|
||
| İnsan için "Bir toplum içinde yaşama içgüdüsü ile doğmuştur" denilir. Ama insanın sosyal bir varlık olmayıp, harici zorlamalarla kollektif hayata sürüklenmiş olabilir mi acaba? Ya da yaşadığımız tecrübeler mi bize tek başımıza yaşayamayacağımızı, bu sebeple de toplumun empoze ettiği fikirleri kabul etmemiz gerektiğini öğretmiştir bize? (Walla bu haftasonu birkaç akraba ziyareti yapmam gerekiyo da, canım istemiyo bahane arıyorum kendime.) Eğer yazdıklarımın ilki doğruysa, sosyal hayat kadın ve erkeğin birlikteliği gibidir. Yani doğaları gereği bütünleşmek için birbirlerine karşı meyilleri vardır. Eğer ikincisi doğru ise birliktelikler iki ülke arasında ki pakt gibidir. Tek başına düşmana karşı güçsüz olacakları için işbölümüne giderler. Üçüncüsü doğru ise, daha fazla kar sağlamak için sermayelerini birleştiren iki kapitalistin birleşmesine benzer. Bunlardan hangisi sebebi ile birarada olma ihtiyacı hissediyoruz sizce? |
||
|
||
| sevgi için. sevgimizi baylaşmak. muhabet için. birlikte olmak için. kaynaşmak için. dost olmak için. öyle seçtiğimiz için... sizce? | ||
|
||
| Yazdıklarının bazıları kanımca ötekilerden daha doğru ama hepsinin analizini yapmakta yarar var. 1) İnsanın içgüdülerinde bir toplum içinde yaşama olduğunu sanmıyorum. Çünkü ilk insanlar bireysel bir yaşam biçimi seçmişlerdi. Daha sonra bir araya gelmeyi akıl ederek yaşam kalitelerini ve sürelerini uzatmayı başardılar 2)İkinci olasılık aslında birbirini tamamlayan düşüncelerin bir araya gelmesi gibi. Yani bir arada bulunmanın nedeni dayanışma ve gücü artırma düşüncesine dayanıyor. Bu da kollektif bir hareket zorunluluğu demek ve toplumsallık adı altında yeni bir yaşam biçimi anlamına geliyor. 3) Bu olasılık da zaten yukarıda yazılanların başka bir yorumu gibi. Yani biz bir zorunluluktan toplumsallığı öğrendiğimiz için bugünkü modern yaşam tarzı ortaya çıkmıştır. Bu zorunlulukları kabul etmek ve ilişkileri ayakta tutmak adına istemediğimiz bir çok şeyi yapmak zorunda olduğumuz gerçeğini itiraf ederiz senin gibi (akraba ziyareti, komşu ile selamlaşma, bayram vb) Kadın ve erkek ilişkileri ise başka bir boyutu olayın. Yani bunların böyle olmasından da önce gelen bir durumu ifade ediyor. Kadın ve erkek yapılarından kaynaklanan farklılıklarla var olduklarını karşı cinse kabul ettirmeye çalışırlar. Aslında bu çatışma bir çeşit güç gösterisi gibi görünse de altında yatan yine sağlıklı nesiller yetiştirmeye yöneliktir. Burada hem kadının erkek tarafından kontrol edilmesi hem de kadının üretkenliği üzerinde durmak gerekir. Erkek gücünü kanıtlamak adına fiziksel olarak daha zayıf olan kadını egemenliği altına alırken, erkekler arasındaki çatışmadan kaynaklanan başka erkekleri yenme içgüdüsü ile de hareket eder. Toplum bu çatışmaları izlerken kadınlar daha fazla ezilmemek için bazen dayanışma içine girerler bazen bireysel olarak mücadele etmek zorunda kalırlar. Erkekler kendi aralarında da aynı dayanışmayı özellikle kadınlara karşı gösterirler ancak kendi aralarındaki güç çatışması atomun parçalanması kadar büyük bir enerji açığa çıkarır. Bu bir çeşit varolma savaşıdır ve bu savaşta kadınların yeri yoktur. Sonunda kazanan parayı, kadının en güzelini ve gücü elde eder. |
||
|
||
| Benim kadın ve erkek ilişkisini örnek vermem ilk şık için bir örnekti sadece. Yani kadının erkeğe olan yakınlığının doğal olması gibi, fertlerin de yakınlaşmaları doğal mıdır gibi. Ama ayrıca açmışsın, o da güzeldi. Aslında toplum, birlikte olabildiği müddetçe bir değer kazanıyor galiba. Toplumu bir otomobil gibi düşünün, hızlı bir taşıma aracı olabilir, ama tek şartı parçalarının bir arada olmasının gerekliliğidir, parçaları birbirinden bağimsız olarak ele aldığımızda ne taşıma işini gerçekleştirebilir ne de sürat işini. Yani zorunlu birliktelik var galiba. (Ben de bunları düşünerek yaptım ziyaretlerimi, naapıyım) |
||
|
||
| yedisinde ne ise yetmişinde de o dur... sözü dogru degil o zaman.. yaşanan ortam küçük nüanslarda etkili olabilir belki ama insan çevrenin insanı degildir insan kendidir.. toplumu oluşturan bireydir.. |
||
|
||
İnsan için "Bir toplum içinde yaşama içgüdüsü ile doğmuştur" denilir. onu diyen - ............ ................ ................. insan bence dünyaya - hayattan nefret ederek geliyor... yada hayata kötü olarak bakarak - dünyaya geliyor... |
||