SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: İzomorfizm İlkesi

Sayfa: [ 1 ]

24.03.2006 20:23:19
Algıların organize edilmiş bütünler olduğu kabul edilirken, Gestalt psikologları algıda yer alan kortikal mekanizma problemine döndüler ve algılanan Gestalten'in altında yatan nörolojik bağıntı teorisini oluşturmaya çabaladılar. Gestalt düşüncesinde beyin zarı, belirli bir etkileşim zamanında elementlerinin aktif olduğu, mekanik sinir sistemi kavramına ters, dinamik bir sistemdir.

Mekanik telefon santraline benzeyen sinir sisteminde sinirsel faaliyetler, duyumsal elementlerin çağrışımcı ilkeleri yoluyla alınır. Bu görüşe göre beyin pasif olarak işlem yapar ve alınan duyumsal elementleri aktif olarak organize etmeye veya değiştirmeye açık değildir. Ayrıca bu beyin görüşü, algı ile onun nörolojik kopyası arasında bire bir uygunluk olduğu anlamına gelmektedir.

Zahiri hareket üzerine yaptığı orijinal araştırmalarında Wertheimer beyin zarı faaliyetinin şekilsel bir bütünlük süreci olduğunu öne sürmüştü. Gerçek ve zahiri hareket hemen hemen aynı yaşandığı için, gerçek ve zahiri hareket için kortikal süreçlerin de benzer olması gerektiğini ileri sürmüştü. Bu iki hareket benzer türden ise, bunlara uygun bir beyin sürecinin olması da şarttır.

Bir başka deyişle, phi fenomeninin sebebini açıklamak için bilinçli veya psikolojik deneyim ile bunun altında yalan "beyin yaşantısı" arasında bir uygunluk olmalıdır. Biyoloji ve kimyanın da kabul ettiği bu ilke izomorfizm (isomorphism) olarak adlandırılır, izomorfizm ilkesine göre uyarıcı ve algı arasında bire bir uygunluk yoktur. Uyarıcının şekliyle uyuşan, algısal deneyimdir. Bu nedenle Gestalttın aslında gerçek dünyanın temsilleri olmakla birlikte, mükemmel kopyaları değildir.

Bir algı uyarıcının yalın bir kopyası değildir, tıpkı bir haritanın gösterdiği bölgenin yalın bir kopyası olmaması gibi. Bununla birlikte bir haritaya benzeyen algı şekil veya formda (morphic) temsil ettiği şeyle aynıdır (iso), böylelikle algılanan gerçek dünyaya güvenilir bir rehber olarak hizmet eder. Bu görüş üç temel Gestaltcı tarafından desteklenmiş ve Gestalt ekolüyle bağdaştırılmıştır.

Köhler bu düşünceyi 1920 yılında Statik ve Sabit Fiziksel Gestaltlar kitabıyla genişletmiştir. Köhler kortikal süreçlerin elektrik güçlerinin alanlarıyla benzer şekilde hareket ettiğini düşünmüş ve mıknatısın çevresindeki gücün elektromanyetik alanının bir hareket, gibi, duyumsal dürtülere karşılık olarak sinirsel aktivite alanlarının beyindeki elektromanyetik süreçler aracılığıyla oluşturulabileceğini ileri sürmüştür.

İzomorfizm kavramının çeşitli yönlerini ve kortikal beyin alanlarını incelemek amacıyla kapsamlı bir araştırma yürütmüştü. Köhler'e göre izomorfizm kavramı psikolojinin olduğu kadar, fiziğin, kimyanın ve biyolojinin de Gestalten'ı içerdiğini gösteren tutkulu çalışmaların aşamalarından birisidir.

Leonardo 24.03.2006 20:48:41
peki beynine uygun akımda ve miktarda elektrik vererek sabit fikirli birinin fikrini değiştirmesini sağlayabilirmisin?


Sayfa: [ 1 ]