SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Özgür değiliz, hiç birimiz...

Sayfa: [ 1 ]

25.03.2006 18:09:13
Özgür değiliz, hiç birimiz...
Özgür irade olanağı üzerine kısa bir yazı.

Çağımızın etkin düşünce akımı nedir? Budizm vs. gibi piyasa işi akımları saymazsak, buna hepinizin cevabı kesin ve net bir şekilde 'bilimsellik' olacaktır.
Söylemesi kolay, değil mi? Ama farkında mısınız, bunu söylerken ne hayalleri, ne mutlulukları bir kalemde silip atıyorsunuz? Yoksa farkında değil misiniz? Öyleyse hadi biraz algınızın kapılarını temizleyelim.1
Bilimsel düşünce dediğimiz şey temel anlamda olayların arasında bir neden sonuç bağı olduğu varsayımına dayanır. Taşı bırakırsanız düşer. Bırakmazsanız düşmez. Kütleçekimin sırrı çözüldüğü ve taşın düşmesi ile taşı bırakmanız arasındaki neden-sonuçsal2 bağı bildiğinize göre, taşı bırakmadan bile taşın düşeceğini bilebilirsiniz.
Fazla dikkat etmeden okuyup geçtiğiniz son cümleyi lütfen bir defa daha okuyun: "Taşın düşeceğini taşı bırakmadan bilebilirsiniz." Yani, hakkında yeterli ön bilgiye sahip olduğunuz bir sistemin gelecekte nasıl davranacağını daha olaylar gerçekleşmeden ayrıntıları ile bilebilirsiniz. Tam olarak şöyle diyebiliriz yani:

"Eğer bir insan herhangi bir an için doğayı oluşturan bütün nesnelerin durumlarını ve onlara etkiyen bütün kuvvetleri bilirse, ve de bu verileri işleyebilme yeteneğine sahipse; bu insan evrendeki en büyük nesnelerden en küçük atomlara kadar bütün nesnelerin hareketlerini tek bir formülde birleştirebilir. Bu insan için hiçbir şey belirsiz olmayacaktır; gelecek gibi geçmiş de gözlerinin önünde olacaktır.3

Pierre Simon de Laplace'ın açıklaması da adı gibi biraz uzun ama bütün önemli noktalara değiniyor. Peki haklı mı? Galiba evet. Ortaçağ'ın sonuna kadar birisi Avrupa'da böyle bir şey diyecek olsa sonu herhalde kalabalık bir meydandaki mangal partisinde olurdu. Dünya'ya Ortaçağ'dan birkaç yüzyıl sonra gelmekle akıllılık ettiğini söyleyebiliriz Laplace'ın. O bunları söylerken Newton diye bir dinsiz çoktan gezegenleri meleklerin hareket ettirmediğini ve gezegenler ile Güneş arasında Dünya ile bir elma arasında olan etkileşimin aynısından olduğunu söylemişti: İki nesne birbirlerini kütlelerinin çarpımı ile doğru, aralarındaki mesafenin karesi ile ters orantılı bir kuvvetle çekerler: Bunlar elma da olsalar gezegen de bu yasa değişmez. Aynı şekilde nesnelerin üzerlerine uygalanan kuvvet ile doğru, kütleleri ile ters orantılı olarak hızlandıkları da hem elmalar, hem gezegenler için geçerli bir yasadır.
Determinist4 düşünce Newton ile kollarını bir ahtapot misali beynimize dolamaya başlamıştı. Madem bu yasalar her yerde geçerliydi, o halde bu yasalar hakkında yeterli bilgisi olan birisi herhangi bir nesnenin davranışını önceden bilebilirdi. Bu bir felaket, değil mi?
Hala değil mi diyorsunuz? Az sabredin.
Newton, fizikte 'yasa' denilebilecek ilk buluşları yapmıştı.5 Bunun ardından ilerlemeler peşpeşe geldiler. Kimya ve diğer uygulamalı bilimlerdeki ilerlemeler artık insanın birçok konuda tahminler yürütmesine ve bunların büyük ölçüde doğru çıkmasına olanak veriyordu; yanlışlıkların sebebi hesap hataları ya da bilgi eksikliğiydi. Ve, insanların yemyeşil akıllarında determinist düşüncenin beton blokları yükselmeye başladı:

Herhangi bir sistemin başlangıç koşulları bütünü ile biliniyorsa, o sistemin gelecekte alacağı hal önceden hatasız olarak bilinebilir.

Doğa da, şu anda karşınızda duran gibi bir bilgisayardır. Girdiler ve çıktılar vardır, hangi girdinin hangi çıktıyı yaratıcağı bilinebilir. Laplace bunu zaten 3-4 paragraf önce söylemişti. Ama, o bunu söylerken henüz adı konmamış bir bilim vardı, ve maalesef bu bilim de determinizmden nasibini en az astronomi kadar alıyordu...
Nöroloji!6
Eğer herhangi bir şekilde bu yazıyı okuyorsanız, düşünmenizi sağlayan bir beyniniz ve bu beyninizde nöronlarınız7 vardır. Bu nöronlar sayesinde bu satırları okur, cümlelerin anlamlarını kavrar, "bunları yazan saçmalamış" şeklinde (ya da tersi) bir yargıya varırsınız. Bu yargınız yazıyı okumaya devam etmeniz ile başka bir siteye geçmeniz arasında bir seçim yapmanızı sağlar. Bütün bu algılar, yargılar ve seçimler kafanızın içindeki o şekilsiz organdaki nöronlar üzerinde gerçekleşir.
Beyniniz, nöronlardan oluşur.
Nöronlarınız, doğanın bir parçasıdır.
Doğa, deterministtir.
Sonucu bulmak zor değil: Beyniniz determinist bir sistemdir!
Ne demek bu? Eğer yazıya buraya kadar tutunduysanız, kesinlikle sonucu görecek yetenekten yoksun değilsinizdir, sadece görmek istemiyorsunuzdur. Beyniniz tıpkı dijital bir bilgisayar gibidir, belli girdilere belli çıktıları verir. Genleriniz, gelişiminiz, çevreniz, vs. beyninizin yapısını belirler. Yaşadığınız herhangi bir olaya, bu yapının belirlerdiği şekilde tepki verirsiniz, yapacağınız şeyler belli kurallara bağlıdır. Kalkıp tuvalete gitmeye bile siz karar veremezsiniz, alnınızda yazıyorsa gidersiniz, yazmıyorsa gitmezsiniz. Siz bir makinesiniz, bir robot, özgür iradeden yoksunsunuz...


Sayfa: [ 1 ]