılayabilen zekam bana onun seslenmekte olduğunu sürekli hatırlatır dürtülerim yoluyla ve mutluluk içinde parçası olmakla sevinirim bu ağaçların bu çiçeklerin ve toprağın. Üzerimdeki gökyüzü altımda akıp duran sonsuzluk okyanusu ile her şeyi görebilir algılamaya çalışmaktan da korkmam bir sonu olmayacağını son un sadece ben olduğumu bildiğim halde. Onun önünde eğilmem ve korkmam çünkü doğa karşılıksız sunan bir varoluştur aynı zamanda o yüzden de ağırdan etkiler gerçekliği hiç acele etmez sonundsda her şey ana çizgisindse ilerlemek zorunda olduğıundan. İstisna çoktan elenmiştir. Allah sadece bir kelimedir manası da hiçliktir ama inaçlılar ki onlar aslında yaşamı hor görenlerdir, bu hiçliğe sonsuzluğun babası derler ve böyledir onların en büyük yalanı. Gözleri kör kulakları sağırdır; tenlerin yakınlaşmasından da hoşnut değillerdir onlar öyle ki; yaşam sonsuz bir günahtır onlar için ve bu nedenledir ölüme tapınıp adını Allah koymaları. Öyleki sadece tapındıkları ölüm meleğinin sandalı ulaştırabilir bu yüzden onları çatık kaşlı babalarının koynuna. Mantığın yolunda ilerlemek en sevmedikleri yolculuktur büyük soyut put tapınıcılarının ve o nedenledir ağızlarından düşürmemeleri insanın olmadığı yerde manası olmayan o kelimeyi. Yaratmak! Budur onların Put una verdiği bir diğer isim öyleki bu putperesliğe inanmayan herkesi putperestlikle suçlarlar anlaşılmaması için. Oysa kendi yarattığı put a tapan tek varlık Allah a inanan insanlardır son büyük put un gömüleceği bu çağda. Kendi yaratmıştır yaratma eylemini heykele dönüştürüp taşı ve sanmıştır ki insan o taş değildir artık. Son soyut put u da 'doğadaki düzen'dir ve sanırsınız ki kendisi içinde değildir bunu söylerken. Ama ısrarla anlamamazlıktan gelir bu çelişkiyi çünkü aradığı gerçek değildir onun. İnanacak, sığınacak mezarını kutsayacak bir yalanın peşimnde koşar ömrü boyu çünkü neşesini hor görmeyle kaybetmiştir. Bu hor görme ki sonsuzluğa kafasından attığı bir kelimeyi yaratıcı kılmaktan geri kalmaz o kadar bencildir. Hiç bir şey bilmeyen her şeyin yaratıcısını bildiğini söyleyerek yanıltır tüm gerçekleri çünkü bilginin yerini yalancı hüküm almıştır. Öyle ki hiç bilmediği bi çok şeyin de manasını insanı ve yaşamı küçümsediği gibi küçümser. 'Tesadüfen mi, hadi canım' diye kıkırdayarak güler oysaki güldüğü karnındaki rahatsızlıktır anlayamaz. Boşluğa bırakamaz kendini ölmeyecek olsa da bu yüzden tutunacak bir şeyi olmazsa öleceğini ve kontrolü kaybedeceğini sanır inanan. İşte budur onun gerçekliğe karşı inançsızlığı ve hor görüşü asıl varoluşunun kaynağını. Kontrol etmek zorundadır her şeyi öyle demiştir babası ona ve o bilmez bu tanrısal korkusunun kaynağının onu kölesi yapmış öz babası olduğunu bve kandırır kendini acılarıyla ömrü boyu kaderin cilvesiydi bu diyerek. Allah inananın kaybettiği ruhunu arayışıdır. Ama bulamaz çünkü reddetmiştir onu hor gördüğü ilk korkusunda dürtülerinin en temel olanını. Ve kimse veremez ruhunu ona geri reddettiği kendi varlığı olduğundan. Ağıttır tüm yaşamı inananın bu nedenle doğaya.Mutluluk bu dünyada verilmez ona ama bilmez ki mutluluğun ölümün ötesine ertelenemeyeceğini de henüz o. Son nefesinde o nedenledir inananın bir türlü ölmek istemeyişi. Çünkü sadece o anda görünür unuttuğu doğası ona ve sona erdi dağılıyoruz birleşmemek üzere bu kişide dediğini duyar oysa birleşirken biliyordu bunu nasıl da unutmuştu. Artık her şey bitmiştir ve boş bir enerji kırıntısıdır hiç bir şey alamayıp büyümediğinden o kişi. Yakarışı gerçektir çektiği tüm acı ölümünün acısıdır çünkü bir daha hatırlanmayacaktır. Böyle sona erer tüm düşler başka bir başlangıça katılacak bir son olarak ama kimse kendi değildir artık öldüğünde ve boşadır sonraki başlangıçtan medet umarak yaşaması ölümlü hayatında. Her şeyin oluşumu tesadüftür ama bilinmez neye göre işlediği akıl onun küçük bir işlevi olduğundan. Bir tanrı yoktur doğa üstü, çünkü doğa üstü doğa insanın bilemediği kısımdır sadece ve asla sonu olmayacaktır. Fakat yıkılmışlar haykıracaklardır doğada hiç olmayan dümdüz mantıklarıyla 'Ben yaptım bu heykeli öyleyse kim yaptı bu doğayı!' Cevap verilmeyecektir bu kişilere çünkü kendileri sanmaktadırlar her şeyi tesadüf mümkün değil derken söyledikleri yalanların farkında değilşerdir. Oysa tüm yaşamları bir tesadüftür kendileri de bilir ama arzukları bu değildir çünkü korkarlar hisleriyle yaşamaktan. İnanç gereklidir onlara fakat hislerini büyütecek gerçek bilgi yerine ruhsuzluklarını unutturacak mutlak sadakata bağlı kölece bir inanç. Diğer tüm söylemleri de bunun içindir kendilerine de inanmaz dayanak ararlar. O nedenledir sürekli bahsetmeleri tanrılardan. Kendilerini bile bilip yönlendiremezken evrenin hülkümdarıyla tanıştıkları masalına inandırmaya çalışırlar kendilerini ve herkesi bu yüzdendir tebessümünüzü küfür addetmeleri. Çünkü bilirseniz bir hükümdar olmadığını ortaya çıkacaktır egoist yalanları ve kendini beğenmişlikleri öfkeleri bu yüzdendir inanmayanlara. Çünkü hep yalan söylerler inananlar ve en çok inançları konusundadır yalanları yoksa neden yaşasın şeytan en çok inananlarımn içinde. Çok karışık görünür dışardan ama hor görmeleri onları yok edene kadar tanrıları şeytana şeytanları insana dönüşmüştür çoktan. Böylece katlederler hayatı durmadan inanç inanç diye çünkü hor gördükleri doğanın önemi yoktur yokedilebilir cehenneme dönüştürelerek.

kaderin cilvesidir...
bir söz var "bir tesadüf için kaç milyon yıl gerekir"
mesaj istenilen yere gider umarım...

Bu ne? Burada da mı çıktın karşıma mesaj veriyon. Evet tesadüf mümkün çünkü sen burdasın. Aynı avatar, aynı imza, aynı felsefi zannedilen beylik tümceler. Geissler? Aman ne güzel tesadüf Smiley

Tesadüf bir olasılığın gerçekleşmesidir. Gerçekleşen olasılık görülüp bilinen doğadır ve milyonsda bir olasılığı her defasında gerçekleştirebilir. Fakat diğerleri de türlü boyut ve şekillerde mevcuttur düzenleyici bir akla ihtiyaç duyan ise sadece insandırr. Her şey düzen değilsdir akıl da değildir onların ötesi de var neden bu insan merkezcil dar bakışta ısrar. Yaratıcı varsa tek değildir ve onu da yaratan olmak zorunda o mantıkla. Kafanıza göre bir yaratıcı yaratıyorsunuz ama hiç ileri gidemiyorsunuz o kadar Allah yarattı bitti. her şeyin nedenlerini ve nasıllarını yok etmek için de ezeli ebedi duvarı olarak diktiğiniz bir Put düşüncenin önüne başka bir şey değil boşuna aynı teranelerle çenenizi yormayın nasıl olmuş tesadüf bu kadar diye. Anlasanız hurafe yerine bilim okursunuz. Siz kolaycısınız hazırcısınız tek açıklama istiyorsunuz o kadar tembel düşünüyor yaşıyorsunuz adına da mantık ve inanç diyorsunuz. Düz mantık yok düz hiç bir şey yok doğada. İnsancıl mantık da yok o sadece insanın seçimi kısıtlamayın doğal oluşumları masal yaratıklarıyla. Yok evreni üfleyip genişleten tanrı tok dünyayı şekillendiren tanrı ortalık hayali devlerle dolu doğa kuralı yok. Kaplumbağa üstünde dünya modellerinin çağdaş devamları.  Bu düz mantık değil bu mantık bile değil düpedüz mantıksızlık.

Khaos

sina 11.05.2007 17:24:37
Aslında varlıgına gark olup yarattıklarının her bırıne mucıze ıle bakan ve onların hamurunun %99 unun sevgıl ıle yogrulduguna ınan bır anlayıs ancak ALLAH lafzını dılınden dusurmez..basıt bır canlının yada bır cıcegın bıle nefes alısını bılen bır kul koca doganın cansız oldugunu asla ve kat'a zıkretmez..ama burda hayret edılecek bırsey yoktur cunku soz donup dolasır marksıst ateıst felsefelerın bu gıbı agız kalakbılıklarını sık sık yaptıklarına gelır.yaratılan her zerrede allah ın ayınelerı yanı esma-ul husna sını bulan musluman dogayı yaratan ona orutusunu gıydıren ve can verenını suphe goturmez sekılde kabul eder.
her fırsatta kendı temelsız ve tamamen hastalıklı fıkırlerını desteklemek ıcın yaratıcının adetullahına mutlak anlamda ters dusen olguları benımserler ve burda da tesaduf kelımesı ıle karsımıza cıkmıslardır..amac oncelıkle maddedın sonsuzdan gelıp sonzuza gıttıgını kanıtlamak ve evrım teorısnı yuceltmektır cunku herseyın baslangıcı futursuzca dıle gelen tesadufler sılsılesınden olsumustur.anlamsız hurafeler dıye azledılen nakılellerde bıle cıkarılabılecek dersler vardır oysa kendı korluklerını bılım kısvesı adı altında gızlemek onlar ıcın yaratanın kurarlarına yada yaratılıs gercegıne ınanmaktan daha kolaydır.ama vıcdanları bu konuda susmaz cunku tasıdıkları ve farkında olmadan unuttukları bır ruhları vardır.kulak kabartmazlar o ruhun ınlemelerını dınlemek ıcın.Her defasında yenı bır ınkar metoduyla yada aracıyla bıraz daha yaralarlar ruhlarını.kanarlar farkında olmadan ve bu kez baslar can acıları.artık baska bır ture burunurler kendı ınandıkları olcude.bu tur hayatta kalabılmek ıcın gırdıklerı ortamlarda agresıflesır saldırganlasır ve en kotusu hala cıglıkları ars ı alan ruhlarını ısıtmez bırer ınkarcı olurlar.bu ınsanlardan yaratıcının kabulu beklenmez elbette cunku onlar daha kendı ruhlarını bıle kendılerıne kabul ettırememsılerdır.kabul ettırmeyı bı yana bırakın yazdıkları her ınkar satırında acabalar ve ıtırafları dugumlenır bogazlarına ama yınede allah ı kabul etmek bunların hepsını yasamaktan daha kolaydır onlar ıcın.
bılmezler kı kabul edecegı gercek ta kendısıdır cunku yuce ALLAH ınsanı halefi olarak yaratmıstır.o kutsal varlıgın bır parcası olup zatında ledunları acıp ıhsanlara gark olup mutluklar edınmek yerıne batıl olan herseyde oyalanır.
insan yasayısı ıcerısınde turlu merhalelerden gecer.bu merhalelerı halkalar olarak tesbıhler ısek ınsanın oz benlıgı en ıctekı halkayı olusturur daha sonrasında aılesı yakın cevresı ve arkadasları olarak halkalar artar ve dunya ıle ılgılı konular bu daıresel sıstemın en dıstakı halkasıdır.bu acıklamayı neden mı verdım cunku allahı bılmez ınsanlar yada bılıp kendıne bıle ıtırafdan kacınan ınsanlar ıste bu halkanın en dısı ıle mesgul olarak oyalarlar kendılerını..oysa ıclerınde feryat eden kendı ıc hakları yanı oz benlıklerı dıger bır ıfadeyle ruhları ıle ılgılenmezler.
yasam ınanan ıcın gunah degıl bılakıs allahın onu bulması ıcın tayın etmıs oldugu bır zaman dılımınde evrene yapılan yada madde boyutuna yapılan bır gezıdır.ama gelın gorunkı bu tıp ınsanların gunahlar kavramları ıle tanrıyı dıskalıfye etmek ıstemelerı pek normaldır.tanrı dedım burda rahatlıkla cunku ALLAH(C.C) boyle bır ısmı yoktur ve dıskalıfye olması da mumkun olmayan bır olay oldugu ıcın tanrı lafzı tevafuk olmustur.bu ınsanlara rabbımden hıdayet dıleyerek hosnutsuz kalmalrını onemsemıyorum bıle..
allahın kolesı olmak umuduyla,selam ve dua ile..

ben 11.05.2007 18:53:40
tesadüfen oluşan bir dünya milyarlarca yıldır varlığını sürdürüyor...
ama insan gibi bir canlı evrenin herhengi başka bir yerinde tesadüfen (nedense) oluşmuyor hem de milyarlarca yıldır...
insanın açısındaki zamandan bahsediyorum evrenin derinliğindeki zaman kavramı umrumda değil...
bir tesadüf daha olsun bilinçsizce bir hareketten başka bir gezegen oluşsun haydi güneş patlatsın poposunu ve insana benzer başka canlılar oluşsun başka gezegende...
ben güneşin parçası mıyım ki beni güneşten kopan bir kaynak parçanın çocuğu sayıyorsunuz...
dışarıda fırtına olduğunu bilmek için dışarı çıkmaya gerek yok, sesini duyarsın zaten...
bana dünya hayatına benzer başka bir tesadüf sonucu var olan bir hayatlık gösterin, nerede, yoksa evrenin sonsuzluğunda ne olduğunu biz bilemeyiz mi diyeceksiniz, eminim öyledir, eminim kara deliklerin arkalarında bir yerlerde farklı boyutlarda canlılar yaşıyordur da dünya herhangi bir şeyin merkezi olma görünümünden soyutlanmıştır...

12.05.2007 15:58:41
tesadüfen oluşan bir dünya milyarlarca yıldır varlığını sürdürüyor...
ama insan gibi bir canlı evrenin herhengi başka bir yerinde tesadüfen (nedense) oluşmuyor hem de milyarlarca yıldır...
insanın açısındaki zamandan bahsediyorum evrenin derinliğindeki zaman kavramı umrumda değil...
bir tesadüf daha olsun bilinçsizce bir hareketten başka bir gezegen oluşsun haydi güneş patlatsın poposunu ve insana benzer başka canlılar oluşsun başka gezegende...
ben güneşin parçası mıyım ki beni güneşten kopan bir kaynak parçanın çocuğu sayıyorsunuz...
dışarıda fırtına olduğunu bilmek için dışarı çıkmaya gerek yok, sesini duyarsın zaten...
bana dünya hayatına benzer başka bir tesadüf sonucu var olan bir hayatlık gösterin, nerede, yoksa evrenin sonsuzluğunda ne olduğunu biz bilemeyiz mi diyeceksiniz, eminim öyledir, eminim kara deliklerin arkalarında bir yerlerde farklı boyutlarda canlılar yaşıyordur da dünya herhangi bir şeyin merkezi olma görünümünden soyutlanmıştır...

Evrenin tamamı hakkında sana bilgi veren bir vahiy mi geldi de başka yerde canlı olmadığından eminsin uzay senin ve insanlığın onu bildiği ölçülerin dışında genişlemesini sürdürüyor. 1000 yıl önceki ile şimdiki evren algımız aynı mı? Değil. Kaldı ki daha plüton u net bir şekilde gözleyemez gidemezken tüm evreni gezmiş dolaşmış gibi 'Niye başka yerde tesadüfen hayat oluşmamış' diye zırvalaman da komedinin bir üst boyutu. Tesadüfen milyarlarca yıldız sistemi,galaksi,gezegen oluşmuş da gelip sana görünmediler ya da sen göremedin diye hayatın olmadığını başka nerenden uydursdun ispatı yokken Tanrılara tapınmayı biliyorsunuz işinize öyle gelince. İşiniz gücünüz düşünce tembelliği olanı bilmiş varsayıp sınır çizmek evreni yaşamı her şeyi egonuza hapsedip sınırlamak başka da bir şey yok. Siz bilgisizler öyle bir açgözlülük içinddesiniz ki işinize feelmeyince hadi göster nerde evrenin sonundaki restoran pasta istiyom ben diye bağırmayı bilimsel karşı tez sunmak zannediyorsunuz ama ortaya koyduğunuz bir şey yok asıl gerçeği reddenler de sadece sizalersiniz adına inasnç dediğinniz için yanılgı yaratıyor.

Evet sen güneşin çocuğusun ne o onu da mı kendinden küçük görüyosun insaf ne var bunda? Aç gözlülüğe bak güneş de yetmemiş beyfendiye illa her şeyin ötesindeki kozmik dev in çocuğu olacak onu da hiç görmüş olsa bari. Smiley Bana herhangi bir şeyini göster ki güneşin yaptığından daha fazlasını yapmış olsun ve bir atomunu söyle güneş de varolmayan Allah ın sana direkt koyup da seni ondan ayrı kılan. Yok bütün atomların güneşin çekirdeğinde oluştu. Tabi bu güneşin değil şimdsi onu da bilmez zırvaslarsınız. Bu güneş sistemini oluşturan ağır elementleri yaratmış mavi dev eski güneş bahsettiğimiz. Sistem böyle işler önce mavi devlerin yarattığı ağır elementler ve sonra onlarla birlikte oluşmuş küçük yıldız ve gezegenler (bizim güneş sistemimiz) en sonda bu ağır carbonik hidrofen ve fosfor bağlarıyla uygun koşullarda reaktife olmuş biyolojik yaşam ve biyosfer. Bunu anlamayın her şeyi kulakdan dolma öğrenip Allah yaptı diyerek çıkın işimn içinden ve cehalette ısrar edin. Bu inancı zaten rahipler insanlar bir şey öğrenemesibn de bizi dinlesinler mutlak kabul ediş ile diye uydurmulşlar başka bir ilahi falan nedeni yok bunun uyanın. Şu anda da o yüzden köktencilerin bol olduğu yerde sömürü ve acının sonu yok.

Bir de şöyle durum var. Farzedelim ki teknoloji şu andakinden 1000 yıl daha ilerledi ve 10 milyon ışık yılı uzaktaki yıldız sisteminde bulunan gezegeni gözlemenin bir yolu bulundu teleskop ya da onun gibi bir alet ile. Hatta baktılar ki hayat da var ama insan yok. Ama belki de biz orayı gözlerken onklar çoktan uzayda kolni bile kurdular bunu karşılaşmadan asla bilemeyeceğiz. Çünkü baktığımız 10 milyon yıl öncesi. Uzay-zamanın göreli yapısı ve muazzam büyüklüğü bizim görüşümüzü sınırlıyor. Öyleki teorik olarak yaklaşık 8 milyar ışık yılı uzaktaki galaksi bizden ışık hızıyla uzaklaşacağı için bu aynı zamanda bizim gözlem sınırımız ondan ötesi tüm uzay bir karadelik olay ufkuna dönüşüyor görelilik ve genişleme yüzünden. Yani sınır bizim kesin bir yargıya nereden ulaştın tesadüfen şu niye olmuyor bu niye olmamış güneş niye insan sıçmamış gibisinden saçma sözlerle. Hiç bir şey birdenbire olmaz sizin gibi sabırsız ve bilimsel sabırdan uzak insanlar şu kısacık yaşamlarında tüm evrenin başını sonunu görme arzusu içindeler çocuk gibisiniz bu çok gülünç. Küçük dünyanızda ve yaşamınızda kıyameti görmek istiyorsunuz ama çok küçüksünüz koca evren size göre işleyişini belirleyecekm değil varolmuşsunuz akla dönüşmüşsünüz araşştırımn öğrenin nedir bu hastalığınız kim yaptı kim yaptı. Ben yaptım desem inanacakmısınız? Ama Allah dediğiniz soyut put a evrenin yasalarını mal edip bu yasaları o yazmış diyerek ona tapmayı gerçeklik sanma hastalığınız normal sayılıyor. Hayır o yazmadı biz öyle yazdık daha bilmediğimniz çok fazla şey var ve öğrendiğimiz aslında neyi bilmediğimiz neyi bildiğimiz değil. Çağlar boyu bilim şaşkınlık geçirerek önceki düşündüğünün çok daha ötesinde bir genişliğe ve boyutluğa ulaştı siz hala statik yapınızla geçmişin ve bugünün dogmalarını yaratıp orada saplanıp kalmak ile meşgulsünüz bununla mrezara girip yanınızda ödüllerle cennette gözünüzü açacağınıozı sdanıyorsunuz. Hayır bunlar hiç bir şey değil daha. Bu hiç sona ermeyecek başınız dönecek ve torunlarınız bu gelişen zeka ile evrilecekler. iz istemeseniz de böyle kalsın bu iyi bunu da tanrı yaratmış olsyun ben de sorulardan kurtulayım deme tembelliğinme sığınmak isteseniz de.

Sina sen hep aynı zırvaları yazıp dua gibi fikir yazdığından cevap vermekten sıkıntı geldi gene mi aynı şeyler. Yine aynı şeyleri söylemissin. Gerçi başka bir şey söyleyebilecek bilgin yok anlıyorum seni ama üzgünüm geviş getirmelerle uğraşamam nereye girsem orada tü tü tü diye tanrıya ve gökyüzüne yalvarıp hidayet diye yırtınan 'okuyucu ferisi' ile karşılaşıyorum. Fikir yok sadece ezberlediklerini okuyor biçimlendiremiyor bile yeniden. Neye inanacağımızı, bileceğimizi düşüneceğimizi bildiğini sanıyor. Kendine olan acımanı da bana mal etme ben iyiyim senin Allah ın olmadan sen beni ateşe attırmak içim kamuoyu yaratana kadar. Cehennem zebanisi korkunç tanrılara Allah put una ve diğer soyut putlara ihtiyacım yok boşuna sevaba girecem diye de yırtınma çünkü:

Reddettim tanrıyı karşıma çıkıp beni kül etsede!
Ben belki de şeytanım.
İstemiyorum tanrını,
Ve nefret ediyorum temsil ettiği ile birlikte,
Tüm varlığından,
Gerçekte hakimiyetin sembolü o,
Benim için sadece,
Ve nefretin yasası,
İnsanın ego yansıması,
Evrenin dev aynasında.
Buna hakkım var,
Senin inandığın kadar,
Uzak dur,
Çünkü ahlaksız olan sensin,
Bana her ahlaksız dinsiz dediğinde,
Küçümsemek için aklınca,
Fakat görüyorum ki,
Bu iki yüzlü ilahi yalakalığınla
Yalvarmaktasın sen aslında
Efendilerine,
Tanrına değil.
Çünkü gerçek bu dünya,
Ve onu çoktan unuttun sen
O yüzden allah ı yarattın yerine,
Kaybettiklerinin acısını da,
Unutabilmek için.
Sadece bir kelime senin için
Bir put allah
Son put,
Son peygamberin bile kıramadığı,
Boyun eğmeye alışmış,
Altın ineğe bile tapabilen,
Sembol meraklısı putperest,
Halk yüzünden.
Ve sen de putperestsin.
Bu tapınıcılığınla.
Tıpkı onlar gibi,
O yüzden dindarlar,
Uymaz hiç bir kurala,
Ve okumazlar bile kitapları,
Gözleriniz görmüyor,kulaklarınız işitmiyor,hissetmiyor,sevmiyorsunuz,
Duymuyorsunuz sağırsınız her şeye
Yeter istemiyorum
Senin inanç dediğin
Boyun eğmişliği
Bulurum ben yolumu
İçgüdülerimle
Onlar 6. hissim benim
Kelepçe ve zincirler değil.
Onlar sadece baş eğdirir,
Kölelik yaratır,
Tapınak bekçileri,
Ve ölüm vaizleri için.

Khaos

ben 12.05.2007 19:43:52
bana ters bişey söylememişsin ki, insanın yaşadığı hayat boyuncaki tesadüflerden bahsetmiyorum...
bu dünyanın yaşı hesaplanıyor ve milyarlarca yıl diyorlar, peki üstünde yürüyen insancıklar için bu rakam çok çok üstün bir rakam değil mi... biz bunu böyle algılıyoruz benim kendi algım var ve kendi algımla yaşıyorum, evren beni yaratmış ve bana bir bakış açısı vermiş eğer ben bu açıdan algılamayacaksam neden bana böyle bir açı verdi ve daha da ilginci neden benim kafama sorgulama dürtüsünü yerleştirdi ve ben de sorguluyorum... sorup sorup sonunda kocaman bir sıfır mı bulacağım...
evrenin merkezini dünya olarak belirliyorum çünkü ben dünyadan ayrılıp pek uzaklaşamıyorum belli ki uzaklaşmama gerek görmüyor evren ve ben kendi dünyamı gördüğüm açıdan merkez olarak kabul ediyorum...

güneşten koptum diyelim, o halde bende olan tüm özelliklerin kaynağı o güneştir, o güneş de kendini kapsayan daha boyutlu bir genişliğin parçasıdır...
eee yine aynı yere geldik, o güneş tüm evreni kaplamadığına göre benim tanrım güneş olamaz, güneşi de kapsayan sonsuz evren olur...(tanrıya gerek duyan biri için)
bunu buldum ama bunu anlatmak bulmaktan daha zor anlatamıyorum bir türlü, sözlerim devamlı ayrıntıya kaçıyor...

temel fikir şu: bende bulunan tüm özellikler, iradeler, algılar, hisler bunların hepsinin kaynağı mavi güneşi de kapsayan sonsuz evrendir, evrenin sonsuz olduğunu biliyorum, seziyorum, benim sezgim var ve eğer bu bende varsa mutlaka gereklidir...
kaynak olan evren de beni yarattığı için benim yaratıcımdır...
evren insan gibi konuşabilir mi diye sorun bana... konuşmaktan daha fazlasını yapar, ne boyutta yaptığını bilemiyoruz, ama şunu sezebiliyorum ki insanın konuşması evrenin sesinin indirgenmiş bir frekenssal çıktısı olması gerekir...(cümleleri kendime göre kuruyorum kusura bakmayın)...
ve onun duyup duymadığını sorun bana... duymalı, çünkü evrenin çocuğu kendine göre duyabiliyor, evrenin kendisi de kendine göre duymalı, bunu hangi boyutta yaptığını bilemiyoruz, daha fazlasını sorgulamıyoruz bile ama bunu sezebiliyoruz ki eğer bana duyma algısını verdiyse kendisi de duyuyor olmalı...
ben evrenin, payı bir olan paydası ise sonsuz olan kesir sayısıyım... ben bir duyuyorum evren ise sonsuz duyuyor, onu anlayamıyorum ama seziyorum...
peki o halde bu evren neden benim tanrım olmuyor benim sahip olduğum tüm özelliklerin kaynağı olduğu halde ona tanrı demeyi neden yakıştıramıyorsunuz bunu anlamıyorum, seni evren yarattı işte yoktan var etti demek insana göre bir sözdür, evrende "yok" diye bir şey yoktur, boşluk bile varlıktır... ona boşluk dersin ve ismi olduğu için o bir varlık olur...

dünyadaki yaratmayla evrendeki yaratma aynı değil evrenin derinliklerinde milyonlarca daha yaratma var biz sadece dünyadakini biliyoruz...
işte bu milyonlarca sayısını bile biz büyük görüyoruz sonsuzu nasıl görelim artık bunu düşünemiyorum...

12.05.2007 21:57:29
yaw neyse tamam ben. Senle genel açıdan bir fikir ayrılığımız yok senin söylediğin kavramlar zaten benim söylediklerimle aynı. Ben ümmetçiliğe ve mutlak boyun eğmeye dayanak arayan o nedenle de tesadüf diyerek evrensel ilkeleri görmezden gelip Allah da Allah diye tutturup başkav hiç bir şey öğrenmeye çabalamayıp bunun üzerinden sözde bilim ver siyaset yapanlara cevaben diyorum. Senle anlaşamama nedenimiz kavramsal oluyor hep verdiğimiz farklı anlamlardan dolayı. Smiley


Sayfa: [ 1 ] 2 3